data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true">

Türkiye 1918-1923 Milli Mücadele’nin Yerel Tarihleri Projesi başlıyor
data-ad-format="auto" data-full-width-responsive="true">

Milli Mücadele dönemi tarih yazımının demokratik, katılımcı, çok sesli ve çok merkezli olarak yazılması ihtiyacıyla yola çıkan Türkiye 1918-1923 Milli Mücadele’nin Yerel Tarihleri Projesi, Türkiye’nin dört bir yanından akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla başlıyor.

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) iş birliği ile gerçekleştirilecek Türkiye 1918-1923 Milli Mücadele’nin Yerel Tarihleri Projesi, Türkiye’nin Milli Mücadele ile ilgili hafızasını yerelden hareket ederek, 7 bölge başlığı altında yeniden kurmayı amaçlıyor.

Projenin ilk adımı olarak organize edilen Milli Mücadeleye Yerel Bakışlar Çalıştayı, 7-8 Haziran tarihlerinde Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Topkapı Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi, İstanbul dışında olan akademisyen ve araştırmacılar Çalıştaya online ortamda katıldı.

Çalıştayda, Milli Mücadele yıllarına merkezden bakan siyasi ve askeri tarihyazımının ötesine geçerek toplumsal ve yerel bir perspektiften bakmanın imkânları müzakere edildi, yerel toplulukların, sıradan insanların Milli Mücadeleye dair algı ve deneyimlerinin dönemin tarihyazımına nasıl dahil edilebileceği tartışıldı.

Aynı zamanda Türkiye 1918-1923 Milli Mücadele’nin Yerel Tarihleri üst-başlıklı dizinin yayına hazırlanması için yol haritası belirlendi. Projede hazırlanacak bilimsel metinler on cilt halinde TÜBA tarafından yayımlanarak kamuoyuyla paylaşılacak.

“MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ ÇOK YÖNLÜ ARAŞTIRILMALIDIR”

Milli Mücadeleye Yerel Bakışlar Çalıştayı’nın açılışında konuşan Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, akademisyenlerin ve araştırmacıların katkı, eleştiri ve destekleriyle tarihi, hamasetten uzak, objektif düzeyde araştırmak için projeyi başlattıklarını ifade etti.

Milli Mücadele döneminin genellikle tek açıdan, tek merkezden ele alındığına işaret eden Şeker, “Oysa Milli Mücadele çok yönlü çok boyutlu araştırılması gereken farklı kriterler içerir. Milli Mücadele sürecinin başarıya ulaşmasında yerel faktörlerin yeri ve önemi hâlâ tam açıklığıyla ortaya konmamıştır. Çok uzak bir tarih olmamasına rağmen Milli Mücadele dönemi hak ettiği objektif, çok sesli değerlendirmelerden uzak kalmıştır. Bu konuda herkesin konuyu kendi cephesinden dayatmalarla ortaya koyması maalesef süreci bu noktaya getirmiştir. Oysa Milli Mücadele tarihyazımının bütüncül bakış açısına sahip olması gerektiği gibi sürece müdahil olan tüm faktörlerin de objektif, hamasetten uzak değerlendirmeye sahip olması gerekir” diye konuştu.

Proje kapsamında Milli Mücadele dönemi tarihyazımında merkezi bakış açısından farklı olarak dönemlere eğilen, bölgesel kaynakların ve aktörlerin de inceleneceği bir süreci başlatacaklarını kaydeden Prof. Dr. Muzaffer Şeker, projeye ait bir seri yayınlayacaklarını dile getirdi.

“MİLLİ MÜCADELE TARİHİMİZİN KURUCU HADİSESİDİR”

Konuşmasına toplumları oluşturan ortak tarih bilinci ve kolektif hafızanın önemine dikkati çekerek başlayan FSMVÜ Rektörü Prof. Dr. M. Fatih Andı ise “Bireyler için hafıza ne kadar hayati ise toplumlar için tarih o kadar önemlidir. Tek tek bireylerin bir toplumu, bir milleti teşkil edebilmeleri ancak aynı şeyleri hatırlamaları, ortak bir tarihleri yani kolektif bir hafızaya sahip olmalarıyla mümkündür. Bir tarih bilinci bir hafıza siyaseti olmaksınız bir millet olunamaz. Milli Mücadele de bizim hafızamızın temel taşlarından birisidir” ifadelerini kullandı.

Milli Mücadele’nin tüm bireysel farklılıklarımıza rağmen üzerinde anlaşıp uzlaşılan önemli bir hadise olduğunu belirten Prof. Dr. Andı, “Anlaşıp uzlaştık çünkü Birinci Dünya Savaşı öncesinde Sevr Anlaşması Milli Mücadeleyi bu milletin önünde yegâne seçenek olarak bıraktı. Milletimiz ayrıyı gayrıyı bırakıp Milli Mücadele fikri ve ruhu etrafında tek vücut oldu. Anadolu’nun ve Trakya’nın dört bir tarafında imkânsızlıklar içerisindeki bir halk bu mücadele sayesinde millet olma ehliyetini gösterdi. Bu yüzden Milli Mücadele tarihimizin kurucu bir hadisesidir” dedi.

Her neslin bu büyük hadiseyi yeniden ele alıp yorumlaması gerektiğini belirterek bir yakın tarih seferberliği başlatılmasının altını çizen Prof. Dr. Andı şöyle devam etti:

“Bu çerçevede akademiye çok önemli vazifeler düşmektedir. Hâlihazırda Milli Mücadele’nin, TBMM’nin, Cumhuriyet’in ilanının 100’üncü yıl dönümleriyle ilgili olarak akademik etkinlikler düzenlenmekte, yayınlar yapılmakta, müzeler kurulmaktadır. Bunların nicelik olarak artması ve nitelik olarak daha da yetkinleşmesi gerekmektedir. Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümüyle ilgili yapılan bilimsel, kültürel ve sanatsal çalışmalar devletimiz tarafından en üst seviyede himaye ve teşvik edilmektedir. FSMVÜ olarak biz de bir dizi proje ve faaliyetlerle bu seferberliğe katkı veriyoruz. Bu çalıştaya ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Türkiye Bilimler Akademisine projeyi himaye ettiği için şükranlarımı arz ediyorum. Tez zamanda projenin çıktılarını da elimize alabilmeyi, Milli Mücadelemizin yerel tarihlerini halkımızın istifadesine sunabilmeyi umuyoruz.”

YAŞANAN AMA YAZILAMAYAN TARİH ANLATILACAK

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Göleç ise projeyi detaylandırarak izlenecek yol hakkında bilgiler paylaştı.

Milli Mücadele konulu Türkçe literatürün ağırlıklı olarak dönemin siyasi ve askeri gelişmelerinden ibaret olması, monografi ve ders kitaplarının da genellikle Mili Mücadele önderlerinin fikir ve eylemleriyle, cephelerdeki askeri harekâta odaklanmasının farklı birçok noktayı eksik bıraktığını aktaran Göleç şunları kaydetti:

“Milli Mücadele ile ilgili mevcut çalışmalar Ankara’dan, Samsun’dan, Erzurum’dan, Sivas’tan bahsettikleri kadar Artvin’den, Muğla’dan, Siirt’ten, Sinop’tan, Yozgat’tan bahsetmiyorlar. Oysa tüm şehirlerimiz bu mücadeleye bir şekilde katılmış, Milli Mücadele’nin doğrudan ya da dolaylı etkilerini yaşamış. Anadolu’nun her köşesinden evlatlarını cepheye gönderen babaların, geride kalan annelerin, kardeşlerin, eşlerin, çocukların; nüfusları azalan, ekmekleri eksilen, yaşadıkları yerler harabeye dönen, yine de bu varoluş mücadelesini canları ve malları ile büyüten insanların hafızaları ne yazık ki yaşanan ama yazılamayan tarihimizin kaynakları.”

Çalışma kapsamında çok sayıda akademisyen ve araştırmacının katılımıyla arşiv belgelerinin yanı sıra başta yerel basın olmak üzere anılara, günlüklere, efemeraya, sözlü kaynaklara, folklora, mimariye bakarak Milli Mücadele’nin yereldeki izlerini derleyip değerlendireceklerini dile getiren Doç. Dr. Göleç, “Amacımız; yerel ve sözlü tarihin demokratik, sivil ve katılımcı imkânlarından yararlanarak insanımızın kendisini bir parçası olarak hissedebileceği bir tarih ve hafıza oluşturabilmek. Bu proje kapsamında ülkemizin çeşitli üniversitelerinden akademisyenler veya tarih araştırmacıları ile iş birliği mekanizmaları geliştirmek istiyoruz. Milli Mücadeleye Yerel Bakışlar Çalıştayı bu konuda atılmış ilk adım” dedi.

34 BİLİM İNSANININ KATILIMIYLA ÇALIŞTAY RAPORU HAZIRLANDI

Çalıştay, Milli Mücadele Tarihyazımının Kaynakları (Arşivler, Yerel Basın, Anılar, Sözlü Tarih Çalışmaları, Görsel Kaynaklar, Efemera), Milli Mücadelede Devlet ve Toplum (İşgaller, İstanbul ve Ankara ile İlişkiler, Yerel Cemiyetler ve Kongreler, Seçimler ve Mebuslar, İç İsyanlar, Eşkiyalık ve Asayiş Sorunları), Milli Mücadelenin Özneleri (Askeri ve Sivil Bürokrasi, Eşraf ve Din Adamları, Köylüler, Kadın ve Çocuklar, Azınlıklar, Nüfus Hareketleri vb.), Toplumsal Bellek ve Milli Mücadele (Müzeler, Anıtlar, Şehitlikler, Folklor, Edebiyat, Ders Kitapları vb.) başlıklı dört oturumda gerçekleşti. Çalıştayın ikinci gününde ise 22 farklı üniversiteden ve 3 müzeden 34 bilim insanı ve uzmanın katılımıyla Genel Değerlendirme ve Çalıştay Raporu hazırlandı.

Kaynak: DHA

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol