ÖĞRETMEN

Türkiye 37’ncisi Ol Ama Atanama!

Sözleşmelilerin kadroya alınmasında; Türkiye Kamu-Sen’in, Türk Eğitim-Sen’in emeği var.

Türkiye Sevdamız, Ekmek İçin Kavgamız!

Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Bengü Türk Tv’de yayınlanan Söz Hakkı programında gündeme ve eğitim çalışanlarının sorunlarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Binlerce yıllık Türk tarihinin ve kültürünün temellerindeki en önemli anlatı olan Ergenekon Destanı’nı evirip çevirerek Moğollara mal etmek nasıl bir niyetin ve nasıl bir ruh halinin yansımasıdır?

Geylan, “Bu durumu bir yol kazası olarak görüyorum. 10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ders kitabının 205. sayfasındaki Doğal Türk Destanları adlı bölümde Ergenekon Destanı’nın bir Moğol destanı olarak anlatılması kabul edilebilir değildir. Yuh diyorum! Bu nasıl bir aymazlıktır? Devletimiz Nevruz Bayramı’nı milli bayram olarak ilan etti. Nevruz bir Türk bayramıdır. Ergenekon Destanı bir Türk destanıdır. Binlerce yıllık Türk tarihinin ve kültürünün temellerindeki en önemli anlatı olan Ergenekon Destanı’nı evirip çevirerek Moğollara mal etmek nasıl bir niyetin ve nasıl bir ruh halinin yansımasıdır?

Emir Timur bizim manevi atamız, Hoca Ahmet Yesevî’nin Türbesini inşa ettiren büyük bir Türk hükümdarıdır.

Aynı kitapta Emir Timur da Moğol hükümdarı olarak verilmiştir. Özbekistan’da bunu söylerseniz sizi taşla kovalarlar. Emir Timur bizim manevi atamız, Hoca Ahmet Yesevî’nin Türbesini inşa ettiren büyük bir Türk hükümdarıdır. Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’in de bu durumdan en az bizim kadar rahatsız olduğundan eminim. Orta Asya’ya ‘Türkistan’ diyen, ‘Mavi Vatan’ kavramını müfredata koyan, Atsız’ın şiirlerini kitaplara koyan bir Bakan’ın bu yol kazasından bizim kadar rahatsız olduğunu ve gereğini yapacağından şüphem yoktur.” dedi.

Atanan öğretmen sayısının 10 binle sınırlı tutulması kabul edilemez.

Öğretmen atama sayılarının çok yetersiz olduğuna dikkat çeken Genel Başkan Talip Geylan, “AGS sonuçlarına göre 10 bin öğretmen atama sayısı asla ihtiyaçları karşılamaz. 81 İl Valiliğinden ücretli öğretmen sayısını isteyen sendikamıza 62 il cevap verdi. Buna göre ülkemizde 2025–2026 eğitim-öğretim yılında 62 ildeki ücretli öğretmen sayısı 71 bin 757’dir. 55 İl Valiliğinden elimize ulaşan verilere göre norm kadro ihtiyacı ise 80 bin 449’dur. Yüz binlere varan ücretli öğretmen sayısı ve bu denli yüksek norm kadro ihtiyacı varken, 10 binlik öğretmen atama sayısının yeterli görülmesi mümkün değildir.

2025 yılında emekli, vefat ya da istifa ederek Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ayrılan öğretmen sayısı 9 bin 127’dir. Bu yıl da en az bu sayı kadar ayrılma olacaktır. Toplamda yaklaşık 20 bin öğretmen ayrılacakken, atanan öğretmen sayısının 10 binle sınırlı tutulması kabul edilemez. Binlerce kişi AGS’ye girdi; belki aralarında Türkiye derecesi yapanlar olacak, ilk 10’a, ilk 20’ye girenler olacak ama ataması olmayacak. Çünkü sadece 10 bin kişi atanıyor. Benzer bir durumu 2024 KPSS’ye giren öğretmen adaylarımız da yaşadı. Onlar da mağdur durumdadır. 2024 yılında sadece 15 bin atama yapıldı. KPSS’de Türkiye 37.’si olmuş öğretmenimiz dahi öğrencileriyle buluşamadı! 2024 KPSS’de yüksek puan almış fakat kısıtlı kontenjanlardan dolayı ataması olmayan bu kardeşlerimize mutlaka ek atama hakkı verilmelidir.” şeklinde konuştu.

Öğretmen atamalarındaki mağduriyet son bulmalıdır

Öğretmen atamalarındaki mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğini kaydeden Genel Başkan Talip Geylan, “Hatırlarsınız, 25 Kasım 2025 tarihinde MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, 2024 KPSS’de yüksek puan alıp kısıtlı kontenjanlar nedeniyle atanamayan öğretmenler için ek kontenjan ve hak iadesi çağrısı yapmıştı. Aynı şekilde bu yıl AGS’ye girenler için 10 bin kontenjanın çok yetersiz olduğunu ve bu sayının makul bir düzeye yükseltilmesi gerektiğini belirtmişti. Sayın Bahçeli; mülakatta elenen 1.611 öğretmen adayının haklarının iade edilmesi gerektiğini ve atanmayan tek bir öğretmen bile kalmaması gerektiğini vurgulamıştı. Bu üç talep hala geçerliliğini korumaktadır.

Bu vesileyle bir kez daha Hükümetimize, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Hazine ve Maliye Bakanımıza çağrıda bulunuyorum: Bu süreçte mağdur olanların mağduriyetleri mutlaka giderilmelidir. Bu arkadaşlarımızın atanması analarının ak sütü gibi helaldir.” dedi.

Eğitim fakültelerini itibarsızlaştıran bir tutumla akademi eğitimini öğretmen yetiştirmenin merkezine koymak doğru değildir.

Akademi eğitimi hakkında çarpıcı açıklamalar yapan Genel Başkanımız Talip Geylan, “12 aylık akademi eğitimini kesinlikle fazla buluyoruz. Millî Eğitim Akademisi, Milli Eğitim personeli için elzem bir teşebbüstür ve kurulması çok iyi olmuştur. Türk Eğitim-Sen olarak bu yapılanmayı destekliyoruz. Akademinin üç temel işlevi vardır:

Birincisi; meslektaşlarımızın hizmet içi eğitim süreçleri buradan yürütülecektir. Süreç içerisinde 30 ilde akademi kurulacaktır.

İkincisi; yönetici eğitimleri de buradan yürütülecektir. Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır “Yönetici atamaları sınavla yapılsın, yazılı sınavda başarılı olanlar akademide eğitim alsın, sonra göreve başlasın” diyorduk. Millî Eğitim Akademisi’nin kurulmasıyla bu talebimiz karşılık bulmuştur.

Üçüncü işlev ise aday öğretmenlerin yetiştirilmesiyle ilgilidir. Ancak kanunda ifade edilen 12 aylık süreç çok uzundur. Aday öğretmenler için akademi eğitimi adeta öğretmen yetiştirme sürecinin son merhalesi gibi kurgulanmıştır. Bu doğru değildir. Öğretmen yetiştirme kurumları Eğitim fakülteleridir. Eğer orada bir eksiklik varsa, o eksiklik giderilsin. YÖK ile MEB bir araya gelerek gerekli düzenlemeleri yapar. Ama pireye kızıp yorgan yakılmaz. Eğitim fakültelerini itibarsızlaştıran bir tutumla akademi eğitimini öğretmen yetiştirmenin merkezine koymak doğru değildir.

Bize göre akademi eğitimi iki aylık olmalıdır. Mayıs–Haziran aylarında öğretmen atama süreçleri tamamlanır, temmuz-ağustos aylarında aday öğretmenlerimiz akademide eğitim alır, eylül ayında öğretmenlerimiz öğrencileriyle buluşur. Bir de bunun ekonomik boyutu var. Şu an için sadece 8 ilde akademi kurulmuştur ve bu arkadaşlarımıza sadece 32 bin TL verilecektir. Diyelim ki Kırşehir’de yaşıyorsunuz ve Ankara’daki akademiye geliyorsunuz; konaklama, ulaşım, yemek ve diğer giderleriniz sadece bu 32 bin TL ile nasıl karşılanacaktır? Bugün Ankara’nın en ücra köşesinde bile kira 15 bin TL’nin altına düşmemektedir. Bu durumun da revize edilmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Mülakat ve Eş Durumu Mağduriyetine Son verilmeli!

Akademik Zam Şart

Üniversiteler ve üniversite çalışanlarının sorunlarına da değinen Genel Başkan Talip Geylan, “YÖK’e çağrı yapmaktan dilimizde çınar ağacı bitti. Üniversiteler arası eş güdümü sağlayacak merkezi tayin/nakil yönetmeliği çıkarılmalıdır. Çünkü eş durumundan dahi tayin/nakil imkânı yoktur. İki toplu sözleşmede karar altına alınmasına rağmen YÖK’ün halen adım atmamasını asla kabul etmiyoruz.

Görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinde merkezi sınav yapılmasını aynen destekliyoruz; ancak üniversitelerde mülakat yapılmasını doğru bulmuyoruz.

Bugün işçi statüsünde çalışan temizlik personelinden daha az ücretle geçinmek zorunda kalan akademisyenlerimiz var. Aklı ve gönlü geçim derdinde olan bir akademisyenden sağlıklı bilim üretmesini bekleyebilir miyiz? Dolayısıyla akademisyenlerimizin geçim sorunu mutlaka sonlandırılmalıdır. Akademik zam konusunda alınacak tedbir, yalnızca halihazırda ekonomik sıkıntı yaşayan akademisyenlerimizin sorununu çözmeyecek; belki daha da önemlisi, Türk biliminin ve üniversitelerimizin geleceğine yönelik bir tedbir olacaktır.” diye konuştu.

{ "vars": { "account": "G-DWD9KP42D3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } < type="adsense" data-ad-client="ca-pub-7735276658433681">