Türkiye ekonomisi, artık yalnızca yüksek enflasyonla değil; aynı zamanda durgunluk, gelir kaybı, yaygın işsizlik ve derinleşen yoksullukla karşı karşıyadır. Her türlü baskılamaya rağmen düşmeyen enflasyon, öngörülemeyen fiyat artışları, gerilemeyen ve geniş tanımıyla her geçen gün büyüyen işsizlik, çalışanların büyük bölümünü açlık sınırının altında ya da hemen çeperinde yaşamaya zorlamaktadır. 11 milyon asgari ücretli çalışanın bulunduğu bir ülkede, ücretlerin temel ihtiyaçları karşılamaya yetmemesi, ekonominin geldiği noktayı açıkça göstermektedir: Türkiye stagflasyon kıskacındadır.
Stagflasyon; yüksek enflasyonun, ekonomik durgunluğun ve işsizliğin aynı anda yaşandığı ağır bir ekonomik tablodur. Bugün Türkiye’de fiyatlar artmaya devam ederken, alım gücü düşmekte, üretim ve istihdam kapasitesi geniş halk kesimlerine refah üretmemekte, gelir dağılımı hızla bozulmaktadır. Çalışanlar iş sahibi olsalar bile yoksulluktan kurtulamamakta; emekliler, asgari ücretliler, memurlar ve gençler hayat pahalılığı karşısında nefes alamaz hâle gelmektedir. Bu tablo, klasik bir enflasyon sorununun ötesinde, yapısal ve sosyal yönleri ağır basan bir ekonomik krize işaret etmektedir.
Bugün market fiyatları, kiralar, faturalar, ulaşım, eğitim ve temel gıda giderleri her ay yeniden yükselirken; ücretler ya açlık sınırının altında kalmakta ya da yoksulluk sınırının çok uzağında seyretmektedir. Geniş tanımlı işsizliğin büyüdüğü, gençlerin iş bulma umudunu kaybettiği, çalışanların ise düşük ücretlerle geçinmeye zorlandığı bir ekonomik düzende refahtan söz edilemez. Bir ülkede milyonlarca insan çalıştığı hâlde yoksulsa, asgari ücret temel ücret hâline gelmişse ve kamu çalışanları dahi borçla ayakta kalıyorsa, orada ekonomik programların değil, hayatın gerçeklerinin dikkate alınması gerekir.
Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası ve Devlet Memurları Konfederasyonu olarak vurguluyoruz: Türkiye’nin ihtiyacı, rakamları baskılayan değil, hayat pahalılığını gerçekten düşüren; emeği ucuzlatan değil, çalışanı yaşatan; işsizliği gizleyen değil, nitelikli istihdam yaratan bir ekonomik anlayıştır. Ücretler açlık sınırının üzerine çıkarılmalı, kamu çalışanlarının maaşları yoksulluk sınırı dikkate alınarak yeniden düzenlenmeli, asgari ücret temel geçim ücreti olmaktan çıkarılmalı ve enflasyon verileri şeffaf biçimde açıklanmalıdır. Çalışanın yoksul, işsizin umutsuz, emeklinin açlık sınırının altında olduğu bir ekonominin adı başarı değil; stagflasyondur.
Ümit DEMİREL
Genel Başkan