Okulların açılmasıyla beraber çocukları ve gençleri yoğun bir eğitim öğretim yılı bekliyor. Ebeveynlerin beklentilerindeki artışın, çocuklara ve gençlere yansıdığını vurgulayan Uzman Klinik Psikoloğu Elmas Merve Malas, mükemmelliyetçiliğin çocuklarda ve gençlerde depresyona neden olabileceğini söyledi. 

10 yılda 38 bin yaban hayvanı tedavi ve rehabilite edildi 10 yılda 38 bin yaban hayvanı tedavi ve rehabilite edildi

Pandemi sonrası çocuklar ve gençler, online eğitimden yüz yüze eğitime geçerken, pandemide ortaya çıkan akademik ve sosyal kayıplarını da telafi etmeye başladı. Buna sebep olarak ebeveynlerin beklentilerinde artış yaşandı. Yapılan bilimsel çalışmalar hem ebeveyn beklentilerinin hem de ebeveyn eleştirisinin zamanla arttığını, öyle ki yeni nesillerin, geçmiş nesillere göre ebeveynlerinden daha fazla baskı bildirdikleri görülüyor. Bunun yanında araştırma sonuçları günümüz anne-babalarının çocuklarıyla giderek daha fazla zaman harcadıklarını, sıkı çalışmaya daha fazla değer verdiklerini ve çocuklarını giderek daha fazla izlediklerini de göstermekte. Bu da çocuklar ve gençlerde depresyona neden olabilmekte. Özel Medicana Konya Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Elmas Merve Malas, çocuklar ve gençlerdeki depresyonun sebeplerinden bahsetti. 

BASKI ÇOCUKLARI VE GENÇLERİ NASIL ETKİLİYOR? 

Çocukların ve gençlerin giderek daha rekabetçi ve bireyselleşen bir toplumla karşı karşıya kalmak zorunda olduğunu ifade eden Uzm. Psk. Elmas Merve Malas, “Mükemmeliyetçiler, eksikliklerini aşırı derecede eleştirirken, kendilerine makul olmayan yüksek standartlar belirler. Bunun sonucunda beklediği standarda ulaşamayan kişilerde kaygı ve depresyon gibi olumsuz zihinsel sağlık sonuçları ortaya çıkmaktadır. Özellikle mükemmeliyetçilik başkaları tarafından yönlendirildiğinde ‘emredilmiş mükemmeliyetçilik’ tanımı karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda ebeveynleri çocuklarının başarısı üzerinde daha fazla baskı kurmaktadır. Artan bu baskı sonucunda, çocuklar ve gençler ebeveynlerinden onay almanın bir yolu olarak mükemmeliyetçi bir zihniyeti benimsemeye başlarlar” dedi. 

DEPRESYON VE ANKSİYETE GİBİ ZİHİNSEL SAĞLIK SORUNLARI YAŞAYABİLİRLER

Sürekli mükemmel olmaya çalışan bir nesil olduğunu ifade eden Uzm. Psk. Malas, “Yeni nesil çocuklar ve gençler, ebeveynlerinin kendilerinden daha yüksek beklentilerinin olduğunu düşünüyor. Bu düşünceler mükemmeliyetçilikle, özellikle de sosyal olarak öngörülen mükemmeliyetçilik sonucunda gençlerde depresyon ve anksiyete gibi zihinsel sağlık sorunlarını getirmektedir. Gençler ebeveynlerinin yüksek beklentilerini içselleştirir ve özgüvenleri için bu beklentileri gerçekleştirmeye çalışır. Ancak ebeveynlerinin bu beklentilerini karşılayamadıklarında kendilerini eleştireceklerdir. Bunu telafi etmek için daha mükemmel olmaya çalışacaklardır” diye konuştu. 

AŞIRI BEKLENTİ VE YÜKSEK STANDARTLAR MUTSUZLUK GETİREBİLİR

Mükemmeliyetçiliğe ve ebeveyn baskılarına toplumsal dayatmaların da neden olduğunu belirten Malas, şunları ekledi: 

“Bu bağlamda, okullarda sürekli yapılan denemeler ve sıralamalar rekabetçiliği ve bireyciliğin yolunu açmakta ve bu da ebeveynleri daha eleştirel ebeveynliğe itmektedir. Araştırmacılar, eğer bu açıklama doğruysa, suçlunun ebeveynler olmadığını vurguluyor. Bunun yerine, artan yaşam maliyeti ve azalan gelirle ebeveynler çocukları üzerinde daha fazla baskı yapmaya itmekten sorumlu tutulmaktadır. Ebeveynler suçlu değil, çünkü şiddetli akademik baskılar, kontrolden çıkmış eşitsizlik ve sosyal medya gibi nasıl görünmemiz ve performans göstermemiz gerektiğine dair gerçekçi olmayan idealleri yayan teknolojik yeniliklerle rekabetçi bir dünyaya karşı tepki veriyorlar. Ebeveynler çocuklarına aşırı beklentiler koyuyorlar çünkü haklı olarak toplumun bunu talep ettiğini ya da eğer koymazlarsa çocuklarının sosyal olarak dışlanacaklarını düşünüyorlar. Sonuç olarak ebeveynlerin çocuklardan ve gençlerden beklentilerini yeniden değerlendirmeleri yerinde olacaktır. Bu sosyal baskının toplumla, ekonomimiz ve eğitim sistemimizle ilgili olduğunu anlamamız gerekmektedir. Toplum olarak gençlere ve ailelerine uyguladığımız baskıların gereksiz yere bunaltıcı olduğunun farkına varmalıyız.”