EĞİTİM/ÖĞRETİM

Duygu Değer Temelli Esenlik Projesi

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğrencilerin sosyal-duygusal gelişimlerini desteklemeye yönelik Duygu Değer Temelli Esenlik Projesi ve bu kapsamda kurulacak dijital platform çalışmalarının değerlendirildiği çalıştaya katıldı.

Yusuf Tekin

Ankara Duygu-Değer Temelli Dijital Esenlik Projemizin Dijital Platform Hazırlık Çalıştayı Programı vesilesiyle değerli katılımcılarla bir araya geldik. Evlatlarımızın kendi hayat tecrübeleriyle anlamlandırması gereken duygu dünyaları; algoritmaların, akımların, kapalı grupların ve görünürlük yarışının içinde asıl bağlamından koparak başka istikametlere sürüklenebiliyor. Eğitimciler olarak bizim meselemiz, bu sürüklenmeye karşı çocuğun iç dünyasını güçlendirecek, değerlerini diri tutacak, mahremiyetini ve sınırlarını koruyacak güçlü bir maarif iklimi oluşturmaktır. İnanıyorum ki bugün burada gerçekleştirdiğimiz çalıştay da bu geniş sorumluluk alanında attığımız önemli adımlardan biri olacaktır. Çalıştayımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, kıymetli hocalarımıza, uzmanlarımıza, yöneticilerimize, öğretmenlerimize ve emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Çalıştayda katılımcılara hitap eden Bakan Tekin, göreve geldikleri günden itibaren çocukların akademik eğitim süreçlerini pedagojik açıdan destekleyecek ve eğitimden elde edilen verimi artıracak çalışmaları önceliklendirdiklerini söyledi. Tekin, çocukların aynı zamanda yaşadıkları toplumun ve milletin bir ferdi olarak sorumluluk bilinciyle yetişmelerinin temel gündem maddelerinden biri olduğunu kaydetti.

Konuşmasında Şanlıurfa'nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylara da değinen Tekin, yaşanan menfur olayların yürütülen çalışmaların önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi:

"Geçtiğimiz günlerde önce Siverek'te ardından Kahramanaraş'ta yaşadığımız olay bizi ziyadesiyle üzdü ama bir taraftan da bu yürüttüğümüz çalışmaların belki daha hızlı bir şekilde yürümesi, yani doğru yolda olduğumuzu ve daha hızlı hareket etmemizi bize salık veren bir durum oldu bizim açımızdan. Bu olaylar bizim uzun süredir üzerinde hassasiyetle durduğumuz çocuk, aile, okul iklimi, akran ilişkileri ve dijital mecralar başlıklarının aslında ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Çocuklarımızın iç dünyasını, aileleriyle kurduğu bağı, akran çevresini, okulda hissettiği aidiyeti, dijital mecralarda karşılaştığı içerikleri ve toplum olarak ürettiğimiz dili aynı bütünün parçaları olarak değerlendirmek durumunda olduğumuzu bir kez daha bize gösterdi. Bakanlık olarak biz de bu sorumluluk bilinci içinde bütün paydaşlarımızla birlikte kararlılıkla elimizden geleni yapmaya çaba sarf ediyoruz. Bugünkü çalıştayımız da aslında bu geniş sorumluluk alanı içinde attığımız önemli adımlardan biri."

Dijital dünyanın çocuklar açısından taşıdığı risklere dikkat çeken Tekin, teknolojik ve pedagojik gelişmelerin insanı merkeze alan yaklaşımın önüne geçmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Evlatlarımızı duygu, değer ve mahremiyet açısından daha güçlü desteklemek için ortak akıl ve istişare kültürüyle hareket etmeye çaba sarf ediyoruz. Bugün de burada yapacağımız müzakerelerle bize sahadan gelen gözlemleri takip ettiğimiz akademik çalışmaları, öğretmen tecrübelerini, Bakanlığımızın kurumsal birikimlerini aynı hedef doğrultusunda belki yeniden masaya yatırmış olacağız. İnanıyorum ki burada ortaya koyulacak her bir tespit, sunulacak her bir öneri ve paylaşılacak her bir tecrübe, dijital esenlik platformumuzun etik temellerini içerik yapısını ve uygulama süreçlerini güçlendirecektir. Bu vesileyle çalıştayımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum, katkı veren bütün arkadaşlara içtenlikle teşekkür ediyorum. Allah kendilerinden razı olsun."

"Önümüzdeki süreçte çocuklarımızın da görüşlerini ayrıca alacağız"

Çocukların dijital mecralarda hızla üretilen hazır duygu kalıpları ve olumsuz içeriklerle erken yaşta karşı karşıya kaldığına işaret eden Tekin, şunları kaydetti:

"Evlatlarımızın kendi hayat tecrübeleriyle anlamlandırması gereken sevinç, öfke, incinme, merhamet, mahcubiyet, adalet gibi hisler; algoritmaların, akımların, kapalı grupların ve görünürlük yarışının içinde asıl bağlamından koparak başka istikametlere sürükleniyor. Bizim meselemiz işte bu sürüklenmeye karşı çocuğun iç dünyasını güçlendirmek değerlerini diri tutmak mahremiyetini ve sınırlarını koruyacak güçlü bir maarif iklimi oluşturabilmek. Göreve geldiğimiz günden itibaren bütün mesaimizi çocuklarımızın hayatını aileden okula, akran çevresinden dijital mecralara kadar bütün temas alanlarıyla kavrayan güçlü bir maarif iklimi inşa etmek için ayırıyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizden rehberlik hizmetlerimize, okul aile işbirliğinden güvenli okul iklimine, sosyal duygusal öğrenme becerilerinden dijital okuryazarlık çalışmalarımıza kadar attığımız her adımda evlatlarımızı bilgiyle, değerle, beceriyle, aidiyetle ve sorumluluk bilinciyle destekleyen bütüncül bir bakış açısını tahkim etmek için çaba gösteriyoruz. Elbette daha önce kamuoyuyla paylaştığımız 'Duygu Değer Temelli Dijital Esenlik Projemiz' de bu bütüncül bakış açısının dijital çağdaki en önemli başlıklarından birisi olarak ilerliyor. Projemizle çocuklarımızın dijital ortamda karşılaştıkları durumları duygu ve değer süzgecinden geçirebilmelerini, kendi sınırlarını mahremiyetlerini ve başkalarının hukukunu koruyabilmelerini, dijital dünyada sorumlu, bilinçli ve ahlaki bir duruş geliştirebilmelerini hedefledik. Buradaki temel muradımız, evlatlarımızın hissettikleri duyguların ve benimsedikleri değerlerin farkına varması, dijital platformlardaki değer temelli tutum ve davranışlarının kalıcı hâle gelmesidir."

Proje kapsamında Ankara ve İstanbul'da yaklaşık 10 bin öğrenci ve öğretmenle görüşmeler gerçekleştirildiğini belirten Tekin, elde edilen veriler doğrultusunda duygu değer temelli dijital esenlik içerikleri hazırlandığını, farklı kademelerde pilot uygulamaların sürdüğünü ifade etti.

Çocukların duygusal farkındalığını, güvenli dijital ortamlarla buluşmasını ve sürece aktif katılımını önemsediklerini vurgulayan Tekin, şöyle konuştu:

"Evlatlarımız dijital dünyada bir içerikle karşılaştığında ne hissettiğini fark edebilsin, bir paylaşım yaparken mahremiyetini düşünebilsin, bir yorum yazarken başkasının hakkını da gözetebilsin, bir grup içinde dışlandığında, zorbalığa maruz kaldığında ya da yanlış bir yönlendirmeyle karşılaştığında başvurabileceği güvenli yolları bilebilsin, öğretmeninden ailesinden ve rehberlik mekanizmalarından destek alabileceğini hissetsin istiyoruz. Önümüzdeki süreçte çocuklarımızın da görüşlerini ayrıca alacağız Çünkü bu platformu çocuklarımız adına kurarken onların sesini, dilini ihtiyaçlarını ve tecrübelerini de dikkate almak istiyoruz. Öğretmenlerimizin gözlemi, ailelerimizin hassasiyeti, akademisyenlerimizin birikimi, uzmanlarımızın emeği ve çocuklarımızın kendi sesi bir araya geldiğinde dijital esenlik platformumuzun çok daha kuşatıcı çok daha işlevsel ve kalıcı bir yapıya sahip olacağına inanıyorum."

Tekin, sözlerini şöyle tamamladı:

"Buradan ailelerimize özellikle seslenmek istiyorum. Çocuklarımızın dijital dünyadaki yolculuğunda en güçlü koruyucu bağ, evde kurulan güven ilişkisidir. Evlatlarımızın hangi mecralarda vakit geçirdiğini, hangi içeriklerle karşılaştığını, hangi gruplara dâhil olduğunu, hangi kelimeleri yoğun olarak kullandığını, neye sevindiğini, neye öfkelendiğini, nerede içine kapandığını dikkatle takip etmek... Bunu baskıyla, korkuyla, suçlayıcı bir dille yapmadan sevgiyle, sabırla ve güven veren bir yakınlıkla sürdürmek bugün ailelerimizin çocuklarına vereceği en kıymetli desteklerden biridir. Medya kuruluşlarımızdan dijital içerik üreticilerine, teknoloji şirketlerinden sivil toplum kuruluşlarına kadar bütün paydaşlarımızı da çocuklarımızın ruh dünyasını, mahremiyetini, dikkatini ve değer dünyasını gözeten daha sorumlu bir dil ve tasarım anlayışına davet ediyorum. Çocuklarımızın ilgisini yakalayan her içerik onların iyiliğini, güvenliğini ve gelişimini de gözeten bir hassasiyetle üretilmelidir. Biz Bakanlık olarak çocuklarımızın dijital çağda güçlü bir şahsiyetle yetişmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."

Çalıştaya Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, Temel Eğitim Genel Müdürü Ebubekir Sıddık Savaşçı, Ortaöğretim Genel Müdürü Cengiz Mete ile Din Öğretimi Genel Müdürü Ahmet İşleyen de katıldı.

Dijital Esenlik Platformu için pilot uygulamalar sürüyor

Millî Eğitim Bakanlığınca yürütülen Duygu Değer Temelli Dijital Esenlik Projesi ile öğrencilerin dijital ortamlarda daha bilinçli, güvenli ve sorumlu bireyler olarak var olmalarının desteklenmesi hedefleniyor.

Üç fazdan oluşan proje kapsamında dijital esenlik modelinin oluşturulması, eğitim programlarının hazırlanması ve dijital esenlik platformunun geliştirilmesi planlanıyor. Projede nezaket, adalet, sorumluluk, empati, saygı ve mahremiyet gibi değerler merkeze alınıyor.

Proje kapsamında Ankara ve İstanbul'da öğrenciler ve öğretmenlerle saha çalışmaları yürütülürken farklı eğitim kademelerine yönelik pilot uygulamalar da hayata geçirildi. Ortaöğretim düzeyinde 23 pilot okulda uygulamalar tamamlanırken ilkokul düzeyindeki çalışmalar 40 ilde devam ediyor.

Projenin yeni aşamasında ise çocuklar için güvenli ve etik ilkelere dayalı bir dijital esenlik platformu oluşturulması hedefleniyor.

{ "vars": { "account": "G-DWD9KP42D3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } < type="adsense" data-ad-client="ca-pub-7735276658433681">