Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan’ın, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yaptığı basın açıklamasıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!
Mondros Mütarekesi ile diz çöktürülmek istenen Türk milleti, tüm imkânsızlıklara rağmen umudunu yitirmedi. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a ilk adımını attı. Bu adım, emperyalizme ve tutsaklığa karşı yakılan bağımsızlık meşalesiydi.
Bağımsızlığa giden bu zorlu yolda Türk milleti, “hürriyet ve istiklal” ülküsü etrafında tek yürek oldu. Kadını, erkeği, genci, yaşlısıyla herkes, vatan topraklarını savunmak için seferber oldu.
Bu süreçte Havza Genelgesi ile milletin uyanışı başlatıldı; Amasya Genelgesi’nde yer bulan “milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” sözü, mıh gibi Türk milletinin aklına kazındı. Ardından toplanan Erzurum Kongresi ile manda ve himaye kesin olarak reddedildi ve Temsil Heyeti oluşturularak milli mücadelenin temelleri sağlamlaştırıldı.
Sivas Kongresi ile milli irade daha da güçlendi; Temsil Heyetinin yetkileri genişletildi. Temsil Heyeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılana kadar milli direnişi organize eden, milli mücadeleyi yöneten en yetkili organ olarak görev yaptı.
Ve nihayet, Meclisin açılmasıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesi tüm dünyaya ilan edildi. Gazi Meclis, Kurtuluş Savaşı’nın yürütüldüğü bir karargâh olmasının yanı sıra milli iradeyi esas almış, millet egemenliğini her şeyin üstünde tutmuş ve tam bağımsızlığı en yüce ülkü edinmiştir.
Büyük Atatürk, Türk yurdunun bağımsızlığını kazanmasının ardından da demokratik ve hukuk ilkelerine dayanan, cumhuriyetle yönetilen çağdaş bir devlet kurma idealini hayata geçirmiştir. Zira Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Temsil Heyeti’ni oluştururken ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarken de amacı yalnızca bağımsızlığı sağlamak değil; aynı zamanda çağdaş, demokratik, güçlü ve müreffeh bir devletin temellerini atmaktı.
Bizim için Türkiye Büyük Millet Meclisi;
Cumhuriyete uzanan sürecin temel yapı taşıdır.
Aziz milletimizin egemenliğinin tecelli ettiği demokratik temsil kurumudur.
Âligeleceğimizin güvencesi; bekamızın teminatıdır.
Yetkiyi doğrudan milletten alan ve bu yetkiyi yine millet için kullanan yasama organıdır.
Toplumdaki farklı fikirlerin temsil edildiği ve sağlıklı bir istişare sürecinin yürütüldüğü bir zemindir. Bu zeminin korunması ve güçlendirilmesi, milli egemenliğin, milli iradenin, demokratik kültürün devamı açısından büyük önem taşımaktadır.
23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür.
TBMM’nin açılışı, aynı zamanda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır. Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan, dünyada çocuklara adanmış tek bayram olmasıyla özel bir anlam taşımaktadır. 23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür.
Cumhuriyetimizin ilelebet varlığını sürdüreceğine olan inançla ikinci yüzyılını idrak ederken ve 21. yüzyılın Türk Asrı olacağını vurgularken; 23 Nisan’ın, çocuklarımızın özgürce oyun oynayabildiği, çocukluklarını doyasıya yaşayabildiği ve haklarının güvence altına alındığı bir bayram olması büyük önem taşımaktadır.
Çocuklarımızın kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması bir beka meselesidir.
Bu noktada, çocuklarımızın kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması bir beka meselesidir. Okullarımızda yaşanan son saldırılar, hem öğrencilerimizin hem de öğretmenlerimizin ve tüm eğitim çalışanlarımızın can güvenliğinin ne denli büyük bir tehdit altında olduğunu acı bir şekilde gözler önüne sermiştir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklarımızın yüzlerinin gülmesi gerekirken çocuklarımız bugün korku ve endişe içindedir; arkadaşlarının yasını tutmakta ve travmaların gölgesinde büyümektedirler. Bu tablo, yalnızca bugünü değil, yarınlarımızı da tehdit eden derin bir soruna işaret etmektedir. Şayet geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, güvenli ve umut dolu bireyler olarak yetişmesini istiyorsak; okullarımızda güvenliğin güçlendirilmesi, önleyici tedbirlerin artırılması ve tüm paydaşların kararlılıkla iş birliği içinde hareket etmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Unutulmamalıdır ki; şiddet sarmalına sürüklenen okullarımız, güvenli alanlar olmaktan çıkarsa, eğitimin temelini oluşturan huzurlu eğitim ortamı telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar görecektir.
Öte yandan 23 Nisan, tüm çocuklarımızın sağlık ve eğitim hizmetlerinden eşit ve adil şekilde yararlanabildiği, her türlü istismardan uzak tutulduğu, beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılandığı bir bayram olmalıdır. Her çocuğun güven ve huzur içinde büyümesi, fırsat eşitliğine sahip olması 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın taşıdığı ruha uygun olacaktır.
Şehit çocuklarımız da bizlere emanettir. Biz öğretmenler, vatanı için canını feda eden şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyor; 23 Nisan’da hiçbirini unutmuyoruz. Onlar devletimizin ve milletimizin çocuklarıdır. Şehitlerimizin kıymetli çocuklarına sahip çıkmak, bizim en öncelikli sorumluluğumuzdur.
İstiklalden istikbale uzanan bu kutlu süreçte; varlığını vatanımızın bağımsızlığına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin payidarlığına adamış aziz milletimizin azmi, kararlılığı ve fedakârlığı yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir.
Bu minvalde, TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyor; bu toprakları bizlere vatan yapan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi, Kahramanmaraş’ta yitirdiğimiz körpecik canlarımızı ve şehit öğretmenimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.