21. Bilişim Zirvesi

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, bilgi ve iletişim sektöründe son dönemde Türkiye'den çıkan şirketlerin başarılarına dikkati çekerek, "Türkiye bugün uzaya kendi ürettiği uydusunu göndermeye hazırlanan, yeni nesil dijital teknolojilerle donatılmış İHA ve SİHA sistemleriyle dünyada lider konuma yükselen, dijital oyun şirketleri küresel firmalar tarafından milyarlarca dolara müşteri bulan bir ülke konumuna gelmiştir." dedi.

Bu yıl “Evren Sanatı” ana teması ile gerçekleştirilen 21. Bilişim Zirvesi, dijital olarak gerçekleştirilen oturumlar ile başladı. Zirvede "Türkiye'nin Dijital Dönüşümü" oturumuna videolu mesajla katılan Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, ekonomilerin ve toplumların Kovid-19 öncesi kalıplara dönmesinin artık mümkün olmadığını belirtti. Koç, “Ülkemizde önümüzdeki 5 yıl içerisinde yapay zeka, bulut bilişim, büyük veri, dijital dönüşüm, siber güvenlik ve blok zincir alanlarının sektörü şekillendirmesi beklenmektedir.Bu doğrultuda nesnelerin internetinden 5G'ye, blok zincirden bulut bilişime, yapay zekadan 6G ile hayatımıza girmesi beklenen duyularının internetine kadar yeni ve yenilikçi teknolojileri iç süreçlerimize entegre etmemiz gerekiyor. Dijital Dönüşüm Ofisi olarak güvenli ve sürdürülebilir dijital altyapıları inşa ederek büyük veri, yapay zeka ve siber güvenlik alanındaki çalışmalarımızı sürdürmekte ve kullanıcıların doğru becerileri elde etmesine yönelik çalışmaktayız.” şeklinde konuştu.

- "Gelecek dijital dönüşümde"

Koç, Dijital Dönüşüm Ofisi’nin temel hedefinin dijital teknolojilerin kullanımı yoluyla Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dijital ekosistemimiz bugün geldiğimiz noktada elde ettiği yetkinlikler bakımından dünyada ön plana çıkmaktadır. Türkiye bugün uzaya kendi ürettiği uydusunu göndermeye hazırlanan, yeni nesil dijital teknolojilerle donatılmış İHA ve SİHA sistemleriyle dünyada lider konuma yükselen, dijital oyun şirketleri küresel firmalar tarafından milyarlarca dolara müşteri bulan bir ülke konumuna gelmiştir. Yüksek teknolojiye dayalı ürünleri tasarlayan, geliştiren, üreten bir ülke olma konusunda büyük bir potansiyel taşıyoruz.

Dijital Türkiye ve Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu ile dijital teknolojilerin geliştirilmesi konusunda uluslararası seviyede öncü konumda bulunmayı hedefleyen bir yaklaşıma sahibiz. Gelecek dijital teknolojiler ve bu teknolojilerin getireceği dönüşümde; yani gelecek dijital dönüşümde."

- Trilyon dolarlık şirketlerin ortak noktası teknoloji

Her krizin beraberinde yeni fırsatları da getirdiğine dikkati çeken Koç, "Haziran 2021’de en değerli 100 marka açıklandı. 2020 yılında Kovid-19 etkisiyle yaşanan ekonomik krize rağmen yüz küresel markanın toplam marka değerleri yüzde 42 artarak 7 trilyon dolara ulaştı. Trilyon dolarlık kulübe dahil olan şirketlerin ortak noktaları arasında teknoloji odaklı şirketler olmaları ve aynı zamanda iş süreçlerini yeni ve yenilikçi teknolojilere entegre etmiş olmaları sayılabilir." diye konuştu.

Koç, Türkiye’nin Kovid-19’un damga vurduğu 2020’yi pozitif büyümeyle kapatan nadir ülkelerden biri olduğuna değinerek, "İletişim teknolojisi sektöründeki yüzde 22 büyüme oranı büyük bir anlam ifade etmektedir. Kaldı ki 2020 ve 2021 yıllarında ülkemizdeki en büyük 10 birleşme ve satın almaya baktığımızda bilgi ve iletişim sektörünün önemini daha iyi görmekteyiz. Ülkemizde de bilgi ve iletişim sektöründe bırakın unicornları (1 milyar dolar değerlemeye ulaşan şirket) decacornlar (10 milyar dolar değerlemeye ulaşan şirket) çıkmaktadır. E-ticaret platformu Trendyol 16,5 milyar dolar değerlemeyle Türkiye'nin ilk decacorn şirketi oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

- "Ar-Ge insan kaynağı 200 bine erişti"

Zirvede "Türkiye ve Gelecek" oturumunda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik, öz yeterlilik gibi kavramların çok öne çıktığı bir salgın döneminin halen dünyada devam ettiğini belirterek, “Biz bu dönemi Türkiye'mizin yeni fırsat pencereleri aralayarak geçirebilmesi adına Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğunda çalışmalarımızı tüm paydaşlarımızla birlikte sürdürüyoruz.” şeklinde konuştu.

Türkiye’de halihazırda 80’in üzerinde teknoparkın olduğuna işaret eden Kacır, bu teknoparklarda 7 bine yakın Ar-Ge faaliyetlerini sürdüren şirket olduğunu söyledi.

Kacır, Ar-Ge insan kaynağının 2005 yılında 54 bin iken, bugün 200 bine erişmiş durumda olduğunu belirterek, “Türkiye’de 2000’li yılların başında bütün ülkede yapılan yıllık patent başvuru sayısı 300’lerdeyken, bu sayı bugün 8 binlere yaklaşmış durumda. Dolayısıyla aslında büyük bir kapasiteyi inşa ettik. Bu kapasiteyi en iyi şekilde harekete geçirerek hedeflerimize ulaşmanın gayreti içindeyiz.” açıklamasında bulundu.

- En çok ithal edilen teknoloji ürünleri listelendi

Kacır, Türkiye'nin gündeminden cari açık meselesini kalıcı olarak çıkarabilmek adına Türkiye’nin yüksek düzeyde ithal etmekte olduğu orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünleri tespit ettiklerini belirterek, şunları söyledi:

“Bütün bu ürünler içerisinden hangi ürünlerin dünya ticaretinde halen pozitif bir trende sahip olduğunu ve hangilerinde Türkiye'nin bir üretim potansiyeli yakalayabileceğini çalıştık. Nihayetinde 919 üründen oluşan öncelikli ürün listesini kamuoyunun huzuruna sunduk. Halihazırda bu listelerde karşımıza çıkmayan ürünlerin bazıları eğer bugünden adım atmazsak 5-10 yıl sonra karşımıza çıkacaklar diyerek geleceğin teknoloji alanlarını da yine listeledik. Bütün bu alanlarda yapılacak Ar-Ge, yatırım, üretim projelerine destek vereceğimizi kamuoyuyla paylaştık. Burada listelediğimiz öncelikli ürün listesinde bulunan ürünlerde yaklaşık 60 milyar dolar yıllık ithalatımız var. 51 milyar dolar yıllık cari açık veriyoruz. Dolayısıyla burada atacağımız her bir adım gerçekleşecek her bir yatırım aslında nokta artışı şekilde Türkiye'yi hedeflerine yaklaştıracak diye düşünüyoruz.”

