EĞİTİM/ÖĞRETİM

Yakından Bak

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü

Küçük iyilikleri fark etmemek,
kalbi yavaşça daraltır. Oysa bir “teşekkür”,
hem insanı onurlandırır
hem kalbi şükre yaklaştırır. Resûlullah (sav) buyurur:
“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.

Günün yorgunluğu kapıdan içeri girer, ama sofraya konan her lokma alın terinin huzurunu taşır. Helal kazanç sadece geçim değil, evin ruhunu kuran bir emektir. Ve bazen en büyük kazanç; kazandıklarımız değil, yetiştirdiklerimizdir. Resûlullah (sav) buyurur: “İnsanın yediği şeylerin en güzeli kendi kazancından olandır. Ve kişinin çocuğu da onun kazancındandır.” (N4457 Nesâî, Büyû”,1)

Takvim daralıyor… Son geceler, son fırsatlar. Bu gecelerde kalpler biraz daha dikkat kesilir. Çünkü Ramazan’ın içinde saklı bir hazine vardır: Kadir Gecesi. Bir gece… Ama bin aydan daha hayırlı. Resûlullah (sav) buyurur: “Bu ayda öyle bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Onun hayrından mahrum kalan, büyük bir hayırdan mahrum kalmıştır.”

Ramazan ayı için özel hazırlanan “Yakından Bak” programımızın ilk bölümü sizlerle! Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur. “Sahura kalkın. Çünkü sahurda bereket vardır.”(M2549 Müslim, Sıyâm, 45)

Yeni bölüm yayında! Küslük kalbi daraltır, selam ise yolu açar.
Bazen tek bir kelime, aradaki bütün duvarları inceltebilir. Resûlullah (sav) buyurur:
“İki Müslümanın üç günden fazla dargın durması helal değildir… Onların en hayırlısı önce selam verendir.” (Tirmizî) Belki de bugün, kalbi hafifleten ilk adım bir selamdır.

Hayatı ayakta tutan görünmez bir güç vardır: Sessiz fedakârlık, karşılıksız sevgi ve adı konmayan emek… Bazen anne, bazen eş, bazen evlat… Ama özünde sevginin en saf hâli: kadın. Resûlullah (sav) buyurur: “Kadınların haklarına riayet ediniz. Onlara sevgi ve şefkatle muamele ediniz.”

İyiliği bazen sadece vardığımız yer sanırız.
Oysa Allah katında bazen varmak kadar yürümek de ibadettir. Niyet Allah için olunca aynı sokak, aynı yol bile anlam kazanır.
Çünkü adımın büyüklüğü değil, kalbin yönü kıymetlidir. Resûlullah (sav) buyurur:
“Camiye gitmek için atılan bir adım sevap, diğer adım günahların silinmesidir.”

Yeni bölüm yayında. Hayatın gürültüsünden uzaklaşıp kendimize dönebildiğimiz anlar var mı?
Ramazan’ın son on günü bize tam da bunu hatırlatır:
Durmak. Aramak. Yaklaşmak. Resûlullah (sav) Kadir Gecesi’ni son on gecede aramamızı öğütler.
Belki de mesele bir geceyi bulmak değil,
her geceyi kıymetli görmek.

Yeni bölüm yayında. Arı, binlerce koku arasından sadece saf olanı seçer.
Konduğu çiçeği incitmez, gittiği yere zarar vermez. Peygamberimiz (sav) mümini işte bu yüzden bal arısına benzetir. Mümin de tıpkı arı gibi;
iyiyi arar, güzelliği üretir
ve bulunduğu yere bereket bırakır. “Mü’min bal arısına benzer; güzel şeyler yer, güzel şeyler üretir, güzel yerlere konar ve konduğu yeri bozmaz.”Yeni bölüm yayında. Arı, binlerce koku arasından sadece saf olanı seçer.
Konduğu çiçeği incitmez, gittiği yere zarar vermez. Peygamberimiz (sav) mümini işte bu yüzden bal arısına benzetir. Mümin de tıpkı arı gibi;
iyiyi arar, güzelliği üretir
ve bulunduğu yere bereket bırakır. “Mü’min bal arısına benzer; güzel şeyler yer, güzel şeyler üretir, güzel yerlere konar ve konduğu yeri bozmaz.”

Ramazan, kaynayan tencereden önce kalpte başlar. Bazen bir mesaj, bir hastane koridoru ve içten bir “nasılsın?” gönüller arasında yeniden bir köprü kurar. Hasta ziyareti sadece bir ziyaret değildir; rahmetin eşlik ettiği bir yürüyüştür. Resûlullah (sav) şöyle buyurur: “Hasta olan Müslüman kardeşini ziyarete giden kimse, onun yanında oturuncaya kadar adeta cennet meyveleri içinde yürümüş olur…”

Yapay zekânın kusursuz görüntüler ürettiği, filtrelerin herkesi birbirine benzettiği bir çağda yaşıyoruz. Ama taklit edilemeyen bir şey hâlâ var: kalp. İnsanların gördüğü dışımız olabilir. Ama Allah’ın baktığı yer niyetlerimiz ve amellerimizdir. Resûlullah (sav) buyurur: “Allah sizin dış görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar.”

Hayatın çeşitli anlarında dudaklarımızdan dökülen bir kelime vardır: Bismillah. Bir işe başlarken, sofraya otururken, yola çıkarken… O kelime aslında yaptığımız işi bereketle mühürler. Resûlullah (sav) buyurur: “Yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir.” Bazen bir işi güzelleştiren şey, ona Allah’ın adıyla başlamaktır.

Bazen kalplerimiz kırılır, soğur ve içimize kapanırız. Ama o ağır duvarları yıkacak şey çoğu zaman çok küçüktür. Bir çiçek, bir not, küçük bir hatırlayış… Çünkü hediye, aslında “Seni unutmadım” demenin en zarif yoludur. Resûlullah (sav) buyurur: “Hediyeleşin. Çünkü hediye, gönülden kini söküp atar.”

Unutarak bir lokma aldın… Bir yudum su içtin…
Sonra telaş: “Orucum bozuldu mu?” Resûlullah (sav) müjdeliyor:
“Unutarak yiyip içen orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirmiş, içirmiştir.” (İbn Mâce) Bazen bir lokma bile, Rabb’imizin ince bir ikramıdır.
Oruç hâlâ seninle, rahmet hâlâ üzerindedir.

Hayat bazen daralır… Sebebini dışarıda ararız ama belki de en yakın halkada bir eksik vardır. Uzun zamandır aramadığın bir akraba, ertelenmiş bir ziyaret, cevapsız kalan bir selam… Kopan bağ gürültü çıkarmaz ama iç dünyada bir kırılma oluşturur. Resûlullah (sav) buyurur: “Rızkının bol olmasını ve ömrünün uzun olmasını isteyen kimse, akrabalık ilişkilerini gözetsin.” (Buhârî) Belki de genişliğin sırrı, en yakındaki ele uzanmaktadır.

İnsan Rabbine en çok nerede yaklaşır? İyilikte, sadakada, tövbede… Evet.
Ama Resûlullah (sav) özellikle bir ana işaret eder: Secde. Çünkü secdede sadece beden değil, kalp de hizaya gelir.
Orada kimseye bir şey ispat etmezsin. Sadece söylersin:
“Affet.”
“Yol göster.”
“Rabbim, beni bana bırakma.” “Kulun Rabbine en yakın olduğu an secde hâlidir.” (Müslim) Belki de en gerçek dua, alnımız yere değdiğinde başlar

Elimizdeyken sıradan sandığımız ne varsa, uzaklaşınca anlam kazanıyor. Gençlik, sağlık, varlık, boş vakit… Hepsi birer emanet. Efendimiz (sav) hatırlatıyor: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini bil…” Ramazan, sahip olduklarımızı fark etmek ve kıymetini zaman geçmeden idrak etmek için bir durak. Belki de bugün, elindekini gerçekten görme vaktidir.

Dua, insanın Rabbine en sahici yönelişidir. Bazen bir “Bismillah”, bazen içten bir “Âmin”… Dua yalnızca istemek değil, insanın nasıl biri olmak istediğini de hatırlamasıdır. Çünkü insan, Rabbini hatırladığı kadar toparlanır.

En zengin, en güçlü, en çok takipçisi olan… Herkesin peşinde koştuğu “en”ler var. Ama Allah katında tek ve ebedî “EN” var: Kur’an’ı öğrenen ve öğreten. Okudukça hayatına dokunan, davranışlarına yansıyan Kur’an… İşte gerçek değer burada gizli. “En hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretentir.” (Tirmizî)

Yeni bölüm yayında!Hayatın bir kullanma kılavuzu var mı?
Ne doğru, ne yanlış? İman günlük hayatımıza nasıl yansır? Efendimiz (sav) bize sade ama derin bir ölçü bırakıyor:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kişi ya hayır söylesin ya da sussun…” Misafire ikramda, komşuya saygıda, dilimizin ucundaki kelimede iman görünür hâle gelir. Ramazan, bu ölçüyü yeniden hatırlamak için bir fırsat.

En çok kime iyilik etmeliyim? Bu soru hiç geldi mi aklınıza? Resûlullah (sav) buyuruyor: “Anne… Anne… Anne… Sonra baba.” En çok emek verene, en çok sevene…En çok fedakârlık yapanlardan başlamak… Anneye hürmet, babaya saygı göstermek. Ve böylece iyilik, yerini bulmuş olur.

Yeni bölüm yayında! Hayat daraldığında, kalp sıkıştığında, düşünceler karmaşıklaştığında… İmdadımıza namaz yetişir. Her ezan bir hatırlayış, her secde bir yakınlaşma, her kıyam yeniden doğrulma gücüdür. Beş vakit namaz; içimizde biriken yükleri yıkayan bir rahmet nehri gibidir. Resûlullah (sav) buyurur: “Beş vakit namaz, Allah’ın günahları yok ettiği bir arınmadır.” (Buhârî) Belki de en çok ihtiyacımız olan şey, o kapıdan yeniden geçmektir.

Ramazan akşamlarının kendine has bir telaşı vardır…
Gün boyu ağır ilerleyen vakit, iftara doğru birden hızlanır. Sofralar kurulur, ışıklar yanar, kalplerde o tanıdık heyecan belirir: “İftara az kaldı.” Bazen trafikte açılır oruç, bazen yolda paylaşılan bir hurmayla çoğalır bereket.
Bazen bir komşuya götürülen bir kâse çorba, bazen içten söylenen “Buyur, birlikte yiyelim.” sözü ısıtır kalpleri. Çünkü Ramazan; paylaştıkça çoğalan bir rahmet mevsimidir. 
Resûlullah’ın (sav) müjdesiyle, bir oruçluya iftar ettirmek sevabı eksilmeyen bir kazançtır.

Gün doğarken önümüze açılan o beyaz sayfayı hiç düşündük mü?
Attığımız her adım, söylediğimiz her söz aslında o sayfaya düşen bir iz… Ramazan’da bu farkındalık daha da derinleşir. Açlık gürültüyü azaltır, kalp daha sakin duyar. İyilik ise büyük şeyler beklemez; bir yardım, bir incelik, kırıcı bir sözü yutmak bile sadakaya dönüşür. Resûlullah (sav) buyurur:
“Vücuttaki her eklem için sadaka gerekir… Güzel söz sadakadır, atılan her adım sadakadır.” (Buhârî)

Ramazan ayı için özel hazırlanan “Yakından Bak” programımızın ilk bölümü sizlerle! Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur. “Sahura kalkın. Çünkü sahurda bereket vardır.”(M2549 Müslim, Sıyâm, 45)

Ramazan ayı için özel hazırlanan “Yakından Bak” programımızın yeni bölümü sizlerle! İnsan en çok neye sevinir? Sahip olduklarına mı, yoksa kalbinin hafiflemesine mi? Bu bölümde Ramazan’ın içimizde başlattığı arınmaya, oruçla çizilen sınıra ve teravihle kurulan bağa yakından bakıyoruz. Çünkü asıl sevinç, yüklerden arındığımız yerde doğar. İyi seyirler.

Trafikte, kuyrukta, mutfakta… Günün telaşı sabrı zorlayabilir.
Tam o anda kalpten bir hatırlatma yükselir: “Ben oruçluyum.” Oruç sadece aç kalmak değildir; sözü korumaktır, sesi yumuşatmaktır, öfkeye teslim olmamaktır. Tartışmaya girmemek, kırmadan anlatmak ve kendine hâkim olabilmektir. Resûlullah (sav) şöyle buyurur:
“Oruç bir kalkandır… Eğer biri kendisiyle tartışmaya kalkarsa iki defa ‘Ben oruçluyum’ desin.” Ramazan bize en büyük zaferin, insanın kendi içinde kazandığı zafer olduğunu öğretir.

Yeni bölüm yayında!


Hepimizin çocukluktan beri duyduğu o soruyu yeniden soruyoruz:
İslam’ın şartı kaçtır? Bir zamanlar parmaklarımızla saydığımız o beş esas…
Peki bugün, gerçekten ne anlama geldiklerini düşünüyor muyuz? Bu bölümde kelimeişehadetten namaza, zekâttan oruca ve hacca kadar İslam’ın beş temelini yeniden ele alıyoruz. Ezberlediğimiz bir listeyi değil; hayatımıza yön veren bir temeli konuşuyoruz. Çünkü asıl mesele saymak değil, yaşamak.

İyi seyirler.

{ "vars": { "account": "G-DWD9KP42D3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } < type="adsense" data-ad-client="ca-pub-7735276658433681">