MEMUR

15 TEMMUZ’DA VATAN VE MİLLET DÜŞMANLARINA İZİN VERMEDİK, VERMEYECEĞİZ

15 Temmuz, bin yıldır millet varlığımızı imha etmeyi başaramayan derin emperyalist yapıların, içerideki işbirlikçi uşakları olan Fetullahçı Terör Örgütü’nü (FETÖ) harekete geçirerek bir darbe girişimiyle başlattıkları işgal saldırısıdır.

Eğitim-Bir-Sen

15 TEMMUZ’DA VATAN VE MİLLET DÜŞMANLARINA İZİN VERMEDİK, VERMEYECEĞİZ

15 Temmuz 2016 tarihi, bin yıldır millet varlığımızı imha etmeyi başaramayan derin emperyalist yapıların, içerideki işbirlikçi uşakları olan Fetullahçı Terör Örgütü’nü (FETÖ) harekete geçirerek bir darbe girişimiyle başlattıkları hain saldırıların, milletimizin canı pahasına ortaya koyduğu destansı bir direnişle bozguna uğratıldığı zorlu ama istiklalimiz ve istikbalimiz adına o kadar şanlı, şerefli bir direnişin tarihe altın harflerle yazıldığı gündür. Eğitim-Bir-Sen olarak, temsil ettiğimiz asli mesuliyetimizin gereği, zorbalığın karşısına sadece sosyal medyada değil, alanlara, sokaklara inerek fiilen karşı çıktık. Söz konusu vatan olunca hiçbirimiz bir saniye bile tereddüt etmedik; sağımıza solumuza bakınmadık, bahane üretmedik, tereddüt etmedik, ihanetin üzerine üzerine yürüdük. Ses beklemedik, ses olduk. Yol aramadık, yol olduk. Topyekûn vatan savunmasında her üyemiz yüksek bir heyecan ve hareket kararlılığı ile özgürlüğün, inancın aşılmaz cephe hattını oluşturdu. Ulaşabildiğimiz tüm medya imkanlarını ve sosyal iletişim ağlarını hızlı, etkin, kararlı kullanarak Anadolu’nun her karışını direniş hattına dönüştürdük. Fedakar, imanlı milletimizle birlikte zulmün ve zalimlerin karşısına Anadolu’nun aşılmaz sıradağları gibi dikildik. O gece meydanlardaydık. Bugün de aynı inanç ve kararlılıkla milletimizin hizmetinde devletimizin yanındayız.

Doğal olarak içinde her türlü yalanı, caniliği, hunharlığı, hainliği, ihaneti barındıran bu saldırı, elbette dönemin seçilmiş iktidarını ama asıl doğrudan milleti ve devleti yok etmeyi amaçlamıştır. Bugün üzerinden 10 yıl geçen 15 Temmuz 2016 tarihi, işbirlikçi hain saldırıların, canımız pahasına destansı bir direnişle bozguna uğratıldığı zorlu ama istiklâl ve istikbalimiz adına bir o kadar şanlı, şerefli bir direnişin tarihe altın harflerle yazıldığı bir gündür.

Türkiye, küresel emperyalizmin bölgesel hesaplarını bozan başarılı atılımları sebebiyle, art arda sahneye konan yıkıcı, bölücü saldırıların hedefi yapılmıştır. Asırlardır millet varlığımıza dönük bölücü, yıkıcı çalışmalar, yakın geçmişimizde Gezi Kalkışması, 17-25 Aralık yargı darbesi girişimi, MİT TIR’larına yapılan operasyonlar gibi sahneye peş peşe konan saldırılardan sonuç alamayan küresel şebekeler, son çare olarak 15 Temmuz’da kanlı bir darbe ile işgal girişimi başlattılar. Dış bağlantıları açık olan bütün terör örgütleri, iğrenç bir ihanet ortaklığı ile ansızın her cepheden bütün güçleri ile saldırıya geçti.

