2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı başlarken Şube Başkanlar Kurulumuzda yol arkadaşlarımızla hasbihal ettik. Kıymetli şube başkanlarımla, hem önümüzdeki süreçte yürüteceğimiz çalışmaları değerlendirdik, hem de eğitimin ve çalışanların gündemine dair kanaatlerimizi paylaştık. Eğitim çalışanlarının güven kapısı Türk Eğitim-Sen, bugüne kadar olduğu gibi her daim, eğitimin ve eğitim çalışanlarının meselesi sözkonusu olduğunda her şart ve durumda, hiçbir denge hesabı gütmeden çalışanın yanında yer alacak, eğitim çalışanlarının hak ve kazanımlarının korunması ve geliştirilmesi yolunda, ahlaklı sendikal anlayışından zerre taviz vermeden mücadelesini sürdürecektir. Öte yandan, “Türkiye sevdamız ekmek için kavgamız” şiarıyla, ülkemizin ve milletimizin selameti yolunda, gerektiğinde ekmek kavgamızın önüne memleket derdimizi koyarak, milletimizin his ve beklentilerinin sesi olmayı milli bir vebal kabul ediyoruz. Bu ülkü doğrultusunda, ‘kınayanların kınamasından korkmadan’ cesaret ve kararlılıkla doğruyu söylemeye, doğruyu eylemeye devam edeceğiz. Şerefli hak mücadelemize ihlas ve adamışlıkla omuz veren şube başkanımızdan işyeri temsilcimize kadar teşkilatımın bütün emektarlarına teşekkürlerimi sunuyorum. Varlığımız daim olsun.
Başkanlar Kurulu Toplantımızı Genel Başkanımız Talip Geylan’ın başkanlığında çevrim içi olarak 04.09.2026 tarihinde gerçekleştirildi. Toplantıda Genel Merkez Yönetim Kurulumuz da hazır bulundu.
Toplantıda, 2026-2027 eğitim-öğretim yılında yürütülmesi planlanan hazırlıklar, saha çalışmaları, yıl içinde gerçekleştirilecek olan sendikal faaliyetler hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Bugüne kadar bu emaneti hakkıyla, şerefiyle ve büyük bir özveriyle taşıyan; şimdi ise emaneti yeni arkadaşlarımıza devreden tüm teşkilat mensuplarımıza gönülden teşekkür ediyorum.
Türk Eğitim-Sen teşkilatında çeşitli görevlerde bulunmuş ve hayatını kaybetmiş teşkilat mensuplarımızı rahmet ve minnetle anarak konuşmasına başlayan Genel Başkanımız Talip Geylan, “Sendikamızın kurulduğu 1992 yılından bu tarafa bu teşkilata ihlasla hizmet etmiş ve ahirete irtihal etmiş tüm geçmişlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum. Allah hepsinden razı olsun” dedi.
Geylan sözlerine şöyle devam etti: “Yeni bir eğitim-öğretim yılı başlıyor. Rabbim hepimize güç, kuvvet ve kolaylık versin. Yeni dönemin eğitim camiamız, teşkilatımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyor; tüm eğitim çalışanlarımıza başarılar diliyorum. Geçtiğimiz dönem aynı zamanda seçim yılımızdı. Yeni kurulan şubelerimizle birlikte teşkilatımıza 52 yeni şube başkanımız katıldı. Bunun yanı sıra şube yönetim kurullarımızda ve ilçe teşkilatlarımızda da önemli ölçüde bir değişim ve görev devri yaşandı. Görev alan bütün arkadaşlarımızı bir kez daha tebrik ediyor, üstlendikleri sorumluluklarda başarılar diliyorum. Bugüne kadar bu emaneti hakkıyla, şerefiyle ve büyük bir özveriyle taşıyan; şimdi ise emaneti yeni arkadaşlarımıza devreden tüm teşkilat mensuplarımıza da gönülden teşekkür ediyorum.” diye
Genel Başkan Geylan; “Dün ne oldu, kim ne söyledi, hangi sıkıntıyı yaşadık demeden önümüze bakacağız. Ben inanıyorum ki; 15 Mayıs 2027 mutabakatlarında Türk Eğitim-Sen çok daha güçlü bir tablo ortaya koyacak, üye sayısını daha da artıracak ve hak ettiği sayılara ulaşacaktır. Bunun için hepimize büyük görev düşüyor. Sahada daha güçlü olacağız, daha çok çalışacağız, birbirimize daha fazla sahip çıkacağız. Bu teşkilata bugüne kadar emek vermiş, taş üstüne taş koymuş bütün mensuplarımızı kucaklayacağız. Çünkü biz büyük bir aileyiz. Görevler değişebilir, sorumluluklar el değiştirebilir; ancak Türk Eğitim-Sen’e hizmet etme irademiz ve ortak davamız değişmez. Yeni dönemin teşkilatımız için birlik, beraberlik, kardeşlik ve başarı içerisinde geçmesini diliyorum. Rabbim yolumuzu açık, gücümüzü ve birliğimizi daim eylesin. Hep birlikte daha güçlü bir Türk Eğitim-Sen için çalışacağız.” ifadelerini kullandı.
Yaptığımızı anlatacağız, mücadelemizi anlatacağız, kazanımlarımızı anlatacağız.
Yapılan kazanımları hedef kitleye ulaştırmanın önemine dikkat çeken Genel Başkan Geylan, “Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız: Sendikacılık sahada yapılan bir faaliyettir. Sendikacılık bir takım işidir. İyi bir takım kurmuşsanız, o takımı doğru yönetip sahaya indirebilmişseniz başarı geliyor. Ancak iyi bir takımınız yoksa, teşkilatınızı sahaya yeterince indiremiyorsanız, dünyanın en güçlü teşkilatı olsanız dahi başarıyı elde etmeniz mümkün değil. Bu nedenle öncelikle takımımızı iyi kuracağız. Ardından bu takımı sahaya indireceğiz. Her bir teşkilat mensubumuz bulunduğu yerde sendikamızın mücadelesini, emeğini ve kazanımlarını anlatacak. Ancak burada önemli bir husus daha var: Sahada yaptıklarımız kadar, yaptıklarımızı nasıl anlattığımız da önemlidir. Bir üyeyi sendikamıza kazandırmak için büyük gayret gösteriyoruz. Fakat yaptığımız çalışmayı, verdiğimiz mücadeleyi ve elde ettiğimiz kazanımları hedef kitlemize doğru şekilde anlatamazsak, kaşık kaşık biriktirdiğimiz emek, bir anda fitnenin ve kara propagandanın tekmesiyle yerle bir olabiliyor. İşte bu nedenle bundan sonraki süreçte çok daha dikkatli olmalıyız. Yaptığımız çalışmaları, verdiğimiz mücadeleyi, elde ettiğimiz kazanımları ve ortaya koyduğumuz girişimleri hedef kitlemize ulaştırma noktasında teşkilat olarak tüm gayretimizi ortaya koymalıyız. Çünkü bizim emeğimiz kıymetli. Teşkilatımızın sahada verdiği mücadele kıymetli. Arkadaşlarımızın gecesini gündüzüne katarak yaptığı çalışmalar kıymetli.” dedi.
Eğitim çalışanlarını ilgilendiren hangi mesele olursa olsun, Türk Eğitim-Sen o meselenin mutlaka tarafı oluyor, müdahil oluyor, çözüm için mücadele ediyor.
