Prof. Dr. Vedat Işıkhan

İrade Bizim Zafer Bizim '15 Temmuz Hain Darbe Girişimine Karşı Emekçilerin Mücadelesi Paneli’ni çalışma hayatımızın paydaşları olan işçi ve memur temsilcileriyle gerçekleştirdik. #15Temmuz gecesi canıyla, kanıyla asırlar geçse de unutulmayacak bir destan yazan şehitlerimizi ve gazilerimizi dualarla andık. Cumhurbaşkanımız Sayın@RTErdogan
’ın kararlı liderliği ve Aziz Milletimizin tarihe geçen direnişiyle tüm dünyaya irademizi asla teslim etmeyeceğimizi gösterdik. O uzun ve karanlık gecede, millete silah doğrultan ihanet şebekesi FETÖ’ye karşı geçit vermeyen, ortak paydamız Türkiye’dir diyen emekçi kardeşlerimize, sendikalarımıza, konfederasyonlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Böylesine anlamlı bir programa katkı sağlayan tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Resim

Resim

Resim

Resim

Ali YALÇIN

15 Temmuz İhanete Karşı Sadakatin Zaferidir Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın düzenlediği “15 Temmuz Hain Darbe Girişimine Karşı Emekçilerin Mücadelesi” panelinde 15 Temmuz’u konuştuk. Panelde de ifade ettiğim gibi; 15 Temmuz, yalnızca bir darbe girişiminin adı değil; milletimizin iradesine, devletimizin bekasına ve tam bağımsızlık yürüyüşüne yönelmiş ihanetin adıdır. “Soykırım unutulursa tekrarlanır” demişti Aliya. İhanet de unutulursa tekrarlanır. O nedenle hafızayı diri tutmak zorundayız. 15 Temmuz olayı bize siyasetin ve sivil toplumun darbeler karşısında milletin iradesini savunmadaki önemini de ortaya koydu. O gün, Sayın Cumhurbaşkanımız ve siyasi irade darbenin karşısında dik durmasa, toplumun direnci bir yerden sonra kırılabilirdi. Sivil toplum bu dik duruşa, iradesini savunarak karşılık vermese işgal ve darbe girişimini önlemek mümkün olmayabilirdi. Ama 15 Temmuz milli birlik ve beraberliğin şahlandığı bir gece olarak tarihe geçti. Geçmişte darbeler karşısında şapkasını alıp giden siyasetçiler, darbeye alkış tutan STK’lar gördük. 15 Temmuz, bu kirli sicilin de büyük ölçüde temizlendiği bir geceyi ifade etmesi açısından tarihi bir öneme sahiptir, bir milattır.

Biz Memur-Sen olarak o gece nasıl ki darbenin ilk anından itibaren teşkilatımızla, üyelerimizle birlikte meydanlarda ihanete “Dur!” dediysek, nasıl ki demokrasiyi, millet iradesini, vatanı muhafazada öne atıldıysak bundan sonra da milli iradenin, demokrasinin, hukukun, tam bağımsız Türkiye’nin yanında kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz'un bizlere yüklediği sorumluluk; birlik ve beraberliğimizi korumak, vesayetin ve ihanetin her türlüsüne karşı uyanık olmak, şehitlerimizin emanetine ve gazilerimizin fedakârlığına sahip çıkmaktır. Bu nedenle 15 Temmuz'u yalnızca anmak yetmez, doğru anlamak da gerekir. O geceyi doğru okumak, milletimizin yazdığı destanın hangi bedellerle kazanıldığını unutmamak ve bu şuuru gelecek nesillere aktarmak zorundayız. Millet olarak, sivil siyaset ve sivil toplum olarak 253 şehit verdiğimiz o gece, sadece darbe ve işgalin önüne geçmedik, aynı zamanda vatanımızda ve irademizde gözü olan küresel vesayete ve onun yerli devşirmelerine de ibretlik bir ders vererek tarihe şanlı bir kayıt düştük. 15 Temmuz'da ihanete, darbecilere boyun eğmeyip canını ortaya koyan şehitlerimiz ve gazilerimiz başta olmak üzere darbeyi çıplak elleriyle önleyen aziz Milletimize, kutlu direnişe önderlik eden Sayın Cumhurbaşkanımıza, siyasi iradeye, sivil toplum örgütlerine şükranlarımı sunuyor, kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi şükranla yâd ediyorum. İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in “Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın.” duasını hatırlatarak “Allah bir daha bu millete 15 Temmuz gibi ihanetler yaşatmasın” diyor, aziz Milletimizin birlik ve beraberliğinin, devletimizin bekasının daim olmasını diliyorum.

