İngilizce “money”, Almanca “geld”, İtalyanca “i soldi”, Fransızca “argent” ya da hepimizin bildiği Türkçe ismiyle “para” sözcüğü dilimize Farsça pâre (küçük para) sözcüğünden geçmiş, icadından itibaren insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası oldu.

Para, değişim aracı işlevi sayesinde, iki mal ya da hizmetin değişimi esnasında bir üçüncü mal olarak devreye girer ve bu takasın farklı zaman ve yerlerde gerçekleştirilmesine olanak sağlar. Değişim aracı olma işlevini yerine getirirken aynı zamanda değişime konu bu iki mal ve/veya hizmetin aynı ölçü birimi ile ifade edilmesini sağlayan hesap ve değer birimi olma işlevini gerçekleştirir. Para, insanlığın gelişimine ve üretilen değerleri koruma ihtiyaçlarına hizmet ettiği için yukarıda sayılan iki temel işlevin yanı sıra bir birikim unsuru olarak da görülmektedir. Modern zamanlarda ise paranın bu özelliklerine ek olarak gelişmiş ekonomilerde bir iktisat politikası uygulama aracı olma özelliğinin de eklendiğini söyleyebiliriz.

Para, tarih sahnesine M.Ö. 7. yüzyılda Anadolu’da çıkmıştır ve ilk para Lidyalılar tarafından çekiçle darp edilerek basılmıştır. Bu nedenle, günümüzde paranın üretim yerine darphane deniyor. Anadolu toprakları ilk kez para basılan yer olmasının yanı sıra Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul Simkeşhane’de kurulan dünyanın ilk büyük darphanesinin kurulması vesilesiyle de uygarlık gelişimine katkı sağladı.

Paranın kağıt olarak dolaşıma girmesi ise M.S. 7. yüzyılda Çin’de gerçekleşti. Darp edilmiş madenlerden oluşan bu değer saklama araçları, sahipleri açısından korunma ihtiyacını da beraberinde getirdi. Özellikle tüccarlar, seyahatleri sırasında taşıma zahmetine ve riskine katlanmamak için güvendikleri kişilere bu değerli madenleri emanet ederek karşılığında yazılı bir senet almaya başladı. Zaman içerisinde bu emanet senetlerin üçüncü kişilere mühürlenip devredilmesi yani ciro edilmesi ile ekonomik değerlerin dolaşımının hızlanmasına neden oldu. 1120 yılına gelindiğinde merkezi hükümetler paranın önemi ve üstünlüklerini farkederek paranın basımında tekel oluşturarak devlet paralarının basılmasına başlanmıştır.

Down sendromlu özel çocuklara akademik eğitim verildi Down sendromlu özel çocuklara akademik eğitim verildi

19. yüzyılın ortalarına kadar ticari bankalar kendi banknotlarını çıkartmaya devam ettiler. Bu para çeşitliliğini ortadan kaldıracak şekilde modern anlamda ilk merkez bankası 1844 Banka Kurma Kanunu (The Bank Charter Act) ile kendisini buldu. %100 altın ve gümüş karşılık bulundurma ilkesi 1930’lu yıllara kadar hakimiyetini sürdürdü. Böylece para arzı üzerindeki tek etki İngiltere Merkez Bankası’nda kaldı.  Bu süreçte bankalar çıkardıkları banknotların aynı anda kullanılmayacağı varsayımıyla fiziksel rezervlerinin toplam değerinden daha yüksek değerlerde banknotları krediler şeklinde piyasalara sundular. Bu perspektif sayesinde artık paranın, karşılığı olan madenin içsel değerinden bağımsız olarak sosyal ve yasal bir değeri oldu modern para tanımı doğdu.

Bu dönemin bir sonucu olarak dolaşımda olan paranın değeri, eski zamanlarda olduğu gibi referans madenlerden ziyade itibari değerleri ile belirlenmektedir. İtibari değer, devlet tarafından yasal ödeme aracı olarak çıkartılmış olan, kabul edilmesi gereken ve değerli bir madene dönüştürülemeyen kağıt paradır. Yani bugün kullandığımız, Merkez Bankası’nın bastığı kağıt paradır.

Ancak bütün bu bilgilere rağmen Bitcoin başta olmak üzere kripto paraların ortaya çıkışını, süreç içindeki gelişimini, kullanım alanlarını ve kullanıcı sayısını incelediğimizde durumun pek çok sebepten ötürü bunun tersi olduğu görmekteyiz.

Dünyanın 2008 ekonomik kriziyle sarsıldığı, insanların finansal sisteme olan inançlarını kaybettikleri günlerde, ortaya Satoshi Nakamota isimli biri çıktı. Yok, düşündüğünüz gibi değil! Bu isim, finansal sistemi kurtaracak süper kahraman değildi. Aksine, mevcut finansal sisteme alternatif sunuyordu. Önerdiği şey ise, blockchain (blok zincir) teknolojisine dayanan kripto paraydı.

2008 Kasımı’nda genellikle şifreleme üzerine çalışanların takip ettiği “Cryptography Mailing List” ile Bitcoin protokollerini yayınlaması büyük yankı buldu. Makale'nin yazarı Satoshi Nakamoto'dur. Gerçek ismi, mahlası veya bir ekibe ait unvan olduğu konusunda tartışmalar vardır. Üretilebilecek en fazla Bitcoin sayısı genesis blokta belirtilerek 21 milyonla sınırlandırılmıştır. İlk Bitcoin transferi Satoshi Nakamato'ya geliştirmesi için ona yardım sağlayan kriptograf Hal Finney arasında gerçekleşmiştir. Kripto para kavramı, aslında ekonomistler arasında daha önce de tartışılmış, ancak hayat bulmamıştı. Satoshi Nakamato, 2009 yılında Bitcoin’ in ilk versiyonu üretti ve mail aracılığıyla bir araya getirdiği ekibi ile birlikte, 2010 yılına kadar Bitcoin’in geliştirilmesi üzerinde çalıştı, 2011’de ise “artık başka şeylerle ilgilendiğini” belirten bir mesaj atarak, sırra kadem bastı.

