data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true">

15 Temmuz Şehidinin Ailesi darbeci komutanlara tazminat davası açtı
data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true">

Muharrem Kerem Yıldız, 15 Temmuz 2016 günü darbe girişimini protesto etmek ve darbeci askerlere engel olmak amacıyla gittiği İstanbul Boğaziçi Köprüsü'nde, darbeci askerlerin vatandaşların üzerine rastgele açtığı ateş sonucu şehit olmuştu. Muharrem Kerem Yıldız'ın annesi Asiye Yıldız ve babası Mehmet Kerim Yıldız, askerlere "vur" emri veren eski binbaşı Ahmet Taştan ve eski yarbay Turgay Ödemiş'e 2 milyon 200 TL'lik tazminat davası açtı. Yıldız Ailesi, konuyla ilgili Demirören Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu.

DEĞİL 2,5 10 DA VERSELER OĞLUMUN TEK BİR TIRNAĞI DAHİ ETMEZ


Açtıkları dava ile ilgili Muharrem Kerem Yıldız'ın annesi Asiye Yıldız, “Biz bir buçuk yıl davaları takip ettik. Her seferinde gidip 137 tane sanığı dinledik. Mahkemenin sonucundan sonra o zamanlar avukatlarımız da söylüyorlardı tazminat davası açalım diye. Değil 2,5, 10 da verseler benim oğlumun tek bir tırnağı dahi etmez. Onun bir maddi değeri yok. Kerem tek erkek evladımdı. Eşimin ailesinde tek çocuktu. Soyumuzun devamı diye gözünün içine bakıyorduk. Evlendirmek çok istiyorduk. Gözünün içine bakarak büyüttük. Yavrum o gece bizi bırakıp gittiğinde yıkıldık. Davalarda çok zor günler yaşadık. Daha sonra bu tazminat davası gündeme geldi. Onların gün yüzü görmelerini istemiyorum. Kendi vatandaşına, kendi silahıyla ateş eden bu hainlerin yargılanmalarını elbette çok istiyorduk ama aldıkları müebbet cezaları bile bizi kesmedi. Ben ülkemizde idam kararının çıkmasını isterdim. İdam cezasının olmasını çok isterdim. Hiç değilse tazminat davasıyla onları huzursuz edelim istedik." dedi.

AĞLAYARAK BİRİSİ AÇTI; ABLA BU TELEFONUN SAHİBİ VURULDU


15 Temmuz günü cep telefonundan gelen haberle oğlunun vurulduğunu öğrendiğini ifade eden anne Yıldız,
“Telefonunu birkaç kere daha aradım açılmadı. Sonrasında açıldı. Gece artık 4, 4 buçuk gibiydi tam da saatleri hatırlamıyorum. Ağlayarak, bağırarak birisi açtı, 'Abla bu telefonun sahibi vuruldu' dedi. İnanmadım, düşürdüğünü düşündüm. Kerem çok titiz bir insandı çünkü. Yani Telefonunu kimseye vermezdi. Temastan hoşlanmazdı. Babasını aradım babası nefes nefese Mecidiyeköy'e doğru konuştuğunu söyledi. Ben sabaha karşı buradan hareket ettiğim ilk başta iki Kerem varmış, birisi çok hafif yaralıymış onunla karıştırmışlar oğlumu. Hastaneye götürmüşler Okmeydanı hastanesine. Çanakkale'de 7 düvelle nasıl savaştıysak o gece de aslında öyle savaştık. Çünkü DHKP-C hainleri de hastanenin orada pusu kurmuşlar. Gelen ambulanslarla taş atıyorlarmış. İçindekiler hastaneye ulaşmadan ölsün diye. Oğlumun ambulansına da taş atmışlar. Bu arada işte çok ani bir manevra yapmış şoför kurtarmış ama ön camı kırılmış." şeklinde konuştu.

OKMEYDANI HASTANESİNDE DÜNYAYA GELDİ AYNI HASTANEDE GÖZLERİNİ KAPADI

Asiye Yıldız sözlerine şöyle devam etti:
“Ahmet Taştan denen hain 1 buçuk gün boyunca konuştu. Ne kadar mağdur olduğunu ne kadar zor durumda olduğunu söyledi. Ama benim oğlumun ambulansından haber verecek kadar da her şeyden haberdardı. Muhtemelen onların avukatları çok iyi çalışmışlar derslerine. Kerem'in ambulansından bile bahsetti. Ambulansla götürülürken kaza esnasında Kerem'i sedyeden düşürdüklerini ve orada vefat ettiğini söyledi. Başındaki kurşunu hiç hesaba katmadan bu kadar hain, bu kadar kalleş bunlar. Oğlum yaşıyordu ben gittim, gördüm, öptüm, sevdim. Oğlum benim oraya gitmemi bekledi, dayandı yavrum. Emaneti ikindide verdi Kerem. Yani nasıl bir tesadüf mü diyeyim ne diyeyim çok acı, Okmeydanı Hastanesi'nde dünyaya gelmişti Okmeydanı Hastanesi'nde de gözlerini kapadı. Evlat acısı çok zor, dayanmak çok zor. Biz hala 15 Temmuz'dayız, 16'ya geçmedik." 

ALINACAK PARALARI ÇEŞİTLİ YERLERE BAĞIŞTA BULUNACAĞIZ


Muharrem Kerem Yıldız'ın babası Mehmet Kerim Yıldız ise, “Kerem'le en son 02.55 gibi görüştüm. 'Oğlum neredesin?' Dedim. 'Köprünün ayaklarına geldik şu anda yorulduk geri döneceğiz' dedi. En sonda başka birisi açtı. 'Abi bu telefonun sahibi vuruldu' dedi. İnanamadım. 'Başından vuruldu çok kötü götürdüler' dedi. Okmeydanı Hastanesi'nde yaralı vaziyette bulduk. Gittiğimizde yaşıyordu ama bilinci yerinde değildi. Ensesinden kan akıyordu. Yine 3 sularında vefat etti. Bu davada alacağımız şeye bizim ihtiyacımız yok ama bu hainlerden alınacak paraları çeşitli yerlere bağışta bulunacağız. Kuran kursları olsun, camiler olsun, ihtiyaç sahipleri olsun yardım edeceğiz" diye konuştu.

Kaynak: DHA

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol