Komisyon, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında toplandı.

Yüksel, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun ilk toplantısını 5 Ağustos 2025'te yaptığını hatırlatarak, teklifin de ilk toplantıdan bir yıl sonra 5 Ağustos'ta sunulduğunu söyledi.

Teklifin, milli dayanışmayı güçlendirme, toplumsal bütünleşmeyi kalıcı hale getirme ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine daha güçlü adımlarla ilerleme iradesinin önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayan Yüksel, "Yasama tarihinin en önemli ve kritik kanun tekliflerinden birisi görüşülecek." dedi.

Cüneyt Yüksel, teklifi "milletin 40 yılı aşkın süredir kanayan yarasını, hukukun şifalı eliyle sarma iradesinin somut bir tezahürü" şeklinde nitelendirdiklerini kaydetti.

Tarihi bir sorumluluğu yerine getirdiklerinin altını çizen Yüksel, terörün uzun yıllardır Türk milletinin huzuruna kastettiğini söyledi.

Terörün yalnızca can kayıplarına yol açan bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda milletin ortak geleceğinin önünde duran ağır bir pranga olduğunu dile getiren Yüksel, terörün Türkiye'ye ekonomik maliyetinin 2,3 trilyon doları aştığını bildirdi.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Yüksel, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bugün terörün ülkemiz üzerindeki etkisinin kalıcı biçimde ortadan kaldırılmasını ve toplumsal bütünleşmenin daha da güçlenmesini konuşabiliyorsak, bunu canlarını bu vatan için feda eden aziz şehitlerimize, kahraman gazilerimize ve devletimizin hukuk içinde yürüttüğü kararlı mücadeleye borçluyuz. Terörsüz Türkiye hedefi menzile ulaştığında ülkemiz, canlarımızı yakan ve kaynaklarımızı tüketen bu ağır yükten ebediyen kurtulacaktır. Terörden tamamen arındırılmış bir Türkiye, daha güçlü bir ekonomi, daha fazla yatırım, daha yüksek refah, daha sağlam bir toplumsal huzur ve uluslararası alanda daha etkin bir Türkiye anlamına gelmektedir."

- "Kanun teklifi, anayasal yetkinin kullanılmasının somut bir örneğini oluşturmaktadır"

Kanun teklifinin yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulduğunu hatırlatan Yüksel, bu durumun güçlü siyasi iradeyi ve ortak uzlaşı mesajını taşıması bakımından Meclis tarihinde bir ilki teşkil ettiğini belirtti.

Teklifin, TBMM Başkanlığına sunulmasıyla Terörsüz Türkiye sürecinde yeni bir aşamaya geçildiğini ifade eden Yüksel, şunları kaydetti:

"Kanun teklifi, bazı soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinin infazına ilişkin belirli şartlara bağlı, istisnai ve geçici hukuki mekanizmalar öngörmektedir. Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki ceza ve infaz politikalarının belirlenmesi, Anayasamızın çizdiği sınırlar içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdir yetkisi kapsamındadır. Toplumsal ihtiyaçlar, kamu yararı ve milli güvenliğin gerektirdiği durumlarda ceza adalet sistemine ilişkin yeni düzenlemeler yapılması, yasama organının anayasal yetkisidir. Bugün görüştüğümüz kanun teklifi de bu anayasal yetkinin hukuk devleti ilkesi çerçevesinde kullanılmasının somut bir örneğini oluşturmaktadır. Bu teklif bir af düzenlemesi değildir. Mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu kaldıran bir düzenleme söz konusu değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturmalar ile kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını korumaktadır."

Cüneyt Yüksel, teklifin kişiye özgü bir düzenleme olmadığını, öngörülen mekanizmaların objektif şartlara, somut olgulara ve yetkili makamların kararlarına dayandığını vurguladı.

Teklifin geçici ve müstakil nitelikte olduğunu ifade eden Yüksel, teklifte öngörülen mekanizmaların işletilmesinin sıkı bir başlangıç şartına bağlandığını, bunun da Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporunda ortaya konulan kritik eşikle birebir örtüştüğünü söyledi.

Teklifin 12 maddeden oluştuğunu anımsatan Yüksel, şöyle konuştu:

"Teklif, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakip, bu örgütün faaliyeti kapsamında veya lehine işlenen suçlar nedeniyle yürütülen bazı soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine ilişkin işlemleri içermektedir. Teklif kapsamında yapılacak tüm iş ve işlemlerin, Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben gerçekleştirileceği kabul edilmektedir. Dolayısıyla, bu koşul gerçekleşmediği takdirde soruşturma ve kovuşturmalar ile mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi dahil diğer hükümlerin uygulanması söz konusu olamayacaktır. Teklif, sadece PKK/KCK terör örgütünü ve bununla bağlantılı her türlü oluşumu kapsamaktadır. Dolayısıyla bu örgütün faaliyeti kapsamında veya lehine işlenen suçlar niteliğine göre 5 yıl veya 10 yıl ertelenebilecektir. Ancak kasten öldürme suçu ile örgüt yöneticileri bakımından uygulanmayacağına dair hüküm bulunmaktadır."

Cüneyt Yüksel, açıklamalarının ardından teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül'e söz verdi. Gül, teklife ilişkin milletvekillerine sunum yapmaya başladı.

Toplantı öncesinde, komisyon salonunun kapısının açılmaması üzerine kısa süreli tartışma yaşandı. Milletvekillerinin salona girişinde de tartışma devam etti.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin ilk imza sahiplerinden MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Bu teklif, bir af düzenlemesi değildir, suçun niteliğini değiştirmemektedir, mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldırmamaktadır." dedi.

Akçay, TBMM Adalet Komisyonunda görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi üzerinde söz aldı.

Teklifin denetime açık yasal bir çerçeve olduğunu vurgulayan Akçay, teklifi, "Özgün bir Türkiye modeli" olarak nitelendirdi.

Kanun teklifindeki düzenlemeleri anlatan Akçay, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında güçlü takip ve koordinasyon kurulu oluşturulacağını belirtti. Akçay, Kurulun TBMM'ye de bilgi vereceğini dile getirdi.

Teklifte zafiyetin bulunmadığı belirten Akçay, şöyle konuştu:

"Bu teklif, bir af düzenlemesi değildir, suçun niteliğini değiştirmemektedir, mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldırmamaktadır. Devam eden soruşturma ve kovuşturmalarla kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinin hukuki varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Teklifin özü şudur, belirli şartların gerçekleşmesi halinde, belirli suçlar bakımından, belirli sürelerle ve yargısal karar mekanizmaları içinde soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerinin ertelenmesidir. Bu yönüyle teklif, hukuk devleti ilkesine, kamu düzeninin korunmasına, ceza adalet sisteminin amaçlarına ve devletin stratejik aklına uygun bir düzenlemedir. Örgüt lağvedilmeden, silahlar bırakılmadan teklifin tek bir hükmü işlemeyecektir."

- "Sorumluluğumuzu biliyoruz"

“Meddahın Dilinden”, İzleyiciyle Buluştuğu İlk Bölümü
“Meddahın Dilinden”, İzleyiciyle Buluştuğu İlk Bölümü
İçeriği Görüntüle

Teklifin ilk imza sahiplerinden CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Türkiye'nin şiddetten arındırılmış bir ülke olması gerektiğini belirtti.

PKK'nın kendisini feshettiğini açıkladığını hatırlatan Alp, sürecin başarılı olabilmesi için demokrasi taleplerinin de karşılanmasının önemli olduğunu söyledi.

Teklife destek verdiklerini bildiren Alp, şunları kaydetti:

"Bizim parti olarak ilkesel tutumumuz, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı raporda belirtilen çerçevede hukuki ve yasal sürecin başlaması, bu yolla çatışma ve silahların devreden çıkarılması çabasına destek olmaktır. Türkiye, hem güvenlik mimarisini hem toplumsal barışını hukuk ve demokrasi zemininde oluşturmak zorundadır. Terörün bitmesi Türkiye için tarihi bir fırsattır. Terörün bitmesi kırmızı çizgimizdir. Bu ülkeyi kuran parti olarak sorumluluğumuzu biliyoruz."

