Anadolu Eğitim Sendikası olarak, Şanlıurfa’nın eğitim tablosundaki ağır tahribatı ve meslektaşlarımızın maruz kaldığı baskıları yerinde gözlemliyoruz. Şanlıurfa bugün, liyakatten uzak idari yapılar, mobbinge dönüşen yönetim anlayışları ve ekonomik imkansızlıklar arasında sıkışmış durumdadır.
1. İdari Baskı ve Mobbing: Urfa Öğretmen İçin "Sürgün Yeri" Olmamalıdır!
Şanlıurfa’da görev yapan öğretmenlerimizin en büyük sancısı, maalesef idari kadroların sergilediği baskıcı tutumdur. Mobbingin adeta bir "yönetim biçimi" haline getirilmesi, meslektaşlarımızın Urfa’da kalma isteğini kırmaktadır.
Vurgumuzdur: İdarecilerin keyfi tutumları ve sistematik mobbing nedeniyle her yıl yüzlerce öğretmenimiz il dışı tayinle Şanlıurfa’dan adeta "kaçmaktadır". Öğretmenini korumayan, ona değer vermeyen bir yönetim anlayışıyla eğitimde başarı sağlamak mümkün değildir. Urfa, tecrübeli öğretmenlerin kaçtığı değil, kalmak istediği bir şehir olmalıdır!
2. Siyasi Arka Bahçeye Dönüşen Milli Eğitim Müdürlükleri!
Milli Eğitim Müdürlüklerinin tarafsızlığını yitirerek, belli bir sendikanın şubesi gibi hareket etmesi liyakat zincirini koparmıştır.
Vurgumuzdur: Milli Eğitim Müdürlükleri, bir sendikanın arka bahçesi değil, devletin makamıdır! Görevde yükselmeden ödüllendirmeye kadar her alanda "sendikal aidiyetin" liyakatin önüne geçmesi, eğitim barışını temelinden sarsmaktadır. Anadolu Eğitim Sendikası olarak, bürokrasideki bu vesayeti reddediyoruz!
4-ÇEDES ve dini içerikli protokoller.
AES Uyarlaması: "Eğitim, anayasal bir hak olup Tevhid-i Tedrisat ilkesi ışığında, pedagojik formasyonu olmayan kişi ve kurumların insiyatifine bırakılamaz. Eğitim kurumları, ideolojik deneme sahası değil; bilimsel ve laik düşüncenin kalesidir. Tüm protokoller pedagojik esaslara göre yeniden düzenlenmelidir."
5. Sınıf Mevcutları ve Eğitimde Fırsat Eşitsizliği
Şanlıurfa’da sınıf mevcutlarının kalabalık olması, hem öğretmenin verimini düşürmekte hem de öğrencinin nitelikli eğitim hakkını elinden almaktadır.
Vurgumuzdur: 40-50 kişilik sınıflarda eğitim değil, ancak "bakıcılık" yapılır. Acilen ek derslik inşası ve adil bir planlama ile bu yoğunluk düşürülmelidir. Kalabalık sınıflar, Urfalı evlatlarımızın geleceğinden çalınan zamandır.
6. Şiddet Sistematik Hale Gelmiştir
Okullarımızda öğretmenlerimize yönelik sözlü ve fiziksel şiddet münferit bir olay olmaktan çıkmış, sistematik bir güvenlik sorununa evrilmiştir. Can güvenliğinin olmadığı bir ortamda, sağlıklı bir eğitim-öğretim sürecinden bahsetmek mümkün değildir. Eğitimde şiddet yasasının bir an önce, öğretmeni tam koruma altına alacak şekilde revize edilmesi ve tavizsiz uygulanması şarttır.
7. "Maarif Modeli" ve Angarya Çalışma
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" adı altında uygulamaya konulan yeni süreçler, ne yazık ki öğretmenin asli görevlerini bir kenara iterek, üzerine yeni ve haksız bir iş yükü bindirmektedir. Öğretmenler, pedagojik karşılığı olmayan, sadece istatistik tutmaya yarayan ve meslek onuruyla bağdaşmayan angarya işlere zorlanmaktadır. Anadolu Eğitim Sendikası olarak "angarya yasaktır" ilkesinden hareketle, bu dayatmaların karşısında duracağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.Öğretmen dosya memuru değildir! Artan bürokratik yük ve angarya işler nedeniyle eğitim aksıyor. Anadolu Eğitim Sendikası olarak; öğretmenimizin asli görevine dönmesini ve can güvenliğinin sağlanmasını talep ediyoruz.
8. Mevsimlik Tarım İşçiliği ve Bir Öğün Ücretsiz Yemek Talebi
Bölgemizin gerçeği olan mevsimlik tarım işçiliği, çocukların eğitimini yarıda kesmekte ve derin bir yoksulluğa yol açmaktadır. Açlık sınırındaki evlatlarımızın eğitimden kopmaması devletin sorumluluğundadır.
Vurgumuzdur: Okula aç giden bir çocuğa bilim öğretilemez. Mevsimlik tarım işçisi çocukların eğitim kaybını telafi etmek ve yoksulluğun etkilerini azaltmak adına; devlet eliyle "en az bir öğün ücretsiz yemek" desteği Şanlıurfa’daki tüm okullarda derhal başlatılmalıdır. Bu bir lütuf değil, sosyal devletin zorunluluğudur!
9. MESEM ve Çocuk İşçiliği Gerçeği
MESEM uygulaması, "mesleki eğitim" kılıfı altında çocuk işçiliğini meşrulaştıran bir mekanizmaya dönüşmüştür. Çocukların yeri fabrikalar değil, okullardır!
10. Coğrafi Dağınıklık ve Ulaşım Çilesi(Taşımalı Eğitim)
a)Şanlıurfa, Türkiye'nin en geniş yüzölçümüne sahip illerinden biridir ve yerleşim yapısı çok sayıda mezra ve küçük köyden oluşur.
Uzun Yol Süreleri: Çocuklar, Siverek veya Viranşehir gibi ilçelerin uzak kırsallarından merkezi okullara gitmek için gün ağarmadan yola çıkmak zorunda kalmaktadır. Bu durum çocuklarda kronik yorgunluğa ve derse odaklanma sorununa yol açar.
Yol Güvenliği: Özellikle kış aylarında kırsal yollardaki bakımsızlık ve hava şartları, servis kazaları riskini artırmaktadır.
b. Kız Çocuklarının Eğitime Erişimi
Urfa’nın bazı kırsal bölgelerinde geleneksel yapı ve güvenlik kaygıları hala belirleyicidir.
Okuldan Kopuş: Köyünde okulu olan aileler kız çocuklarını okula göndermeye daha istekliyken, okul köyden uzaklaştığında ve "yabancı" bir servise binmesi gerektiğinde aileler çocuklarını okuldan alabilmektedir. Bu durum, bölgedeki kız çocuklarının okullaşma oranını negatif etkileyen en büyük faktörlerden biridir.
c.)Köyün Sosyal ve Kültürel Yapısının Çökmesi
Köy okulu sadece bir bina değil, köyün aydınlanma merkezidir.
Öğretmen Faktörü: Eskiden köy öğretmeni, köylü için bir danışman, bir rehberdi. Okulun kapanmasıyla köydeki devlet temsili ve sosyal dinamizm azalır.
Köyden Kente Göç: Okulu olmayan köyde genç nüfusu tutmak zorlaşır. Aileler çocuklarının eğitimi için şehre göç etmeye zorlanır, bu da Urfa merkezindeki çarpık kentleşmeyi ve altyapı sorunlarını tetikler.
Sonuç Olarak;
Anadolu Eğitim Sendikası olarak haykırıyoruz: Eğitimde idari baskıya, sendikal kayırmacılığa ve yoksulluğun getirdiği çaresizliğe teslim olmayacağız. Şanlıurfa’nın kaderi; liyakatsiz bürokratların insafına, çocukların rızkı ise sadece kağıt üzerindeki projelere bırakılamaz!
Eğitim emekçisinin onuru, evlatlarımızın geleceği için mücadelemiz sarsılmaz bir iradeyle sürecektir!
Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Başkanlığı