Blok zinciri, anlamak için öncelikle P2P, yani “Peer to Peer” protokolünü anmak gerekiyor. Türkçe’ye ‘Eşten Eşe Bağlantı’ olarak çevrilen P2P, birden çok bilgisayarın veri paylaşımı sağlayabildiği bir depolama sistemi. Sistem, herhangi bir verinin tek tek değil, bir seferde milyonlarca bilgisayara gönderilmesi esasına göre çalışıyor. Bu durumda, veri tek bir merkezde değil, milyonlarca bilgisayar üzerinde depolanıyor. Bazı bilgisayarlar verinin tamamını, bazıları ise belli bir parçasını içeriyor. Veriyi elde etmek isteyen kişi, sistem tarafından bu veriyi çekebileceği en uygun bilgisayarlara yönlendiriyor. Ancak burada şifreleme (kriptolama) olmaması nedeniyle güvenli bir yapı söz konusu olmuyor. Bu şifrelemeyi sağlamak için, dağıtık kayıt defterleri (distributed ledger systems) adı verilen çözümler devreye giriyor. Blockchain (blok zincir) teknolojisi de bu çözümlerin farklı bir uygulaması. Blok zincir teknolojisinde, veriler bloklar halinde ele alınıyor ve yeni bir blok oluşturulduğunda bir önceki bloğun özeti alınarak birbirine ekleniyor ve sistem zincirleme birbirini tamamlıyor. Böylece, her blok oluşumunda önceki blokla ilişki kesilmiyor ve araya başkasının girememesi garanti altına alınıyor. Bu kriptolama yöntemi veri akışında yüksek güvenlik anlamına geliyor.

Bitcoin ağı 3 Ocak 2009'da hayata geçmiştir. İlk alışveriş 22 Mayıs 2010 tarihinde 10.000 Bitcoin karşılığında pizza alımı ile gerçekleşmiştir. Bugün ise 2015 yılı itibariyle kripto paralar, Pay Pal, Virgin Galactic gibi firmalarca ödeme aracı olarak kabul gördüğü gibi, Temmuz 2021’de yapılan bir araştırma Dünya’da kripto para kullanıcı sayısının 220 milyonu geçtiğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Greenpeace gibi kar amacı gütmeyen kuruluşlar tarafından da bağış olarak kabul edilmektedir.

Bunun yanı sıra kripto paraların riski de yok değildi elbette. Bu sanal paraların hiçbir regülasyona bağlı olmayışı ve taşıdıkları risklerin büyüklüğü gibi olumsuzluklar, sanal paraların banknotların tamamen yerini olması ihtimalini güçleştiriyor. Bunun yanı sıra iktisatta “Ponzi Oyunu” diye bir kavram vardır. Basite indirgeyecek olursak 90’lı yıllarda yaşanan “Saadet Zinciri olayı ve kısa süre önce Çiftlikbank Olayı buna örnektir. Daha teknik bir ifadeyle dile getirecek olursak, yüksek kâr getiren bir üretim varmış gibi göstererek yatırımcıları sisteme katmayı amaçlayan ve ilk yatırım yapanlara ödemenin sisteme sonradan katılanların parasıyla yapıldığı bir dolandırıcılık yöntemidir. Ortada yüksek kâr getiren bir üretim olduğu, bu üretim sayesinde yatırımcılara para ödendiği iddia edilir ve bu sayede sisteme yeni yatırımcılar çekmeye çalışılır. Ponzi şemasına katılımlar bittiği zaman, ortada kâr getiren bir üretim olmadığı için yeni yatırım yapanlara ödeme yapılamaz, sistem çöker ve ponzi şeması sonlanır.

Tüm bunlara rağmenyüksek güvenlik sağlayan yapısıyla blok zincir teknolojisi sadece kripto parayla ilgili olmaktan çıkarak, artık günümüzde bankacılık, finansal hizmetler, telekomünikasyon gibi birçok alanda kullanılmaya başlandı. Bitcoin gibi kripto paralar, zamanla başka bir ekonominin temellerini atarken, blok zincir teknolojisi, kripto temelli ödeme çözümlerini ortaya çıkararak, yenilikçi yöntemlerin önünü açıyor. Kripto temelli ödeme çözümleri, kredi kartları veya diğer online ödeme sistemlerinden farklı bir mantıkla çalışıyor. Kart ya da hesap sahibinin onayı ve ardından alıcının parayı çekmesi üzerine kurulu var olan sistemin yerine, para sahibinin doğrudan alıcıya iletmesi şeklinde çalışıyor. Her türlü transferin kaydının tutulması, üstelik bu kayıtların tek bir merkez yerine, bir ağın tamamında tutulması da kayıtların güvenliğini arttırıyor. Bu da blok zincir teknolojisini geleceğin ödeme ve para transferinin alt yapısını oluşturmaya aday gösteriyor.

  • Erman Duyar
  • https://teknocak.com/alternatif-odeme-araci-olarak-kripto-para/51