Türkiye’de 16 yıldır süren ücret dengesizliği, alım gücünün erimesi, yaşam kalitesinin aşınması, gelecek hayallerinin körelmesi, milletin mutsuzluğunun ve anne-babaların boynunun bükülmesinin başlıca nedeni, partileşen sendika ve konfederasyonlardır. Adil ücret, onurlu ve güvenli bir yaşam talebiyle toplu iş sözleşmelerine katılması gereken, kıblesi emek ve emeğin onuru olması gereken sendikalar, ne yazık ki gerçek sendikacılıktan uzaklaşmış ve siyasi çıkarların gölgesinde hareket etmeye başlamıştır.
2025 yılında yapılan son toplu sözleşme masasına, 16 yıldır olduğu gibi yine aynı sendika ve konfederasyonlar oturdu. Parti sendikalarının zam talepleri, 2026 yılı için %88 ve 2027 yılı için %46 olarak açıklandı.
Ancak, parti sendikası ile partisi arasında yürütülen memur ve emekli hakları görüşmeleri, “HAKEM HEYETİ”ne taşındı. Hakem heyetine temsilci göndermeyeceklerini söyleyerek memur ve emekliyi ters köşeye yatıran parti sendikaları, hakların kaybedileceği tehdidiyle memur ve emekliyi yine pusuya düşürdü ve son anda temsilci göndererek hakem heyetinin kurulmasını sağladı.
Sonuç mu? 2026 yılı için %88 zam isteyen parti sendikasına partisi %18, 2027 yılı için %46 zam isteyen parti sendikasına ise partisi %9 zam verdi. O günden sonra parti sendikaları ortadan kayboldu. Bugün ise istifalar can yakacak seviyeye gelmiş olacak ki, eylem yapacaklarını söylüyorlar! YERSENİZ!
Hakem heyetine “NOTER!” diyerek çıkış yapan parti sendikası ve konfederasyon, şimdi eylem yapacakmış! YERSENİZ!
Memuru yoksulluk sınırının altına, açlık sınırına doğru alkışlarıyla iten, emeklinin açlık sınırının altında yaşamasına göz yuman parti sendikası ve konfederasyon, şimdi eylem yapacakmış! YERSENİZ!
Bugün açlık sınırı 2026’da 30.000 TL’yi, yoksulluk sınırı ise 97.000 TL’yi aştı. Memur ve emekli ise bu rakamların çok altında ücretlerle yaşam mücadelesi veriyor. Toplu iş sözleşmeleri göstermelik bir formaliteye dönüşmüştür. Parti sendikaları iktidarın memnuniyetini sağlamaktan başka bir şey yapmıyor.
Devlet Memurları Konfederasyonu ve Teç-Sen olarak, sendikacılığın yeniden tanımlanması, gerçek anlamda bağımsız, adil ve onurlu bir sendikal mücadelenin başlaması gerektiğini savunuyoruz. Hak ve adalet terazisinin dengeli olması, hakikat kapısının açık kalması için sendikalar asli görevlerine dönmeli ve korkusuzca mücadele etmelidir.
Parti sendikaları ve konfederasyonlar, oynadıkları bu oyunla milyonlarca memurun, emeklinin ve çalışanın hayatını karartmaya devam ediyor. Ama artık bu oyunun sonuna geliniyor. Biz, memurun ve emeklinin sesi olmaya, haklarını korkusuzca savunmaya devam edeceğiz!
Ümit DEMİREL
TEÇ-SEN Genel Başkanı
Devlet Memurları Konfederasyonu
Genel Başkan Yardımcısı