ÖĞRETMEN

Tertemiz sendikacılık’ şiarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz

Üyelerimizin hak ve menfaatlerini her şart altında sonuna kadar koruduk. Eğitim çalışanlarının hakkını, hukukunu ve emeğini değil, sadece şahsi menfaatlerini gözeten, günübirlik ve popülist sendikacılık anlayışına karşı; ‘tertemiz sendikacılık’ şiarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.

Genel Başkan Yardımcılarımız Orhan Kütük, Mahmut Kabayel, İrfan Kılınçer ve Fatih İşcan, 10 Mart 2026 tarihinde Ankara 2 No.lu Şube’nin iftar programına katıldı. Programda Ankara 2 No.lu Şube Başkanı Yaşar Ersoy, şube yönetim kurulu üyeleri, Merkez Kadın Komisyonu Genel Koordinatörü Serap Gül, Merkez Kadın Komisyonu üyeleri ile ilçe ve işyeri temsilcileri hazır bulundu.

Genel Başkan Yardımcılarımız Orhan Kütük, Hüsami Erten ve İrfan Kılınçer, 11 Mart 2026 tarihinde Ankara 9 No.lu Şube’nin Şereflikoçhisar’da düzenlediği iftar programına katıldı. Programda Ankara 9 No.lu Şube Başkanı İsmail Sarı, şube yönetim kurulu üyeleri, ilçe ve işyeri temsilcileri ile üyelerimiz de hazır bulundu. Programda ayrıca uzun yıllar Şereflikoçhisar İlçe Temsilcisi olarak görev yapan Levent Açıkel’e hizmetlerinden dolayı teşekkür edilerek plaket takdim edildi.

Tertemiz sendikacılık şiarıyla mücadelemiz sürüyor.

İftar programlarında konuşma yapan Genel Başkan Yardımcımız Orhan Kütük, Türk Eğitim-Sen’in 249 bin 447 üye sayısı, yurt genelinde örgütlenmiş 134 şubesi, 2 il temsilciliği ve 975 ilçe temsilciliği ile büyük ve güçlü bir sendika olduğunu vurguladı.

Kütük, Türk Eğitim-Sen’in üyelerini hiçbir baskı altında tutmadığını, üye kazanmada gayri ahlaki yöntemlere başvurmadığını ve her zaman eğitim çalışanlarının yanında yer aldığını belirterek, “İlkeli duruş sergileyerek, adam gibi sendikacılık yaparak, şeffaf davranarak ve istikrarlı büyüyerek bugünlere geldik. 1992 yılında çıktığımız yolda eğitim çalışanlarının yüzünü asla yere eğdirmedik; onları tehdit ve şantaja maruz bırakmadık, makam veya mevki vaadiyle üye kazanmaya çalışmadık. Sadece işimizi yaptık. Üyelerimizin hak ve menfaatlerini her şart altında sonuna kadar koruduk. Eğitim çalışanlarının hakkını, hukukunu ve emeğini değil, sadece şahsi menfaatlerini gözeten, günübirlik ve popülist sendikacılık anlayışına karşı; ‘tertemiz sendikacılık’ şiarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.

Dün olduğu gibi bugün ve yarın da hiçbir denge hesabı gözetmeden, çalışanlardan aldığımız gücü yalnızca onlar için seferber ederek hak ve adalet mücadelemizi azim ve kararlılıkla sürdüreceğiz. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın!” dedi.

Milli ve manevi değerlerle bezenmiş bir sendikayız.

Türk Eğitim-Sen’in, “Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız” anlayışıyla hareket eden milli bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirten Kütük, şunları kaydetti: “Biz, milli ve manevi değerlerle bezenmiş bir sendikayız. Önceliğimiz Türkiye’mizdir. Sendikacılığımız ve ekmek kavgamız, Türkiye’den sonra gelir. Çünkü bu vatan varsa, ekmek kavgamızın bir anlamı vardır. Bu bayrak dalgalanıyorsa, hak mücadelesinin bir anlamı vardır. Bu millet hür ve müstakil olarak bu topraklarda yaşıyorsa, sendikacılığımızın bir anlamı vardır.

Herkes bilsin ki; bizim için Türkiye, devletimizin kurucusu Atatürk’tür. Anayasamızın ilk dört maddesinden asla vazgeçmeyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş ilkelerinden ödün vermeyiz. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti pusulamızdır. İstiklal Marşı’mız ve ay yıldızlı al bayrağımız namusumuzdur. Eğitim dilinin Türkçe olması ve milli kimlik bilinci, kırmızı çizgimizdir. Bu değerler ışığında, vatanımızın milletiyle bölünmez bütünlüğünü korumak, mirasımızı gelecek nesillere aktarmak, çağdaş uygarlık yolunda ilerlemek hedefimizdir. Bu hasletlere sahip tüm eğitim çalışanları bizim çatımız altında bir araya gelmektedir.”

15 Mayıs’a kadar tüm teşkilatımızın inanç, kararlılık ve azimle çalışarak Türk Eğitim-Sen’in yetkili olması için mücadele edeceğine olan inancımız tamdır.

Mayıs ayındaki yetki sürecine dikkat çeken Kütük,

“Eğitim çalışanları toplu sözleşme masalarında bir kez daha kaybetmek istemiyorsa,

Hak ve hukuk mücadelesini en yüksek perdeden sürdürmeyi hedefliyorsa,

Liyakatsizliğin karşısında yer alıyorsa,

Şeffaflıktan, hesap verilebilirlikten yana ise,

Eğitim çalışanlarının şahsiyetlerinin un ufak edilmesine göz yummuyorsa,

Her zaman çalışanların haklarını önceleyen ve güvence altına almak için çaba sarf eden, onların itibarını koruyan, statüsünü güçlendiren, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan sendika olarak yetkinin Türk Eğitim-Sen’de olması gerekmektedir.

Türk Eğitim-Sen yalnızca bir sendika değil, aynı zamanda eğitim çalışanlarının gür sesi ve güvencesidir. Eğitim çalışanlarımızın alın terini korumak, yüceltmek ve güçlü bir eğitim ortamı oluşturmak için 81 ildeki örgütlenmiş teşkilatımızla gece gündüz demeden; ihlasla, var gücümüzle çalışıyoruz.15 Mayıs’a kadar tüm teşkilatımızın inanç, kararlılık ve azimle çalışarak Türk Eğitim-Sen’in yetkili olması için mücadele edeceğine olan inancımız tamdır.” diye konuştu.

{ "vars": { "account": "G-DWD9KP42D3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } < type="adsense" data-ad-client="ca-pub-7735276658433681">