Ziyarette yükseköğretime ilişkin güncel konular hakkında görüş alışverişinde bulunulurken, Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Fatih İşcan, nazik ev sahipliği ve yakın ilgisinden dolayı Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Hüseyin Atar’a teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi.
Ziyaret programı kapsamında Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Fatih İşcan ve beraberindeki heyet daha sonra Ankara Üniversitesi yerleşkesinde görev yapan eğitim çalışanlarıyla da bir araya geldi.
Akademik ve idari personelin talep ve beklentileri, yükseköğretime dair sorunlar ve sendikal çalışmalara yönelik konuların değerlendirildiği ziyarette, Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Fatih İşcan, Türk Eğitim-Sen olarak eğitim çalışanlarının hak ve menfaatlerini korumak adına sahada olduklarını söyledi.
Akademik ve idari personele tayin hakkı tanınmalıdır.
İşcan ziyaretlerinde yaptığı konuşmada, üniversitelerdeki akademik ve idari personele tayin hakkı tanınmasının önemine dikkat çekti. Aile bütünlüğünün Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir hak olduğunu vurgulayan İşcan, üniversite çalışanlarının bu haktan yararlanabilmesi gerektiğini ifade etti. Tayin hakkının hayata geçirilmesinin, çalışanların aile birliğinin korunmasına katkı sağlayacağını belirten İşcan, bunun aynı zamanda akademik ve idari personelin moral ve motivasyonun artırarak çalışma verimliliğini yükselteceğini de bildirdi. İşcan sözlerini, “Üniversitelerdeki idari personele YÖK koordinatörlüğünde merkezi olarak nakil ve becayiş hakkı tanınmalıdır. Üniversitede görev yapan idari personellerin nakil için her yıl belirli tarihte merkezi olarak taleplerin alınması sağlanmalıdır. Aile bütünlüğünün sağlanması için tüm akademik ve idari personele tayin hakkı verilmelidir.” şeklinde tamamladı.
Yükseköğretim Tazminatı idari personele de ödenmelidir.
Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Fatih İşcan, Yükseköğretim Tazminatı konusunda yaşanan ayrımcılığın sona erdirilmesi gerektiğini belirtti. Yalnızca akademik personelin yararlanabildiği Yükseköğretim Tazminatının, yükseköğretimin çok önemli bir parçası olan idari personeli de kapsayacak şekilde tüm çalışanlara ödenmesi gerektiğini ifade etti. İşcan, Yükseköğretim Tazminatının kapsamının genişletilerek YÖK ve bağlı kuruluşlarda görev yapan tüm çalışanları kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesinin hakkaniyet ilkesinin gereği olduğunu da sözlerine ekledi.
Sendika temsilcileri yönetim organlarında yer almalıdır.
Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Fatih İşcan, 29 Ağustos 2005 tarihinde Türk Eğitim-Sen ile Hükûmet arasında imzalanan mutabakat metninin 9. maddesinde yer alan hususların aradan geçen uzun yıllara rağmen hayata geçirilmediğini hatırlattı.
İşcan, bu kapsamda araştırma görevlileri, öğretim elemanları ve doktor öğretim üyelerine kadro güvencesi sağlanması, araştırma görevlisi istihdamını sınırlandıran engellerin kaldırılması, öğretim elemanlarının ücretlerinin iyileştirilmesi ve sendika temsilcilerinin üniversite yönetim organlarında yer almasına yönelik gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerektiğini ifade etti.
Akademik zam talebimiz yerine getirilmelidir.
Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Fatih İşcan, akademik personelin ekonomik haklarının iyileştirilmesi amacıyla akademik zam yapılmasının gerekliliğine vurgu yaptı. Akademik zammın; yükseköğretimin niteliğini artıracak, bilimsel üretimi destekleyecek, akademik kalitenin yükseltilmesine olanak sağlayacak önemli bir adım olduğunu belirten İşcan, aynı zamanda başarılı gençlerin akademisyenlik mesleğini tercih etmelerini teşvik edeceğini ve nitelikli insan gücünün üniversitelerde kalmasına önemli katkı sağlayacağını ifade etti. İşcan ayrıca, akademisyenlerin ders ve sınav ücretleri en az %100 oranında artırılmasını istedi.
Kişiye özel kadro ilanları uygulamasından vazgeçilsin!
Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Fatih İşcan, üniversitelerde kişiye özel kadro ilanı uygulamalarını eleştirerek, bunun ehliyet, liyakat, fırsat eşitliği ve şeffaflık ilkelerine zarar verdiğini belirtti. Atama süreçlerinin kesinlikle objektif ve denetlenebilir esaslara göre yürütülmesi gerektiğini ifade eden İşcan, aksi taktirde bu tür uygulamaların akademik hayata duyulan güveni zedelediğini, akademik kaliteyi olumsuz etkilediğini, nitelikli insan gücünün akademik hayattan uzaklaştırdığını söyledi.