Türk Eğitim Sen

LİYAKAT, EĞİTİM SİSTEMİNİN TEMEL TAŞI OLMALIDIR! Uzun zamandır kamuda, özellikle de eğitimde, en temel sorunlardan biri kamu yönetimindeki liyakat meselesidir.

Eğitim yöneticilerinin liyakat ve ehliyet esasına göre, tam bir hakkaniyet ve adalet anlayışı içinde belirlenmesi gerekir.

Mensubiyetlere dayalı görevlendirmelerin ve iltimasın ülkemizi nerelere getirdiğini 15 Temmuz’da acı bir şekilde gördük.

Kamunun liyakat yerine, mensubiyetler üzerinden şekillendirilmesinin bedelini bu millet çok ağır ödedi.

Bu noktada Anayasa’nın başlangıç maddelerinde anlamını bulan temel değerlerimizle sorunu olmayan, bu ülkeye, millete ihanet etmeyen, ehliyet, liyakat sahibi her yönetici adayı sınavda başarılı olduğu takdirde hak ettiği göreve gelebilmelidir.

Bunu sağlayamadığımız sürece eğitimdeki liyakat sorununu çözmemiz mümkün değildir.

Genel Başkanımız Talip Geylan, Bengütürk Tv’de katıldığı programda liyakat vurgusu yaptı. Liyakatin öneminin altını çizen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye eğitim meselelerine gösterdiği duyarlılıktan ötürü tüm eğitim camiası adına teşekkürlerini sunan Geylan şunları kaydetti: “MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye tüm öğretmenlerimiz adına teşekkürlerimi sunuyorum. Türkgün gazetesindeki röportajını dikkatle takip ettim. Allah kendisinden razı olsun. Sayın Devlet Bahçeli’nin eğitimle ilgili yaptığı açıklamalar son derece önemli ve dikkat çekicidir. Sayın Genel Başkanımız, ‘Eğitim, kısıtlı zamana sıkıştırılmış, sadece diploma hedefli bir süreç değildir. Eğitim; çocuklarımıza şahsiyet kazandırma, sağlıklı bir gençlik, sağlıklı bir aile oluşturma sürecidir.’ ifadelerini kullanmıştır. Sayın Devlet Bahçeli ayrıca eğitimde liyakatin esas alınması gerektiğini vurgulayarak, aksi takdirde ‘diplomalı cahiller’ sorununun ortaya çıkacağını belirtmiştir. Bu tespitlerin son derece doğru olduğuna inanıyorum.

Türk Eğitim-Sen olarak biz de uzun yıllardır bu mücadeleyi vermekteyiz. Düzenlediğimiz kongreler, çalıştaylar, açıklamalar ve yayınlarımızda eğitimin önemini, liyakat ilkesinin eğitim sisteminin temel taşı olması gerektiğini sürekli dile getiriyoruz. Çocuklarımızın geleceği için liyakat vurgusunu son derece önemli buluyoruz.”

Liyakatin öncelenmesi öğretmen niteliğini de artıracaktır.

Eğitim alanındaki tartışmalarda öğretmen niteliğinin sıklıkla gündeme geldiğini belirten Geylan, liyakatin öncelenmesinin öğretmen niteliğini artıracağını ifade etti. Geylan şunları kaydetti: “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de öğretmen atamalarında mülakat uygulamasını yeniden işler hale getirirken, nitelikli öğretmenlerin bu yöntemle seçileceğini ifade etmiştir. Elbette öğretmen nitelikli olmalıdır. Topluma örnek olan, çocuklarını ve ülkesini seven, geleceğe dair sorumluluk taşıyan insanlar öğretmen olmalıdır.

Ancak öğretmenlik sadece bir meslek değildir. Öğretmen evinden çıkarken ‘İşe gidiyorum.’ demez; ‘Okula gidiyorum.’ der. Çünkü öğretmenlik, toplumu ve geleceği şekillendiren kutsal bir görevdir. Öğretmenliği bu anlayışla değerlendirmek gerekir. Öğretmenin niteliği de, doğrudan aldığı eğitimin kalitesiyle ilişkilidir. Eğer gerçekten nitelikli öğretmenler yetiştirmek istiyorsak, öncelikle öğretmen yetiştirme sürecini masaya yatırmalıyız.

Hatırlarsanız Türk Eğitim-Sen olarak Maarif Kongresi’nin 100. yıl dönümünde 2. Maarif Kongresi’ni topladık. On iki tematik çalıştay gerçekleştirdik. Bunlardan biri de Öğretmen Yetiştirme Çalıştayı idi. Ayrıca Büyük Öğretmen Kurultayı’nı düzenledik. Hem çalıştayın hem de Öğretmen Kurultayı’nın sonuç raporlarında sahadan gelen meslektaşlarımızın önerileri doğrultusunda çeşitli öneriler sunduk.

Eğitimde liyakati hedefliyorsak, öğretmen liseleri yeniden açılmalıdır.

Raporlarımızda ilk önerimiz, öğretmen liselerinin yeniden açılması oldu. Çünkü çocuklarımız, gelecek hayallerinin şekillenmeye başladığı dönemde meslek kültürünü kazansın istiyoruz. Öğretmen olma arzu ve hedefiyle öğretmen liselerine gitsinler. Eğer öğretmen lisesinde de aynı arzu ve hedeflerini korurlarsa eğitim fakültelerine devam etsinler.

Eğitim fakültelerinin ve kontenjanların azaltılması, YKS’de daha yüksek başarı gösteren öğrencilerin eğitim fakültelerine yerleşmesini sağlayacaktır.

Tabii ki eğitim fakültelerinin sayısı ve kontenjanlarının da yeniden planlanması, hatta azaltılması gerekiyor. Bunun için Millî Eğitim Bakanlığı ile YÖK bir araya gelmeli; nüfus artış hızı ve önümüzdeki 10, 20, 30 ve 50 yıllık öğretmen ihtiyacını ortaya koyan kapsamlı bir rapor hazırlamalıdır. Eğitim fakültelerinin sayısı ve kontenjanları da bu planlamaya göre belirlenmelidir. Eğitim fakültelerinin ve kontenjanların azaltılması, YKS’de daha yüksek başarı gösteren öğrencilerin eğitim fakültelerine yerleşmesini sağlayacaktır.

Öğretmen adayları mutlaka bir yılını sahada geçirmelidir.

İkinci önerimiz, eğitim fakültelerindeki staj uygulamalarının daha nitelikli hale getirilmesidir. Öğretmen adayları mutlaka bir yılını sahada geçirmelidir. Nasıl ki, tıp öğrencileri mezun olmadan önce intörn olarak tam zamanlı sahada eğitim alıyor. Benzer bir düzenleme öğretmenlik mesleği için de hayata geçirilmelidir. Belki sahaya indiğinde öğrenciyle, veliyle ve idareyle karşı karşıya geldiğinde ‘Bu meslek bana göre değil.’ diye düşünen gençlerimiz olacaktır, o zaman da farklı bir kulvar tercih edecektir. Öğretmen olma arzu ve hedefini koruyanlar ise mezun olacak, AGS’ye girecek, on binlerce adayla yarışacak ve atanacaktır. Zaten bu süreçle yetişen öğretmenlerin nitelik sorunu olmayacaktır. Bu nedenle MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin liyakat vurgusunu çok önemsiyorum.”

Kamunun liyakat yerine, mensubiyetler üzerinden şekillendirilmesinin bedelini bu millet çok ağır ödedi.

2026 AGS kapsamında en az ücretli öğretmen sayısı kadar kontenjan ayrılmalıdır!
2026 AGS kapsamında en az ücretli öğretmen sayısı kadar kontenjan ayrılmalıdır!
İçeriği Görüntüle

Yönetici atamaları konusunda da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin liyakatin önemine dikkat çektiğini belirten Geylan, “Bana göre uzun zamandır kamuda, özellikle de eğitimde, en temel sorunlardan biri kamu yönetimindeki liyakat meselesidir. Eğitim yöneticilerinin liyakat ve ehliyet esasına göre, tam bir hakkaniyet ve adalet anlayışı içinde belirlenmesi gerekir. Mensubiyetlere dayalı görevlendirmelerin ve iltimasın ülkemizi nerelere getirdiğini 15 Temmuz’da acı bir şekilde gördük. Kamunun liyakat yerine, mensubiyetler üzerinden şekillendirilmesinin bedelini bu millet çok ağır ödedi.

Bu noktada Anayasa’nın başlangıç maddelerinde anlamını bulan temel değerlerimizle sorunu olmayan, bu ülkeye, millete ihanet etmeyen, ehliyet, liyakat sahibi her yönetici adayı sınavda başarılı olduğu takdirde hak ettiği göreve gelebilmelidir. Bunu sağlayamadığımız sürece eğitimdeki liyakat sorununu çözmemiz mümkün değildir.”

Devletten başka bir yapıya sadakat gösteren yönetici, devletin memuru değil, o yapının bir üyesidir.

Eğitimde liyakatin güçlendirilmesi için yönetici görevlendirmelerinde objektif ve şeffaf kriterlerin esas alınması gerektiğini söyleyen Geylan, “Size bir örnek vermek istiyorum. Sınavla öğrenci alan okullarımız, yani proje okullarımız var. Bu okulların yönetici atamaları, Yönetici Atama Yönetmeliği’ne tabi değil. Dolayısıyla bu atamalarda objektif ve şeffaf kriterler bulunmuyor.” dedi.

Geçmiş yıllarda Millî Eğitim Bakanlığındaki yöneticilerin sendikal dağılımını incelediklerini bildiren Geylan, ortaya çıkan tablonun dikkat çekici olduğunu dile getirdi. Geylan, “Geçtiğimiz yıllarda Millî Eğitim Bakanlığındaki yöneticilerin sendikal dağılımını inceledik. Elde ettiğimiz sonuçlar çok ilginçti. Sanki Türkiye’nin en kabiliyetli ve en başarılı yöneticileri tek bir sendikada toplanmış gibi bir tablo ortaya koyuyor. Atamaların kahır ekseriyeti aynı sendikanın üyelerinden oluşuyor. Bu hayatın olağan akışına aykırı! Ancak maalesef yönetici görevlendirmelerinde böylesine liyakatsiz ve hakkaniyetsiz bir süreç yürütüldü.” diye konuştu.

Kamunun yalnızca kamu yöneticileri tarafından yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Geylan, “Kamuyu kamu yöneticileri yönetir. Bir ilin mülki amiri validir; eğitimde il müdürüdür, ilçede ilçe millî eğitim müdürüdür, okulda ise okul müdürüdür. Adı ister sendika, ister dernek, ister vakıf olsun; dışarıdan yapıların kamuyu yönetme talebinde bulunması hadsizliktir. Buna asla müsaade edilmemelidir. Bir kamu yöneticisinin, ister vali olsun ister il ya da ilçe millî eğitim müdürü, ister okul müdürü olsun sadakat göstereceği tek yer devlettir. Devletten başka bir yapıya sadakat gösteren yönetici, devletin memuru değil, o yapının emir eridir.” ifadelerini kullandı.

Bizim inancımız da liyakati esas alır.

İslam inancının da ehliyet ve liyakati esas aldığını belirten Geylan, şu ifadeleri kullandı: “Bizim inancımız da liyakati öğütler. Nisa Suresi, ‘Emaneti ehline veriniz.’ der. ‘Emaneti kendi sendikanızdan, cemiyetinizden ya da vakfınızdan olana veriniz.’ demez.

Tam da bu noktada dönemin Millî Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’un şu sözlerini de hatırlatmakta fayda buluyorum. Selçuk, ‘Kâbe’nin anahtarını liyakatli olduğu için gayrimüslime teslim eden bir medeniyetin çocukları olarak, bugün kenar mahalledeki bir okula liyakatli yönetici atayamıyoruz. O hale geldik.’ demişti. Kendisini, bu sorunu cesaretle dile getirdiği için bir kez daha takdir ediyorum.”

Geylan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin liyakat vurgusunu da son derece önemli bulduğunu belirterek, “Sayın Genel Başkanımızın röportajındaki liyakat vurgusunu da son derece önemli buluyorum. Meslektaşlarım adına kendisine teşekkür ediyorum. Bu aklıselim ifadelerden herkesin nasibini almasını da temenni ediyorum.” diye konuştu.