İstanbul Çekmeköy İlçemizde Fatma Nur Çelik öğretmenimizin okulunda yapılan törene Genel Başkan Yardımcımız Hüsami Erten ve İstanbul Teşkilatlarımızla katılarak helallik aldık.Mekanın cennet olsun öğretmenim. Daha sonra İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde”Öğretmenlerimiz sahipsiz değil” basın açıklamamızı eğitim çalışanlarımızla birlikte yaptık. Artık yeter diyoruz.Önlem alınsın,canlarımızı kaybetmeyelim. Öğretmen annedir,babadır,ağabeydir,abladır.. Nasıl kıyılır öğretmene.. Fatma Nur öğretmenim Allah rahmet eylesin.Sevenlerinin,ailenin,eğitim camiamızın başı sağolsun.
İSTANBUL’DA 1 GÜNLÜK İŞ BIRAKTIK!
81 İLDE DE EĞİTİM ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDETİ PROTESTO EDİYORUZ!
İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde görev yapan kıymetli biyoloji öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in, bir öğrencisi tarafından hunharca katledilmesi hepimizi derin bir üzüntüye boğdu. Eğitim camiamızın başı sağ olsun. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm meslektaşlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. Aynı saldırıda yaralanan Zeynep Aybars Taşdemir öğretmenimize ve öğrencimize de acil şifalar temenni ediyoruz.
Fatma Nur Çelik öğretmenimiz için Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 03.03.2026 tarihine anlamlı bir anma tören düzenlendi. Törene Genel Sekreterimiz Selahattin Dolgun, Genel Başkan Yardımcımız Hüsami Erten, Türk Eğitim Sen İstanbul şubelerimiz, eğitim sendikalarının temsilcileri, okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda meslektaşı katıldı.
Fatma Nur Çelik öğretmenimizin Türk bayrağına sarılı naaşı okula getirildi, gözyaşları sel oldu. Okul bahçesine asılan büyük Türk bayrağı altında gerçekleştirilen törende, öğretmenimiz için dualar edildi, eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının son bulması temennisinde bulunuldu.
Öte yandan Türk Eğitim Sen olarak İstanbul genelinde 1 günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdik. 81 ilde de şubelerimiz hem bugün hem de yarın il milli eğitim müdürlükleri önünde öğretmenlere yönelik şiddeti protesto etmek amacıyla basın açıklaması yapmaktadır.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde 3 Mart tarihinde gerçekleştirilen basın açıklamasına Genel Sekreterimiz Selahattin Dolgun ile Genel Başkan Yardımcımız Hüsami Erten de katıldı. Bir konuşma yapan Selahattin Dolgun, bugün okullarımızda öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın can güvenliğinin ciddi bir tehdit altında olduğunu söyledi. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet, taciz ve mobbing vakalarının artarak devam ettiğini bildiren Dolgun, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda öğretmenlerin şiddetten korunmasına yönelik düzenlemeler yapılmış olmasının çok kıymetli olduğunu, ancak yaşanan olayların bu müeyyidelerin tavizsiz uygulanması gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.
Okullarımızda ödenek yetersizliği nedeniyle güvenlik görevlisi tahsis edilmemesinin, öğrencilerin okula kesici ve delici aletleri rahatlıkla sokabilmesinin, bazı velilerin öğretmenlere yönelik tehditkâr ve baskılayıcı tutumlarının, öğretmen cinayetlerini ve eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti besleyen unsurlar olduğunu belirten Dolgun, “Birçok okulda yeterli kamera sistemi bulunmamaktadır. Okullar, ödenek yetersizliği nedeniyle en temel güvenlik ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz durumdadır. Oysa şunu net olarak ifade etmeliyiz ki; eğitim ve eğitim kurumları tasarruf edilecek alanlar değildir. Öğretmenin can güvenliğinin sağlanmadığı, ‘Başıma ne gelecek?’ kaygısıyla görev yaptığı huzursuz bir ortamda eğitim-öğretim hizmetlerinin sağlıklı, verimli ve nitelikli bir şekilde yürütülmesi mümkün değildir. Artık açıkça görülmelidir: Okullara yeterli bütçe ayrılmalı, her eğitim kurumuna güvenlik görevlisi tahsis edilmeli, her okulda kamera sistemi olmalı ve aktif olarak kullanılmalıdır” dedi.
Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır eğitimde şiddetin önlenmesi, etkili ve caydırıcı tedbirlerin geliştirilmesi için çabaladıklarını söyleyen Dolgun, dün olduğu gibi bugün de eğitim çalışanlarının can güvenliği tam anlamıyla sağlanana, şiddete karşı etkili ve uygulanabilir yasal düzenlemeler hayata geçirilene kadar mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini kaydetti. Dolgun, “Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu vahşi saldırıyı gerçekleştiren failin en üst sınırdan cezalandırılmasını talep ediyoruz. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı ve ağırlaştırılmış bir suç tipi olarak düzenlenmesi öncelikli taleplerimiz arasındadır. Eğitim çalışanlarına yönelik suçlarda cezasızlık algısının ortadan kaldırılması ve güçlü bir caydırıcılık sağlanması artık bir zorunluluktur” diye konuştu.
Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili alınması gereken tedbirleri de sıralayan Dolgun, “Alınması gereken tedbirlerin başında rehber öğretmen sayısının artırılması ve rehberlik birimlerinin etkin hale getirilmesi gelmektedir. Okullarda en fazla 100 öğrenciye 1 rehber öğretmen düşecek şekilde norm kadro düzenlemesi yapılmalıdır. Eğitimde şiddeti önlemeye yönelik kapsamlı bir eylem planı hazırlanmalı; okulların risk haritaları çıkarılmalı ve şiddete eğilimli öğrenciler erken dönemde tespit edilerek gerekli tedbirler alınmalıdır. Öğrenciler arasında madde bağımlılığı, suça özenme ve çeteleşme gibi şiddeti besleyen unsurlara karşı Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda özel programlar yürütülmelidir. Okul yönetimi, aile ve rehberlik servisi arasında sürekli bir iş birliği sağlanmalıdır. Öğretmenlerin itibarı korunmalı ve mesleki statüsü güçlendirilmelidir. Öğretmenleri kamuoyu önünde küçük düşüren, hedef gösteren veya itibarsızlaştıran söylem ve tutumlara kesinlikle müsaade edilmemelidir.” şeklinde konuştu.
Disiplin yönetmeliklerinin yetersizliğine ve caydırıcılıktan uzak olduğuna da dikkat çeken Dolgun, eğitimcilerin itibarını yerle yeksan eden, asılsız, hiçbir somut gerekçeye dayanmayan ve adı değiştirilen şikâyet hatlarının birer saatli bomba niteliğinde olduğunu bildirdi. Liyakate dayanmayan yönetici görevlendirmelerinin, şeffaflıktan uzak ödül ve ceza mekanizmalarının öğretmenlik mesleğini rencide ettiğini söyleyen Dolgun, “Eğitimcileri hedef gösteren, tahkir eden yayın, tutum ve açıklamalar da şiddetin toplumsal zeminini beslemektedir” diye konuştu.
Son uyarımız: Geleceğimiz tehlikede!
Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet ne zaman son bulacak?
Kaç can daha yitireceğiz?
Dolgun; topluma, ailelerimize ve kamu yönetimine de seslenerek, “Öğretmene verdiğiniz değer, aslında çocuklarımıza verdiğiniz kıymettir! ‘Çocuklarımız geleceğimizdir’ diyorsak, geleceğimizin karartılmasına asla müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz.
Şiddete sıfır tolerans!
Eğitim çalışanlarımız hak ettikleri güven ortamında huzurlu çalışana dek mücadelemiz sürecektir.
Bu noktada aileleri de iş birliğine davet ediyoruz:
Çocuklarınıza sahip çıkın.
Onlara öğretmenin kutsal bir görev ifa ettiğini anlatın ve saygı duymaları gerektiğini öğretin.
Okullar ile iş birliği yaparak şiddetin ve olumsuz davranışların önlenmesine destek olun.
Unutmayın ki; öğretmeni korumak, geleceğimizi korumaktır!” dedi.
Basın Açıklamamız İçin Tıklayınız