Eğitim-Bir-Sen olarak, Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne yazılı başvuruda bulunarak, öğretim elemanlarının üniversite ödeneği ve yükseköğretim tazminatı oranlarında artış sağlanması, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun l l. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ek ders ücreti gösterge rakamlarının en az iki kat artırımlı uygulanması yönünde düzenlemelerin yapılması talebinde bulunduk.

Öğretim elemanları, “eşit işe eşit ücret” uygulaması olarak bilinen 666 sayılı KHK düzenlemesinde en fazla ihmal edilen kesim olarak, ücretlerinde diğer meslek gruplarıyla orantılı bir artış gerçekleşmeyen nadir meslek gruplarından biri olmuştur. Bu durum, üniversite camiasında ve duyarlı kamuoyunda çalışma hayatındaki kamu yönetimine ve adalete olan güveni ciddi ölçüde zedelemektedir. Son yıllardaki enflasyonist ortamda mali haklarında reel bir artış gerçekleşmeyen, aksine reel bir kayıp yaşayan öğretim elemanları, büyük zorluklarla karşı karşıyadır.

Teknolojik, ekonomik, ticari, kültürel ve ilmî alandaki çalışmalarda, bilimsel bilgi üretimini ve bilim insanlarını önceleyen bir anlayışın hâkim olduğu günümüzde, öğretim üyelerinin mali haklarına ilişkin sorunların çözümünün gecikmesi, Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmayı da kısıtlayacak bir faktördür. Bu durum, akademik camiaya ve üniversitelere yönelik bir tereddüt rezervinin oluşmasına da zemin oluşturmaktadır.

Yükseköğretimde istihdam odaklı dönüşüme sektörden destek
Yükseköğretimde istihdam odaklı dönüşüme sektörden destek
İçeriği Görüntüle

Üniversitelerden mezun olan başarılı öğrenciler, akademik kariyer yapmaktan kaçınmakta ya da akademik kariyerlerine devam etmek istememektedir. Bu durumun sebeplerinden biri, farklı kurum ve kuruluşlarda elde edecekleri gelirlerin, akademik personel olarak elde edecekleri gelirden çok daha yüksek olmasıdır. Örneğin, işe yeni başlayan bir Rekabet Kurulu uzman yardımcısının maaşı, araştırma görevlisi maaşından yüzde 73 oranında daha yüksektir. Mutlak rakam itibarıyla bir Rekabet Kurulu uzman yardımcısının maaşı neredeyse bir profesör maaşına denktir.

Yükseköğretim Akademik Personelinin Durumuna İlişkin 1997 tarihli UNESCO Tavsiye Kararı’nda ‘yükseköğretim akademik personeline, görevlerine yeterince yoğunlaşabilmelerini ve bu öğretim düzeyinde elzem olan sürekli eğitime ve bilgilerin ve yeteneklerin yenilenmesine gerekli zamanı ayırabilmelerini sağlayacak düzeyde ödeme yapılabilmesi için mümkün olan tüm mali tedbirlerin alınması gerektiği’ hususu vurgulanmıştır.

Üniversitelerde görev yapan akademik personele yönelik bir ücret politikasının oluşturulması elzem olmakla birlikte, bu politikanın oluşturulmasına ilişkin sürecin kısa vadede sonuçlanamayacak olması ve akademik personelin kısa vadede maaş iyileştirme beklentilerinin karşılanmasına ilişkin gereklilik çerçevesinde belirli bir maaş kalemi üzerinden geçmiş dönem kayıplarının telafisi ve kıyaslanabilir meslek grupları ile eşit ve adil bir düzeye yükseltmeye dönük adımların atılması son derece önem arz etmektedir.

Diğer taraftan, öğretim elemanlarına ödenmekte olan ek ders birim saat ücretleri, işin niteliğiyle mukayese kabul etmeyecek kadar düşük bir miktarda olup emeği karşılamaktan uzaktır. Ders yükümlülüğünün gerek zorunlu tutulması gerekse araştırma-geliştirme yanında öğretim elemanlarının iki asli görevinden biri olması gerçeği karşısında birim ek ders ücretlerinde artış gereklidir.

Bu nedenlerle, Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne başvurarak, kamu yükseköğretim kurumlarında bulunan öğretim elemanlarının mali haklarında, üniversite ödeneği veya yükseköğretim tazminatı oranlarında artış sağlanması, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun l l. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ek ders ücreti gösterge rakamlarında en az yüzde l00 oranında artış sağlanması yönünde düzenlemelerin yapılmasını istedik.

Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne yazdığımız yazıya ulaşmak için tıklayınız.