MEMUR

Türkiye’de ücretler hayatın gerisinde kalmıştır

Maaşlar ayakta kalmaya yetmemektedir. Sabit gelirli vatandaş yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Açlık sınırı 35.174 TL olmuşken, yoksulluk sınırı 114.576 TL’ye dayanmışken,

bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti 45.488 TL’ye yükselmişken,

refah payı artık şarttır!”

________________________________________

DEMİREL : “Hayatın Gerçeği Rakamlarla Ortadadır”

Mayıs 2026 geçim tablosu şudur:

Açlık sınırı 35.174 TL

Yoksulluk sınırı 114.576 TL

Bekâr çalışanın yaşama maliyeti 45.488 TL

Asgari ücret 28.075 TL

Ortalama Emekli Sandığı aylığı 26.054 TL

BAĞKUR-SSK emekli aylığı 20.000 TL

Ortalama memur maaşı 63.000 TL

Bu tabloya bakan herkes şu gerçeği görür:

Asgari ücret açlık sınırının altındadır.

Emekli aylığı açlık sınırının çok altındadır.

Ortalama memur maaşı ise yoksulluk sınırının yarısına bile ulaşamamaktadır.

Bu kabul edilebilir mi?

Bu sürdürülebilir mi?

Bu adil mi?

Hayır!

________________________________________

DEMİREL: “Ortalama Memur Maaşı Yoksulluk Sınırının Yarısından Bile Az!”

Bugün ortalama memur maaşının 63.000 TL olduğu ifade ediliyor.

Peki yoksulluk sınırı ne kadar? 114.576 TL.

Yani dört kişilik bir ailenin insanca yaşayabilmesi için gereken tutar 114.576 TL iken, ortalama memur maaşı bunun çok gerisinde kalmıştır.

Basitçe söyleyelim:

Memurun maaşı, yoksulluk sınırının yarısına bile yetmemektedir.

Bu ne demektir?

Bu, memurun maaşıyla ayın tamamını değil, ancak bir kısmını çevirebilmesi demektir.

Bu, memurun çocuk okutmakla kira ödemek arasında sıkışması demektir.

Bu, memurun pazarda kilo hesabı değil, tane hesabı yapması demektir.

Bu, memurun ay sonunu değil, ayın ortasını bile düşünerek yaşaması demektir.

Bu, emekçinin hayatının maaş bordrosunda değil, borç defterinde yazılması demektir.

Bir ülkede memur yoksulluk sınırının yarısının altında yaşıyorsa, orada ücret politikası çökmüştür.

________________________________________

DEMİREL: “Açlık Sınırının Altında Maaş Olmaz”

Değerli arkadaşlarım;

Açlık sınırı ne demektir?

Açlık sınırı, bir ailenin yalnızca sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcamasıdır.

Yani açlık sınırı; kira değildir, fatura değildir, ulaşım değildir, eğitim değildir, sağlık değildir, giyim değildir.

Sadece gıdadır.

Sadece mutfaktır.

Sadece tenceredir.

Bugün açlık sınırı 35.174 TL olmuşken;

• Asgari ücret 28.075 TL,

• Ortalama Emekli Sandığı aylığı 26.054 TL,

• BAĞKUR-SSK emekli aylığı 20.000 TL seviyesindedir.

Bu ne demektir?

Bu, milyonlarca insanın daha mutfak masrafını bile karşılayamadan ayın başladığı yerde bittiği anlamına gelir.

Bu, emeklinin açlık sınırının altında yaşama zorlandığı anlamına gelir.

Bu, asgari ücretlinin sağlıklı beslenme hakkından bile mahrum bırakıldığı anlamına gelir.

Bu, sabit gelirlinin hayat karşısında yalnız bırakıldığı anlamına gelir.

Biz buradan soruyoruz:

Açlık sınırının altında ücret olur mu?

Emekli açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilir mi?

Asgari ücretli daha mutfağa yetemeyen bir maaşla nasıl geçinsin?

Memur yoksulluk sınırının yarısına bile ulaşamayan maaşla nasıl ailesine gelecek kursun?

Bu soruların cevabı nettir:

Bu tablo adil değildir.

Bu tablo insani değildir.

Bu tablo kabul edilemez.

________________________________________

DEMİREL : “Enflasyon Farkı” Yetmez, Refah Payı Şarttır!

Kıymetli kamu çalışanları;

Yıllardır bize aynı şey söyleniyor:

“Enflasyon farkı verilecek.”

Ama biz de yıllardır aynı gerçeği yaşıyoruz:

Enflasyon farkı zam değildir.

Enflasyon farkı, geçmişte cebimizden çıkan paranın gecikmeli iadesidir.

Bir başka ifadeyle; önce maaşımız eriyor, alım gücümüz düşüyor, borcumuz artıyor, sonra aylar sonra “fark verdik” deniliyor.

Hayır!

Bu fark, kaybı telafi etmiyor.

Çünkü market fiyatı altı ay beklemiyor.

Kira altı ay beklemiyor.

Fatura altı ay beklemiyor.

Servis ücreti, okul masrafı, ulaşım gideri altı ay beklemiyor.

Hayat her gün pahalanırken, emekçinin maaşını altı ay sonra hatırlamak adalet değildir.

Bu nedenle açıkça söylüyoruz:

Enflasyon farkı yetmez.

Seyyanen artış yetmez.

Geçici pansuman yetmez.

Kalıcı ve gerçek refah payı şarttır.

Ümit DEMİREL

TEÇ-SEN Genel Başkanı

{ "vars": { "account": "G-DWD9KP42D3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } < type="adsense" data-ad-client="ca-pub-7735276658433681">