- Son 16 ayda 5 şirket “Turcorn” oldu

Kurdukları fon programlarıyla Türkiye'nin teknoloji tabanlı girişimlerine en az 4 milyar liralık bir sermaye katkısı sunulacağının altını çizen Kacır, “Bu da inşallah önümüzdeki dönemde hızla unicornlarımızın bizim tarifimizde “Turcorn”larımızın sayısının artmasına vesile olacak. Biz 2019 yılında “Sanayi ve Teknoloji Stratejimizi” ilan ettiğimizde Türkiye'nin hali hazırda bir teknoloji unicornu yoktu. Milyar dolar değeri aşmış bir teknoloji girişimi yoktu. Ama şimdi son on 16 ayda peşi sıra 5 şirketimiz unicorn olma seviyesini yakalamış oldu. Yani Turcorn olmuş oldu.” diye konuştu.

- Hedef 2023’de 10 "Turcorn"


Geleceğe dair hedeflerinden de bahseden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim hedefimiz 2023’e geldiğimizde en az 10 teknoloji tabanlı girişimimizin milyar dolar değeri aşmasını sağlamak. Biz bu hedefin çok daha ötesine erişebileceğimizi şimdiden ifade edebiliriz. 2021 yılında Türkiye'de teknoloji startuplarına yapılan yatırımın büyüklüğü yaklaşık 1 buçuk milyar dolar seviyesine gelmiş oldu. Bu önceki on yılda gerçekleşen toplam yatırımın düzeyine geldi. Dolayısıyla bu yatırım ölçeği aslında teknoloji startuplarımızın ne kadar hızlı yükseleceklerinin de öncü göstergesi diye düşünüyoruz. İnşallah önümüzdeki dönem Türkiye'nin yeni turcornlarla tanıştığı dönem olacak."

- 5 milyar insan internet kullanıyor

Zirvede Türkiye'nin Teknoloji İvmesini Hızlandıracak Uyum oturumunda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan internetin öneminin her geçen gün daha da arttığına dikkati çekerek, “Dünyada yaşayan 8 milyar insanın 5 milyarı internet kullanıyor. İnternet kullanıcı sayısı yıllık yüzde 5’e yakın oranda artıyor. Yani her gün ortalama 600 bin yeni kullanıcı internete dahil oluyor. Ortalama bir kullanıcının da en az yedi, sekiz saatini internette geçirdiğini görüyoruz. Kullanıcı sayısındaki artış ve internette geçirilen süre ve bağlantılı cihaz sayısındaki artış ile birlikte oluşan veri miktarı da aynı nispette artıyor.” diye konuştu.

İnsanların her an veri ürettiğine işaret eden Sayan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2025’e kadar dünya genelinde oluşturulacak küresel veri miktarının 180 zetabayttan fazla olacağı tahmin ediliyor. Veriyi stratejik olarak nasıl kullanacağımızı bilmiyorsak bu hiçbir şey ifade etmiyor. Günümüzde veriye ulaşmak insanlık tarihi boyunca olmadığı kadar kolay hale gelirken, mevcut verilerden anlamlı ve doğru bilgilere ulaşılması her geçen gün daha da zorlaşıyor. Değişimin ve dönüşümün başlıca mimarı, bu verilerden çıkarak tasarlanan yeni iş ve yaşam modelleri olacak. Büyük veri analitiği sayesinde veriler dile gelmeye ve anlam taşımaya başlıyor. Bugün depolama ve analitik alanlarındaki ilerlemelerle birlikte artık çok farklı veri türleri toplanabiliyor ve insanımızın hizmetine olacak şekilde işlenerek katma değere dönüşüyor.”

Bağlantılı dünyada, geniş bant internet erişiminin en temel unsur olduğunun altını çizen Sayan, “Bu noktada ülkemizde sabit ve mobil geniş bant abone sayılarına baktığımızda 2014 yılında 30 milyon abone varken, 2021 yılı ikinci döneminde toplam geniş bant abone sayımız 68,3 milyonu mobil olmak üzere 85,7 milyona çıkarak bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9,3 artış gösterdi.” dedi.

