Tekin, okullardaki ramazan etkinlikleri görüntülerine ilişkin eleştirilerin olup olmadığının sorulması üzerine, pedagojik ve akademik açıdan ciddiye alınabilecek nitelikte bir eleştiriyle karşılaşmadığını ifade etti.

Çocuklarda ana dil becerilerini geliştirecek bir dizi tedbir aldıklarını belirten Bakan Tekin, okullarda geleneksel çocuk oyunlarının oynanmasını teşvik etmek amacıyla yayımlanan Genelge'den bahsetti.

"Biz başladığımız günden beri eğitim öğretim ortamlarını sadece akademik bilginin aktarıldığı bir mekân olmaktan çıkarıp aynı zamanda toplumsal yaşamın, içinde yaşadığımız toplumun değerlerinin çocuklarımız tarafından içselleştirildiği, çocuklarımıza kazandırıldığı ortamlar olması için çaba sarf ettik. Bunu yaparken de anayasa, temel insan hakları, evrensel metinler gibi, dünya barışı gibi hususları gündeme taşıdık." diyen Bakan Tekin, İsrail'in Gazze saldırılarına farkındalık yaratmak, orman yangınlarını referans göstererek çocuklara içinde yaşadığı doğanın emanet olduğunu aşılamak gibi pek çok konuda çalışmalar yürütüldüğünü anlattı.

Tekin, 2025-2026 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin "Bayrak Sevgisi" temalı etkinliklerle başladığına değindi.

Tüm bunlardan hareketle yardımlaşma, dayanışma, millî birlik, beraberlik gibi duyguların çocuklara kazandırılması açısından da ramazan ayının iyi bir imkân olduğunu; bu ayı çocukların coşkuyla karşılaması, milli birlik, beraberlik, yardımlaşma, dayanışma gibi değerlerin çocuklara aksettirilmesi anlamında okullara bir Genelge gönderildiğini söyleyen Bakan Tekin konuşmasına şu şekilde devam etti:

"Anayasadan ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuatımızdan Millî Eğitim Bakanlığının ana görevlerinden birinin bu olduğunu referanslandırarak gönüllülük üzerine bir ramazan ayı etkinliği yapılmasını okullarda arzu ettik. Eğer Genelge'miz doğru okunursa, 'erdem-değer-eylem' yani Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında çocuklarımızın bizi biz yapan değerleri sahiplenmesi açısından bu ayda etkinlikler yapılmasını ve müfredat bağlamında bunun değerlendirilmesini okullarımızdan istedik."

"Yargıya taşımaya karar verdim"

168 ismin ortak yayımladığı "Laiklik Bildirisi"ne ilişkin soruyu yanıtlayan Bakan Tekin, bildirinin ramazan etkinliklere katılan okulları, idarecileri, öğretmenleri, öğrencileri ve velileri hak etmedikleri ithamlarla suçlayan bir bildiri olduğunu belirtti.

Tekin, konuşmasına şu şekilde devam etti:

"Mesela bizim yaptığımız şeyleri 'Talibanlaştırma' olarak tanımlıyor. Ben diyorum ki ramazan ayında millî birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek şeyler yapalım. Onlar diyor ki 'Bunu yaparsanız toplumu Talibanlaştırmış olursunuz.' veya devamında diyor ki 'Siyasal İslamcı bu rejim Trump ipine sarılarak... Türkiye'yi Ortadoğu'nun gerici bataklığına...' Şimdi ben anlamıyorum; talibanlaştırmak mı, Trump'ın ipine sarılmak mı... Bu da ayrı bir trajedi.

Sonra devam ediyor, diyor ki 'Laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler.' Bu da mesela çok itiraz ettiğim bir cümle. Benim bunca yıllık okumalarımdan edindiğim laiklik tanımı; insanların dinî inanç ve ibadet hürriyetlerinin güvence altına alındığı siyasal rejimleri biz laiklik olarak tanımlarız. Yani insanlar özgürce dinî inanç ve ibadetlerini eğer yerine getirebiliyorlarsa o rejimlere biz laiklik, laik rejim adını veriyoruz. Burada bizim yaptığımız şeyle bu söylenen arasında hiçbir bağlantı da kuramıyorum.

