Bakan Tekin, "Külliyede Ramazan" etkinlikleri kapsamında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu'nda açılan kitap stantlarını ve atölyeleri ziyaret etti. Tekin, vatandaşlarla bir araya gelerek çocuklarla sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.
Etkinliklere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tekin, Müslümanların ve Türk toplumunun ramazan ayını kutladı.
Tekin, ramazan ayının Türk kültüründe ayrı bir yeri olduğunu belirterek, "Ramazan ayı ülkemizde birlik, beraberlik duygularının, yardımlaşmanın, dayanışmanın, kardeşlik hukukuna riayet etmenin en çok hissedildiği dönem. Ramazan ayı iftar sofralarıyla başlayan, sahurla bereketlenen ve gün içinde dualarımızla, davranışlarımızla şekillendirdiğimiz güzel bir ay." ifadelerini kullandı.
Geçen yıl da "Külliyede Ramazan" etkinlikleri kapsamında çok yoğun katılımla bu coşkunun yaşandığını dile getiren Tekin, şunları kaydetti: "Bu yıl bu coşku katlanarak arttı. Bu yıl biz de Millî Eğitim Bakanlığı olarak çocuklarımızın bu duygularla, bu birliktelik, beraberlik arzusunun, ihtiyaç duyulduğunda arkasına bakmadan ülkesi, milleti, vatanı için fedakârlık yapabilme hissinin yaygınlaştırılması için okullarımızda bir dizi etkinlik başlattık, bir genelge ile bunu duyurduk. Şu an okullarımız cıvıl cıvıl. Ben bu etkinliklere katılan velilerimize, öğrencilerimize ve bu etkinlikleri organize eden, hazırlayan bütün öğretmen arkadaşlarımıza, idareci arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bu duygular, bu hisler yaşatıldığı sürece millî birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz daha da güçlenecektir."
Gazetecilerin sorularını yanıtladı
Tekin, "Külliyede Ramazan" etkinlik alanını ziyaretinde basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
"Maarifin Kalbinde Ramazan" teması kapsamında çalışmalar yapılması doğrultusunda 81 ile gönderilen Genelge'ye getirilen eleştirilere yönelik açıklamada bulunan Tekin, "Türkiye bir hukuk devleti. Ben yaptığım işin anayasal dayanaklarını, Türk Millî Eğitim mevzuatı açısından dayanaklarını, başta 1739 olmak üzere cumhuriyetin kurulduğu andan itibaren millî kültüre ve millî değerlere yapılan vurgular açısından referanslarını yazarak değerlendirdim." ifadelerini kullandı.
Tekin, "Türk toplumunu tanımayan, Türk toplumunun değerlerini bilmeyen, Türk toplumundan uzak, sırça köşklerinde yaşayan bir grup insan, ramazan etkinliğinin Türk toplumunun kültürel yapısıyla uyumlu olmadığını düşünüyor herhalde. Şuraya gelsinler, baksınlar, Anadolu'da herhangi bir ile gitsinler, baksınlar. Anadolu'da ramazan demek; millî birliğin, kardeşliğin, yardımlaşmanın, dayanışmanın maksimum düzeyde yaşandığı bir dönem demektir." diye konuştu.
"Genelgemizde hukuka aykırı hiçbir şey yok"
Anadolu'da Alevi, Sünni veya gayrimüslimlerin bulunduğu çeşitli illerde yaşadığını belirten Tekin, şunları kaydetti: "Komşularımız oldu, evimizde iftarda pişirdiğimiz şeyi gayet doğal bir şekilde dinine, etnik ya da kültürel kimliğine bakmadan komşumuzla paylaştık. Anadolu'da bu, böyledir, kimse kimsenin dinine bakmadan ramazan ayında yardımlaşır. İhtiyacı varsa fıtır sadakasını ramazan ayında komşusuyla paylaşır. Dolayısıyla bunun Anadolu'nun, Türk toplumunun değerleriyle uyumlu olmadığını düşünenler varsa otursunlar, kendilerini analiz etsinler. Kendileri nerede yaşıyorlar, Türk toplumunu ne kadar tanıyorlar? Bizim yazımızı mahkemeye, yargıya taşımayla ilgili olarak da baksınlar, hukuki olarak ne problem varsa onu taşısınlar. Benim yazımda, bizim Genelge'mizde hukuka aykırı hiçbir şey yok çünkü biz anayasamıza referansta bulunduk, 1739'a referansta bulunduk ancak 168 kişi olduğu iddia edilen kişilerin açıkladığı bildiride, çok ciddi şekilde hukuki problemler var.
Ben diyorum ki yargıya taşıyacağım, 'Burada ne var, niye yargıya taşıyorsunuz?' diyorlar. Ben de diyorum ki kusura bakmayın ama ben Özgür Özel kadar midesi geniş bir adam değilim. Anadolu'nun her tarafında küfür olarak addedilen cümleleri kendi partisinden bir belediye başkanına mesajla yazıp ispatlandığı zaman da 'Bu küfür değildir, kişilik analizidir.' diyecek bir şeyim yok benim. O metindeki ifadeler bana, millî eğitim camiasına, öğretmen arkadaşlarımıza, idareci arkadaşlarımıza ve Türk toplumuna hakaret içerir. Bu hakaretten dolayı onların bu ifadelerinin neticesinde toplumdan özür dilemeleri gerektiğini düşündüğüm için yargıya taşıyacağım."
Bakan Tekin, açıklamasına şöyle devam etti: "Biz diyoruz ki ramazan yardımlaşmadır, dayanışmadır. O diyor ki 'Ramazan Talibanlaşmadır.' Yani bunu nasıl bu şekilde izah edebiliyorlar ben anlamıyorum. Şimdi ramazan etkinliklerine 'Talibanlaşma' diyen bir kişiyi mahkemeye vereceğimiz zaman, dava açacağız dediğimiz zaman rahatsız oluyorlar. Niye rahatsız oluyorsunuz? Ben diyorum ki ramazan millî kültürün bir parçasıdır. Onlar diyor ki 'Ramazan etkinliğiyle Trump'ın ipine sarılıyorsunuz.' Arkadaşlar nasıl bir mantık, nasıl bir akıl yürütme ben anlamıyorum. Ben diyorum ki ramazan millî kültürümüzün bir parçasıdır, Türkiye'de dinî inanç ve ibadet hürriyetinin bir parçasıdır. Onlar diyor ki 'Laik anayasal düzene yönelik bir saldırıdır.' Ben anlamıyorum, laikliği mi bilmiyorlar, ramazanı mı bilmiyorlar ya da ikisini de mi bilmiyorlar?
"Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yargıya taşımakla mükellefim"
Ben diyorum ki Türkiye'de insanların büyük çoğunluğu ramazan ayında heyecan duyuyor, millî kültürün bir parçası olarak kabul ediyor. Onlar diyor ki 'gerici azınlık'. Şimdi bu kadar insana, yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede, ramazan konusunda hassasiyeti bu kadar yoğun yaşayan kişilere 'gerici azınlık' deme cesaretini gösteriyorsa ben de bir Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşı olarak bunu yargıya taşımakla mükellefim. Bir tek katıldığım cümleleri var 'Laikliği savunmak suç değildir', evet laikliği savunmak suç değildir ama topluma dinî inançlarından uzaklaşmayı, dinî değerlerinden uzaklaşmayı zorla tepeden inmeci bir mantıkla tanımlamaya çalışmak suçtur. Bu suçun cezasını da çekmeleri gerekir."





