Kitlesel istihdamın geride kaldığı, farklı yeteneklerin önem kazandığı bir döneme giriyoruz. Prof. Yong Zhao’ya göre, yapay zekânın birçok beceriyi dönüştürdüğü bu çağda, klasik müfredat ve test puanlarına dayalı başarı anlayışı yeniden düşünülmeli. Eğitimde asıl mesele, öğrencileri tek bir ölçüte göre değerlendirmekten ziyade, onların güçlü yönlerini keşfedebilecek daha kapsayıcı yaklaşımlar geliştirmek. Peki, eğitim sistemi bireylerin özgün yeteneklerini daha görünür kılacak şekilde nasıl dönüşebilir?
“Geleneksel eğitime baktığınızda, sistemin insanların birbiriyle rekabet etmesi üzerine kurulu olduğunu görürsünüz. Buna meritokrasi diyoruz. Yani diğerlerinden daha iyi olmak zorundasınız. Bu bağlamda meritokrasi genellikle meşru kabul edilir; çünkü bu sistemden en çok fayda sağlayanlar, gücü elinde bulunduranlardır.” Prof. Yong Zhao
Sistem, insanları birbirleriyle rekabet etmeye ve tek tipleştirilmiş sınavlarla yarışmaya zorlar. Bu yaklaşım sadece “kazananları” ödüllendirirken, geride kalan milyonlarda toplumsal bir öfke biriktirir.
Peki, bu sürdürülebilir mi?
Zhao, rekabete dayalı modelin yerine “Human Interdependence Paradigm (İnsanlar Arası Karşılıklı Bağımlılık Paradigması)” modelini öneriyor. Bu model, bireyleri tek bir standartta yarıştırmak yerine, her birinin özgün yeteneğiyle topluma nasıl katkı sunabileceğine odaklanır.
Prof. Zhao’nun önerdiği model, eğitimi bireyleri ayrıştıran bir araç olarak değil, özgün potansiyellerin kolektif değere dönüştüğü bir zemin olarak ele alır. Bu yaklaşımda başarı, standartların üzerine çıkmakla ölçülmez. Aksine, farklı yeteneklerin birbirini tamamlaması ve birlikte anlam üretmesi olarak yeniden tanımlanır.