Yusuf Tekin

Ankara Öğrencilerimizin eğitim yolculuğunda son derece önemli gördüğümüz bir çalışma olan Mesleğe Yöneltme Testleri Tanıtım Toplantısı'nda kıymetli katılımcılarla bir araya geldik. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz ile örtüşen ve öğrenciyi çok boyutlu bir okuma penceresinden ele alan Mesleğe Yöneltme Testleri, eğitime bakışta bütüncül anlayışımızın ürünü olarak rehberlik ve yönlendirme kapasitemizi son derece güçlendirmiştir. Evlatlarımız, ortaokuldan itibaren başlayan bu rehberlik ve yönlendirme seferberliğiyle bilimden sanata, teknolojiden spora kadar geniş bir sahada kendi temayüllerini fark edecekler. Muradımız, hiçbir evladımızın belirsizliğin içinde kalmaması öğrencilerimizin becerilerine en uygun kulvarda, işinin ehli ve ahlakı önceleyen bireyler olarak yetişmesidir. Çalışmada emeği geçen herkese teşekkür ediyor; bu kıymetli çalışmanın öğrencilerimize, öğretmenlerimize, ailelerimize ve eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.

Zanzibar’da Türkçeye Açılan Yeni Bir Kapı!
Zanzibar’da Türkçeye Açılan Yeni Bir Kapı!
İçeriği Görüntüle

Resim

Resim

Resim

Resim

* Genel Müdürlüğümüz koordinasyonunda hazırlanan envanterlerle öğrencilerin mesleki ilgi, beceri ve değerlerini keşfetmeleri hedefleniyor.

* Bakanımız Sayın Yusuf Tekin, mesleğe yönlendirmede atılacak doğru adımların ülkemizin insan kaynağına ve kalkınmasına önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.

* Dijital altyapıya entegre edilen envanterler öğrencilere erişilebilir ve bütüncül rehberlik hizmeti sunuyor.

* Ortaokuldan itibaren uygulanan envanterlerle öğrencilerin kendilerine uygun okul, program ve mesleklere yönlendirilmesi destekleniyor.

BAKAN TEKİN, "MESLEĞE YÖNELTME TESTLERİ TANITIM TOPLANTISI"NA KATILDI

BAKAN TEKİN,

07 Mayıs 2026 19:36

Bakan Tekin, Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Konferans Salonu'nda düzenlenen Mesleğe Yöneltme Testleri Tanıtım Toplantısı'na katıldı.

Toplantıda konuşan Tekin, kamu yönetimi anlamında bürokratik mekanizmalar inşa edildiğini söyledi. Bu mekanizmalar inşa edilirken Türkiye'nin binlerce yıllık devlet geleneğinin dikkate alındığını aktaran Tekin, Türk milletinin en kadim devlet geleneğine sahip milletlerden biri olduğunu vurguladı.

"Sahip olduğumuz bu entelektüel birikimi, yaşantı anlamındaki birikimi göz önüne almadan attığımız adımlar, toplumumuzda sağlıklı sonuçlar üretir mi? Meseleye bu boyutundan hiç bakmıyoruz." değerlendirmesinde bulunan Tekin, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu boyuttan baktığımızda attığımız adımların, yürüttüğümüz bütün bu işlerin istediğimiz sonuçlara evrilmesi için toplumun hassasiyetlerinin dikkate alındığı, ona göre tasarım yapılan bir şeye ihtiyacımız var."

Bunun somut örneği olarak Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla öğretim programlarının revize edildiğini, öğretmenler ve akademisyenlerin de buna katkı sunduğunu aktaran Tekin, emeği geçenlere teşekkürlerini iletti.

"Mesleğe yönlendirmede atacağımız doğru adımlar ciddi katkı sağlayacak"

Geçen hafta İstanbul'da OECD Beceriler Zirvesi'nin yapıldığını hatırlatan Tekin, sözlerine şöyle devam etti:

"Zirve kapsamında OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ile bir araya geldik. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde becerilerle ilgili geliştirdiğimiz yeni yaklaşımlardan dolayı bizi tebrik etti ve bunun farklı ülkelerde de kullanılabilmesiyle ilgili kendilerine destek olmamızı istedi. Milletine, çalışma arkadaşlarına güvenen bir kamu yöneticisi yaklaşımıyla hareket ettik." diye konuştu.

Türkiye'ye özgü bilimsel testler ve ölçeklerin geliştirildiği ilk yerli ve milli zekâ testi Türk Ulusal Zekâ Ölçeği'nin (TÜZO) hayata geçirildiğini de belirten Tekin, şunları kaydetti:

"Attığımız adımların başarılı olması için bizim toplumsal yapımızla, eğitimden beklentimizle örtüşüyor olması lazım. İkincisi, bu konular için ayırdığımız kaynaklar. BİLSEM'lerde öğrenci seçimine yönelik kullandığımız testlere yurt dışından satın aldığımız için ayırdığımız kaynaklar. Bakın önemli bir kaynak israfının da önüne geçmiş olacağız. Kendi akademisyenlerimizle, öğretmenlerimizle, bilim insanlarımızla oturduk; bu testleri geliştirdik. Bunların hepsinin pilot uygulaması yapıldı. Buradan hareketle şuna inanıyorum: Eğer biz insan kaynaklarımızı doğru değerlendirebilirsek millî gelirimizi, gayri safi millî hasılamızı, ekonomimizi, sosyal refahımızı çok daha hak ettiğimiz şekilde değerlendirmiş olacağız. Mesleğe yönlendirmede atacağımız doğru adımların, yapacağımız doğru yetiştirme politikalarının mutlaka bu anlamda bize çok ciddi katkı sağlayacağına inanıyorum.

Türkiye savunma sanayinde gerçekten dünya lideri olabilecek bir hızla ilerliyor. Başka alanlarda da örnekleri var. Bunu konuşuyoruz ama peki bunu kim yaptı? Bu sadece 4 yıllık lisans eğitimiyle olmuyor. Bu salondaki öğretmen arkadaşlarımızın emeği... Bütün bu savunma sanayi ya da benzeri yerlerde yapılan şeyler övülürken aslında bizim öğretmenlerimiz, okullarımızda verdiğimiz eğitim övülüyor. Ben o yüzden bütün öğretmen arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Allah hepsinden razı olsun."

"Mesleki ve teknik eğitim veren okullarımızı tepeden tırnağa revize ettik"

Bakan Tekin, mesleki ve teknik eğitimin 28 Şubat süreciyle beraber ciddi bir darbe aldığını, bu konuda herkesin bir travma süreci yaşadığını dile getirdi.

2010'dan itibaren mesleki ve teknik eğitimde yeniden bir canlanma dönemi başladığını söyleyen Tekin, katsayı uygulamasının kaldırılmasıyla mesleki ve teknik eğitime yeniden bir yönlenmenin olduğunu ifade etti.

Bu süreçte uygulanan politikalara ilişkin bilgi veren Tekin, şöyle konuştu:

"Mesleki ve teknik eğitim veren okullarımızı tepeden tırnağa revize ettik. Programları, alanları, dalları yeniledik. Atölye ve laboratuvarlarını yeniledik. Yeni okul modelleri, proje okul modelleri geliştirerek sektörle ilişkisini sağladık. İşbaşı eğitimleri için okullarda çocuklarımızın staj uygulamalarını yaygınlaştırdık. Bunu yaparken çocuklarımıza asgari ücretin yüzde 30'u ve yüzde 50'si oranından cep harçlığı uygulaması başlattık. İşletmelere beceri eğitimi için giden, staj için giden çocuklarımızın karşı karşıya kalabilecekleri risklere karşı, iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı çocuklarımıza sigorta imkânı getirdik. MESEM'leri 12 yıllık zorunlu eğitimin parçası haline dönüştürdük. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu insan kaynaklarının yetiştirilmesi sürecinde eğitim veren OSB içinde ve OSB dışındaki mesleki ve teknik eğitim liselerimize teşvik uygulaması başlattık. Bunların hepsi 2013-2018 arasında attığımız devasa adımlardı.

