Mersin 1 Nolu Şubemiz tarafından düzenlenen,Hıdırellez ve Anneler Günü programına katılarak üyelerimizle hasret giderdik. Şube Başkanımız Sn.Metin Ercan şahsında,emeği geçen arkadaşlarımıza,programa katılan kıymetli meslektaşlarımıza teşekkür ediyoruz.Yörükler diyarında çok güzel bir etkinlik oldu.Türk Eğitim-Sen sendikadan öte,büyük bir ailedir.
Genel Sekreterimiz Selahattin Dolgun, 9 Mayıs 2026 tarihinde Mersin 1 No.lu Şube tarafından düzenlenen Hıdırellez ve Anneler Günü programına katıldı. Programa; Mersin 1 No.lu Şube Başkanı Metin Ercan, şube yönetim kurulu üyeleri, il ve ilçe temsilcileri, Şube Kadın Komisyonu üyeleri ile çok sayıda üyemiz iştirak etti.
Bir konuşma yapan Genel Sekreterimiz Selahattin Dolgun, başta devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmak üzere şehit anneleri, anne adaylarının ve tüm kadınların Anneler Günü’nü kutladı. Hıdırellez’in bolluk ve bereket getirmesi temennisinde bulunan Dolgun, “Bolluğun ve bereketin çoğalacağı Hıdırellez ile Anneler Günü’nü birlikte karşılamanın mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.
“Önce eğitim çalışanları, sonra sendikam ve ben” anlayışıyla hareket ediyoruz.
Aynı inançla, aynı dava bilinciyle ve samimiyetle kurulan birlikteliklerin, en zor zamanlarda bile dimdik ayakta kalmayı başardığına dikkat çeken Dolgun, “Ancak menfaat üzerine kurulan beraberlikler, çıkarların çatıştığı ilk anda en küçük sarsıntıyla dağılmaya mahkûmdur. Yakın zamanda bunun örneklerine hep birlikte şahit olacağız. Şahsi ikballerini önceleyerek hareket edenler, er ya da geç birbirlerini tüketirler. Bizler ise ‘Önce eğitim çalışanları, sonra sendikam ve ben’ anlayışıyla hareket ediyoruz. Bizim için esas olan makamlar değil; eğitim çalışanlarının hak ettiği itibara, şeffaf ve liyakatli yapıya, adalet zemininde uygulamaya konulan düzenlemelere, insanca çalışma koşullarına ulaşmasıdır. Unutulmamalıdır ki makamlar gelip, geçicidir. Asıl önemli olan, ardında çalışanlar adına kalıcı ve değerli eserler bırakabilmek, ilkeli bir mücadeleyi gelecek nesillere miras olarak aktarmaktır. Bu amaçla sendikamıza destek, mücadelemize omuz veren tüm Türkiye sevdalılarına selam gönderiyoruz.” dedi.
Ay yıldızlı al bayrağımıza el uzatanın elini kırarız!
Geçtiğimiz hafta ODTÜ’de yaşanan olayları şiddetle kınadıklarını da belirten Dolgun, “ODTÜ’de istikbalimizin ve geleceğimizin teminatı olan Türk bayrağına yönelik tasvip etmediğimiz, esefle kınadığımız olaylar yaşandı. Herkes bilsin ki; Türk Eğitim-Sen’in 240 bin üyesi var olduğu müddetçe, sizlerden aldığımız güçle ay yıldızlı al bayrağımıza el uzatanın elini kırarız, dil uzatanın dilini keseriz. Bundan herkes emin olsun.” diye konuştu.
“Türk Eğitim-Sen nedir?” sorusuna, “Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiiridir.” sözleriyle cevap veren Dolgun, Türk Eğitim-Sen’in yalnızca bir sendika değil; milli ve manevi değerlere bağlı bir duruşun, vatan ve millet sevdasının temsilcisi olduğunu ifade etti. Türk Eğitim-Sen tüzüğünün amaçlar bölümünde; “Anayasada ifadesini bulan devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, millî ve manevi değerlere, insan haklarına, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalarak; demokrasinin korunup bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesi ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşılması yolunda çaba göstermeyi amaç edinmiştir” ifadelerinin yer aldığını hatırlatan Dolgun, bu ilkelerin sendikanın temel varlık nedeni olduğunu vurguladı.
Bu düşüncelerle, Anayasa’nın ilk dört maddesinin Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen açısından vazgeçilmez bir hassasiyet taşıdığına dikkat çeken Dolgun, şunları kaydetti: “Biz hak mücadelesi verirken; milli ve manevi değerleri merkeze alan bir anlayışla hareket eden bir kuruluşuz. Ekmek kavgası verirken, ekmek mücadelemizin önüne her zaman Türkiye sevdamızı koyduk. Çünkü bizim için Türkiye; Atatürk’tür, Cumhuriyet’tir, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletidir, İstiklal Marşı’dır, Türkçedir, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüdür, ay yıldızlı al bayraktır, başkent Ankara’dır, bağımsızlığımızın, değerlerimizin, birlik ve beraberliğimizin, geleceğimizin adıdır. Bizim için Türkiye, Anayasamızın 42. maddesinde ifade edildiği şekliyle eğitim dilinin Türkçe olmasıdır. Anayasamızın 66. maddesinde yer alan ‘Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür’ ifadesiyle anlam bulan milli kimliktir. Biz var olduğumuz müddetçe Anayasa’nın ilk dört maddesi başta olmak üzere 42. ve 66. maddeleri korunmaya devam edecektir.
Ortak değerlerimiz tartışma konusu olamaz!
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş esasları ve temel değerleri bizim için vazgeçilmezdir. Hiç kimse; milletimizin ortak değerlerini tartışmaya açamaz, kurucu iradeyi itibarsızlaştırmaya kalkışamaz, toplumsal birlik ve beraberliğimizi zedelemeye yeltenemez! Biz, geçmişinden güç alan ve geleceğine buna yön veren bir mirasın temsilcileriyiz. Büyük Türk ideali ise; güçlü ve müreffeh bir Türkiye hedefinin ortak simgesidir.
Türk Eğitim-Sen, dün olduğu gibi bugün de devletimizin temel niteliklerine, milli kimliğimize ve Cumhuriyetimizin kazanımlarına, ay yıldızlı al bayrağımıza, marşımıza sahip çıkmaya kararlılıkla devam edecektir. Her kim ki bunlardan birine dokunmaya cüret ederse, karşısında Türk milletinin sarsılmaz iradesini ve Türk Eğitim-Sen’in kararlı duruşunu bulacaktır.”
Sözleşmeli çalışanlar kadroya alınmalıdır.
Sendikal gündeme dair açıklamalar da yapan Dolgun, sözleşmeli çalışanların kadroya alınması gerektiğini bildirdi. Kamuda aynı işi yapan memurların farklı statülerde istihdam edilemeyeceğini belirten Dolgun, “Memurun sözleşmelisi, kadrolusu olmaz!” dedi. Dolgun, kamu kurumlarında aynı işi yapan çalışanların farklı statüler altında çalıştırılmasının çalışma barışını zedelediğini belirterek, “Tüm sözleşmeli personel kadroya geçirilmelidir. Nitekim hükümet; 2011, 2013, 2023’te 467 bin sözleşmeli çalışanı kadroya aldı. Bu aslında hükümetin de şu gerçeği kabul ettiğini göstermektedir: ‘Biz bir kısım kamu çalışanını sözleşmeli istihdam ederek yanlış yaptık ve bu yanlıştan dönüyoruz.’ Madem bunun yanlış olduğu kabul edilmiştir, o halde bu yanlış uygulamaya devam edilmemelidir. Aynı işi yapan insanlar arasında statü ayrımı olmamalıdır.” diye konuştu.
Kurban Bayramı için bayram ikramiyesi müjdesi bekliyoruz.
Önümüzde Kurban Bayramı olduğunu hatırlatan Dolgun, görevi başındaki memurlara da bayram ikramiyesi verilmesini talep etti. Dolgun, “Bugün devletimiz; işçilere, işçi ve memur emeklilerine bayram ikramiyesi ödemesi yapıyor. Ancak bu ülkede bayram ikramiyesi alamayan tek kesim, görevi başındaki kamu çalışanlarıdır. Oysa devletimizin bütçesi görevi başındaki memurlara bayram ikramiyesi verebilecek güçtedir. Dolayısıyla, Kurban Bayramı öncesinde müjde bekliyoruz. Görev başındaki memurlara bayram ikramiyesinin bu Kurban Bayramı’nda hayata geçirilmesini talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
110 bin YHS personeli GİH Sınıfına geçirilmelidir.
Kamuda memur işi yapan ama kadrosu Yardımcı Hizmetler Sınıfında bulunan 110 bin çalışanın Genel İdare Hizmetleri Sınıfına geçirilmesini de talep eden Dolgun, “Bunun ekonomiye, bütçeye ek külfeti de bulunmamaktadır. 110 bin arkadaşımız bir defaya mahsus, sınavsız şekilde Genel İdare Hizmetler Sınıfına geçirilmelidir.” dedi.