data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true">

İklim Krizini Yaratan Doğa Değil, Sermayedir!
data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true">

Öncelikle bir kez daha bu felaketlerde yaşamını yitirenlerin yakınlarına başsağlığı ve sabır, yaralılara da acil şifalar diliyoruz.

Sel felaketlerinden biri de Sinop ilimizde, özellikle de Ayancık ilçesinde insanlarımızın yaşamlarını yitirmesine, çok sayıda binanın yıkılmasına, tahrip olmasına ve birçok hayvanın telef olmasına neden olmuştu.

KESK olarak ilk günden itibaren gerek yangın ve gerekse de sel felaketlerinde yerel ve merkezi düzeyde dayanışma ilişkilerine ağırlık vererek, yaraların sarılması ve bir daha benzeri afetlerin yaşanmaması için neler yapılabileceğine dair her düzeyde görüşmeler yapmaya, kamuoyu duyarlılığı oluşturmaya çalıştık.

Bu anlayış çerçevesinde; yerinde incelemelerde bulunmak üzere Eş Genel Başkanımız Şükran Kablan Yeşil, Sendikamız ESM Genel Başkanı Cemalettin Sağtekin ve ESM Genel Kadın Sekreteri Özlem Apaydın, sendikamız TARIM ORKAM SEN Genel Başkanı Ahmet Keleş, sendikamız YAPI YOL-SEN Genel Örgütlenme Sekreteri ERBİL KARAKOÇ’tan oluşan heyet ile 2 Eylül 2021 tarihinde sel felaketinin yaşandığı yerlere ziyaret gerçekleştirilmiştir.

Ziyarete ilişkin Heyetimizin hazırladığı raporu emekçilerin ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz:

 

TÜM BU FELAKETLERİN SORUMLUSU ORMANLARI TALAN EDEN, DERELERİ YAĞMALAYAN İKTİDARDIR!

 

Heyetimiz, sel felaketinden etkilenen bölgelerde KESK Sinop Şubeler Platformu ve Ayancık Eğitim Sen Temsilciliği rehberliğinde Ayancık Belediye Başkanlığı ziyaret edilmiş yaşanan felaketle ilgili bilgi alışverişinde bulunulmuş ve dayanışma dilekleri iletilmiştir. Heyet daha sonra selde tamamı yıkılan semt pazarı, %40’ı sularla yok olan sanayi bölgesi, kullanılamaz hale gelen Ayancık Devlet Hastanesi’nde incelemelerde bulunup selde en çok yıkımın yaşandığı Babaçay Köyü’ne geçmiştir. Bu rapor Sinop ve çevresinde yaşanan sel felaketinden 23 gün sonra bölgeye dayanışma ziyaretinde bulunan KESK heyetinin yetkililer ve bölge halkıyla yaptığı değerlendirmelerin ışığında oluşturulmuştur.

Ayancık ilçesinde cuma ve cumartesi günleri kurulan ve tüm çevre köylerden yoğun bir ziyaret alan semt pazarının ilçe içinden geçen dere yatağına kurulmuş olduğu ve sel felaketiyle beraber tamamının çöktüğü görülmüştür. Yine derenin çok yakınına kurulmuş olan sanayi bölgesindeki dükkânların  %40’ı tamamen sel suları altında kalmış geriye kalanlar da kullanılamaz halde olduğu görülmüştür. Sanayi esnafının beyanları göstermiştir ki iktidar,  felaketten kaynaklı yaraları sarmak, zararları karşılamak yerine pazarlıklarla, küçük hesaplarla esnafın karşı karşıya kaldığı yıkımı görmezden gelerek yok sayma eğilimindedir.

Ayancık sonradan yapılaşan bir bölge olarak imara uygun olmayan yerlere kurulan ev ve iş yerleri felaketin boyutunu arttırmıştır. Yine dere yatağına çok yakın bir konumda kurulmuş olan Ayancık Devlet Hastanesi tamamen kullanılamaz hale gelmiş ve tahliye işlemleri devam etmektedir.

Türkeli- Ayancık yönüne araç ve yaya geçişi için dere yatağının kullanılması mümkün değildir. Heyetimiz bazı yerlerde yolun bir kısmı şiddetli yağıştan erozyona uğradığı, bazı yerlerde ise selin taşıdıklarıyla kaplanan ve zarar gören yolun yakınına servis yolu açıldığını gözlemlemiştir.  Bölge halkıyla yapılan görüşmelerde selin ilçenin içerisinden geçen Ayancık Çayı’nın taşması sonucu meydana geldiği; selle beraber gelen tomrukların yıkıcı etkiyi artırdığı belirtilmiştir. Yine verilen bilgilerde metrekareye 200-300 kilogramın üstünde yağış düştüğü; yağışların uzun süreli devam ettiği, sel sularının önüne kattığı tomrukları sürükleyerek köprüleri yıktığı ve sularının yükselmesine ve selin etkisinin genişlemesine yol açtığı belirtilmiştir.

Ayancık’taki selde en yıkıcı etkinin nedenlerinden biri; derenin üst yanında, iki çay kolunun birleştiği yerin yakınında her iki kolda kurulu olan Orman İşletmesine ait toplam üç adet tomruk işleme merkezinden kopup gelen tomruklar olarak gösterilmiştir. Buralarda depolanmış olan tomrukların 23 bin metreküp gibi bir hacimde olduğu, 2026 yılına kadar kesimi yapılması planlanan ağaçların bir yılda kesilip depolandığı belirtildi. Ayancık’taki selde hayatını kaybedenlerin çoğunun cansız bedenlerine sahilde ulaşılabildiği ve birçoğunun tanınmaz halde olduğu bilgisi tarafımıza verilmiştir.