Akçay ve Alp'in açıklamalarının ardından teklifin ilk imza sahiplerinin sunumları tamamlandı. Komisyonda teklif üzerindeki görüşmeler devam ediyor.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin ilk imza sahiplerinden AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, "Teklifimiz, sadece bir grubun, Cumhur İttifakı'nın değil, doğrudan doğruya milletimizin teklifidir. Bu teklif, devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan bir ortak akıl ürünüdür, bir Türkiye mutabakatıdır." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Gül, TBMM Adalet Komisyonunda görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin sunum yaptı.

Kanun teklifinin, Türkiye'nin ve milletinin geleceğini prangalardan kurtaracağını, toplumsal huzuru ve milli birliği tahkim edeceğini belirten Gül, Terörsüz Türkiye'nin şehit ve gazilerin eseri olduğunu vurguladı.

Şehit ve gazilerin emanetlerini sonuna kadar muhafaza etmek için mücadele ettiklerini kaydeden Gül, şöyle devam etti:

"Ortak acılarımızı ortak bir umuda dönüştürürken, şehitlerimizin hatırasını her zaman baş tacı edecek, gazilerimizin kardeşlik iradesini milli bütünlüğümüzün sarsılmaz teminatı olarak koruyacağız. Terörsüz Türkiye ile 100 yıllık Cumhuriyet'imizin yarım asrına pranga vuran terörün ortadan kalktığı bir süreci inşa ediyoruz. On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren, kalkınma ufkumuzu daraltan terör vesayeti, bugün bütünüyle tasfiye edilme aşamasına gelmiştir. Terörsüz Türkiye bir pazarlık ve al-ver sürecinin neticesinde ortaya çıkmamış, tamamen toplumumuzun beklentisi ile başlatılmıştır. Silahların sustuğu bir sürecin akabinde bölgemizde de huzurun teminatı Türkiye olacaktır."

Abdulhamit Gül, teklifin büyük bir siyasi mutabakatla imzalandığına işaret ederek, tarihin, cesur adımlarla ve sarsılmaz bir iradeyle yazılacağını kaydetti. Bugün ulaşılan tarihi aşamanın, 26 Ağustos 2024'te Ahlat'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vurguladığı iç cepheyi tahkim ile başladığını dile getiren Gül, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de 22 Ekim 2024'te tarihi bir çağrı yaptığını hatırlattı. Gül, "Sayın Bahçeli'nin, kucaklayıcı bir irfanı temsil ettiğini gösteren bu cesur ve net duruşu, tarihimizin önemli dönüm noktalarından biri olmuştur." dedi.

- "Terörsüz Türkiye bir millet mutabakatıdır"

Yaşanan süreçte TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'u ön açan bir rol üstlendiğini vurgulayan Gül, siyasi parti gruplarına da desteklerinden dolayı teşekkür etti.

"Terörsüz Türkiye bir millet mutabakatıdır, Türkiye'ye özgüdür ve millidir, bir Türkiye modelidir." diyen Gül, siyaset kurumunun, tarihte ilk kez bu kadar güçlü bir inisiyatif alarak, çözüm adresinin meşru zemini olarak TBMM'yi gösterdiğini belirtti.

Teklifin, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporunun sonuçları arasında yer aldığını dile getiren Gül, "Teklifimiz, sadece bir grubun, Cumhur İttifakı'nın değil, doğrudan doğruya milletimizin teklifidir. Bu teklif, devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan bir ortak akıl ürünüdür, bir Türkiye mutabakatıdır." dedi.

Abdulhamit Gül, Türkiye'nin de bulunduğu bölgenin sınırlarının yapay ittifaklarla yeniden çizilmek istendiğinin altını çizdi.

Terör nedeniyle yaklaşık 2,3 trilyon dolar değerinde doğrudan ve dolaylı maddi kayıp yaşandığını anlatan Gül, Terörsüz Türkiye sürecinin, hukuk, demokrasi ve toplumsal huzur açısından da yeni fırsatlar doğuracağına dikkati çekti.

- "Türkiye'nin makus gidişatına 'dur' dedik"

Türkiye'nin bugüne kadar demokrasiye ve milli birliğe kasteden çok sayıda acı yaşadığını, badireler atlattığını anlatan Gül, parti olarak benzer acıların yaşanmaması için mücadele ettiklerini belirtti.

Abdulhamit Gül, şunları kaydetti:

"Kürt kardeşlerimize yönelik ret ve inkar politikalarını ret ederek, Türkiye'nin bu konuda makus gidişatına 'dur' dedik. Ülkemizin her ferdinin huzur içinde yaşayacağı bir Türkiye için sorumluluk aldık. Bundan sonra da aynı kararlılıkla sorumluluk almaya devam edeceğiz. Bizim söylediklerimizin en büyük teminatı icraatlarımızdır. İktidara geldiğimizde ilk icraat olarak OHAL uygulamalarını sonlandırdık. Vesayet odaklarının bilinmeyen dil olarak tanımladığı Kürtçeye yönelik yasal engelleri kaldırdık. TRT Kürdi bizim iktidarımız döneminde yayın hayatına başladı. Kürtçe isimler üzerindeki yasakları kaldırdık, yerleşim birimlerinin isimlerinin iade edilmesini sağladık. Kürtçe dil ve kültür merkezleri açılarak üniversitelerimizin bünyesinde Kürtçe'nin, Zazaca'nın daha güçlü bir şekilde öğrenilmesinin imkanlarını temin ettik."

Herkesin eşit ve birinci sınıf vatandaş olduğu bir Türkiye inşa ettiklerini belirten Gül, "Kürt'ün onurunu ve Türk'ün gururunu" eş zamanlı gözeten, koruyan ve yücelten bir süreç yürütüldüğünü vurguladı.

AK Parti Grup Başkanvekili Gül, teklifteki düzenlemelere ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Düzenlemenin amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakip, bu örgütün faaliyeti kapsamında veya lehine işlenen suçlar nedeniyle yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarla verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine ilişkin işlemlerin belirlenmesidir. Düzenlemelerin uygulama imkanı bularak hukuki kıymet ve sonuç doğurması, örgüt varlığının sona erdiğine ilişkin güvenlik kurumlarının tespitine ve Milli Güvenlik Kurulu'nun kararına bağlıdır. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte erteleme kararlarının resen ve derhal verilmesi söz konusu değildir. Kritik eşik, silahlar tamamen teslim edilecek, PKK/KCK tasfiye edilecek, bunlar tespit ve teyit edilecek, MGK kararı Resmi Gazete'de yayımlanacak ve kanun uygulanma imkanı bulacak."

- "Mutlu olun, artık silahlar sussun"

Örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçunun, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar ya da bu tarihten önce verilen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının kapsam dışında tutulduğunu aktaran Gül, örgüt mensuplarının şahsi suçlarının da düzenleme dışında tutulduğunu bildirdi.

Abdulhamit Gül, üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların 5 yıl süreyle, üst sınırı 15 yıl yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların ise 10 yıl süreyle erteleneceğini anlattı.

Teklifle, takip ve izleme konusunda da adımlar atılacağını, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında kurul oluşturulacağını belirtti.

TBMM'de İzleme Komisyonu kurulacağını, teklifte milletten başka, Meclis'ten başka hiçbir gözün bulunmadığının altını çizen Gül, "Gelin, bu tarihi dönemde, günlük siyasi polemikleri, dar siyasi çıkarları ve hesapları bir kenara bırakalım. Silah bırakmak isteyenlere 'aman bırakmayın' diyerek rahatsız olmayın. Mutlu olun, artık silahlar sussun." diye konuştu.

- "Tahakküm zincirleri kopuyor, bundan korkuyorlar"

Teklifin ilk imza sahiplerinden MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız da terörün insanların hayatına, kaynakların heba olmasına neden olduğunu vurguladı. Yıldız, "50 yıllık terör belasının ülkemizin ve insanımızın üzerindeki etkilerini yakından biliyoruz. Terörü tarihin karanlık çöplüğüne göndermek üzereyiz. Buna sevinin." dedi.

Türkiye'nin terörün sistematik biçimde kullanıldığı süreci yaşadığına işaret eden Yıldız, Terörsüz Türkiye'nin, devletin bekası, iç cephenin güçlenmesi, hukukun üstünlüğü, demokratik katılım, toplumsal dayanışma ve ekonomik kalkınmayı kapsadığını aktardı.

"Terörsüz Türkiye kapsamlı bir devlet politikasıdır." diyen Yıldız, şöyle konuştu:

"Türk milletinin bütünlüğünü hedef alan her türlü söylemin MHP tarafından reddedildiği 57 yıldır bilinmektedir. Türkiye'nin kuruluşunda tarihsel ve yapısal bir sorun yoktur. Hiç kimsenin ya da bir grubun tarihimize iftira etmeye de hakkı yoktur. Ortada bir terör sorunu vardır, herkes tarafından kabul edilmektedir. Terör neye dayanırsa dayansın, hangi değerli söylemi kullanırsan kullansın tek başına sorundur."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, DEM Partililerle tokalaşmasının siyasi hayatta yeni bir kapı araladığını aktaran Yıldız, Bahçeli'nin 22 Ekim 2024'te tüm ezberleri bozan tarihi bir çağrı yaptığını dile getirdi. Yıldız, Bahçeli'nin çağrısının tarihi bir milat olduğunu kaydetti.

Kardeşliği hedef alan terör tehdidinin ortadan kaldırılması ve toplumsal huzuru güçlendirmek için TBMM'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun kurulduğunu hatırlatan Yıldız, komisyonun uzlaşı kültürünü yansıttığını söyledi.

Feti Yıldız, şunları kaydetti:

"Müstakil, geçici kanun bir plan dahilinde ilerleyecek ve Türkiye hukuk devleti olma yolunda daha da güçlenecektir. Dürüst ve samimi adımlar, dış dayatmalara kapalı öneriler, kardeşliğe dönük tasarruflar tarafımızdan her zaman desteklenecektir. Terör dün Osmanlı Türk İmparatorluğu'nu, bugün de Türkiye Cumhuriyeti'ni parçalamak amacıyla gündeme getirilmiş sipariş projedir. Kürt kardeşlerimiz Türk milli dokusunun asıl ve temel unsurlarıdır. Türkiye Cumhuriyeti hepimizin devletidir. Terörsüz Türkiye'nin yanındayız. Tarihe, ecdada, şehitlere sahip çıkmak, ortak geleceği kucaklamak, Türkiye'nin onurunu muhafaza etmektir. Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar arkasındayız. Siyasi, ahlaki, vicdani hiçbir ölçü tanımayan, ilkesi iradesi olmayan, yalan, riya ve istismardan başka sermayesi kalmayanların ne söylediğine bakmayız. İstiyorlar ki birbirimize küselim, birbirimizden kopalım. Bekliyorlar ki evlatlarımızın bayrağa sarılı tabutlarını omuzlarımızda taşıyalım. Tahakküm zincirleri kopuyor, bundan korkuyorlar."

Yıldız, konuşması sırasında kendisine laf atan İYİ Parti milletvekillerine "Saygılı olun. Dinleyeceksiniz, acitasyonlara ben pabuç bırakmam." karşılığını verdi.

- "Barışı kalıcı hale getirelim"

Teklifin ilk imza sahiplerinden DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, tarihe tanıklık edildiğini söyledi.

Sadece bir teklifin değil, ortak geleceğin, kurulacak barışın konuşulduğunu ifade eden Koçyiğit, tarihi bir eşikte bulunulduğunu dile getirdi.

Süreç için herkesten destek istediklerini belirten Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:

"DEM Parti olarak ilk defa Meclis'te ilk imzacı ve teklifin sahibi olarak konuşuyoruz. Attığımız imzalar sadece birer tükenmezin mürekkebinin kağıda akması değil, aslında bizi yan yana tutan ortak geleceğimizin mührüne atılmış önemli bir başlangıçtır. Hep birlikte tarihsel bir iş yaptığımızın bilinciyle hareket etme zamanıdır. Gelin, ülkenin ve Orta Doğu'nun kaderini halklar olarak bizler belirleyelim, sistemi demokratik dönüşüme zorlayan yeni demokrasi mücadelesinin kapısını hep beraber aralayalım. Barışı kalıcı hale getirelim. Siyaset kurumunun, Meclis'in, iktidarın, muhalefetin bu sürecin paydaşı olduğunu ifade etmek gerekiyor."

Koçyiğit, sorunların köklü çözümünün başlangıç noktası şeklinde gördükleri teklifin, bundan sonraki demokratik adımlara öncülük edeceğini belirtti.

TBMM Adalet Komisyonunda kanun teklifi üzerindeki görüşmeler devam ediyor.

TBMM Adalet Komisyonunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri devam ediyor.

Teklifin ilk imza sahiplerinin açıklamalarının ardından Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Yeni Parti, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekillerinin talebi üzerine usul tartışması açtı.

Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, teklifin, özensiz ve dikkatsiz hazırlandığını ileri sürdü.

Doğru yaptıklarını ve teklife imza atmadıklarını dile getiren Emir, teklifin diğer partilerin milletvekilleri tarafından aceleyle imzalandığını savundu.

Murat Emir, 86 milyondan hiç kimsenin "Terör sorunu çözülmesin, silahlar patlamaya devam etsin" demeyeceğini söyledi.

Teklifin, yasal çerçeve aşamasına geldiğinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu devre dışı bırakıldığında ileri süren Emir, "Kapalı kapılar ardında yapılmaya çalışıldı. Şehitler verdiğimiz bir sorunu ancak ve ancak TBMM zemininde, açıklıkla ve şeffaflıkla çözebileceğimizi söylüyoruz ve aynı noktadayız. 'İnfaz ertelenmesi' diyerek affı saklayamazsınız. Bunun adı aftır. Kimin affedileceğine, kimin siyaset yapılacağına bir kişi ya da onun atadığı kurul karar verecek. Onu yaparken de bir kriteri olmayacak. Bizim buna itizarımız var." diye konuştu.

Emir, Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının da uygulanmadığını iddia etti.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın cezaevinden çıkıp çıkmayacağını soran Emir, Demirtaş üzerinden pazarlık yürütüldüğünü iddia etti.

Bunun üzerine DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, Emir'e tepki göstererek, "Demirtaş sizin kullanışlı aletiniz değil. Demitaş üzerinden kurmayın cümlelerinizi. O bizim yoldaşımız. Sizin yüzünüzden hapse girdi, dokunulmazlıkların kaldırılmasına 'evet' dediğiniz için." ifadelerini kullandı.

Yeni Yol Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, teklifin, Anayasaya aykırı olduğunu öne sürdü.

Teklifte belirsiz maddeler bulunduğunu söyleyen Şahin, "Toplumsal barışın ve kardeşliğin hedefini destekliyoruz. Ancak bu hedefe giden yolun hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve eşitlik ilkesi zedelenerek inşa edilmesi kabul edilemez." değerlendirmesinde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, teklifin, terör örgütü mensuplarıyla ilgili olduğunu savundu.

Milletin gerçekleri üzerinden hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Poyrazlar, "Bu teklif, 'Terörsüz Türkiye' denilerek getirildi. Teklifte sadece iki terör örgütü var. Bunun tanımı, 'PKK'sız, KCK'sız Türkiye', FETÖ devam ediyor. " dedi.

Usul tartışmasının ardından teklifin tümü üzerindeki görüşmelere geçildi.