Sonra devam ediyor ve burası da çok önemli. 'Gerici azınlığın provokasyon ve saldırıları...' Şimdi yüzde 99'u Müslüman olan ve okulları görüyorsunuz, böyle cıvıl cıvıl, çocuklar bu etkinliklere katılıyorlar. Burayı gerici bir azınlık olarak tanımlıyor. Ben anlamakta zorlanıyorum; gerici azınlık biz miyiz yoksa bu kadar yoğun ve coşkulu bir şekilde kutlanıldığı hâlde bunu hakaretamiz ifadelerle tanımlayan ve kendilerini sanatçı, aydın şeklinde tanımlayan insanlar mı? Onlar aydın, onlar laiklik ne demek çok iyi biliyorlar, onlar anayasanın amir hükümlerini çok iyi biliyorlar, onlar evrensel inanç temel insan haklarını bizden çok iyi biliyorlar, biz hiçbir şey bilmiyoruz. Bu da kendi içinde bir hakaret. Bunu kabul etmek mümkün değil.

Dolayısıyla ben temsil ettiğim millî eğitim camiası adına, etkinliklere katılan öğrenciler ve veliler adına bunun bir hakaret olduğunu ve mutlaka özrü gerektiren bir suçlama silsilesi olduğunu düşünerek bunu yargıya taşımaya karar verdim."

Bakan Tekin konuşmasında, 1982 anayasasının başlangıç bölümüne atıf yaparak "Her Türk vatandaşı" ifadesi uyarınca temel hak ve hürriyetlerden yararlanmanın belirli bir kesime değil, tüm vatandaşlara ait olduğunu vurguladı. "Millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni" ile "millî gurur ve iftiharlar, millî sevinç ve kederler" kavramlarını hatırlatan Bakan Tekin, bayramlar ve ramazan ayının da bu kapsamda tanımlanabileceğini ifade etti.

Anayasanın ikinci maddesindeki "Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet" hükmüne de değinen Bakan Tekin, ramazan etkinliklerinin toplumun huzuru ve milli dayanışmayı teşvik ettiğini söyledi.

Tekin, söz konusu uygulamaların laiklik ve sosyal hukuk devleti ilkesiyle çelişmediğini, bazı kesimlerin laikliği dinî inanç ve ritüelleri kendi anlayışlarına göre şekillendirme yetkisi olarak gördüğünü belirterek "Kusura bakmayın, ben bunları kabul edemiyorum. Benim baktığım yerden evrensel laiklik anlayışı tam da böyle bir ortam. Anayasanın bana verdiği görev tam da millî kültürü, millî dayanışmayı, birliğimizi, beraberliğimizi tanımlayacak işleri yapmayı bizim için zorunlu kılıyor." şeklinde konuştu.

Coğrafya dersi 9. sınıf içerikleri birbirinden güzel etkinliklerle EBA’da sizlerle
Coğrafya dersi 9. sınıf içerikleri birbirinden güzel etkinliklerle EBA’da sizlerle
İçeriği Görüntüle

Okullardan, öğretmenlerden bu etkinliklere ilişkin gelen geri dönüşler üzerine de konuşan Tekin, "Öğretmen arkadaşlarla konuşuyorum, kimsenin oruç tutup tutmadığına kimse karışmıyor, kimseyi zorunlu olarak da bir şeye dâhil etmiyoruz. Bu, tamamen gönüllülük esasına göre. Zaten yazımızda da bunu ifade ettik. Dolayısıyla "ben katılmıyorum" diyen bir insan bizi rahatsız etmez." dedi. Tekin ziyaret ettiği okullardan ya da sosyal medya üzerinden ulaşan güzel mesajlar olduğunu ifade etti.

Bakan Tekin, Genelge'yi illere göndermeden önce il müdürleri ile yapılan toplantıda etkinliklerin "toplumda huzuru, birliği, beraberliği, dayanışmayı sağlamak üzere gönüllülük esasına göre yapılacak olduğunu" belirttiğini anlattı. Sosyal medyada yer alan "ramazan çetelesi" gibi uygulamaların olmadığını ifade eden Bakan Tekin, illere gönderilen yazıda her okul düzeyine göre okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise için etkinlik örnekleri olduğunu söyledi. Tekin, bu etkinliklerle toplumsal barış, millî birlik ve beraberlik hedeflediklerini vurguladı.

"Laiklik tanımına özgürlük perspektifinden bakıyorum"

Bakan Tekin, ramazan etkinliklerine ilişkin yayımlanan bildiride yer alan laiklik eleştirileri hakkındaki değerlendirmelerini sürdürdü.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli uygulamaya geçtiğinde de benzer tartışmalar yaşandığını hatırlatan Tekin, "Bizim müfredatımızda temel hak ve hürriyet, yani insan hakları merkezli, dinî inanç ve ibadetlerin güvence altına alınması merkezli bir yaklaşım var. Onların laiklik tanımıyla bizimki arasında fark var. Ben özgürlük üzerinden bakıyorum; onlar totaliter bir perspektifle daha farklı bir laikçilik tanımlamaları var." dedi.

Laiklik anlayışına özgürlük temelinde baktığını belirten Tekin, çocuklara başkalarının inanç ve ibadet hürriyetine saygı göstermenin öğretildiğini ifade etti.

Özel okullara müfredat denetimi

İzmir'de bazı özel okullarda müfredat dışı eğitim yapıldığı ve Cumhurbaşkanı'na hakaret içerikli ifadeler kullanıldığı iddialarına ilişkin de konuşan Tekin, yaklaşık 75 bin civarında okulun Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca rutin ve şikâyet üzerine hassasiyet ve ciddiyetle denetlendiğini söyledi.

Müfredat dışına çıkıldığı yönünde şikâyet gelmesi hâlinde müfettişlerin inceleme yaptığını belirten Tekin, "Sadece din kültürü dersi değil, bazı başka derslerde çocuklar müfredattaki tanımlamalar dışında işte sınavlara hazırlık ya da benzeri farklı derslere evrildi; işte beden eğitimi dersini mesela yapmıyorlar onun yerine ilave matematik dersi... Hâlbuki bizim bütün bu programlarımız pedagoglar tarafından çocuklarımızın yaş grubuna uygun olarak hem akademik hem sosyal hem sanatsal hem sportif anlamda onların eğitim süreçlerine katkıda bulunacak şekilde hazırlanmıştır. Dolayısıyla biz bu derslerin programdaki şekliyle verilmesini sürekli denetliyoruz. Din kültürü dersi ya da başka bir ders hiç fark etmez. Mesela müzik dersinde müzik dersi yapmıyor öğretmenimiz ama onun yerine matematik... Böyle bir şikâyet geldiyse de onu denetleriz." diye konuştu.

İzmir'deki okula ilişkin sürecin de şikâyet üzerine başlatıldığını belirten Tekin, denetime ilişkin şu bilgileri paylaştı:

"Bu bahsi geçen okulla ilgili bize şikâyet geldi. Müfettişlerimiz gidip denetim yaptı. Bu denetim yapılırken çocuklar psikolojik olarak etkilenmesin diye onlar da ilgili rehberlik servisi tarafından dinlenir. Bu hassasiyete uyularak denetlenir. Şimdi bu mantık biraz Ekrem İmamoğlu mantığı. Biz hatırlarsanız kreşlerle ilgili mevzuda da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'ydı o zaman Sayın İmamoğlu. Ben şunu söylüyorum: Ben diyorum ki bakın Büyükşehir Belediyesi ya da başka bir birim bir eğitim kurumu açıyorsa, eğer bu okul öncesi eğitim kurumuysa, yani anaokuluysa bizden ruhsat almalı. Bakımsa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından. Biz bunu denetleyebilmek açısından bunu yapmalıyız. Biz bütün kurumlarımızı bu anlamda rutin olarak zaten denetliyoruz. Bu okulda da böyle bir şikâyet geldiğinde bu sadece bu okulda olması gerekmiyor, bize böyle bir şikâyet geldiğinde doğrudan müfettişlerimiz gider ve ilgililerle bu anlamda konuşur, görüşmeler yapar, nihayetinde raporunu tutar, raporuna göre de yaptırım uygularız. İzmir'deki olayda da biz bunu yaptık."

Yapılan işlemin rutin bir denetim olduğunu vurgulayan Tekin, "Yaptığımız şey gayet doğal, Millî Eğitim Bakanlığının düzenleyici pozisyonundan hareketle yaptığımız bir denetimdir." ifadelerini kullandı.

Farklı inanç grupları ve azınlık okullarıyla Millî Eğitim Bakanlığının ilişkilerinin sorulması üzerine Bakan Tekin, göreve başladığı günden itibaren cemevlerini ziyaret ettiğini belirterek Alevi Bektaşi vatandaşların eğitime ilişkin taleplerinin değerlendirildiğini ifade etti.

Azınlık okullarının hak ve hukuklarının korunmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Tekin, ilgili gruplarla düzenli olarak bir araya geldiklerini söyledi.

Tekin, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Ben Millî Eğitim Bakanı olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne sadakatle bağlı olan Türk vatandaşlarının dinî inanç ve ibadet hürriyetlerini herhangi bir ayrım yapmaksızın teminat altına almakla görevliyim. Biz hükûmet olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye'de özgürlükleri genişleten, millî birlik ve beraberliği güçlendirecek adımları atmak üzere gidiyoruz. Bahsettiğiniz grupların hepsiyle ilişki hâlindeyiz, onların da görüş ve önerilerini dikkate alıyoruz."

Geleneksel sanatlar seçmeli ders kapsamında

Okullarda geleneksel sanatların desteklenmesine ilişkin soruya Tekin, bu alanın seçmeli dersler kapsamında yer aldığını belirterek şu yanıtı verdi:

"Seçmeli dersleri üç kategoriye ayırmıştık. Bunlardan birinde kültür ve sanat derslerimiz var. Onların içine geleneksel Türk sanatlarını koyduk, okullarımızda seçmeli ders olarak var. Her dönemin son haftasını biz okullarımızda bu anlamda sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetlerin sergilendiği bir hafta olarak değerlendirdik. Oralarda da çocuklarımız hem işte batı sanatları ile ilgili eğitim alanlar, geleneksel Türk sanatları ile ilgili eğitim alanlar okullarda bu ürünlerini sergiliyorlar. Böyle bir festival havası oluşturduk."

Öğretmen atamaları ve mülakat tartışmalarına ilişkin de konuşan Tekin, Millî Eğitim Akademisinin faaliyete geçmesiyle birlikte mülakat uygulamasının sona erdiğini belirterek şunları söyledi:

"Atamalar zaten bir takvime bağlandı. Millî Eğitim Akademisi oluşturduğumuz için başından beri söylediğim şey uygulama eğitiminin az olmasıydı. Yaklaşık 500 saat uygulama eğitiminin verildiği öğretmen adayları için Millî Eğitim Akademisi faaliyete geçti. Bu yıl itibarıyla ilk defa 10 bin öğretmen adayını aldık. Mülakat yok zaten, artık bitti, atamalarda mülakat yapmıyoruz."

Yaz döneminde Millî Eğitim Akademisine Giriş Sınavı (AGS) yapılacağını da aktaran Tekin, Temmuz AGS'sinden kaç öğretmen adayının alınacağının Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yapılacak görüşmelerin ardından netleşeceğini ve kamuoyuyla paylaşılacağını kaydetti.