Geylan, “En son 1.611 mülakat mağduru öğretmenimizin sorunu PİKTES marifetiyle de olsa bir çözüme kavuşturuldu. Bunun altında Türk Eğitim-Sen’in emeği var. Bu arkadaşlarımızın mağduriyetini en üst düzeyde gündeme gelmesini sağlayan Türk Eğitim-Sen’dir. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin, grup toplantısında yaptığı konuşmada bu konudaki açık iradesini ortaya koymasının ardından süreç hızlandı. Sayın Genel Başkanımızın girişimleri ve ortaya koyduğu irade sayesinde, uzun süredir rafa kaldırılmış süreçler yeniden ele alındı ve bugün itibarıyla mülakat mağduru öğretmenlerimizin tamamı işine kavuşmuş oldu. Eğitim çalışanlarını ilgilendiren hangi mesele olursa olsun, Türk Eğitim-Sen o meselenin mutlaka tarafı oluyor, müdahil oluyor, çözüm için mücadele ediyor. Bizim sorunumuz mücadele etmemek değil. emeğimizin karşılık bulması kadar, bu emeğin görünür ve bilinir olması da önemlidir. Bir mesele ortaya çıktığında Türk Eğitim-Sen orada. Bir mağduriyet yaşandığında Türk Eğitim-Sen orada. Bir hak gaspı olduğunda Türk Eğitim-Sen orada. Çözüm gerektiğinde Türk Eğitim-Sen hem masada hem de sahada.” diye konuştu.
Bir sendika, çalışanları ve üyeleri tarafından değerlendirilirken sendikal performansıyla değerlendirilmelidir. Verdiği mücadeleye, elde ettiği kazanımlara, çalışanların hak ve menfaatleri için ortaya koyduğu iradeye bakılmalıdır.
Geylan, “Çalışanların gerçek gündemi, son dönemde sürekli başka gündemlerle meşgul ediliyor. Ne yazık ki kamu çalışanları da bu siyasi ve aktüel gündemin içine fazlasıyla çekilmiş durumda. Bugün muhatap olduğumuz pek çok mesele, doğrudan sendikal meseleler olmaktan çıkmış; siyasetin ve günlük tartışmaların gündemiyle şekillenir hâle gelmiştir. Hem üyelerimiz hem de hedef kitlemiz bu gündemlerle meşgul ediliyor. Oysa olması gereken çok açık: Bir sendika, çalışanları ve üyeleri tarafından değerlendirilirken sendikal performansıyla değerlendirilmelidir. Verdiği mücadeleye, elde ettiği kazanımlara, çalışanların hak ve menfaatleri için ortaya koyduğu iradeye bakılmalıdır.” dedi.
Biz çalışanların gerçek gündemini gündemin merkezine taşıyacağız. Ücret, özlük hakkı, çalışma şartları, liyakat, adalet, mesleki itibar…
Geylan, “Birçok sendikal yapı siyasi ve suni gündemin zemininden beslendiği için maalesef sürekli olarak bu zemini diri tutuyor, büyütüyor ve çalışanlarımızı gerçek gündemlerinden uzaklaştırıyor. Bizim yapmamız gereken ise tam tersidir. Çalışanlarımızı ve üyelerimizi siyasi gündemin, günlük polemiklerin ve yapay tartışmaların dışına çıkarmamız gerekiyor. Onların gerçek gündemini yeniden ortaya koymamız gerekiyor. Çünkü bunu başaramadığımız sürece, çalışanlar olarak bugün yaşadığımız ve aslında büyük ölçüde beyhude olan sıkıntıları maalesef yaşamaya devam edeceğiz. Biz çalışanların gerçek gündemini gündemin merkezine taşıyacağız. Ücret, özlük hakkı, çalışma şartları, liyakat, adalet, mesleki itibar… Bunlar bizim gündemimizdir. Bunlar çalışanlarımızın gerçek gündemidir. Eğitimin kamuoyunu siyasi ve günlük tartışmaların peşinden sürüklenmesi yerine, sendikal gayretimizi ve sendikal mücadelemizi büyüteceğiz. Çalışanlarımızın hakkını, hukukunu ve geleceğini merkeze alacağız. Çünkü Türk Eğitim-Sen’in varlık sebebi; çalışanların hakkını savunmak, mücadele etmek ve kazanım elde etmektir. Bundan sonra da bu anlayışla yolumuza devam edeceğiz.”
3600 ek gösterge konusu da konfederasyonumuzun en önemli gündem maddelerinden biridir. Meclisin açılmasıyla birlikte Türk Eğitim-Sen olarak 3600 ek gösterge konusunda gerekli yasal düzenlemenin yapılması için güçlü bir gündem oluşturacağız.
