23 Nisan, emperyalist devletlerin ülkemizi işgal, milletimizi esir alma girişiminin, tam bağımsızlık ilkesiyle akamete uğratılmasının; irademizin esaret altına alınamayacağını bütün dünyaya ilan ettiğimiz bir tarihtir.
Millet egemenliğinin sembolü olan TBMM’nin açılışı sıradan bir siyasal ya da sosyal hadise değildir. İstiklal Savaşı’nı azim ve kararlılıkla veren milletimiz, Meclis’in açılışıyla hür iradesini tekrar egemen kılmıştır.
Meclis’in açılışıyla kurumsal hüviyet kazanan millî varlığımız, yepyeni bir dünyaya ve geleceğe doğru heyecanlı atılım, kararlı doğruluş hareketini başlatmıştır. Zamanın işgalci zorbalarına karşı verdiğimiz millî mücadele zaferle sonuçlanmıştır. Meclis’in açılışı, milletimizin, siyasi kimlik kazanarak küllerinden tekrar doğmasının tarih tarafından tescilidir.
Meclis, halkın yoğun iştirakiyle cuma günü Kur’an ve dualar okunarak açılmış; o gün Ankara’da ve Türkiye’nin dört bir yanında muazzam bir millî kaynaşma coşkusu yaşanmıştır.
İstiklal harbinden kuruluşa kadar milleti harekete geçiren ruh işte budur. Bu ruhla mücadele verilmiş, bu ruhla zafer elde edilmiştir.
Yakın geçmişimizde maalesef kimi iş birlikçi darbeci hainlerin, demokratik gelişimi sekteye uğratmaları dışında milletin asıl istikameti millî bağımsızlık ve hür iradeden yana olmuştur. 23 Nisan, millî egemenliğin mahiyet ve kudretini temsil etmesi açısından önemlidir. Millete, millî değerlere dayanmayan bir egemenlik söz konusu olamaz; millete, milletin inanç ve iradesine dayanmayan bir mücadele başarıya ulaşamaz.
23 Nisan’ın millî egemenlik günü olarak çocuklara armağan edilmesi, aslında bu ruhun geçici olmadığı, milletin asli karakterinde yer ettiği, millî iradeye gelecekte ve sonsuza dek sahip çıkılacağı anlamını içerir.
Her yıl hastalık, iyi beslenememe ve sağlık sorunları nedeniyle 6 milyondan fazla çocuk hayatını kaybetmektedir. Ayrıca terör, taciz, tecavüz, savaş, iltica, şiddet gibi nedenlerle yüz binlerce çocuk öldürülmekte veya Epstein skandalında açığa çıktığı üzere en aşağılık vahşetin kurbanı olmaktadır. Diğer yandan, bir o kadarı yetim, öksüz, kimsesiz kalmakta, sapkın akım ve örgütlerin etkisiyle bunalıma itilmekte, bunalım şiddete yol açabilmektedir.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okula silahlı saldırıların, katliam boyutundaki şiddetin failinin yaş durumu, çocuklarımız üzerinde daha ciddi, kapsamlı, derinlikli düşünüp, yetiştirme programları yapmamızı bir beka meselesine dönüştürmüştür.
Eğitim-Bir-Sen olarak, çocuklarımızı, gençlerimizi kendilerine, ailelerine, vatanına ve milletine faydalı fertler olarak yetiştiremediğimiz zaman, millî egemenlikten de geleceğe dönük egemenlikten de bahsetmenin tutarlı olmayacağı inancındayız. Kendini insanlığa ve millete ait hisseden herkes bu noktada sorumluluk duymalı, sorumluluk almalıdır.
23 Nisan, çocuklarımızı değerli, ahlaklı, düşünceli, anlayışlı yetiştirmenin, daha iyiyi arayıp bulma çalışmalarını asla ihmal etmemenin, bu yönde bir bilinç, farkındalık ve gündem oluşturmanın kararlılık günü olmalıdır.
Millet egemenliğinin sembolü olan TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümünü ve bütün çocukların Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyoruz.






