Ankara Okul Dışı Öğrenme Ortamları Projesi Tanıtım Programı'nı gerçekleştirdik. Bakanlık olarak öğrenmeyi ve öğrenme ortamlarını konuşurken, sınıf sıraları ve dört duvarla sınırlı bir anlayışı aşmak ve mekânın da başlı başına bir öğretmen olduğunun idrakiyle eğitim sistemimizi inşa ediyoruz. Meselemiz, evlatlarımızın öğrenme tecrübesini zenginleştiren her zemini eğitimin tabiî bir parçası hâline getirmek. Müze, kütüphane, atölye, bilim merkezi, spor alanı, tabiat, üretim ortamı, tarihî çevre; hatta şehrin bir camisi, bir barajı, bir sosyal tesisi, bir geri dönüşüm tesisi… Evlatlarımızın dikkatini toplayan, merakını canlı tutan, sorularını çoğaltan her imkân, bizim nazarımızda bir öğrenme ortamıdır. Bugün tanıtımını gerçekleştirdiğimiz Okul Dışı Öğrenme Ortamları Projesi de bu anlamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin sahadaki en görünür halkalarından biridir. Öğretmenlerimiz platforma girdiğinde, bulunduğu ili ve ilçeyi, dersini, sınıf düzeyini, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelindeki ilgili temayı ve kazanımları seçerek, öğrencileriyle birlikte kullanabileceği mekânların bir haritasına ulaşabiliyor. Her bir mekân için hazırlanan bilgi kartlarında ortamın kısa tanımı, eğitimle ilişkisi, öne çıkan temalar, önerilen etkinlik örnekleri, güvenlik ve erişimle ilgili temel bilgiler yer alıyor. Bugün itibarıyla platformda kayıtlı mekân sayımız beş binin üzerine çıktı. Bu mekânlara bağlı yüz binlerce öğrenme çıktısı ve etkinlik önerisi üretildi. Proje ile artık şehrin tamamını bir öğrenme haritası olarak gören bir bakış açısını, dijital altyapı ve sahadaki hazırlıklarla somutlaştırmış olduk. Bu vesileyle projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Okul dışı öğrenme ortamları projesini, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin sahadaki en görünür halkalarından biri olarak kabul ediyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, öğrenmeyi yaşanan çevreyle bütünleşmiş bir hayat bilgisi olarak ele almakta ve bilgiyi tecrübeyle harmanlayan bir eğitim tasavvurunu merkeze koymaktadır. Okul Dışı Öğrenme Ortamları Projesi Tanıtım Programı
Okul dışı öğrenme ortamları projesini, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin sahadaki en görünür halkalarından biri olarak kabul ediyoruz.
— Yusuf Tekin (@Yusuf__Tekin) January 26, 2026
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, öğrenmeyi yaşanan çevreyle bütünleşmiş bir hayat bilgisi olarak ele almakta ve bilgiyi tecrübeyle harmanlayan bir… pic.twitter.com/G7qmMmgnhG
"Okul Dışı Öğrenme Ortamları" dijital platformu için tıklayınız.
“Okul Dışı Öğrenme Ortamları” Projesinin Tanıtımı Yapıldı Millî Eğitim Bakan ı@Yusuf__Tekin : Bir öğretmenimizin inisiyatifiyle gerçekleştirilen bir müze gezisi, bir bilim merkezinde geçirilen birkaç saat, bir üretim tesisinde makinelerin başında yapılan bir gözlem, bir cami avlusunda yahut kütüphane rafları arasında sürdürülen kısa bir ders arası elbette çok kıymetli fakat bütün bu çabaların bir çizgiye, bir sistematiğe, bir sürekliliğe, kurumsal bir dile kavuşmasını önemsiyoruz. Bugün dünya ölçeğinde pek çok ülkede okulun etrafındaki şehir, kültür kurumları, üretim alanları, tabiat ve sanat mekânları, öğrenme sürecinin tali unsuru olmaktan çıkartılıp tabii bir uzantısı hâline getirilmiş durumda. Biz ise bu yönelişi medeniyet birikimimizin, şehirlerimizin hafızasının ve kültürümüzün irfan damarının süzgecinden geçirerek kendimize mahsus bir eğitim çizgisine dönüştürmeye gayret ediyoruz.
Ankara Resim ve Heykel Müzesi Türk Ocağı Salonu'nda düzenlenen tanıtım programında konuşan Bakan Tekin, kendisi için heyecan verici bir projenin tanıtım programına katılmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Öğrenmeyi ve öğrenme ortamlarını konuşurken sınıf sıraları ve dört duvarla kayıtlı bir anlayışı aşmayı ve mekânın da başlı başına bir öğretmen olduğunun idrak edilmesini arzu ettiklerini belirten Tekin, meselelerin öğrencilerin öğrenme tecrübesini zenginleştiren her zemini eğitimin tabii bir parçası hâline dönüştürebilmek olduğunu söyledi.
Müze, kütüphane, atölye, bilim merkezleri, tarihî çevre, şehirlerdeki tarihi yapılar, cami ve baraj gibi akla gelebilecek her ortamın aynı zamanda bir öğrenme ortamına dönüşebileceğinin altını çizen Tekin; öğrencilerin dikkatini toplayan, merakını diri tutan, sorularını çoğaltan her imkânın öğrenme ortamı olması gerektiğini kaydetti.
Tekin, konuşmasına şöyle devam etti:
"Öğrenmeyi hayatın dışına iten, onu evlatlarımızın zihninde biriken kuru bir enformasyona indirgeyen anlayışı asla kabul edemeyiz. Bilginin vakar ve kıymet kazandığı yer; çocuğun emek verdiği, ter döktüğü, soru sorduğu, üretime, sanata, tabiata dokunduğu ortamlardır çünkü öğrenme hayatla temas ettiğinde derinleşir. Derinlik kazanan kavrayış da zamanla hikmete, karaktere ve sorumluluk şuuruna dönüşür."
"Bütün bu çabaların sistematiğe, sürekliliğe ve kurumsal bir dile kavuşmasını önemsiyoruz"
Bakan Tekin, bilgiye erişimin baş döndürücü bir hıza ulaştığını, birkaç saniyede yüzlerce metin, görüntü, yorum ve iddiayla karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi.
Bu akışın öğrencilerin gündelik dünyasına sızdığına dikkati çeken Tekin, şunları kaydetti:
"Bugün pek çok evladımız bir ekrandan diğer ekrana geçerken bir metni tamamlamadan bir başkasına yöneliyor. Bilginin kıyısından geçiyor ama anlamın içine nüfuz edemiyor. Anlamla karşılaştığı anda dahi orada kalmaya, düşünceyi derinleştirmeye sabrı yetmiyor. Bir sonraki akışa sürüklenmeyi tercih ediyor. Bu yüzden evlatlarımıza öğrenmenin kendisini öğretmek zorundayız. 'Ne biliyorum?' diye başlayan her tecrübe 'Niçin biliyorum, bu bilgi bende nasıl bir iz bırakıyor?' ve benzeri sorulara ulaşmadıkça olgunlaşmayacaktır. Her bilgiye eşlik eden bir düşünce terbiyesini, her öğrenmeye eşlik eden bir iç muhasebe imkânını hep beraber inşa etmek zorundayız."
Okullar ne kadar donanımlı olursa olsun çevresindeki imkânlarla irtibat kurmadıkça çocuğun tecrübe ufkunu genişletemeyeceğini söyleyen Tekin, öğrenme ortamını sınıfın dört duvarına hapsetmeyen yeni bir yaklaşıma ihtiyaçlarının olduğunu belirtti.
Tekin; her tecrübenin öğrenmeyi daha kalıcı kıldığını, anlamı güçlendirdiğini ve ahlaki zemini tahkim ettiğini bildiklerini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu tablo artık münferit iyi örneklerle yetinilemeyeceğini ve istikametin sistematik bir yönelime dönüşmesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Bir öğretmenimizin inisiyatifiyle gerçekleştirilen bir müze gezisi, bir bilim merkezinde geçirilen birkaç saat, bir üretim tesisinde makinelerin başında yapılan bir gözlem, bir cami avlusunda yahut kütüphane rafları arasında sürdürülen kısa bir ders arası elbette çok kıymetli fakat bütün bu çabaların bir çizgiye, bir sistematiğe, bir sürekliliğe, kurumsal bir dile kavuşmasını önemsiyoruz. Bugün dünya ölçeğinde pek çok ülkede okulun etrafındaki şehir, kültür kurumları, üretim alanları, tabiat ve sanat mekânları, öğrenme sürecinin tali unsuru olmaktan çıkartılıp tabii bir uzantısı hâline getirilmiş durumda. Biz ise bu yönelişi medeniyet birikimimizin, şehirlerimizin hafızasının ve kültürümüzün irfan damarının süzgecinden geçirerek kendimize mahsus bir eğitim çizgisine dönüştürmeye gayret ediyoruz."
"Platformda kayıtlı mekan sayımız 5 binin üzerine çıktı"
Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni inşa ederken öğrencilerin öğrenmesini, yaşadığı mahallenin, şehrin ve coğrafyanın içine sinmiş bir hayat bilgisi olarak ele aldıklarını, modelin merkezinde öğrenmenin hayatla irtibatını güçlendiren bilgiyi tecrübeyle yoğuran bir maarif tasavvuru bulunduğunu vurguladı.
"Okul Dışı Öğrenme Ortamları" projesinin modelin sahadaki en görünür halkalarından birisi olarak kabul ettiklerinin altını çizen Tekin, şehrin imkanlarını öğretmenlerin planına, öğrencilerin ise öğrenme serüvenine dahil eden bir düzen oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.
Projenin kalbinde öğretmenlerin elini güçlendiren dijital bir altyapı kurduklarını ifade eden Tekin, platforma ilişkin şunları paylaştı:
"Her bir temada, her bir etkinlikte medeniyet birikimimize vurgu yapıyor. Böylece öğretmenimizin omzuna yeni ve belirsiz bir yük koymak yerine ona planlamada ve rehberlikte yol açan bir araç da sunmuş oluyoruz. Bugün itibarıyla platformda kayıtlı mekân sayımız 5 binin üzerine çıktı. Bu mekânlara bağlı yüz binlerce öğrenme çıktısı ve etkinlik önerisi üretildi. İllerimizde kurulan komisyonlar, kendi coğrafyalarındaki imkânları tespit etmek ve nitelikli ortamları sisteme kazandırmak için yoğun bir çaba, mesai sürdürdüler. Hepsine teşekkür ediyoruz."
"Türkistan'ın da bu anlamda değerlerini sürecin içerisine dahil edelim"
Bakan Tekin, Millî Eğitim Bakanlığında müsteşar olarak görev yaptığı dönemde müfredata "Şehrimiz" isimli bir dersi eklediklerini anımsatarak bugün, o gün başlattıkları projeyi çok farklı noktaya taşıdıklarını bildirdi.
Projenin Türk dünyasıyla entegre edilmesi için ilgililere talimat veren Tekin, "Türkistan'ın da bu anlamda değerlerini sürecin içerisine dâhil edelim. Bu da iyi bir yaklaşım olacak." dedi.
Projede emeği geçenlere teşekkürlerini ileten Tekin, şöyle devam etti:
"Tarih dersimizi, tarihî varlıklarımızı, geçmişimizi, atalarımızı sadece at sırtında savaş yapmış kişiler olmaktan çıkarmamız lazım. Medeniyet inşa eden, yaşadığı dönemin insani, hukuki, ahlaki sistematiğine yön veren bir geçmişimiz var. Bütün bunu çocuklarımızın öğrenmesi lazım. Bu öğrenme sürecinin de içinde yaşadıkları bölgeden, içinde yaşadıkları ilçeden, ilden başlayıp devam eden bir süreç olması gerektiğine inanıyorum. Bu benim için bir hayaldi. Bugün itibarıyla bu hayalimin gerçekleşmesine katkı sağlayan arkadaşlara bir entelektüel, bir Türk insanı olarak ayrıca teşekkür ediyorum."
Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Ebubekir Sıddık Savaşçı'nın da bir konuşma yaptığı programda, iki öğretmen de platformu katılımcılara tanıttı.