Birçoğu devletin güvenlik birimlerine sızmış FETÖ üyeleri, bu darbe teşebbüsünde 35 uçak, 37 helikopter, 246 tank ve zırhlı araç, 3 gemi 3992 otomatik tüfek kullanarak devletin temel kurumlarına saldırmış, açtıkları ateşle direnen halkın üzerine ölüm yağdırmışlardır.

Genel kurul çalışırken millet hâkimiyetinin ve iradesinin tecessüm ettiği merkez olan Meclis binası roketlerle vurulmuştur. Yani darbeciler doğrudan milli iradeyi hedef almışlardır. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi makineli tüfek ve füze atışlarıyla vurulmuş, o sırada Marmaris’te bulunan sayın Cumhurbaşkanına ölüm timleriyle doğrudan suikast saldırısı yapılmıştır. Genelkurmay, MİT, Polis Özel Hareket Başkanlığı, Türksat ve Boğaz Köprüsü bomba ve füzelerle vurulmuş, TRT işgal edilmiş, Boğaz Köprüsü, özellikle büyük şehirlerin meydanları, namlusu halka çevrilmiş tanklarla kapatılmış, onuru, namusu ve var oluşu ile özdeştirdiği vatanına, iradesine sahip çıkmak için darbecilere direnen halka acımasızca ateş açılmış, katliam yapılmıştır. Akşam karanlığıyla başlayan hareket, gecenin kanlı bir şafakla aydınlandığı sabahın ilk saatlerine kadar destansı bir direnişle sürdü. İlk gün 248 olan şehit sayısı haftası olmadan 260’a çıkmıştır. FETÖ Terör Örgütünün 15 Temmuz’da kalkıştığı ihanet, bir darbe girişimi olmasının çok ötesinde açık bir işgal hareketidir.

Eğitim-Bir-Sen olarak, temsil ettiğimiz asli mesuliyetimizin gereği, bu zorbalığın karşısına sadece sosyal medyada değil, alanlara, sokaklara inerek fiilen karşı çıktık. Söz konusu vatan olunca hiçbirimiz bir saniye bile tereddüt etmedik; sağımıza solumuza bakınmadık, bahane üretmedik, tereddüt etmedik,ihanetin üzerine üzerine yürüdük. Ses beklemedik ses olduk, Yol aramadık yol olduk. Topyekûn vatan savunmasında her üyemiz yüksek bir heyecan ve hareket kararlılığı ile özgürlüğün, inancın aşılmaz cephe hattını oluşturdu. Ulaşabildiğimiz tüm medya imkânlarını ve sosyal iletişim ağlarını hızlı, etkin, kararlı kullanarak Anadolu’nun her karışını direniş hattına dönüştürdük. Fedakâr, imanlı milletimizle birlikte zulmün ve zalimlerin karşısına Anadolu’nun aşılmaz sıradağları gibi dikildik. Üyelerimizden şehit düşenlerimiz, yaralananlarımız oldu. Konfederasyonumuz Memur-Sen üyeleri Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. İlhan Varank, Altındağ Ertuğrulgazi Ortaokulu Müdür Yardımcısı Yusuf Elitaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Rifat Börekçi Eğitim Merkezinden Ali Alıtkan, Enerji Bakanlığı MTA Mühendisi Cuma Dağ şehit oldular. Yüze yakın üyemiz yaralandı. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz; mekânları cennet olsun.Onların kalbinde yanan ateş, üzerimize kâbus gibi çöken ihanetin karanlığını parçalamış, ufkumuzu aydınlatan güneşe dönüşmüştür. O kutlu insanlar imanın asaleti, asaletin cesaretiyle ihanetin karşısına dikilmeselerdi, bugün geride kalanlara ilahi bir ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş armağan edilmezdi.