Resim

Resim

ÖNDER KAHVECİ: 15 TEMMUZ’DA BULUŞMA NOKTAMIZIN AY YILDIZLI AL BAYRAĞIMIZ OLDUĞU DÜNYAYA BİR KEZ DAHA İLAN EDİLMİŞTİR
ÖNDER KAHVECİ: 15 TEMMUZ’DA BULUŞMA NOKTAMIZIN AY YILDIZLI AL BAYRAĞIMIZ OLDUĞU DÜNYAYA BİR KEZ DAHA İLAN EDİLMİŞTİR
İçeriği Görüntüle

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Programa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın yanı sıra; Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, emek kesiminden çok sayıda temsilci ve davetliler katıldı.

Programın açılışında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 15 Temmuz gecesi vatan, bayrak, ezan ve demokrasi uğruna canlarını feda eden şehitleri rahmet ve minnetle anarak gazilere şükranlarını sundu. 15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleştirilen hain darbe teşebbüsünün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlığını, milli iradeyi, demokrasiyi ve milletin ortak geleceğini hedef aldığını belirten Işıkhan, darbecilerin asırlardır büyük bedeller ödenerek inşa edilen devlet geleneğini ortadan kaldırmayı amaçladığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği ve milletin destansı direnişi sayesinde darbe teşebbüsünün başarısızlığa uğratıldığını vurgulayan Işıkhan, o gece yazılan destanın yalnızca Türkiye’nin değil, dünya demokrasi tarihinin de en önemli halk direnişlerinden biri olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti.

“Hiçbir hak mücadelesi demokrasi dışında yürütülemez”

Türkiye’nin demokrasi tarihinde darbelerden en fazla zarar gören ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Bakan Işıkhan; 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtırası ve 15 Temmuz’un yalnızca hükümetleri değil, ekonomiyi, çalışma hayatını, sosyal barışı, hukuku, özgürlükleri ve milletin geleceğini hedef aldığını dile getirdi. Her darbenin ardından milletin, demokrasinin, emeğin, üretimin ve Türkiye’nin kaybettiğini söyleyen Işıkhan, geçmişte bazı sendika, meslek örgütü ve sivil toplum yapılarının vesayetin yanında konumlanmasının demokrasinin güçlenmesini geciktirdiğini belirtti. Bugün ise daha güçlü bir demokrasi bilincine ve milleti gerçek anlamda temsil eden daha güçlü bir sivil toplum anlayışına sahip olunduğunu kaydeden Işıkhan, 15 Temmuz gecesi farklı siyasi görüşlere ve sendikal tercihlere sahip emek kesimlerinin demokrasi, milli irade ve Türkiye ortak paydasında buluştuğunu vurguladı. Bakan Işıkhan, “Hiçbir hak mücadelesi demokrasi dışında yürütülemez. Hiçbir sendikal mücadele milli iradenin karşısında konumlanamaz. Hiçbir sivil toplum anlayışı, milletin seçtiği yönetime silah doğrultanların yanında yer alamaz” ifadelerini kullandı.

Panelin başlığının son derece anlamlı olduğunu belirten Vedat Işıkhan, 15 Temmuz gecesi işçilerden memurlara, itfaiyecilerden madencilere, kamu görevlilerinden diğer emekçilere kadar çalışma hayatının bütün kesimlerinin görevlerini aksatmadan sürdürürken meydanlarda milli iradeye sahip çıktığını söyledi. İşçi ve memur konfederasyonlarının, işveren kuruluşlarının, meslek örgütlerinin ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun ilk saatlerden itibaren darbe girişimine karşı açık ve net bir duruş sergilediğini kaydeden Işıkhan, bu ortak tavrın Türkiye’nin demokratik olgunluğunun ulaştığı seviyeyi gösterdiğini ifade etti. Demokrasinin güçlenmesiyle çalışma hayatının, üretimin, yatırımın, istihdamın ve sosyal huzurun güçlenmesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak sosyal diyaloğu, çalışma barışını, sendikal hakları ve sosyal adaleti demokrasinin temel unsurları arasında gördüklerini belirtti. 15 Temmuz’un yalnızca anılmaması, doğru anlaşılması ve genç nesillere doğru anlatılması gerektiğini söyleyen Bakan Işıkhan, “Demokrasi kendiliğinden yaşayan bir değer değildir. Demokrasi, her neslin yeniden sahip çıkması gereken ortak bir emanettir” diyerek sözlerini tamamladı.

