AFYONKARAHİSAR’DAYIZ… “KAMU GÖREVLİLERİNİN HAKLI TALEPLERİ KARŞILANMALI, FERYADI DUYULMALIDIR”
Afyonkarahisar şubemizin üyelerimize yönelik düzenlediği “Kahvaltı Programına” katılarak, istişarelerde bulunduk, kamu görevlilerinin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal problemlerin çözümü noktasındaki görüşlerimizi ve çalışmalarımızı paylaşma imkânı bulduk.
Devletlerin en önemli görevi, vatandaşlarına eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik başta olmak üzere kaliteli kamu hizmeti vermektir.
Kamu personel rejimi dediğimiz, kamu hizmetlerini yerine getirecek olan kamu görevlilerinin mesleğe alınma, görevde yükselme ve ilerleme ile kamu görevinin sona ermesini düzenleyen yasal düzenlemelere göre, kamu hizmeti devlet memuru ve diğer kamu görevlileri dediğimiz;
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi devlet memurları,
2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na tabi hâkim ve savcılar,
2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’na tabi akademik personel,
926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Kanunu’na tabi askeri personel,
Yardımcı personel olarak ifade edilen sözleşmeli personel (4/B) - işçiler ve taşerona bağlı çalışanlar eliyle yürütülür. Kamu personel rejiminin asli unsuru olarak kabul edilen devlet memurluğu ve diğer kamu görevliliğine giriş için belli bir eğitim seviyesi ve diploma aranmakta, mesleğe yarışma sınavı ile girilmekte, görevin gerektirdiği yetki, görev ve sorumlulukları yerine getirebilme açısından yeterli oranda mevzuat bilgisi gerekmektedir.
Ancak geldiğimiz noktada yardımcı personelin özlük hakları asli unsurun önüne geçmiş, devlet memurları ile diğer kamu görevlileri eğitimlerini, diplomalarını, görev, yetki ve sorumluluklarının karşılığını sorgular hale gelmiş, çalışma barışı bozulmuş, moral ve motivasyon düşmüştür.
Sendikamız Türkiye Kamu Sen’in Ocak 2025 yılında muhatapları ve kamuoyu ile paylaştığı “Türk Asrında Yeni Kamu Personel Rejimi” çalışmasında, mevcut durumun yama kabul edebilecek halinin kalmadığı, konunun “bütüncül” bir anlayışla ele alınması ve çözülmesinden başka çare ve çıkar yol kalmadığı duyurulmuştu.
Ancak; üzülerek görüyoruz ki; hâlâ yama yaparak çözüm arayışının devam ettiği, sosyal taraflarla katılımcı bir anlayışla ele alınması gereken sorunların yeni sorunlara yol açan “yamalarla” içinden çıkılmaz hale getirildiği görülmektedir.
Geçtiğimiz günlerde yapılan bir düzenleme ile milli eğitim kadrolarındaki bazı unvanların maaş ve ücretlerine kısmi bir iyileştirme yapılmış, yaklaşık dört milyon memur ve kamu görevlisinin haklı sorun ve talepleri görmezden gelinmiştir.
Karar verici ve uygulayıcıların; memur ve kamu görevlilerini bütüncül bir anlayışla ele almayan münferit uygulamaların çare ve çözüm olmadığını görmeleri için, yaklaşık dört milyon memur ve kamu görevlisinin çözüm bekleyen haklı talepleri olan;
Üç yıl önce söz verilen, hakemde 8. dönem toplu sözleşme döneminde tamamlanacağı karar ve imza altına alınan 1. dereceye 3600 ek gösterge,
2006 yılından bugüne tartışılan, miadını doldurmuş, kangren haline gelmiş yardımcı hizmetli sorunu,
Anayasa’nın 10 ve 66. maddesine aykırı olarak, memur emekli maaşlarına yansıtılmayan ilave ek ödeme,
Başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlerdeki ekonomik gerçeklere çare büyükşehir tazminatı,
Kira yardımı, taşraya servis hizmeti, harcırah ve sosyal yardımlar,
Emeklilikte 2008 öncesi ve sonrası ayrımı,
666 s. KHK’nin mağdur ettiği kariyer uzmanlıklarda merkez-taşra ayrımı,
Memura kaşıkla verileni kepçeyle geri alan vergi dilimleri sorunu,
Memurlarımızın günümüzdeki ekonomik şartlar nedeniyle karşılaştığı barınma (konut) sorunu,
3+1 ucube güvencesiz istihdam biçimi,
Bir türlü gerçekleşmeyen hedeflenen enflasyon oranları, buna bağlı memurumuzu mağdur eden, memurumuzu enflasyona karşı korumayan yüzdelik zam oranları, enflasyon karşısında eriyen altı ayda bir ödenen enflasyon farkları,






