Genel Başkan Yardımcılarımız, sendikal faaliyetler kapsamında il ziyaretlerine aralıksız devam ederek eğitim çalışanlarıyla, akademik camiayla ve kamu yöneticileriyle temaslarını sürdürüyor. Bu kapsamda Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Sunay Kabayel ve Prof. Dr. Fatih İşcan’ın öncülüğünde gerçekleştirilen Kayseri, Niğde, Adana, Nevşehir ve Konya ziyaretlerinde eğitim-öğretim süreçleri, akademik ve idari personelin talep ve beklentileri kapsamlı şekilde ele alındı.

KAYSERİ’DE ÜNİVERSİTE VE TEŞKİLAT BULUŞMALARI

Kayseri programı çerçevesinde Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Sunay ve Prof. Dr. Fatih İşcan Kayseri 3 No.lu Şube Başkanı Ebru Özkan ve yönetimi ile birlikte Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun’u, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Özkan’ı, Kayseri Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ertuğrul Şahmetlioğlu’nu ve Abdullah Gül Üniversitesi Genel Sekreteri Osman Yıldırım’ı ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmelerde eğitim-öğretim süreçleri ile akademik ve idari personelin sorunları, talepleri ve çözüm önerileri üzerinde verimli istişarelerde bulunuldu.

Daha sonra Genel Başkan Yardımcılarımız Kabayel ve İşcan Kayseri 3 No.lu Şubemizin teşkilat toplantısına katıldı. Sendikal gündem değerlendirildi. Teşkilat mensuplarının özverili çalışmaları takdirle karşılanırken, birlik ve beraberlik vurgusu öne çıktı.

NİĞDE’DE EĞİTİM ÇALIŞANLARI İLE BİR ARAYA GELİNDİ

Niğde ziyaretleri kapsamında Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Sunay Kabayel ve Prof. Dr. Fatih İşcan Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Yunus Kızıl ve yönetimiyle birlikte okullarda görev yapan öğretmenler ve eğitim çalışanlarıyla bir araya geldi. Abdülhamit Han Ortaokulu, Şehit Efe Osman Apaydın Anadolu Lisesi ve Özel Öğretim Uygulama Okulu’nda gerçekleştirilen buluşmalarda eğitim çalışanlarının sorunları dinlenirken, her zaman yanlarında olunduğu mesajı verildi.

Ardından Genel Başkan Yardımcılarımız Kabayel ve İşcan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesini ziyaret etti. Üniversite Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu’ya gerçekleştirilen ziyarette ise üniversitelerdeki eğitim faaliyetleri, akademik ve idari personelin beklentileri detaylı şekilde ele alındı.

Program kapsamında ayrıca Niğde Valisi Nedim Akmeşe, İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek ve Milliyetçi Hareket Partisi Niğde İl Başkanı Aytekin Tükenmez ziyaret edilerek eğitim alanına ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Niğde Şubemizin teşkilat toplantısında ise sendikal çalışmalar masaya yatırıldı.

ADANA’DA GENİŞ KAPSAMLI TEMASLAR

Adana programında da yoğun bir temas gerçekleştirildi. Bu kapsamda İşcan,Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamit Emrah Beriş ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Akıllı ile yapılan görüşmelerde üniversite çalışanlarının talepleri gündeme taşındı. Ayrıca Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen ile gerçekleştirilen ziyarette eğitim süreçleri ve akademik çalışmalar üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu.

Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Sunay Kabayelokul ziyaretleri kapsamında Adana Ticaret Odası Anadolu Lisesi ve Sarıçam Bilim ve Sanat Merkezi’nde eğitim yöneticileriyle bir araya gelere sahadaki uygulamalar ve ihtiyaçlar yerinde değerlendirildi. Ayrıca, Adana İl Milli Eğitim Müdürü M.Nurettin Aras ve Adana Sarıçam Kaymakamı Murtaza Dayanç ziyaret edilerek eğitim alanına ilişkin verimli görüşmeler gerçekleştirildi.

Daha sonra Kabayel ve İşcan,Adana’da Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Yusuf Kanlı ve Ülkü Ocakları İl Başkanı Cem Tutsoy’a da ziyaret gerçekleştirdi.

Adana teşkilat toplantısında ise sendikal gündem ele alınarak ortak akıl ve istişare kültürünün önemi vurgulandı.

KONYA’DA ANLAMLI ETKİNLİK VE ZİYARETLER

Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Fatih İşcan, Selçuk Üniversitesi Karapınar Meslek Yüksekokulu’na gerçekleştirilen ziyarette akademik çalışmalar ve eğitim süreçleri değerlendirildi.

Ayrıca Türk Eğitim-Sen Konya 3 No.lu Şubemizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlediği doğa yürüyüşünde üyeler ve çocuklarla bir araya gelinerek birlik ve beraberlik pekiştirildi.

NEVŞEHİR ZİYARETİ

Nevşehir ziyareti kapsamında Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Sunay Kabayel, Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Tayfur Urgenç ve yönetimiyle bir araya gelerek sendikal gündem ve yapılan çalışmalar değerlendirildi. Ardından Kabayel, Nevşehir İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yazıcı’yı ziyaret ederek eğitim alanına ilişkin görüş alışverişinde bulundu.

Kabayel: Güvenli eğitim ortamları sağlanmalı!

Kamu çalışanlarının temel sorunları ile taleplerimizi içeren dosyayı paylaştık
Kamu çalışanlarının temel sorunları ile taleplerimizi içeren dosyayı paylaştık
İçeriği Görüntüle

İstişare toplantılarında bir konuşma Genel Başkan Yardımcımız Mahmut Sunay Kabayel “Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana gelen silahlı saldırının acısı henüz dinmemişken, Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’ndan gelen benzer saldırı haberiyle bir kez daha derinden sarsıldık. Yaşanan bu hain olaylarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet; ailelerine, yakınlarına ve milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz. Yaralanan vatandaşlarımıza ise acil şifalar temenni ediyoruz.” dedi.

Eğitim yuvalarımızda yaşanan şiddet hadiselerini yalnızca okul sınırları içinde değerlendirilecek bireysel olaylar olarak görmenin doğru olmadığının altını çizen Kabayel, “Bu tür olaylar, toplumsal yapıyı doğrudan etkileyen ve hepimizin sorumluluk almasını gerektiren ciddi bir sorundur. Güvenli eğitim ortamlarının sağlanması, benzer acıların tekrar yaşanmaması için tüm kurum ve kesimlerin ortak bir anlayışla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu.

81 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirdiğimiz basın açıklamaları ve iş bırakma eylemiyle, eğitim çalışanlarına yönelen şiddete karşı tek yürek olduklarını belirten Kabayel, “Bu bir tepki değil, aynı zamanda bir uyarıdır.” dedi.

Kabayel: Okullarda güvenlik konusu tercih değil, mecburiyettir.

Okullarda alınması gereken tedbirleri sıralayan Genel Başkan Yardımcımız Kabayel, “Okullarımızda güvenlik zaafları açıkça ortadadır. Eğitim kurumlarının; kamera sistemleriyle donatılması, güvenlik personeliyle desteklenmesi ve giriş-çıkışların sıkı şekilde denetlenmesi zorunludur. Bu, bir tercih değil, bir mecburiyettir.” diye konuştu.

Yalnızca fiziki tedbirlerin yeterli olmayacağına dikkat çeken Kabayel, “Disiplin mekanizmaları yeniden ele alınmalı, rehberlik hizmetleri güçlendirilmelidir. Her 100 öğrenciye en az bir rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okul-aile iş birliği etkin hale getirilmelidir.” şeklinde konuştu.

Mevcut yasal düzenlemelerin ve uygulamalarda caydırıcılık konusunda yetersiz kaldığını kaydeden Kabayel, “Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi için daha güçlü, daha net ve tavizsiz adımlar atılmalıdır.” dedi.

Türk Eğitim-Sen olarak bu konuda yıllardır mücadele verdiklerini söyleyen Kabayel, “Kanun tekliflerinden kamuoyu çağrılarına kadar birçok girişimde bulunduk. Ancak yaşanan son olaylar, alınan önlemlerin henüz yeterli seviyeye ulaşmadığını göstermektedir. Biz şunu çok iyi biliyoruz: Öğretmenin itibarı, devletin ve milletin itibarıdır. Bu itibar zedelenirse, geleceğimiz de zarar görür. Bu yüzden eğitim ortamlarının güvenli hale getirilmesi, sadece eğitimcilerin değil, toplumun tamamının sorumluluğudur. Ayrıca çocuklarımızı şiddete özendiren içeriklere karşı da ciddi bir mücadele yürütülmelidir. Dijital platformlar, diziler ve oyunlar denetlenmeli; şiddeti normalleştiren hiçbir unsura izin verilmemelidir.” ifadelerini kullandı.

Kabayel: Elma ile armut birbirine karıştırılmamalı; enflasyon farkı zammı gibi sunulmamalıdır!

Uzun bir süredir ülkemizin yüksek enflasyon sarmalında olduğuna dikkat çeken Kabayel, bütçeler, temenniler üzerinden değil; hayatın ve ekonominin somut gerçekleri esas alınarak hazırlanması gerektiğine dikkat çekti. Kabayel; “Ücret artışları, açıklanan resmi verilerin gerisinde kalırken, çarşıda, pazarda yaşanan gerçek fiyat artışları çalışanlarımızın geçim şartlarını her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır. Aslında enflasyon farkı kamuoyuna olumlu bir gelişme gibi sunulsa da bu uygulama, maaşların yıl boyunca eridiğinin ve enflasyona yenik düştüğünün açık bir belgesidir. Defalarca ifade ettiğimiz gibi, enflasyon farkı bir zam değil; kaybedilen alım gücünün gecikmeli ve eksik telafisidir. Bir başka ifadeyle enflasyon farkı, bir yıl boyunca sıfır zamla yaşandığının resmî adıdır.

Bilindiği gibi bu toplu sözleşmede kamu çalışanlarına %11 oranında artış yapılmasını hükme bağlamıştır. Bu karar doğrultusunda 2026 yılı itibarıyla en düşük kamu çalışanın maaşı 48 bin 502 TL’den 56 bin 878 TL düzeyine ulaşacaktır. Ortalama bir memurun gelir düzeyi ise 58 bin 34 TL’den 68 bin 221 TL’ye yükselmekte, yani yaklaşık 10 bin 197 TL’lik bir artış ortaya çıkmaktadır. Buna rağmen mevcut gelir seviyeleri, kamu çalışanlarını yoksulluk sınırının üzerine taşınmamakta; emeklilerin aldığı ücretler ise asgari geçim koşullarının dahi altında kalmaya devam etmektedir. Bu tablonun mutlaka değiştirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Türkiye Kamu-Sen olarak talebimiz; kamu çalışanlarına ek zam yapılması, refah payı uygulamasının kalıcı hale getirilmesi, enflasyon fakının maaşlara aylı olarak yansıtılması sağlanmalıdır.”

Kabayel; Mayıs, haziran, temmuz ve ağustos aylarında gerekli hizmet süresini tamamlayan öğretmenlerin hak kaybı yaşamaması için kılavuz yayın süreçlerinin daha düzenli ve öngörülebilir hale getirilmelidir

Türk Eğitim-Sen, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik süreçlerinde yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na önemli bir başvuruda bulunduklarını hatırlatan Kabayel, “Mayıs, haziran, temmuz ve ağustos aylarında gerekli hizmet süresini tamamlayan öğretmenlerin hak kaybı yaşamaması için kılavuz yayın süreçlerinin daha düzenli ve öngörülebilir hale getirilmelidir. Bu kapsamda, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan kılavuzların yıl içerisinde belirli aralıklarla, üç dönem halinde planlı şekilde duyurulmalıdır. Ayrıca 2026 yılı Nisan ayında ikinci kılavuzun yayımlanması ve sürecin net bir takvime bağlanması yönünde Bakanlığa yazılı talepte bulunulmalıdır. Türk Eğitim-Sen, öğretmenlerin hak kaybı yaşamadan kariyer basamaklarından yararlanabilmesi için sürecin şeffaf, düzenli ve öngörülebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır.” dedi.

Prof. Dr. Fatih İşcan: Akademik sistemde köklü reform artık kaçınılmazdır

Prof. Dr. Fatih İşcan, 2026/2027 Toplu Sözleşme sürecine ilişkin hazırlanan akademik personel taleplerini tekrar hatırlatarak,

Akademik sistemin de[E1] kapsamlı bir dönüşüme ihtiyacı olduğuna dikkat çeken İşcan, mevcut yapının hem özlük hakları hem de kariyer basamakları açısından ciddi sorunlar barındırdığını belirterek, “Artık parçalı değil, bütüncül bir reform zorunluluk haline gelmiştir” dedi.

Bu kapsamda, akademik personelin en temel beklentisinin kadro güvencesi olduğuna işaret eden İşcan, doktora eğitimini tamamlayan araştırma görevlilerinin hiçbir ek şart aranmaksızın doktor öğretim üyesi kadrolarına geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca tüm akademik personelin kalıcı kadro sistemine dâhil edilmesinin, sözleşmeli istihdam modelinin ise tamamen sona erdirilmesinin önemine dikkat çekti.

İşcan:Akademik emek, güvenceli ve öngörülebilir olmalıdır

Akademisyen maaşlarının mevcut ekonomik koşullar karşısında yetersiz kaldığını ifade eden İşcan, “En düşük akademisyen maaşı yoksulluk sınırının en az iki katı seviyesine çıkarılmalıdır” çağrısında bulundu. Ders ve sınav ücretlerinin de güncellenmesi gerektiğini belirten İşcan, akademik emeğin karşılığının daha adil biçimde verilmesi gerektiğini söyledi.

Kurum içi akademik yükselmelerde bürokratik süreçlerin azaltılması gerektiğini dile getiren İşcan, liyakat esaslı ve daha hızlı işleyen bir sistem önerdi. Doçentlik ve akademik değerlendirme süreçlerinin tamamen objektif kriterlere dayanması gerektiğini ifade etti.

İşcan: Sözleşmeli model sona ermeli, akademik yapı güçlendirilmelidir

Prof. Dr. Fatih İşcan, mevcut sözleşmeli akademik personel yapısının ciddi belirsizlikler yarattığını belirterek, yaklaşık 80 bin öğretim elemanının kadroya geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

İşcan: Uluslararası deneyim ve bilimsel üretim

İşcan, akademik personelin uluslararası deneyim kazanmasının teşvik edilmesi gerektiğini belirterek, yurt dışı görevlendirmelerin artırılmasını önerdi. Araştırma görevlilerine proje yürütücülüğü hakkı verilmesi ve bilimsel çalışmaların daha güçlü desteklenmesi gerektiğini de ifade etti.

İşcan: Sınav sistemlerinin periyodik, merkezi ve şeffaf bir yapıya kavuşturulmalıdır.

İşcan, üniversitelerin yalnızca akademik personel üzerinden değil, idari ve teknik kadroların da emeğiyle ayakta duran bütüncül yapılar olduğunu vurgulayarak, “Üniversiteyi güçlü kılan tüm bileşenlerin hak ettiği değeri görmesi bir tercih değil, kurumsal zorunluluktur” ifadelerini kullandı.

Görevde yükselme ve unvan değişikliği süreçlerinin yıllara yayılan belirsizliklerle yürütülmesinin çalışma barışını zedelediğini belirten İşcan, sınav sistemlerinin periyodik, merkezi ve şeffaf bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi. İşcan, iki yılda bir merkezi sınav önerisinin kurumsal liyakati güçlendireceğini ifade etti.

Üniversitelerde mali haklar konusunda ciddi dengesizlikler bulunduğunu dile getiren İşcan, idari ve teknik personelin de akademik personele sağlanan bazı ödemelerden yararlanması gerektiğini belirtti. İşcan, geliştirme ödeneği ve üniversite tazminatı gibi kalemlerde adaletli bir düzenleme yapılmasının çalışma huzurunu artıracağını vurguladı.

Unvanına uygun olmayan görevlerde çalışan personelin mağduriyet yaşamaması gerektiğini ifade eden İşcan, kadro ve görev tanımlarının netleştirilmesinin önemine dikkat çekti. İşcan, görevde yükselme süreçlerinin liyakat esaslı yürütülmesi gerektiğini belirtti.

İşcan, mesai dışı eğitimlere katılan personele fazla mesai ödenmesi, yemek hizmetlerinin iyileştirilmesi ve nakdi yemek desteği sağlanması gerektiğini ifade ederek, “Çalışanların günlük yaşam koşullarını doğrudan etkileyen bu alanlar artık ertelenemez” dedi.

Ayrıca teknik personelin iş riski tazminatlarının güncellenmesi, servis imkanlarının güçlendirilmesi ve sosyal hakların genişletilmesi gerektiğini vurguladı.

Üniversite yönetim süreçlerinde idari personelin temsil edilmesinin kurumsal demokrasi açısından önemli olduğunu belirten İşcan, tüm unvanların net görev tanımlarına sahip olması gerektiğini ifade etti