Ali Yalçın: Darbeler milletin egemenlik hakkına yapılır

Gerçekleştirilen konuşmanın ardından panel düzenine geçildi. Bakan Vedat Işıkhan’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde konuşan Genel Başkan Ali Yalçın, sözlerine 15 Temmuz şehitlerini rahmet, minnet ve şükranla anarak başladı. Yalçın, 15 Temmuz’un üzerinden on yıl geçmesine rağmen o gece yaşananların milletin hafızasındaki yerini koruduğunu belirtti. Aradan geçen zamanın şehitlere duyulan minneti ve milletin ortaya koyduğu destansı mücadelenin değerini azaltmadığını ifade eden Yalçın, “Bugün burada sadece on yıl önce yaşanan bir geceyi anmak için bir araya gelmedik. Çünkü bazı tarihler, takvimde geride bırakılan günler değildir. Onlar, milletlerin hafızasına kazınan, devletlerin istikametini değiştiren ve gelecek nesillere emanet edilen dönüm noktalarıdır. 15 Temmuz da böylesi bir tarihtir” dedi.

15 Temmuz gecesi dört Memur-Sen mensubunun şehit olduğunu hatırlatan Yalçın, şehitlerin yalnızca teşkilatın üyeleri olmadığını, millet iradesine sahip çıkmanın ve vatan uğruna fedakârlığın sembolü hâline geldiklerini söyleyerek, “Onlar sadece teşkilatımızın üyeleri değildi; millet iradesine sahip çıkmanın, demokrasiye omuz vermenin ve vatan uğruna fedakârlığın sembolü oldular. İsimleri teşkilat hafızamızda daima yaşayacak, emanetleri ise mücadelemize yön vermeye devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin geçmişte çok sayıda darbe ve vesayet girişimiyle karşı karşıya kaldığını belirten Yalçın; 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinin farklı yöntemlerle millet iradesini hedef aldığını dile getirdi.

Darbelerin yalnızca hükümetleri değiştirmeyi amaçlayan girişimler olmadığını vurgulayan Genel Başkan Yalçın, “Milletin iradesiyle hesaplaşan her girişim, aslında Türkiye’nin tam bağımsızlık iddiasını hedef aldı. Çünkü milli egemenlik zayıflarsa bağımsızlık da zayıflar. Egemenlik başkalarının vesayeti altına girerse devlet kendi kararlarını alamaz hâle gelir. Darbeler sadece hükümetlere karşı yapılmaz. Darbeler, doğrudan milletin egemenlik hakkına yapılır” diye konuştu.

Sözlerinin devamında 15 Temmuz’un Türkiye’nin uzun vesayet tarihinde bir kırılma noktası oluşturduğunu söyleyen Ali Yalçın, milletin o gece geri çekilmediğini, beklemediğini ve egemenliğin gerçek sahibinin kendisi olduğunu bütün dünyaya ilan ettiğinin altını çizerek, “15 Temmuz gecesi sadece bir darbe püskürtülmedi. Aynı zamanda bir işgal girişimi durduruldu. Hedef sadece iktidarı değiştirmek değildi. Hedef, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iradesini teslim almak, milletin karar verme hakkını ortadan kaldırmak ve Türkiye’yi yeniden vesayet düzenine mahkûm etmekti” dedi.

“Cumhurbaşkanının çağrısı tarihin akışını değiştirdi”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz gecesi yaptığı çağrının darbe girişiminin seyrini değiştirdiğini söyleyen Ali Yalçın, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Milletimizi meydanlara, havalimanlarına davet ediyorum’ çağrısı, tarihin akışını değiştiren bir dönüm noktası oldu. Bu çağrı sadece bir davet değil, milletin iradesine sahip çıkma kararlılığının açık bir ilanıydı. Milyonlar bu çağrıya kulak verdi, sokaklara çıktı, meydanları doldurdu ve darbecilere karşı göğsünü siper etti” ifadelerini kullandı. Yalçın, millet ile devlet arasındaki güçlü bağın 15 Temmuz gecesi bir kez daha görüldüğünü belirterek, “Millet varsa devlet vardır, millet varsa istiklal vardır, millet varsa gelecek vardır. Milletiyle bütünleşmiş lider varsa tarih yazmak vardır” dedi.

Yalçın: 15 Temmuz bir zihin işgalinin çöküşüdür

FETÖ’nün yalnızca silahlı bir terör örgütü olarak tanımlanmasının yetersiz kalacağını belirten Yalçın, örgütün milletin inancını istismar eden, değerlerini araçsallaştıran ve devletin imkânlarını millete karşı kullanan küresel bir ihanet şebekesi olduğunu söyledi.

Yalçın, “Kendi milletine kurşun sıkan, kendi Meclisini bombalayan, kendi bayrağının altında yetişip kendi devletini işgal etmeye kalkışan bir yapının adı artık sadece ihanet değildir. Bu, mankurtlaşmanın en karanlık biçimidir” diye konuştu.

“Memur-Sen darbenin ilk saatlerinden itibaren meydanlardaydı”

Memur-Sen’in kuruluşundan bu yana vesayetin her türlüsüne karşı duran bir emek hareketi olduğunu belirten Ali Yalçın, sendikacılığı hiçbir zaman yalnızca ücret pazarlığına indirgemediklerini vurgulayarak, “Emeğin hakkını savunurken aynı zamanda millet iradesini, hukuku ve demokrasiyi de savunduk. Çünkü özgürlüğün olmadığı yerde sendikal haklar yaşayamaz. Milli iradenin olmadığı yerde emeğin hukukundan söz edilemez” şeklinde konuştu.

15 Temmuz gecesi Memur-Sen’in darbenin ilk saatlerinden itibaren açık bir tavır ortaya koyduğunu vurgulayan Yalçın, konfederasyonun bütün yöneticileri ve teşkilat mensuplarıyla meydanlara çıktığını belirtti. “O gece beklemedik, hesap yapmadık, rüzgârın hangi yöne eseceğine bakmadık. Darbenin ilk saatlerinde bütün yöneticilerimizle birlikte sokağa çıktık, milletimizi meydanlara çağırdık” diyen Yalçın, Memur-Sen teşkilatının Türkiye’nin dört bir yanında aynı çağrıyı yaptığını belirterek, Genel Başkanından işyeri temsilcisine kadar Memur-Sen ailesinin sokaklarda ve meydanlarda nöbette olduğunu hatırlattı.

O gece susmanın tarafsızlık anlamına gelmediğini kaydeden Yalçın, “Susmak, darbeye alan açmaktı. Meydanlara çıkmak ise sadece siyasi bir tavır değil; milli egemenliğe, tam bağımsızlığa ve anayasal düzene sahip çıkmaktı” dedi.

Ali Yalçın: Hafıza canlı tutulmazsa ihanet unutulur

Darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından Memur-Sen teşkilatının demokrasi nöbetlerini son güne kadar sürdürdüğünü hatırlatan Yalçın, aradan geçen on yılda da aynı hassasiyetle hareket ettiklerini ifade etti.

Memur-Sen’in her yıl 15 Temmuz anma programlarına bütün teşkilat kademeleriyle katıldığını söyleyen Yalçın; konferanslar, paneller, sergiler ve çeşitli çalışmalarla gençlerin hafızasını canlı tutmaya gayret ettiklerini belirtti.

Yalçın, “Hafıza canlı tutulmazsa ihanet unutulur, ihanet unutulursa vesayet yeniden güç bulur. Bizim mücadelemiz yalnızca geçmişi hatırlatma mücadelesi değildir. Bizim mücadelemiz, geleceği koruma mücadelesidir” şeklinde konuştu.

“Güçlü kurumlar liyakat, ehliyet ve kamu ahlakıyla korunur”

15 Temmuz’un yüklediği sorumluluğun devlet ve çalışma hayatına taşınması gerektiğini belirten Yalçın, milli egemenliğin güçlü kurumlarla korunabileceğini söyledi.

Yalçın, “Milli egemenlik güçlü kurumlarla, güçlü kurumlar ise liyakat, ehliyet ve kamu ahlakıyla korunur. Devlet görevini örgüt sadakatine, şahsi çıkara ya da kapalı yapılara teslim eden anlayışın nasıl bir felakete yol açtığını 15 Temmuz’da gördük. Şimdi bu tecrübeyi daha güçlü, daha adil ve daha bağımsız bir Türkiye’nin inşasına dönüştürmek zorundayız” dedi.

Türkiye Yüzyılı hedefini millet iradesini merkeze alan ortak bir gelecek tasavvuru olarak gördüklerini belirten Yalçın, Terörsüz Türkiye hedefinin de bu yürüyüşün önemli bir parçası olduğunu ifade etti.

Yalçın: Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmaya devam edeceğiz

Memur-Sen’in vesayetin her türlüsüne karşı mücadelesini sürdüreceğini dile getiren Yalçın, demokrasiyi, milli iradeyi, liyakati, kamu ahlakını ve emeğin onurunu birlikte savunmaya devam edeceklerini belirterek şu ifadelerle konuşmasını tamamladı: “Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmayı, gazilerimizin fedakârlığını unutmamayı ve 15 Temmuz hafızasını yeni nesillere aktarmayı tarihî sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Rabbim milletimizin birliğini, devletimizin bekasını ve tam bağımsızlığımızı daim eylesin.”