İsrail’de krizlerin ve fırsatların yılı olarak 2021'e bakış

***

İsrail’de 2021 yılı toplum, siyaset ve dış politika başlıklarında oldukça hararetli gelişmeleri içerdi. İsrail’deki birçok gelişme ara ara küresel siyasetin de tartışma konusu oldu.

2021 seçimleri: Bibi’nin gidişi ve Bennett’in gelişi: İsrailli yerliciliğin kökleşmesi

İsrail toplumu; İsrail'e göçenlerin (Aliya) ülkesi değil, İsrail’de doğanların ve yaşayanların ülkesi oluyor. İsrail’in kuruluşunun 1948 olduğunu hatırımızda tutalım. O yıl doğanlar bu sene 74 yaşına ermiş olacak. Bu kişiler, torunlarına veya torunlarının çocuklarına İsrail’de olanlar dışında pek bir şey anlatma imkanı bulamayacak. Bu durum İsrail’in önceki nesilleri için farklıydı. Diaspora Yahudileri (İsrail’in dışında yaşayan Yahudiler) ve İsrail arasındaki bağ, İsrail’e dönük ve onu kabullenir bir duruma erişmiş durumda. ABD Yahudiliğinin sol ve liberal zümrelerini bunun haricinde tutmak gerekiyor. Netice İsrail’de kökleşen bir yerlicilik var. Bu yerlicilik, ülkesel milliyetçiliğin diğer ülkelerdeki siyasal tarz ve temsillerini andırıyor. Böylece kimliğin coğrafi uzamının psikolojik, kültürel ve siyasal olarak daralması, yerliliği ülkede güçlendirebiliyor.

Körfez’de olan durum İsrail’de de oluyor. İsrail’de yaşayan 2 milyonun üzerindeki Filistinli Arap, ulusal siyasete katılıyor ve hükümet kurma süreçlerinde aktif rol alıyor.

2021 seçimleri ile İsrail’de siyasal bir gerçeklik berraklaştı. İsrail sağında farklılaşma, ideoloji çıpasında değil, lider stilinde oluyor. Politik spektrumun sağında yer alan partileri ideolojik olarak ayrıştırmak mümkün değil. Ayrıca liberal sağ, aşırı sağ veya merkez sağ gibi ayrımların yapılması da kolay gözükmüyor. Bu sebeple İsrail’de sağ partilerin neredeyse tamamı merkez sağ değerlerin (serbest piyasa, kısıtlı devlet, bireyselcilik gibi) yanında, din ve milliyetçiliği harmanlayan söylemlere yoğun ve sık sık başvuruyor. İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in partisi Yemina, Likud ve ondan ayrılanların kurdukları Tikva Hadaşa gibi partilerin birbirlerinden ayrıştıkları politika tutumları yok gibi. Bu partiler sağın farklı temsillerini yansıtmıyor. Dindarlığın ve milliyetçiliğin sentez ideolojisi, bu siyasi partilerin seçmen tabanlarına sundukları temel siyasal program olarak öne çıkıyor. Şunu da eklemek gerekir; İsrail sağının ideolojik konsantrasyonunun bu şekilde olması, İsrail’in iç dinamikleriyle ilintili olduğu kadar, küresel siyasetin genel eğilimleriyle de bağlantılı. İsrail, görece genç bir ülke ve birçok yapısal dönüşümü diğer ülkelerle mukayese edilince hızlı deneyimliyor. Kapitalistleşme, demokratikleşme, askerin kamusal alandaki konumu, elitlerin değişimi ve kimlik meseleleri, 50 yıl öncesine göre radikal bir kayışa uğradı. Anlamda ve içerikte görülen değişim pratik siyasette kendisini gösteriyor.

Biden döneminin başlaması: İsrail’de siyasetin otonomisinin sınırlandırılması

Joe Biden’ın ABD başkanlığına seçilmesi, İsrail’de de önemli bir gelişme olarak görüldü. Bunun birçok nedeni var. Öncelikle; İsrail ve ABD arasında Trump dönemindeki sürecin revizyona uğrayabileceği endişesi yükseldi. Biden ve ekibinin İsrail’e dönük tutumunda hasmaniyet olmasa da selefi kadar geniş manevra alanı temin etmeyeceği açık.

2021 seçimleri ile İsrail’de siyasal bir gerçeklik berraklaştı. İsrail sağında farklılaşma, ideoloji çıpasında değil, lider stilinde oluyor. 

Özellikle İsrail iç siyasetinde etkisi olabilecek bazı başlıklar, yeni yönetimin takibinde yer alıyor. Bunlar, İsrail’in 1967 sınırları dışında kalan alanlarda yeni yerleşim yerleri inşa etmemesi; iki devletli (İsrail ve Filistin) çözüm sürecine dönülmesi; reform Yahudiliği’nin geleneksel Yahudilikten ayrışan taleplerinin temsili gibi konular sayılabilir.

Diğer bir nokta ise ABD’de yükselen yeni nesil Demokrat Parti siyasetçilerinin, Biden’ın İsrail’e dönük alacağı kararlarda ne gibi etkisi olacağıydı. İsrail’in mevcutları koruma noktasında elinin güçlü olduğunu söylemek mümkün.

Günün sonunda ABD’de yönetimin alacağı pozisyonlar, İsrail’de din-devlet, toplum-siyaset, devlet-devlet ilişki setlerinde, ağırlığın hangi aktörde olacağını belirleyecek.

İsrail’in Orta Doğu’ya entegrasyonu: İbrahim Anlaşmalarının sürekliliği

Orta Doğu’da yeni olan bir şey varsa o da İbrahim Anlaşmaları ve onun yarattığı düzenlemeler olsa gerektir. Bölgenin bir normu olarak İsrail’i izole etme stratejisinin terk edilmesi ve daha da ötesi İsrail ile diplomatik ilişki tesis etmeye dönük adımların atılması, eski ve yeni arasındaki ayrımı net bir şekilde çizmektedir.

İsrail'e yaklaşımda hasmaniyetin yerini açık ve kamusal iş birliğinin alması 2021’de de devam etti.

2011 Arap Baharı sonrası oluşan toplumsallığın, yerleşik siyaseti ve elitleri tasfiye edebileceğine dair gerçeklik, Arap monarşilerini ve İsrail’i, bu durumla nasıl baş edeceklerine dair yeni arayışlara itti. Yükselen İhvancı siyasetin karşısına Pan-Arap/Arap milliyetçiliğini koyamayacakları açıktı. Çünkü fikirlerin teritoryal uzamının genişlemesi, ulus-devletlerin toprak bütünlüğü ve monarşilerin istikrarlı idareleri için baş edilmesi güç bir tehdit oluşturuyordu. Bu sebeple toplum ve devlet arasında yeni bir konsensüsün sağlanması için yerel dinamiklerin merkezde olduğu toplumsal sözleşme arayışları yükseldi. Körfez’de bugünlerde görülen açılım politikalarının (eğlencenin kamusallaştırılması ve İsrail ile diplomatik ilişki tesisi) arkasında yatan temel itici güç bu olabilir.

Körfez’de olan durum İsrail’de de oluyor. İsrail’de yaşayan 2 milyonun üzerindeki Filistinli Arap, ulusal siyasete katılıyor ve hükümet kurma süreçlerinde aktif rol alıyor. İsrail’de 23 Mart 2021 milletvekili seçimlerinde Birleşik Arap Listesi Mansur Abbas liderliğinde 4 milletvekili ile Knesset’e girdi. Abbas’ın Netanyahu sonrasında Naftali Bennett-Yair Lapid liderliğinde hükümetin kurulmasına verdiği destek, 2021’in en kritik politik olaylarından birisi. İsrail’in Arapları ulusal siyasete çekmesi bölgede gördüğümüz genel politik eğilimlere uyumluluk gösteriyor. Toplumsal yarılma hatlarının jeopolitize edilmesini İsrailli elitler de istemiyor. Bu sebeple ulusal siyaset içerisinde yeni bir toplumsal sözleşme arayışı ile kendi nüfuslarını olabildiğince sistem içi entegrasyona zorluyorlar. Bu süreç 2022 yılı boyunca da devam edecek.

2021 İsrail açısından görece kontrollü geçti. 2022’de ise temel konu İran’la yürütülen müzakerelerin seyri ve içeriği olacak.

[Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Çınkara, Necmettin Erbakan Üniversitesi]

Kaynak: AA

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol