Ankara’da bir iş adamını sahte imzalı senet ile dolandırdıkları iddia edilen akademisyen ve dayısının yargılanmasına başlandı.

Ankara’da bir iş adamını sahte imzalı senet ile dolandırdıkları iddia edilen akademisyen ve dayısının yargılanmasına başlandı.

Ankara’da 2010 yılında meydana gelen olayda, iddiaya göre, bir iş adamının 1 milyon 20 bin TL tutarındaki senedini ele geçiren M.T., akademisyen olan yeğeni O.A.’nın imzasını taklit ederek senetlerden 400 bin TL tutarında olanı icra takibine koydurmuştu. Olaya ilişkin hazırlanan iddianamede O.A. ve dayısı M.T. hakkında ‘resmi belgede sahtecilik’ ve ‘kamu kurum ve kuruluşları araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık’ suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nin yürüttüğü yargılama çerçevesinde Bakırköy Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen talimat duruşmasında, sanık O.A. hazır bulundu. Sanık, “Olay yaklaşık 10 yıl önce meydana geldi. M.T.’ye zaman içinde peyderpey verdiğim paralara karşılık borcu geri alamadım. Nakit parayı alamayınca M.T. nakdi senedi olduğunu söyleyerek onu vermeyi kabul etti. Ben de senedi kabul ettim. Senet tutarı 400 bin TL’dir. M.T. senedi kendisi bizzat ciroladı. Ben bu senedi icraya koydum. Yaklaşık 10 yıl geçti, hukuki süreç hala devam ediyordu. Hukuki sürecin lehime olduğu görülünce anlaşma teklif ettiler. Benim için önemli olan alacağımdı. Anlaşma tekliflerini kabul ettim ve vekalet gönderdim M.T.’ye. Anlaşmanın olmadığını öğrendim. Benim için orada olay bitti, normal süreç devam etti. Ben akademisyenim normalde. Bu şekilde anlaşma olmayınca şikayette bulundular ve huzurdaki davayı açtılar. Ben davacılar ile görüşmedim. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi istiyorum. Karşı taraf uzlaşmak isterse ben uzlaşmak isterim. Benim zararım tazmin edildiği sürece uzlaşabilirim” dedi. Mahkeme O.A. ifadesinin Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi.

İddianameden

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, 3 Mart 2010 yılı ve devamında meydana gelen olay anlatılmıştı. İddianamede, 2 kişi sanık olarak yer alırken, 5 kişi ile 2 şirket ise müşteki olarak almıştı. İddianamede müştekiler vekilinin şikayet dilekçesine yer verilerek “Müvekkillerin vefat eden babası O.A., arkadaşı olan banka müdürü O.B.’ye ticari işlerde kullanılması için finans temin edilmesi amacıyla bir kısım senetleri teslim etmiştir. O.B. isimli kişi ise kendisine teslim edilen senetleri finans temin edeceğini düşündüğü M.T.’ye vermiştir. Ancak O.A.’nın bilgisi ve onayı dışında bu işlem yapılmıştır. Kendisini sözde kuyumcu olarak tanıtan ama işi ve mesleği olmayan, dolandırıcılık işleri yapan M.T. ise hiçbir bedel ödemeden eline geçirdiği senetleri sahte imzalı cirolar ile işleme koyarak müvekkillerin tüm mal varlığına haciz koydurmuş ve müvekkilleri dolandırmıştır” ifadeleri kullanılmıştı.

Gözden kaçırmayın

Gözyaşları 4 yaşındaki Hafza için sel oldu Gözyaşları 4 yaşındaki Hafza için sel oldu

M.T.’nin bu senetlerden birini öz yeğeni O.A.’ya cirolattığı anlatılan dilekçede “T., yeğeni A. vasıtasıyla senetleri takibe koydurmuştur. 400 bin TL’lik senetle ilgili icra takibi başlatılmıştır. İcra dosyasındaki işleme konulan senet arkasındaki O.A.’ya atfen atılmış bulunan imzanın öz dayısı M.T. tarafından atılmış olunan imzalar olduğu, imzanın karşılaştırılması durumunda ortaya çıkacaktır” denilmişti.

Öte yandan imzalara ilişkin alınan bilirkişi raporunda, O.A. adına atılı bulunan imza ile mukayese imzaları arasında farklılık tespit edildiği ve imzanın O.A.’nın elinden çıkmadığı aktarılmıştı. İddianamede O.A. ve dayısı M.T. hakkında ‘resmi belgede sahtecilik’ ve ‘kamu kurum ve kuruluşları araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık’ suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.