Türkiye’de çalışan, üreten, emek eden, katma değer katan, düşünen ve hayal edebilen herkes, derin bir yoksulluk ve yoksunluk girdabında debeleniyor. Açlık ve fakirlikle birlikte sessizliğe mahkûm edilen milyonlar, artık sesini çıkarmaktan dahi çekiniyor. Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının %80’i, çocuğunun geleceğinden endişeli; gençlerin hayal kurmalarının önüne çekilen barikatlardan rahatsız; gençlerin gözlerinde gördüğü korkuları ise haklı buluyor.
Çağımızın en büyük vebası “hissizlik” salgınına, memleket dahilinde herkes kapılmış durumda. Bu iyi bir şey değil! Sessizlik, umutsuzluk ve hissizlik, toplumsal çöküşün habercisidir. Hayatta kalmak, yaşamanın önüne geçmiş; hayal gücü ise yerini hayatta kalma güdüsüne bırakmıştır.
İleri Gitmek Adım Atmakla Başlar!
Bir ülkenin ekonomik açıdan ileri gitmesi, gerçek verilerle başlar. Ekonomik programların, gerçekler üzerine kurulması şarttır. Kurumların şeffaflık, adalet ve hukuk zeminine oturması; liyakat ve kariyer gibi temel unsurların en hassas terazi ayarında uygulanması, ileri gitmenin ilk adımıdır. Ancak 2025 yılı sonu itibarıyla, hassas terazi başında duranların terazisi bozuksa, kariyer ve liyakat temeli sökülüp atılalı uzun zaman geçmişse, ekonomik verilerde gerçek dışı ince ayarlamalar yapılıyorsa, kurumların şeffaflığı, adalet ve hukuk zemini delik deşik edildiyse; başa gelecek ileri gitme değil, felaket öncesi derin bir sessizliğin; geri adımın ayak sesleridir.
Asgari Ücret: Bir Ülkenin Vicdanıdır.
2026 yılı için belirlenen asgari ücret, “açlık sınırının” altında! Bu bir tesadüf değil, bir işarettir. Milletin genel refahı, huzuru ve umudunu kamçılayan bir ücret midir? Hayır! Açlık ve yoksulluğa alıştırılan, köleleştirilen bir ücretle karşı karşıyayız. Asgari ücret, bir çıpa, mastar, ölçü veya çerçeve olarak belirlenir. Açlık sınırının altında belirlenen bu ücret sonucunda memur maaşının, emekli maaşının ve çalışan herkesin geçim maaşının da açlık sınırının altına doğru çekileceğinin mesajıdır. Bu mesajı iyi okumak gerekir.
Bugün, açlık sınırı 30.000 lirayı, yoksulluk sınırı ise 97.000 lirayı aşmış durumda