Eğri oturup, doğru konuşalım…
Sözde Atatürkçü Sendika yöneticilerini, eğitim çalışanlarının lehine olan bir durum olduğunda hiç yanlarında gördünüz mü?
Nerde kaos çıkması lazım, çalışanların kutuplaşması gerekiyor, sözde sendika yönetimini orada görürsünüz.
Günlerce haftalarca aylarca ÖMK sürecini baltaladılar, çıkmaması için ellerinden geleni yaptılar.
Nihayetinde bir çok sendika yöneticisi de dahil uzman ve başöğretmenlik sınavına girip ek ödemeyi maaşlarına yansıttılar.
Eylemler ve söylemler arasındaki tutarsızlık net bir şekilde eğitim çalışanları tarafından görülmektedir.
Sözde Atatürkçülük adı altında, eğitim çalışanlarının duygularına dokunurlar, afaki konuşurlar, icraat göremezsiniz.
Özellikle Türk Eğitim-Sen’den üye almak için kendilerince olmadık senaryolar üretirler. Gerçekten özde Atatürkçü olsalar, Atatürk’ün fikirlerimin babası dediği Ziya Gökalp’in yolundan yürürler. Geriye dönüp baktığımızda; Basın açıklamalarında HDP milletvekiline mikrofon verir, Diyarbakır annelerini ziyarete giden üyelerini sendikadan ihraç ederler.
Toplantılarında, Atatürk’ün ilkeleriyle yakından uzaktan alakası olmayan, insanların posterlerinin altında boy boy resim çektirirler. Benim Türk Milliyetçisiyim diyen arkadaşımda gider bu sendikaya üye olur.
Sizlerin derdi eğitim çalışanlarının kazanım elde etmesi değil, her durum ve şartta muhalefet olmak, siyaset yapmaktır.
İşte Türk Eğitim-Sen’in farkı burada ortaya çıkar. Doğru yapılan bir iş eylem varsa Türk Eğitim-Sen destekler ve omuz verir. Eğitim çalışanlarının aleyhine gelişecek bir durumda ise karşı duruş gösterir.
Türk Eğitim-Sen doğruya doğru, yanlışa yanlış der. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Cumhuriyeti dilinize dolayıp sendikacılık yapmayın. Cumhuriyetçilerin de, Atatürkçülerin de, Türk Milliyetçilerinin de, olması gereken yer, güvenli liman Türk Eğitim-Sen’dir.
·