Elginkan Vakfı tarafından düzenlenen 5. Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Kurultayı İstanbul'da başladı.

Beşiktaş'ta bir otelde düzenlenen kurultaya Türkiye'den ve yurt dışından çok sayıda akademisyen ve Türkolog katıldı.

Kurultayın ilk gününde "Geçmişten Günümüze Yazılmayan Türkçe-Türkçenin Art ve Eş Zamanlı Değişkeleri" başlığı altında Türkçenin yazılı olmayan kelime zenginliği ele alınarak, bu alandaki çalışmalar hakkında bildiriler sunuldu.

Elginkan Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mehmet Vecdi Gönül ve Elginkan Vakfı Türk Dili ve Edebiyatı Kurultayı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın açılış konuşmalarını yaparak, kurultay hakkında bilgi verdi.

Program, Doğan Hızlan'ın moderatörlüğünde Turhan Günay, M. Sabri Koz ve Yusuf Çotuksöken'in konuşmacı olarak yer aldığı açık oturum ile devam etti.

Kurultayın ilk gününde "Türkçenin Ağızları, Sosyal Değişkeler Açısından Türkçe, Türk Argosu, Türk İşaret Dili, Meslek Dilleri (Jargon), Gizli Diller ve Teklifsiz Konuşmada Türkçe" alt başlıkları ele alındı.

- Türkçeden Sırpçaya geçen çok fazla kelime var

Kurultaya katılan uluslararası isimler, programdan sonra AA muhabirine açıklamada bulundu.

Sırp Bilimler ve Sanatlar Akademisi Türkçe Araştırmacısı Prof. Dr. Marija Djindjic, uzun yıllardır Türkçe üzerine saha araştırmaları yaptığını, birkaç yıl önce Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan Sırpça-Türkçe sözlüğünü hazırladığını söyledi.

Djindjic, "Sırpçada çok fazla Türkçe kelime olduğu tespit edildi. Sözlükte yaklaşık 51 bin kelime bulunuyor. Akademide Leksikograf olarak çalışıyorum. Türkçeden geçen kelimeler üzerine araştırmalar yapıyorum. Sırpçada 3000 civarında (Türkçe) kelime var ve bunları kullanıyoruz. En az yarısı yani 1500 kelime dilimizde tamamen kalacak çünkü dilimizde karşılığı yok. Mesela yastık, tavan, kaşık gibi... Bunlar Sırpçaya yerleşmiş" dedi.

Sempozyuma, Bilim Kurulu Üyesi olarak katıldığını ve Türkçe araştırmalarına devam edeceğini dile getiren Djindjic, "Makedonya ve Kosova ile Sırbistan'ın güneyinde hala yazılmayan Türkçe kelimeler var. Ailemin de yaşadığı Güney Sırbistan'da çok fazla yazılmamış kelimeler var. Gelecek nesiller de bu kelimeleri öğrensin." diye konuştu.

Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kızılgül Abdulayeva da dilin kültürel önemi hakkında değerlendirmede bulundu.

Gözden kaçırmayın

50 yıl sonra cübbe giyip kep fırlattılar 50 yıl sonra cübbe giyip kep fırlattılar

Konfüçyüs'ün dilin toplumdaki en önemli şey olduğu şeklindeki sözlerini hatırlatan Abdulayeva, "Sözler düzgün anlaşılmazsa fikir ve düşünceler düzgün anlaşılmaz. Fikir ve düşünceler yeterince anlaşılmazsa görevler yerine getirilemez. Görevler yerine getirilemezse adetler, medeniyetler yok olur. Bunlar yok olursa şaşkınlık içine düşen halk nereye gideceğini bilemez. Onun için toplumda dilden önemli hiçbir şey yoktur. Dil adalete, adalet dile hürmet eder." ifadelerini kullandı.

Programa Azerbaycan'dan katıldığı için büyük memnuniyet duyduğunu dile getiren Abdulayeva, şöyle devam etti:

"Biz ne güzel ki dile hürmet ediyoruz. Bunun için çaba harcıyor, öz katkımızı veriyoruz. Gururluyum burada olduğum için. Azerbaycan'dan gelen bütün araştırmacılar olarak inşallah katkımızı vereceğiz. Türkiye Azerbaycan, Azerbaycan Türkiye demektir. Her ikisi de var olsun."

Elginkan Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Gaye Akçen de vakıf olarak kültürel çalışmalara devam edeceklerini, bu bağlamda Türkçenin korunmasının önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

Akçen, şunları kaydetti:

"Biz inşallah vakfımız yaşadığı sürece Türkiye'ye böyle bir hizmet yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Türk Dil Kurumu ile çalışmaktan ayrıca mutluluk duyuyoruz. Her zaman destek olacağız. Kendi toplumumuzda insan yetiştiriyoruz. Önce aile yapısına bakarım. Aile hayatı düzgünse iş hayatı da düzgün olur. Biz bunlara çok önem veriyoruz."

5. Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Kurultayı yarınki oturumlarla devam edecek.