ÜNİVERSİTE

Yapay zekâ çağının görünmeyen gücü İklimlendirme ve soğutma

- Hastanelerden veri merkezlerine, gıda üretiminden çip fabrikalarına kadar yaşamın sürdüğü her alanda kritik rol üstleniyor

- Prof. Dr. Onat: "İklimlendirme ve soğutma sadece klima değil kaliteli yaşamın ve üretimin tam merkezinde"

- Yapay zekâ, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik dönüşümü sektörde nitelikli teknik insan ihtiyacını artırıyor

- Yükseköğretim Kurulu-TOBB iş birliğiyle geleceğin mühendislerine burs, staj ve istihdam desteği

Yapay zekâ, veri merkezleri, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm, iklimlendirme ve soğutma sektörünü yalnızca konfor sağlayan bir alan olmaktan çıkararak sağlık, sanayi, yüksek teknoloji üretimi ve gıda güvenliği gibi stratejik alanların temel altyapılarından biri haline getiriyor. Bu dönüşümle birlikte sektörün nitelikli teknik insan gücüne olan ihtiyacı da her geçen gün artıyor.

Yükseköğretim Kurulunun "Geleceğin Meslekleri" vizyonu doğrultusunda öne çıkan alanlardan biri olan iklimlendirme ve soğutma teknolojileri, hastanelerden veri merkezlerine, elektronik ve çip üretiminden ulaşım sistemlerine kadar yaşamın sürdüğü hemen her noktada kritik görev üstleniyor.

Marmara Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Onat, iklimlendirme ve soğutma alanının yalnızca klima veya bakım-servis hizmetlerinden ibaret olmadığını belirterek, bu anlayışın sektörün gerçek büyüklüğünü yansıtmadığını söyledi. Onat, "İklimlendirme denildiğinde yalnızca sıcaklığı değiştiren sistemler anlaşılmamalı. Biz iklimi incelemiyoruz, ortamın iklimini oluşturuyoruz." dedi.

Sıcaklık, nem, temiz hava, hava dağılımı ve gerektiğinde basınç kontrolünün birlikte yönetildiği sistemlerin insanların sağlıklı ve güvenli ortamlarda yaşayabilmesi açısından hayati önem taşıdığını ifade eden Onat, bu alanın temelinde makine mühendisliğinin bulunduğunu dile getirdi.

-Hastanelerden veri merkezlerine uzanan kritik altyapı-

İklimlendirme ve soğutma teknolojilerinin günlük yaşamın görünmeyen ancak vazgeçilmez altyapılarından biri olduğunu belirten Onat, sektörün yalnızca konutlarda değil yaşamın sürdüğü hemen her alanda görev yaptığını söyledi.

Ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri, ilaç üretim tesisleri, veri merkezleri, elektronik kart ve çip üretim tesisleri, gıda sanayisi, metro istasyonları, tüneller, havaalanları, oteller, alışveriş merkezleri ve müzelerde gerekli ortam koşullarının iklimlendirme ve soğutma sistemleri sayesinde sağlandığını ifade eden Onat, "Biz kaliteli yaşamın ve üretimin tam ortasındayız." diye konuştu.

Yapay zekâ çağının en kritik altyapılarından biri haline gelen veri merkezlerinde kullanılan elektronik sistemlerin güvenli şekilde çalışabilmesi için gelişmiş soğutma teknolojilerine ihtiyaç bulunduğunu belirten Onat, elektronik kartlardan nanoteknoloji üretimine kadar birçok hassas üretim sürecinin uygun iklimlendirme koşulları olmadan gerçekleştirilemeyeceğini söyledi.

-Yapay zekâ teknik insan ihtiyacını artırıyor-

Yapay zekâ, bina otomasyon sistemleri ve nesnelerin interneti uygulamalarının sektörde hızla yaygınlaştığına dikkat çeken Onat, bu dönüşümün teknik insan gücüne olan ihtiyacı azaltmayacağını, aksine daha nitelikli iş gücü ihtiyacını artıracağını ifade etti.

Yapay zekânın verileri analiz edeceğini ve sistemleri optimize edeceğini belirten Onat, "Yapay zekâ bizim yardımcımız olacak. Ama onu yönetecek, sahada uygulayacak ve doğru kararları verecek olan yine insanlar olacak." değerlendirmesinde bulundu.

İklimlendirme ve soğutma teknikerlerinin mühendislerle uygulayıcı ekipler arasında köprü görevi üstlendiğini belirten Onat, tasarlanan sistemlerin sahada doğru şekilde kurulması, devreye alınması ve güvenli biçimde çalıştırılmasında teknikerlerin kritik rol oynadığını söyledi.

-Potansiyel çok fazla-

Türkiye'nin iklimlendirme ve soğutma sektöründe güçlü bir üretim ve ihracat altyapısına sahip olduğunu belirten Onat, sektörün 2025 yılı ihracatının 7,4 milyar dolara ulaştığını, bunun yarısının Avrupa ülkelerine gerçekleştirildiğini, önümüzdeki 5 yıl için ise 10 milyar dolarlık ihracat hedefi bulunduğunu ifade etti.

Binaların toplam enerji tüketimindeki payının yaklaşık yüzde 40 seviyesinde olduğuna dikkat çeken Onat, enerji verimliliği odaklı dönüşümün iklimlendirme ve soğutma teknolojilerine olan ihtiyacı daha da artıracağını kaydetti.

Sektörün tasarım ofislerinden üretim tesislerine, araştırma-geliştirme merkezlerinden teknik satış birimlerine, montaj, devreye alma, bakım ve servis organizasyonlarına kadar geniş bir istihdam alanı sunduğunu belirten Onat, girişimcilik yapmak isteyen gençler için de önemli fırsatlar bulunduğunu ifade etti.

Yabancı dil bilen ve teknik donanımı güçlü mezunlara duyulan ihtiyacın giderek arttığını kaydeden Onat, öğrencilere sektör dernekleriyle erken dönemde tanışmalarını, uluslararası gelişmeleri takip etmelerini ve kendilerini sürekli geliştirmelerini tavsiye etti.

-Geleceğin mesleği-

İklim krizi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik hedeflerinin sektörü sürekli geliştirdiğini ifade eden Onat, iklimlendirme ve soğutma alanının geleceğin en güçlü mesleklerinden biri olduğunu söyledi.

"Biz yaşamın ve kaliteli üretimin olduğu her yerde varız." diyen Onat, gençlere seslenerek, "Bu sektörde yeriniz hazır. Ancak o yerin hakkını bilgiyle, vizyonla ve çalışarak vermeniz gerekiyor. Devasa iklimlendirme ve soğutma ailesi sizleri bekliyor." ifadelerini kullandı.

-Geleceğin mühendislerine burs, staj ve istihdam desteği-

Öte yandan sektörde artan nitelikli insan kaynağı ihtiyacına yönelik olarak Yükseköğretim Kurulu, TOBB Türkiye İklimlendirme Meclisi ve Isıtma Soğutma Klima Araştırma ve Eğitim Vakfı (ISKAV) iş birliğiyle hayata geçirilen burs programı kapsamında başarılı öğrencilere burs, staj ve istihdam desteği sağlanacak.

Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan protokol, 26 Mayıs 2025'te imzalandı.

Programın ilk aşamasında Ege Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Karabük Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nin makine mühendisliği ile enerji sistemleri mühendisliği programlarında öğrenim gören öğrenciler desteklenecek. Program ilk etapta 50 öğrenciyi kapsayacak, ilerleyen dönemde kapsamının genişletilerek daha fazla üniversite ve öğrenciye ulaştırılacak.

Protokol kapsamında burs almaya hak kazanan öğrencilere ikinci sınıftan itibaren, dokuz ay süreyle net asgari ücretin yüzde 40'ı oranında başarı bursu verilecek. Öğrencilere ayrıca sektör firmalarında staj ve iş yeri eğitimi imkânı sunulacak.

{ "vars": { "account": "G-DWD9KP42D3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } < type="adsense" data-ad-client="ca-pub-7735276658433681">