OKUL KAYITLARINDA BAĞIŞ TARTIŞMASI ARTIK SONA ERMELİDİR
Okul kayıtları başladı, yıllardır değişmeyen tartışma yine gündemde: “Velilerden para isteniyor mu?”
Millî Eğitim Bakanlığı, kayıt sırasında ücret veya zorunlu bağış alınamayacağını açıkça söylüyor. Elbette zorunlu bağış alınmamalıdır.
Ancak meseleyi sadece “Veliden para istenmeyecek, isteyen yönetici hakkında soruşturma açılacak” şeklinde ele almak, sorunun tamamını çözmüyor.
Çünkü önce şu gerçeği kabul etmeliyiz: Okulların ihtiyaçları var.
Temizlik, hijyen, bakım-onarım, kırtasiye, küçük tamiratlar ve günlük ihtiyaçlar için okulların sürekli kaynağa ihtiyacı bulunuyor. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında ise okul yöneticisi ister istemez çözüm arıyor ve bu durum yöneticiyi veliyle karşı karşıya getiriyor.
“İSTEĞE BAĞLI BAĞIŞ” MESELESİNİN ADINI DOĞRU KOYALIM
Bir okulun 30 velisi olduğunu düşünün. “Okulumuzun ihtiyacı var, imkânı olan velilerimiz gönüllü olarak destek olabilir” denildiğinde bir-iki veli kendi gönlüyle yardım eder. İşte bu gerçek anlamda gönüllü bağıştır.
Ancak “Okulun ihtiyacı var, herkes katkıda bulunsun” denildiğinde, veli kendisini mecbur hissediyorsa, para vermeyen kendisini mahcup veya dışlanmış hissediyorsa, bunun adına sadece “isteğe bağlı bağış” demek meseleyi çözmez.
Veli, “Bizden zoraki bağış alıyorlar” diye şikâyet ediyor.
Ardından soruşturma geliyor.
Peki okul yöneticisi bu parayı hiç almazsa ne olacak?
Okulun birçok ihtiyacı aksayacak.
İşte asıl sorun burada.
Okul yöneticisine “Veliden para isteme” denilirken, okulun ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli kaynak da verilmelidir.
Aksi hâlde okul yöneticisini iki arada bir derede bırakmış oluyoruz.
Bir tarafta Bakanlığın talimatı, diğer tarafta okulun gerçek ihtiyaçları…
Sonra veli ile idareci, hatta öğretmen karşı karşıya geliyor.
Bu kısır döngü artık sona ermelidir.
12 YIL ÖNCE ÇÖZÜM ORTAYA KONULDU
19. Millî Eğitim Şûrası, 2-6 Aralık 2014 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirildi. Şûrada Türk Eğitim Sen’in teklifi doğrultusunda, okulların maddi sıkıntılarının giderilmesi amacıyla öğrenci başına 120 TL ödenek ayrılması karara bağlandı. Türk Eğitim Sen de daha sonraki açıklamalarında bu kararın uygulanmasını ve 120 TL’lik tutarın enflasyona göre güncellenmesini talep etti. (Millî Eğitim Bakanlığı)
Aradan 12 yıl geçti.
2014 yılında belirlenen 120 TL bugün aynı satın alma gücüne sahip değil. TÜFE dikkate alındığında bu tutarın bugünkü karşılığı 2.000 TL’nin üzerindedir.
Yani 2014 yılında “Öğrenci başına 120 TL ödenek verilsin” denilirken ortaya konulan çözüm bugün çok daha güçlü bir şekilde uygulanmalıdır.
Demek ki çözüm yıllar önce görülmüş: Okullara öğrenci başına yeterli ve güncellenen ödenek verilmesi.
DEVLET OKULUNUN İHTİYAÇLARINI DEVLET KARŞILAMALIDIR
Okul bir ihtiyacını bildirdiğinde, “Mahallî imkânlarla karşılayın” denilmemelidir.
Devlet, devlet okulunun temel ihtiyaçlarını karşılayacak bütçeyi zamanında göndermelidir.
Okul yöneticileri para aramaktan, bağış istemekten ve velilerle para tartışması yaşamaktan kurtarılmalıdır.
Müdür müdürlüğünü, öğretmen öğretmenliğini yapmalıdır.
Bağış yapılacaksa elbette gönüllü olmalıdır. Ancak bağışların; okul binası, derslik, kütüphane, spor salonu gibi kalıcı eserler kazandırmaya yönelik olması teşvik edilebilir.
Okulun günlük ihtiyaçları ise velinin gönüllülüğüne bırakılmamalıdır.
Çünkü okulun temizlik, hijyen, bakım-onarım ve diğer temel ihtiyaçları için sürekli veli desteğine ihtiyaç duyulan bir sistem, beraberinde tartışmayı da getirir.
BAKANLIĞIN SÖYLEMİ İLE OKULUN GERÇEĞİ ARASINDA SIKIŞAN YÖNETİCİ
Bakanlar aynı zamanda siyasetçidir. Kamuoyuna “Veliden para istenmeyecek, isteyen yönetici hakkında işlem yapılacak” mesajı vermek elbette vatandaş açısından olumlu karşılanabilir.
Ancak bunun bütün yükünü okul yöneticisinin omuzlarına bırakmak doğru değildir.
Yönetici, “Para isteme” denildiğinde “Peki okulun ihtiyacını nasıl karşılayacağım?” sorusuyla baş başa kalıyor.
Veli de haklı olarak:
“Bakan böyle söyledi, siz neden para istiyorsunuz?”
diyor.
Böylece sorun çözülmek yerine veli ile okul yöneticisi karşı karşıya getiriliyor.
Ardından şikâyet, soruşturma ve savunma süreçleri başlıyor.
Bu sistem sürdürülebilir değildir.
ÇÖZÜM BELLİDİR: ÖĞRENCİ BAŞINA YETERLİ ÖDENEK
MEB, her öğrenci için okula yeterli, düzenli ve her yıl ekonomik şartlara göre güncellenen ödenek göndermelidir.
Böylece:
* Veli para vermeye zorlanmaz.
* Yönetici veliyle karşı karşıya kalmaz.
* Öğretmen tartışmanın tarafı olmaz.
* Okul ihtiyaç içinde bırakılmaz.
* Şikâyet ve soruşturma tartışmaları sona erer.
Sayın Bakan Yusuf Tekin’e çağrımızdır:
Sorunu sadece yasaklarla ve soruşturmalarla değil, yeterli bütçe göndererek çözelim.
Okul yöneticilerini para işinden tamamen uzaklaştıralım.
Veliden zorunlu para alınmasına karşı çıkalım; ancak yöneticiyi de “Para isteme ama okulun ihtiyacını nasıl karşılayacağını sen düşün” anlayışıyla baş başa bırakmayalım.
Devlet, devlet okulunun temel ihtiyaçlarını karşılasın.
Bağış gerçekten gönüllü ise gönüllü olsun. İstenen, beklenen ve okulun ihtiyacı gerekçe gösterilerek zorunlu hâle gelen paranın adına ne konulursa konulsun, vatandaş açısından sonuç değişmez.
Bu işin adı doğru konulmalı, sorun okul yöneticileri ile veliler arasında değil, sistemin kendisinde aranmalıdır.
Yıllardır aynı tartışmayı yaşamaktan vazgeçelim.
Çözüm bellidir: Öğrenci başına yeterli ödenek.
Müdür müdürlüğünü, öğretmen öğretmenliğini yapsın; devlet de devlet okulunun ihtiyaçlarını karşılasın.