Baştan sona aşağılık olan bu darbe ve işgal kalkışmasının en iğrenç yanı kanlı, kıyıcı ihanet planlarının suret-i haktan yani bizden gözükerek gizlenmiş olmasıdır. Aziz milletimizin ilim ve eğitim aşkını, merhamet ve iyi niyetini, dini duygularını istismar ederek kendini gizlemeyi başarıp büyüyen Fetullahçı casusluk şebekesi, devletin tüm organlarına özellikle yargı, asker ve polis teşkilatlarına sızdırdığı sütü bozuk, kanı bozuk köle ruhlarıyla kurduğu paralel örgütü o gece harekete geçirerek devlete el koymak, millete diz çöktürmek istemiştir. Bunlar hainden daha hain, alçaktan daha alçak, şahsiyeti silik, onursuz, omurgasız, şerefsiz Mankurt’lardır. İnsan, ekmeğini yediği, suyunu içtiği memleketi, milleti aleyhine nasıl olur da düşmanın emrine girer? Milletin gasp edilen imkânları ile yine bu milletin alnına ve şakağına silah dayamanın ahlaki sefaleti, başka hangi sıfatlarla tahkir edilir? Bunlar millet düşmanı ihanet şebekelerinin robotlaştırılmış ruhları, satılmış vicdanlarıdır; bunun başka bir izahı olamaz.

Bunlar hangi kılık, maske ve kisve ile ortaya çıkmış olurlarsa olsunlar, kişiliksiz hainlerdir. Psikoloji ilmi bu çamur, bu çarpık benliği açıklamakta yetersiz kalır.Milletin iyilik ve yardım duygularını dini motifleri bile istismar etmekten çekinmeyerek kullanan bu şeytani yapı, her türlü ihanet ve kötülüğün altından çıkabilir. Çünkü bu ruh hali ülkeye ve millete zarar verdiği, düşmanın kılıcını salladığı ölçüde kendini başarılı ve mutlu saymıştır. Olumsuz etkileri sürmekte olan bu acı tecrübeden ve milletin kesin tepkisinden sonra bile nedamet getirmeyip hâlâ hıyanet planlarına devam ve teşebbüs etmeleri, ihanete ayarlı iğrenç benliklerinin anlaşılması imkânsız seviyesini göstermektedir. Bunlar düşmandır; düşman işbirlikçileridir. Aziz milletimiz, derin, şaşmaz feraseti ile tehlikeyi sezmiş, görmüş, anında ölümüne direnişle cevap vermiştir.

Darbenin başarısız, direnişin başarılı olmasında devlet ve millet bütünleşmesinin payı büyük olmuştur. Millet liderini, lideri milletini yalnız bırakmamıştır. Karşılıklı sahiplenme aşılmaz, yenilmez bir güce dönüşmüştür. Darbecilerin hain, kirli amaçlarına, fitnenin, fesadın, ihanetin egemenliğine geçit ve izin verilmemiştir. Tehlike ilk dalgası ile savuşturulmuş, ölümcül darbe yapmak isteyenler, ölümcül darbe yemiştir. Darbeyi direnişle devrime dönüştüren Türkiye, bugün dünden daha güçlü, daha canlı, daha uyanıktır. Nitekim Türkiye, ülkesi ve milleti ile o karanlık gecenin kâbusundan yeni bir yüzyılın şafağınauyanmış ve küresel bir güç ve ağırlık merkezi olma yolunda hızla ilerlemektedir.

Kendi iradesine sahip çıkmayı onur ve namus meselesi bilen aziz milletimizde, özgürlük ve bağımsızlık bilinci kuvvetli bir şekilde güncellenmiş; bu bilinç dünya görüşünün temel dayanağına dönüşmüştür.

15 Temmuz’un hemen ertesi gecesi bütün Türkiye’de sembolik olarak bir ay boyunca her gün sabahlara kadar demokrasi ve milli egemenlik nöbeti tutan aziz milletimiz, bütün dünyaya çok net bir mesaj vermiştir.

Milleti alçakça hedef alıp vuran darbelere ve darbecilere lanet olsun. Tertemiz yüreklerin nurlu, onurlu direnişine ve direnişçilerimize selâm olsun.

{ "vars": { "account": "G-DWD9KP42D3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } < type="adsense" data-ad-client="ca-pub-7735276658433681">