19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN! Bandırma Vapuru, istiklale yol alan Türk’ün hürriyet ateşini taşıyordu. 19 Mayıs 1919’da Samsun’da atılan ilk adım, Milli Mücadele’nin Bismillah’ı oldu. Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve Kuvay-ı Milliye’nin yiğit kahramanlarını minnet ve dualarla anıyoruz.
Esarete boyun eğmeye alışkın olmayan aziz milletimiz, emperyalist devletlerin baskısıyla dört bir yandan kuşatılıyor; topraklarımız üzerine leş kargaları çörekleniyor; her geçen gün biraz daha karanlığın içine sürükleniyordu. 1914’te başlayan 1. Dünya Savaşı, Trablusgarp ve Balkan savaşları ile zaten yorgun düşmüş milletimizi işgal ateşinin tam ortasında bıraktı. Analar yavrusuz, çocuklar babasız, milletimiz topraksız kalmasın diye cepheden cepheye koşan ecdadımız; yokluk ve imkânsızlıklar içinde vatanı, bayrağı ve bağımsızlığı uğruna canını ortaya koyarak mücadele etti. Bu mücadele sonucunda Çanakkale Savaşlarında bağımsızlık ruhuyla şahlanan milletimiz, yedi düvele unutamayacakları bir ders verdi. İmanla, ferasetle, azim ve cesaretle verilen bu menkıbevî mücadele, Türk milletine vurulmak istenen prangaya asla boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya bir kez daha gösterdi.
Ancak 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi ile milletimizin bağrına derin bir umutsuzluk çöktü. Bu mütarekeyle Osmanlı Devleti adeta fiilen sona erdirilirken, milletimizin egemenlik haklarına ağır darbeler vuruldu; Türk yurdu, düşman postalları altında çiğnenmek istendi.
15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali gerçekleşirken, Türk milletinin haysiyetini çiğnetmemeye kararlı olan Mustafa Kemal Paşa, bir süredir yurt sathında örgütlü mücadeleyi şekillendirmekteydi. Onda askeri deha, güçlü bir öngörü, çelik gibi bir irade, üstün bir liderlik kabiliyeti, derin bir vatan sevgisi ve Türk milletine duyduğu sonsuz güven ile inanç vardı. Bu vasıfları sayesinde milletin bağımsızlık azmini diri tutmayı başardı.
Mustafa Kemal Paşa, millî uyanışın sağlanması ve yurt sathına yayılması için zaman kaybetmeden harekete geçti. Bu kapsamda Bandırma Vapuru tarihi bir görevi üstlenmişti. 16 Mayıs 1919’da Galata Rıhtımı’ndan hareket eden vapurla yapılan bu yolculuk vatana adanmıştı. Bandırma Vapuru; Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Kurmay Albay Refet Bele, Kurmay Albay Kâzım Dirik, Kurmay Yarbay Mehmed Arif Bey, Kurmay Binbaşı Hüsrev Gerede, Dr. Albay İbrahim Tali Öngören ve diğer silah arkadaşları ve ihlaslı, fedakâr gemi mürettebatını Samsun’a taşıyordu. Bu yolculuğun amacı, milletin kaderini değiştirecek büyük bir dirilişi başlatmaktı. Bandırma Vapuru aynı zamanda aziz milletimizin umudunu, bağımsızlık arzusunu, emperyal güçler karşısında sarsılmaz iradesini de yüklenmişti. Hedef; millî mücadeleyi omuzlamak, emperyalist saldırıları geri püskürtmek, ay yıldızlı al bayrağımızı gönderden indirmemek, manda ve himayeye karşı durmak ve nihayetinde bağımsızlığı sağlamaktı.
Ebedî varlığımız, içerideki ve dışarıdaki yayılmacı güçlerin boyunduruk tehditi ve baskısı altındayken Anadolu’da direnişin kıvılcımları yanmaya başladı. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde millî mücadele ruhu giderek güç kazandı. Öncelikle Havza ve Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongresi gibi tarihi adımlarla millî bilinç uyandırıldı, millî iradenin hâkim kılınmasının önemine vurgu yapıldı. Bu süreçten sonra vatan savunması Anadolu’nun dört bir yanına yayıldı. Yüce Türk ideali etrafında kenetlenen cesur Türkler, birlik ve beraberlik içinde dimdik ayakta durdu. “Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz” kararı Türk milletinin ortak sesi, adeta manifestosu haline geldi. İşgal karanlığına rağmen Anadolu’nun kalbinde alev alev yanan istiklal ateşi, giderek tüm yurda yayılarak, mücadelenin sönmez meşalesi oldu.
Kurtuluş Savaşı’nın en çetin ve en kanlı günlerinde, milletin bağımsızlık azmini ve egemenlik iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920’de açıldı. Bu tarihi adımla birlikte “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi Türk milletinin kaderine yön verdi. TBMM, bir yandan Kurtuluş Savaşı’nın komuta karargâhı olurken, diğer yandan yeni Türk devletinin temellerinin atıldığı millî iradenin en güçlü makamı haline geldi. Üç cephede verilen zorlu mücadele, büyük bir zaferle taçlandı; Türk milleti yokluk ve imkânsızlıklara rağmen zincirlerini kırarak bağımsızlığına kavuştu ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu tüm dünyaya ilan etti.
19 Mayıs, istiklal yolunda ilk adımdır.
19 Mayıs; işgale karşı kıyama duran Türk milletin tarihine yazılmış bağımsızlık andıdır.
19 Mayıs; vatanı, bayrağı ve milleti uğruna her türlü fedakârlığı göze alan ecdadımızın, tutsaklığa boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya ilan ettiği diriliş günüdür.
19 Mayıs; Türk milletinin ebedî varlığı uğruna öne atılan yiğitlerin, vatan topraklarını bölüp parçalamayı hedefleyen dış güçleri bertaraf ederek millî şahlanışı başlattığı gündür.
19 Mayıs; devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk gençliğine bıraktığı en kıymetli emanetlerden biridir.
Atamız, Türk gençliğine öylesine güveniyor ve onları öylesine önemsiyordu ki, geleceği inşa etme sorumluluğunu gençlere emanet etti. O gençlik ki, Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek olduğunun şuurundadır ve her türlü ahval ve şerait içinde dahi vazifesinin, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmak olduğunu asla unutmaz!
Türk gençliği, her şart ve koşulda en yüksek sesle “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” diyerek bu büyük mirasa sahip çıkar. Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu; ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün teşkil ettiğini; dilinin Türkçe, başkentinin ise Ankara olduğunu özümseyerek, bu idrakle hareket eder ve değerlerini canı pahasına korur.
Türk gençliği, Anayasamızda yer alan “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.” hükmünü esas alan 42. maddeye ve “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” hükmünü içeren 66. maddeye sahip çıkar; bu anlayışla millî kimliğimize, birlik ve beraberliğimize sahip çıkar ve gelecek nesillere aktarır; millî bekanın teminatıdır.
Türk gençliği her zaman güçlü olmak zorundadır. Toplumun kalkınmasında itici güç olan gençler; bilimde, sporda, sanatta, ekonomide ve siyasette, kısacası hayatın her alanında yer alarak ülkemizi ileriye taşıma sorumluluğunu üstlenmektedir. Nitekim uluslararası alanda rekabet edebilecek iradeye de sahip Türk gençliği, elde ettiği başarılarla bizleri gururlandırmaktadır ve gururlandırmaya devam edecektir.
Ülkeyi yönetenler ve toplumun tüm kesimlerinin temel görevi de; gençleri her alanda desteklemek, önlerindeki engelleri ortadan kaldırmak, eğitim süreçlerini en verimli şekilde tamamlamalarına imkân tanımak, çok yönlü gelişimlerini ve üretkenliklerini, yeni fikirlerini, projelerini, çalışmalarını desteklemek ve onları nitelikli bir iş gücü olarak geleceğe hazırlamaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyoruz. Bağımsızlığımızın mimarı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere; silah arkadaşlarını, bu aziz vatan uğruna büyük fedakârlıklar gösteren kahraman şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Bu cennet vatan, onlardan bize yadigârdır. Bu kıymetli emaneti azim ve kararlılıkla ebediyen korumaya ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini sonsuza dek yaşatmaya ant içiyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.