Bugün memurun da emeklinin de en büyük ihtiyacı, birbirine karşı konumlanan yapılar değil; ortak hak mücadelesinde birleşen güçlü ve ilkeli bir sendikal duruştur.

Çünkü açık gerçeği artık saklamanın hiçbir anlamı yoktur:

Biz aynı hakkın tarafıyız, Aynı Gemideyiz ve birbirimizin rakibi değiliz. Bu gerçek unutulduğunda kaybeden sendikalar değil, doğrudan memur ve emeklisi olmaktadır.

Türkiye’de kamu görevlileri ve kamu emeklileri uzun süredir ağır bir ekonomik kuşatma altında yaşamaktadır. Bugün memur, yoksulluk sınırının altında bir yaşama mahkûm edilmiştir. Kamu emeklisi ise çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıyadır. Emekli, yıllarını devlete ve millete hizmet ederek geçirmiş olmasına rağmen, bugün açlık sınırının altında adeta hayattan koparılan, sosyal hayattan uzaklaştırılan, görünmezleştirilen bir yaşam düzenine itilmiştir. Bu kabul edilemez.

Memurun alım gücü erimekte, emeklinin yaşam gücü tükenmektedir.

Kira, gıda, ulaşım, enerji ve temel ihtiyaç fiyatları karşısında maaşlar her geçen gün daha da anlamsız hale gelmektedir. Çalışırken geçinemeyen memur, emekli olduğunda daha da derin bir yoksullukla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sistem sürdürülebilir değildir.

Burada yalnızca ekonomik bir krizden değil, aynı zamanda sendikal temsil krizinden de söz etmek zorundayız.

Sendikacılık; siyasi hesapların, ideolojik kamplaşmaların ve yakınlık ilişkilerinin gölgesinde yürütülemez. Sendikal hareketin asli görevi; üyelerinin özlük, mali, sosyal ve ekonomik haklarını korumak ve geliştirmektir. Ancak ne yazık ki bugün sendikal alanın önemli bir bölümü, hak mücadelesi zemininden uzaklaşarak ideolojik söylemlere ve siyasi yandaşlık ilişkilerine sıkışmış durumdadır.

Bu sıkışma, yalnızca sendikal hareketi zayıflatmamakta; doğrudan memurun ve emeklinin hak kaybına yol açmaktadır.

Çünkü sendika asli görevini yapmadığında;

maaş erir,

özlük hakları ötelenir,

emekli unutulur,

sosyal haklar zayıflar,

kamu çalışanı yalnızlaşır.

Bugün kamuda görev yapan memurun da emeklisinin de çözüm bekleyen binlerce sorunu vardır.

Bu sorunların çözümü için siyasetin karar vermesi gerekmektedir. Ancak siyaset kurumu da seçim dönemlerinde verilen sözleri artık daha fazla ertelememelidir.

Seçim öncesinde verilen 1 dereceye 3600 ek gösterge sözü tutulmalıdır.

Yine memur emeklileri için açık biçimde ifade edilen seyyanen zam sözü eksiksiz yerine getirilmelidir.

Verilen sözlerin tutulmaması, yalnızca ekonomik bir mağduriyet üretmez; aynı zamanda devlete duyulan güveni, kamu görevlisinin geleceğe bakışını ve sosyal adalet duygusunu da zedeler.

Bugün kamu çalışanı da kamu emeklisi de şunu sormaktadır:

Verilen sözler ne zaman tutulacak?

Yıllardır ötelenen düzenlemeler ne zaman hayata geçirilecek?

Memur ve emekli daha ne kadar sabır sınanmasına mahkûm edilecek?

TEÇ-SEN olarak altını açıkça çiziyoruz:

Sendikacılık, siyasetin arka bahçesi olmamalıdır.

Sendikacılık, ideolojik vitrin alanı değildir.

Sendikacılık, üyelerinin sesi olma sorumluluğudur.

Eğer sendikal hareket bu asli rotasına dönmezse, memur ve emeklisinin:

özlük hak kayıpları devam edecektir,

mali kayıpları büyüyecektir,

sosyal güvenceleri zayıflayacaktır,

ekonomik yıkımı daha da derinleşecektir.

Bizim çağrımız nettir:

Memur da emeklisi de ortak kader yaşamaktadır.

Bu nedenle sendikalar ayrıştıran değil birleştiren, oyalanan değil sonuç alan, siyasete yaslanan değil üyeye dayanan bir çizgiye dönmelidir.

Çünkü bir kez daha ifade ediyoruz:

Biz aynı hakkın tarafıyız, birbirimizin rakibi değiliz.

2026 Yılı Öğretmenlerin İl İçi Ve Tüm Yer Değiştirme İşlemlerinde 31 Aralık Tarihi Baz Alınsın!
2026 Yılı Öğretmenlerin İl İçi Ve Tüm Yer Değiştirme İşlemlerinde 31 Aralık Tarihi Baz Alınsın!
İçeriği Görüntüle

Ve bu gerçek unutulduğunda kaybeden; masa başındakiler değil, geçim derdiyle boğuşan memur ve emeklisi olacaktır.

Kamu görevlilerinin insan onuruna yaraşır ücret talebi ertelenemez.

Kamu emeklilerinin açlık sınırının altında yaşamaya zorlanması normalleştirilemez.

Verilen sözler tutulmalı, hak kayıpları giderilmeli, sendikal mücadele yeniden asli mecrasına dönmelidir.

TEÇ-SEN olarak memurun da emeklinin de hakkını savunmaya, sorunları dile getirmeye ve verilen sözlerin takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Ümit Demirel

TEÇ-SEN Genel Başkanı