Geldiğimiz noktada Türkiye'de ortaöğretim öğrencilerimizin yaklaşık yüzde 41'i mesleki ve teknik eğitime devam ediyor. OECD ortalaması olan yüzde 44'e artık yaklaşmış durumdayız. 2025-2026 eğitim öğretim yılında ilk defa ortaöğretime kayıt yaptıran öğrencilerimizin yüzde 43'ü mesleki ve teknik eğitim veren okullarımıza kayıt yaptırdı. Bu, 28 Şubat sürecinden önceki olağan noktaya eriştiğimizi gösteriyor."

Bakan Tekin, Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi'nin yayımlanmasının ardından sektör içi okul, sektöre entegre okul ve bölge okulu gibi uygulamalar başlattıklarını anımsattı.

Tekin, sözlerine şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın misafirleriyle, heyetlerle yapılan görüşmelerde ana konularımızdan biri... Mesleki ve teknik eğitimdeki Türkiye tecrübesinin, kendi ülkelerine transferi ya da kendilerine bu konuda destek olmamız yönünde taleplerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu bizim için oldukça gurur verici bir şey. Bugün tanıtımını yaptığımız bu testlerle birlikte bu süreçte çok daha güçlü, çok daha sağlıklı bir adımı da hep beraber atmış olacağız."

"Bugün artık dışarıdan gelen testlere bağımlı değiliz"

Toplantıya katılan Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk, konuşmasında devletin varlığının temel gerekçesinin, insanların ihtiyaç duyduğu kamu hizmetlerini en iyi şekilde sunmak olduğuna işaret etti. "En iyi hizmeti sunabilmek için en nitelikli insanlara sahip olmanız gerekir. İşini iyi yapan insanlar yetiştirirsek çok geniş doğal kaynaklara ihtiyacımız olmayacaktır." diye konuşan Şentürk, yapılan çalışmanın liselerden başlayarak gençlerin mesleğe yönlendirilmesi noktasında çok önemli bir vizyon olduğunu, bu testlerin milli imkânlarla yapılmasının da çok kritik bir önem taşıdığını vurguladı.

Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mustafa Otrar da insanın zor kararlarından birinin kendi çalışma hayatı için verdiği karar olduğuna işaret etti. Pek çok alanda olduğu gibi daha önce başka ülkelerin kültürleri kapsamında geliştirilmiş ölçme araçlarıyla mesleğe yönlendirme ve karar verme konusunda öğrencileri desteklemeye çalıştıklarını hatırlatan Otrar, "Bugün artık dışarıdan gelen testlere bağımlı değiliz. Bugün kendi testlerimizin gücünden, en güçlü testlerin bizde olduğundan bahisle konuşuyoruz." şeklinde konuştu. Bu araçların modüler yapıyla geliştirildiğine işaret eden Otrar, bundan sonra herhangi bir ekleme yapılacağında testlerin orijinal yapısının bozulmayacağını ifade etti.

Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Salih Kaygusuz, eğitimin herkesi aynı yöne sevk eden değil her bireyin kendi yolunu bulmasına imkân tanıyan bir süreç olduğuna dikkat çekti. Her öğrencinin farklı bir kabiliyeti ve eğilimi olduğunu vurgulayan Kaygusuz, şunları söyledi:

"Eğitimin en önemli mesuliyetlerinden biri, bu potansiyeli zamanında fark edebilmek ve doğru şekilde destekleyebilmektir. Bu anlayışla ilk kez yerli ve millî imkânlarla geliştirilen mesleğe yönlendirme bataryasının öğrencilerimizin kendilerini daha doğru tanımalarına, potansiyellerine uygun alanlara yönelmelerine ve eğitim süreçlerini daha sağlıklı planlamalarına katkı sunacağına inanıyorum. Hiçbir ölçme ve değerlendirme aracının öğretmenlerimizin feraseti, rehberliği ve öğrencisini tanıma gücünün yerini tutmayacağını biliyoruz. Buradaki temel hedefimiz, öğretmenlerimizin rehberlik süreçlerini destekleyen ve yönlendirme mekanizmalarını daha güçlü hale getiren bir yapıyı hayata geçirmektir."

Tanıtım toplantısına Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Cihad Demirli, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Muzaffer Şeker ve Millî Eğitim Bakanlığı birim amirleri de katıldı.