Kamu çalışanlarının alım gücünün artması gerektiğini kaydeden Genel Başkan Geylan, “Bildiğiniz gibi 1 Ekim’de TBMM açılıyor. Meclisin açılmasıyla birlikte bizim asıl gündem maddemiz, kamu çalışanlarının ekonomik durumudur. Bugün dört kişilik bir ailenin asgari geçim maliyeti 109 bin liranın üzerine çıkmış durumda. Peki bugün 109 bin liranın üzerinde maaş alan kaç kamu çalışanımız var? İşte bizim gerçek gündemimiz budur. Kamu çalışanlarının alım gücünü artırmak, refah seviyesini yükseltmek ve çalışanlarımızın insanca yaşayabileceği bir ücret düzenini oluşturmak zorundayız. 3600 ek gösterge konusu da konfederasyonumuzun en önemli gündem maddelerinden biridir. Meclisin açılmasıyla birlikte Türkiye Kamu-Sen olarak 3600 ek gösterge konusunda gerekli yasal düzenlemenin yapılması için güçlü bir gündem oluşturacağız. 2026 yılı sona ermeden 3600 ek gösterge konusunda hükümetin açık ve somut bir irade ortaya koyması gerekiyor. Türk Eğitim-Sen olarak bu konunun takipçisi olacağız.” dedi.
Öğretmenin itibarı, eğitim sisteminin ve toplumun geleceğinin meselesidir
Türk Eğitim-Sen’in çalışmalarından bahseden Genel Başkan Geylan, “Öğretmen itibarı meselesi, Türk Eğitim-Sen’in bu eğitim-öğretim yılında da en önemli gündem maddelerinin başında gelecektir. Nitekim geçtiğimiz hafta Millî Eğitim Bakanlığına yazılı bir başvuruda bulunarak, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının “Öğretmeni Seviyorum, Okulumu Seviyorum” temasıyla yürütülmesini talep ettik. Yıl içerisinde öğretmenin saygınlığının korunması ve itibarının artırılması, toplumun ve ailelerimizin de bu meseleye sahip çıkmasının sağlanması noktasında Millî Eğitim Bakanlığının bir dizi çalışma yapması gerektiğini ifade ettik. Çünkü öğretmenin itibarı sadece öğretmenin meselesi değildir. Öğretmenin itibarı, eğitim sisteminin ve toplumun geleceğinin meselesidir. Bunun yanında kariyer tazminatlarının emeklilik kesintisine dâhil edilmesi de önümüzdeki dönemin önemli gündem maddelerinden biri olacaktır.” dedi.
Biz gündemimizi başkalarının oluşturduğu tartışmalara göre değil, çalışanlarımızın gerçek ihtiyaçlarına göre belirleyeceğiz.
Geylan, “Vergi diliminin yüzde 15’e sabitlenmesi, yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan arkadaşlarımızın GİH kadrosuna geçirilmesi, mülakatın kökten kaldırılması, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi ve daha birçok konu bizim önümüzde duruyor. Akademik kadrolardan üniversite rektörlerinin belirlenme süreçlerine, idari personelin tayin ve nakil sorunlarının çözümünden geliştirme ödeneğinden faydalanmasına kadar üniversite çalışanlarımızın çözüm bekleyen pek çok meselesi Türk Eğitim-Sen’in gündeminde olacaktır. Kısacası; eğitim çalışanının olduğu her yerde Türk Eğitim-Sen olacak, çalışanın hangi sorunu varsa onu gündeme taşıyacağız. Biz gündemimizi başkalarının oluşturduğu tartışmalara göre değil, çalışanlarımızın gerçek ihtiyaçlarına göre belirleyeceğiz. Gerçek gündemimizi büyütecek, sendikal mücadelemizi güçlendirecek ve çalışanlarımızın hakkını sonuna kadar savunacağız.
4688 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklikler de önümüzdeki dönemin önemli gündem maddelerinden biridir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu konuda bir çalışma yürütüyor ancak sürecin ağır ilerlediğini görüyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak bu süreci yakından takip ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.