Kamu, özel sektör, üniversite ve sanayi işbirliğiyle yerli ve milli teknoloji geliştirilmesinin önemine işaret eden Sayan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz bu anlamda ülkemizdeki Ar-Ge yatırımlarını her geçen yıl artan bir ivmeyle etkin girişim projelerini desteklemek için ayırıyoruz. 5G ve ötesi teknolojilere yerli ve milli ürünlerimiz ile geçme konusunda tüm paydaşlarımızla yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı milli teknoloji hamlesinin bir yansıması olarak sektörde faaliyet gösteren işletmecilerimiz ve üretici firmalarımızla uçtan uca yerli ve milli 5G çalışmalarını yürütüyoruz. Yine bakanlığımızın evrensel projesinde ULAK baz istasyonlarımızı 4,5 G noktasında yüzde yüz ULAK kullanma noktasında kararlılığımız tamdır.”

- "Salgın döneminde hayatın devamlılığı teknoloji sayesinde sağlandı"

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu Üyesi Hakan Yurdakul da bilişimle ilgili üniversite bölümlerine kayıt yaptıran öğrenci sayısının arttığını ancak akademisyen sayısındaki artışın bu oranda olmadığını söyledi.

İhracat odağıyla; ölçek, verimlilik ve gelir artışına odaklanılması gerektiğini belirten Yurdakul, "Temel üretim girdisi olan insan kaynağının hem nitel hem de nicel olarak geliştirilmesi gerekiyor. Bunun için de kamu desteklerinin etkin olarak kullanılması gerekiyor. Pazar yerine veriler sağlayan yapılara ihtiyaç var ki burada birleşmeler, satın almalar, stratejik ortaklıklar söz konusu olabilsin. Herkesin kendi dünyasında yaşadığı bir dünyada birleşme ve satın alma doğal olarak olmuyor. Sürdürülebilirlik konusunda yeni bir ekonomik paradigmadan bahsediyoruz. Bu paradigmanın, bilişim şirketlerimize ve bilişim sektöründeki insan kaynaklarına ciddi 'challenge'lar ve fırsatlar yaratacağına inandığımı vurgulamak istiyorum." diye konuştu.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu ise bilgi ve iletişim teknolojilerinin her geçen gün getirdiği yeniliklerle tüm sektörlere hayat verdiğini vurguladı.

Kovid-19 salgınının gerek kamu, gerekse özel sektörde dijital dönüşüm sürecini daha da hızlandırdığına işaret eden Karagözoğlu, şunları kaydetti:

"Salgın döneminde uzaktan çalışma, uzaktan eğitim, e-ticaret, e-sağlık gibi konularda çok hızlı gelişmeler yaşanırken, hayatımızın bir anlamda devamlılığı da teknoloji sayesinde sağlandı. Salgın, ekonomiden eğitime, sağlıktan finansa birçok alanda iş yapma şekillerini değiştirdi. Birçok şirketin salgınla başlayan uzaktan çalışma modelini devam ettirme kararı aldığını da görüyoruz. Dijitalleşme yolunda ülkemiz doğru yatırımlarla çok önemli atılımlar gerçekleştirdi. Ülkemizin altyapı ve kullanım verilerine baktığımızda mobil abone sayımızın 85 milyona yaklaştığını ve bu sayının yüzde 93'ünün 4,5G hizmeti alan abonelerimiz olduğunu, mobil abone yaygınlığının yüzde 101'i aştığını görüyoruz. 4,5G'nin ardından 5G'yi insanımızın hizmetine sunma noktasında çalışmalar yürütüyoruz."

Karagözoğlu, siber tehditlerin yapılarının giderek değiştiğini, karmaşıklaştığını ve sayılarının arttığını aktararak, "Siber saldırılardan kaynaklanan kayıpların maliyetinin 2021 yılında, dünya genelinde 6 trilyon doları bulacağı öngörülüyor. Bu noktada, ulusal siber güvenliğimizin sağlanması hususu hepimizin öncelikli gündeminde yer alıyor." dedi.

Kaynak: AA

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol