Üniversitelerde Eğitim 4.0: Dijitalleşme Yönetilebilir mi? 2026 yılında yayımlanan bir çalışmada, altı farklı ülkeden 12 akademisyenle yapılan görüşmeler aracılığıyla, yükseköğretimde “Eğitim 4.0” olarak adlandırılan dijital dönüşümün üniversitelerde nasıl uygulandığı ve ne tür değişimlere yol açtığı incelendi. Görüşmeler yapay zekâ ve dijital teknolojilerin, ders içeriklerinin iş dünyasının beklentileriyle daha uyumlu hâle gelmesine, bilgiye erişimin artmasına ve öğrenci merkezli öğretimin güçlenmesine katkı sağladığını gösterdi. Aynı zamanda bu dönüşümün öğretim üyelerine yeni öğretim araçları ve mesleki gelişim fırsatları sunduğu belirtildi. Çalışma, dijital dönüşümün yalnızca teknoloji yatırımıyla değil kurumsal destek ve etik bir çerçeveyle sürdürülebilir olabileceğine işaret etti. (Shal, T., ve ark., 2026, Frontiers in Education).
Her Kuşak Bir Öncekinden Daha mı Zekiydi? Norveç’te 1962–1991 yılları arasında doğan yaklaşık 740 bin erkeğin askerlik sırasında yapılan zekâ testleri incelendi ve çalışma, uzun yıllar boyunca kabul gören “Her yeni kuşak, bir öncekinden daha zekidir.” varsayımının artık geçerli olmadığını gösterdi. Araştırma bulgularına göre 20. yüzyıl boyunca gözlenen zekâ artışı (Flynn etkisi) 1970’lerin ortasında zirveye ulaştı ve sonraki kuşaklarda kademeli bir düşüşe geçti. Üstelik bu değişim, aynı ailede doğan kardeşler arasında da gözlendi. Bu sonuç, zekâdaki artışın da düşüşün de genetik nedenlerle değil eğitim, beslenme, sağlık, yaşam koşulları gibi çevresel faktörlerle ilişkili olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılara göre mesele “nesillerin daha az zeki olması” değil insanların büyüdüğü çevrenin değişmesidir. Bilimsel adıyla “Flynn etkisinin tersine dönmesi” zekânın sabit değil toplumsal ve çevresel koşullara duyarlı bir özellik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bratsberg, B. & Rogeberg, O, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS).
Aile Desteği Akademik Kariyeri Gerçekten Etkiliyor mu? 2026 yılında Çin'de 348 akademisyenle yapılan çalıșma; aile desteğinin akademik başarıyı doğrudan artırdığını, zaman yönetimi ve kariyere uyum sağlama becerileri üzerinden ise dolaylı olarak güçlendirdiğini gösterdi. Çalışma, kadınlar ve erkekler arasında da farklar olduğunu ortaya koydu. Kadınlarda aile desteği kariyeri doğrudan etkilerken erkeklerde bu etki zaman yönetimi ve kariyere uyum becerileri üzerinden gerçekleşti. (Liu, L., ve ark., 2026, Teaching and Teacher Education).
Krizlere Dayanıklı Okullar STEM Eğitiminde Fark Yaratıyor mu? 2026 yılında yayımlanan bir araştırma, STEM eğitiminin; okulların ve eğitimcilerin zorlu koşullarla başa çıkma biçimlerinden nasıl etkilendiğini ele aldı. Toplam 117 araştırmanın analizine dayanan bu çalışma, özellikle kriz dönemlerinde okulların eğitimi sürdürebilme kapasitesine odaklandı. Araştırma bulguları, STEM alanındaki başarının yalnızca müfredatın içeriğiyle açıklanamayacağını ortaya koydu. Öğretmenlerin iyi oluşu, öğrencilerle kurulan güven temelli ilişkiler, kapsayıcı sınıf ortamları ile okul yönetiminin sağladığı kurumsal destek STEM öğrenmesini etkileyen unsurlar olarak öne çıktı. Öğretmenlerin stresle baş edebildiği, okul ikliminin güvenli olduğu ve mevcut kaynakların etkili biçimde kullanıldığı durumlarda, öğrencilerin STEM alanlarında öğrenmeyi sürdürebildiği görüldü. (Dogaru, M., ve ark., 2026, Frontiers in Education).
Pandemi Sonrası Eğitimde Yeni Normal: Dijital Araçlar Kalıcı mı? 2026 yılında yayımlanan bir çalışmada, derslerin hem çevrim içi hem yüz yüze işlendiği süreçlerde, konu anlatımının yabancı dil öğrenimiyle birlikte yapıldığı bir yaklaşım olan CLIL ile ders videolarının etkileşimli şekilde kullanılmasını sağlayan EdPuzzle aracı birlikte ele alındı. Araştırmada bu yöntemlerin öğrencilerin derse daha aktif katılmasını sağladığı, zor konuların daha kolay anlaşılmasına ve öğrencilerin öğrenme sürecinde daha bağımsız hâle gelmesine yardımcı olduğu görüldü. Çalışma, pandemi döneminde kullanılan bu yenilikçi öğretim yöntemlerinin, gerekli teknik destek ve öğretmen eğitimi sağlandığında, pandemi sonrasında da öğretim süreçlerinde kalıcı biçimde kullanılabildiğini ortaya koydu. (Sula, G., Hoxha, M., 2026, Computers and Education Open).
Dijital dikkat dağınıklığı eğitimde giderek büyüyen bir sorun hâline geliyor. Bu sistematik derleme çalışması, nedenleri, sonuçları ve önleme stratejilerini kapsamlı şekilde inceliyor. Bulgular, sadece cihaz yasaklamanın ötesinde çok yönlü bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koyuyor (Martin, Long, Haywood & Xie, 2025, Education Tech Research Dev).
Yapay zekâ ve oyunlaştırma üzerine yapılan 175 akademik çalışmanın analizine göre: Oyunlaştırma; öğrencilerin yaratıcılık, eleştirel düşünme, iletişim ve iş birliği becerilerini güçlendiriyor. Yapay zekâ, kişiselleştirilmiş ve etkileşimli öğrenme deneyimleri sunarak bu becerilerin gelişimini hızlandırıyor. Öğretmenin rolü “bilgi aktaran”dan “öğrenme kolaylaştırıcısı”na dönüşüyor. Araştırma, 21. yüzyıl becerilerinin geliştirilmesinde oyunlaştırma + yapay zekânın önemini ve eğitimdeki dönüştürücü gücünü ortaya koyuyor. (Gómez Niño, Árias Delgado, Chiappe & Ortega González, 2025, Journal of Research in Childhood Education).