575 kabul, 33 ret ve 43 çekimser oyla kabul edilen kararın, Yunan asıllı raportör Eleonora Meleti tarafından hazırlanması ve metinde bütünüyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tezlerinin esas alınması, Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs meselesindeki tarafgir tutumunu bir kez daha göstermiştir.
Memur-Sen olarak, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı tarihsel ve hukuki bağlamından koparan, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni asılsız iddialarla hedef alan ve Türkiye’yi “işgalci” olarak tanımlayan bu kararı şiddetle kınıyor; Rum propagandasına teslim olmuş bu iftira metnini bütünüyle reddediyoruz.
Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye’nin garantörlük haklarından doğan meşru ve hukuki bir müdahaledir. Bu harekât, Kıbrıs Türk halkının varlığını, güvenliğini ve temel haklarını korumak için gerçekleştirilmiştir. Nikos Sampson darbesini, EOKA çetelerinin mezalimini, Rumlar’ın Kıbrıs Türk halkına uyguladığı jenosidi ve adada yaşanan tarihi gerçekleri yok sayan hiçbir metin, adalet ve hukuk adına konuşamaz.
Kendi iç krizini aşamayan ve stratejik körlükle malul Avrupa Birliği’nin bir organı olarak AP’nin, Kıbrıs meselesinde Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk halkına istikamet çizmeye kalkması kabul edilemez. Avrupa’nın demokratik meşruiyet, temsil krizi, yükselen ırkçılık, İslam karşıtlığı, göçmen düşmanlığı ve dış politika tutarsızlıklarıyla yüzleşmesi gerekirken, AP’nin tarihi gerçekleri çarpıtan kararlarla Türkiye’yi hedef alması siyasi sorumsuzluktur.
Kıbrıs Barış Harekâtı, adaya işgal değil, barış getirmiştir. 1974’ten bu yana adada yaşanan huzur ve güven ortamı bunun en açık göstergesidir. Yarım asrı aşan süreçte yalnızca Türk tarafı değil, Rum tarafı da barış harekatı ile sağlanan bu güvenli ortamda kalkınmış ve siyasal düzenini sürdürebilmiştir. Bu gerçeği yok sayan yaklaşımlar, tarihi hakikatlere ihanettir.
Avrupa Parlamentosu, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını, egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü yok sayan tutumundan vazgeçmelidir. Ada’da kalıcı çözüm, Kıbrıs Türk halkının iradesini bastırarak değil; bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gerçeğini kabul ederek mümkün olur.
Memur-Sen ailesi olarak bizler, emeğin, adaletin, insan onurunun ve mazlumların yanında duran bir emek hareketiyiz. Bu nedenle Kıbrıs Türklerinin haklı mücadelesini de Türkiye’nin garantörlükten doğan meşru duruşunu da savunuyoruz. Kıbrıs’ta barışın yolu, Türkiye’yi ve Kıbrıs Türk halkını hedef alan siyasi kararlar üretmekten değil; eşitlik, karşılıklı saygı ve adil iş birliği zeminini güçlendirmekten geçer.
Avrupa Parlamentosu’nu, Kıbrıs meselesinde Rum kesiminin sözcüsü olmaktan ve Türkiye karşıtı lobilerin etkisiyle hareket etmekten vazgeçmeye çağırıyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yöneltilen alçakça ithamları reddediyor; Kıbrıs Barış Harekâtı’nı hedef alan bu kararın bizim açımızdan hiçbir hükmü ve itibarı olmadığını ifade ediyoruz.
Ve bir kere daha diyoruz ki…
Kıbrıs Türk halkının haklarını, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlük hukukunu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tarihi sorumluluğunu kararlılıkla savunduğumuzu kamuoyuna saygıyla ilan ediyoruz.