Sel felaketinin yaşandığı ilk hafta belediyenin iş makinalarının çalışma yürütmesi engellenmiş, dağlık bölgelerde bulunan çok sayıda köye sadece havadan ulaşılabildiği ve ihtiyaç maddelerinin bu şekilde ulaştırıldığı belirtilmiştir. Türkeli- Ayancık yönüne araç ve yaya geçişi için dere yatağının kullanılması mümkün değildir. Sel suları ve tomrukların etkisiyle yıkılan Ayancık Çayı’nın üzerindeki köprü yerine haftalar sonra bir seyyar köprü yapılarak şehir merkezi ile Sinop yolu arasındaki kopan bağlantı yeniden sağlanabilmiştir.

En fazla can kaybının olduğu Babaçay köyü’nde de incelemelerde bulunan heyetimiz, en çok yıkımın yaşandığı yerin geçmişte bölgede yaşanan heyelan sonrası dere yatağına kurulan Afet Evleri’nde meydana geldiğini üzülerek gözlemlemiştir. Köy halkıyla yapılan görüşmelerde 47 adet binadan 40 tanesinin tamamen yok olduğu, kayıp olan 10 kişiye halen ulaşılamadığı belirtilmiştir. Babaçay Köyü’ndeki Afet Evleri’nin, yıkılanlar da dahil olmak üzere 36 tanesinin boşaltıldığı, içinde yaşayanların yatılı bölge okuluna yerleştirildiği bildirilmiştir. Kurulan prefabrik evlere çok az sayıda ailenin yerleştirildiği bilgisi verilmiştir. Elektrik kesintisi olan köylere jeneratör götürüldüğü bilgisi de tarafımıza iletilmiştir.

Okulların eğitim öğretime hazır olmadan ve sel felaketinin direk ve dolaylı olarak etkilediği yüzlerce öğrenci ve velinin temel ihtiyaçları karşılanmadan 2021-2022 eğitim öğretim yılının başlatılmış olması siyasi iktidarın bölge halkının yaşadığı kayıp ve yıkıma ne kadar uzak durduğunun en net göstergelerinden biridir.

Sonuç olarak;

Yaşanan olayları doğal afet olarak görmek mümkün değildir. Yaşananlar karşısında iktidarın tutumuna ve yıllardır bilim insanları tarafından yapılan tüm uyarılara rağmen ormanların, derelerin ve mutlak suretle korunması gereken alanların ranta kurban edilmesini göz önünde bulundurduğumuzda bu doğal afetlerin nasıl birer felakete dönüştüğü daha net anlaşılır.

 

Doğal olayların afete dönüşmemesi ve benzeri afetlerin yaşanmaması için, ivedilikle;

  • Olayların nedeninin iklim değişimi olmadığının bilinmesi,
  • Taşkın oluşabilecek dere yataklarının ve tarım alanlarının hiçbir şekilde yerleşime açılmaması, su kaynaklarının korunması,
  • Taşkın alanlarında bulunan yerleşim yerlerinin taşınması için program oluşturulması,
  • Su kaynaklarının hiçbir şekilde yapılaşmaya açılmaması, sel ve taşkına neden olacak şekilde kullanım amacının değiştirilmemesi,
  • HES ve benzeri amaçlar için yapılan/yaptırılan ve değişik su yapılarına denetimlerin artırılması ve hiçbir şekilde ödün verilmemesi,
  • Yerleşim yerlerine ilişkin DSİ’nin kararlarına kesinlikle uyulması, bu kararların değiştirilmeye çalışılmaması, değiştirilmesinin önlenmesi için her türlü baskıların önlenmesi için gerekli idari düzenlemelerin yapılması,
  • Sel ve taşkınlar aynı zamanda su kaynaklarının da korunmadığının bir göstergesi olduğundan, sel ve taşkınların şiddetinin azaltılması için su havzalarının korunması,
  • Yaşanan sorunların temelinde siyasi baskılar ile kamu çalışanlarının görevlerinin engellenmesinden kaynaklandığından, bu konuda görevini yapmaya çalışan DSİ gibi kurumlara özerklik sağlanması ve siyasi baskıdan kurtarılması,
  • Sel, su taşkını, deprem gibi afetler sonrasında arama ve kurtarma hizmetlerinin nitelikli yapılması, afet sonrasında alelacele yapılan enkaz kaldırma işlemlerinin önüne geçilmesi,
  • Gerçekçi bir hasar tespit işlemleri için alanda her yönüyle bilimsel çalışma yapılması,
  • Afet sonrası afet yaşayan halka sadece maddi yardım değil sosyo-psikolojik yardımların sağlanması,
  • Sel, su baskını, deprem gibi afet sonrası çıkacak olası hastalıklarda halka parasız sağlık desteği verilmesi,
  • Özellikle binalardan çıkan asbest zehirlenmesine karşı gerekli bilimsel tedbirler alınması, halkın her tür konuda şeffaf olarak bilgilendirilmesi gerekmektedir.

KESK olarak; bölgede yaşanan yıkımda yaraların sarılması için ilk anda olduğu gibi bundan sonraki süreçte de bölge halkı ile dayanışma içinde olacağımızı kamuoyu ile paylaşmak isteriz.

Kaynak: Ogretmenler.net

Bu yazının tüm hakları www.ogretmenler.net'e aittir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez, alıntılanamaz ve kullanılamaz. Telif hakları saklı tutulmuş bu yazının iktibas edilmesi, alıntılanması ve kullanılması halinde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır. Konu hakkında YASAL UYARI ve KULLANIM ŞARTLARI VE ÜYELİK HİZMET SÖZLEŞMESİ metinlerini okuyunuz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol