Eserin tanıtımı, 4 Eylül 2026 tarihinde İstanbul Karaköy Palas'ta gerçekleştirilen basın toplantısıyla yapıldı. Geniş katılımlı toplantıda kitabın kapsamı ve öne çıkan başlıkları kamuoyuyla paylaşılırken yapay zekânın bilim, teknoloji, ekonomi, eğitim ve toplumsal yaşam üzerindeki mevcut ve gelecekteki etkileri farklı disiplinlerden uzmanların değerlendirmeleriyle ele alındı.
Üç ana bölüm altında toplam 25 çalışmadan oluşan ve 38 bilim insanı, araştırmacı ve uzmanın katkı sunduğu eser; yapay zekânın bilimsel ve teknolojik gelişmelerden ekonomik ve toplumsal dönüşüme, eğitimden kamu yönetimine kadar uzanan çok boyutlu etkilerini disiplinler arası bir yaklaşımla değerlendiriyor.
Türkiye'nin eğitimde yapay zekâ yaklaşımı ele alındı
Genel Müdür Mustafa Canlı ile YEĞİTEK uzmanları Dr. Zafer Özen, Dr. Hüseyin Ulukuz ve Dr. Emre Dinç tarafından hazırlanan bölümde, Türkiye'nin yapay zekâyı millî eğitim sistemine entegre etme yaklaşımı kapsamlı ve insan merkezli bir perspektifle değerlendirildi.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda şekillenen yaklaşımın incelendiği çalışmada; eğitimde yapay zekâ yönetişimi ve politika çerçevesi, dijital altyapı ve kapsayıcılık, yapay zekâ okuryazarlığını destekleyen müfredat çalışmaları, öğretmenlere yönelik yapay zekâ araçları, kişiselleştirilmiş öğrenme platformları, özel gereksinimli bireylere yönelik erişilebilirlik uygulamaları ile etik ilke ve güvenlik mekanizmaları olmak üzere yedi temel alan üzerinde duruldu.
Çalışmada, yapay zekânın eğitimde yalnızca teknolojik bir yenilik olarak değil; eğitim kalitesinin artırılması, öğrenme süreçlerinin bireyselleştirilmesi, öğretmenlerin desteklenmesi ve eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi bakımından stratejik bir araç olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Eğitimde Yapay Zekâ Politika Belgesi ve Eylem Planı (2025–2029) da Türkiye'nin eğitimde yapay zekâ çalışmalarına yön veren temel politika çerçevelerinden biri olarak ele alındı. Bakanlık yönetiminden okul süreçlerine, öğretmenlerin mesleki gelişiminden öğrenci kazanımlarına kadar geniş bir alanı kapsayan belge; 4 hedef, 15 politika ve 40 eylem adımıyla yapay zekâ teknolojilerinin eğitim sistemine etik, güvenli, kapsayıcı ve sürdürülebilir biçimde entegrasyonuna yönelik bütüncül bir yol haritası sunuyor.
Bu kapsamda DİLİM ile yabancı dil öğrenme süreçlerinin yapay zekâ destekli, etkileşimli ve bireyselleştirilmiş bir yapıya kavuşturulması; Yapay Zekâ Destekli Mevzuat Asistanı ile yöneticilerin mevzuat ve politika metinlerine daha hızlı erişebilmesi, uzun metinlerin özetlenmesi ve uygulamaya ilişkin soruların yanıtlanması; Yapay Zekâ Destekli Müdahale Programı ve Performans İzleme Sistemi ile öğrencilerin bilişsel süreçleri, yürütücü işlevleri ve temel akademik becerilerine ilişkin verilerin öğretmen gözlemleriyle birlikte değerlendirilerek öğrenme güçlüğü riski taşıyan öğrencilerin erken dönemde belirlenmesi ve bireysel ihtiyaçlarına yönelik müdahale süreçlerinin desteklenmesi gibi uygulamalar ele alındı.
Bölümde ayrıca yapay zekâ okuryazarlığının müfredata entegrasyonu, öğretmenlerin yapay zekâ alanındaki mesleki gelişimlerinin desteklenmesi, Türkçeye ve eğitim sistemine özgü veri ve dil modeli çalışmalarının geliştirilmesi ile özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için yapay zekâ destekli erişilebilirlik çözümleri de Türkiye'nin eğitimde yapay zekâ ekosisteminin önemli bileşenleri arasında değerlendirildi.
Öğretmenin merkezde olduğu insan odaklı yaklaşım
Çalışmada yapay zekâ teknolojilerinin eğitim ortamlarında kullanımında mahremiyet, veri güvenliği, adalet, şeffaflık, insan denetimi ve etik ilkelerin temel öncelikler arasında yer aldığı vurgulandı. Yapay zekânın öğretmenin yerini alan bir teknoloji olarak değil, öğretmenin mesleki kapasitesini ve pedagojik etkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırılması gerektiğine dikkat çekildi.
Bu doğrultuda yapay zekâ destekli sistemlerin öğretmenlerin karar verme, rehberlik ve değerlendirme rollerini desteklemesi; teknolojinin eğitim süreçlerinde insan denetimini ve öğrenci yararını merkeze alan bir anlayışla kullanılması gerektiği belirtildi.
İlgili kitap bölümünde, Türkiye'nin eğitimde yapay zekâ yaklaşımının teknoloji ile pedagojiyi bir araya getiren; öğretmen ve öğrenciyi merkeze alan, fırsat eşitliğini ve erişilebilirliği gözeten, etik değerleri önceleyen bir anlayış üzerine inşa edildiği ortaya konuldu.
Türkiye'nin eğitimde yapay zekâ alanındaki politika, altyapı, içerik ve uygulamalarını uluslararası gelişmelerle birlikte değerlendiren çalışma, ülkemizin millî eğitim sisteminde yürüttüğü dijital dönüşüm çalışmalarının akademik literatüre aktarılması ve uluslararası alanda görünür hâle getirilmesi açısından da önem taşıyor.
Kitabın içeriğine ulaşmak için tıklayınız.