• Köklerden Geleceğe: Yeşil Vatan

Köklerden Geleceğe: Yeşil Vatan

Türkiye’nin dört bir yanında okullar, bu yıl eğitim ve öğretime farklı bir heyecanla başladı. Sınıflar ve okul bahçeleri aynı anda yeşilin binbir tonuyla buluştu; çünkü ilk dersin teması “Yeşil Vatan”dı. Çocukların avuçları toprağa değdi, gözlerinde merak dolu bir ışık belirdi. Bu buluşma, Türkiye Yüzyılı’nın yeşil geleceğine atılmış anlamlı bir adımdı. Filizlenen her tohum, onların sorumluluk duygusunu besledi, iç dünyalarında doğayla kurdukları bağın ilk işaretini taşıdı. Öğretmenler ise özenle yol göstererek öğrencilerin bu bağı fark etmesine rehberlik ettiler.

Bu başlangıç, okulların çevreyi tanımanın, birlikte hareket etmenin ve sorumluluk üstlenmenin yaşandığı canlı öğrenme alanları olduğunu tekrar gösterdi. Böylece öğrenciler ekolojik bilinç kazandı, toplumsal duyarlılık geliştirdi ve öğrenmenin hayatla iç içe olduğunu gördü. Atılan bu adımlar, ülkemizin geleceğine açılan aydınlık bir kapının eşiğiydi ve erdem-değer-eylem çerçevesinin en değerli uygulamalarından birini oluşturdu. Yeşeren her filiz, yalnızca yaşamın değil köklerden geleceğe uzanan güçlü bir mirasın da simgesiydi.

Bu mirasın sürdürülebilmesi için yıl boyunca Benim Okulum Geleceğe ÇARE projesi kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklerle vatanın kalbi, ormanların yeşilinde, nehirlerin coşkusunda, dağların heybetinde ve gökyüzünün mavisinde atacak. Bu etkinlikler, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin doğa ve çevreye ilişkin hedeflerini sınıfın dışına taşıyacak. Böylece öğrenme, yalnızca ders kitaplarıyla sınırlı kalmayacak; hayatın kendisine yansıyacak. Öğrencilerde oluşacak bu bilinçle, Yeşil Vatan’ı korumak yalnızca bir görev olmayacak; aynı zamanda sevgi, özen ve kararlılıkla sürdürülen bir yaşam biçimi hâline gelecek.

Bu anlayışla ülke genelinde öğrencilerin ve öğretmenlerin attığı her adım, yarının yeşil dünyasına uzanan güçlü bir köprü oluşturacak. Her fidan, geleceğe bırakılan kalıcı bir değer olarak yerini alacak. İlk dersle başlayan farkındalık, 2025-2026 eğitim öğretim yılı boyunca farklı tematik etkinliklerle güçlenerek sürecek. Öğrenciler, öğretmenler, veliler, farklı bakanlıklar, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve topluma hizmet eden tüm paydaşlar, omuz omuza attıkları adımlarla çevre duyarlılığını ülke çapında ortak bir hareket hâline dönüştürecek. Her okul doğaya, topluma ve geleceğe çare üreten bir merkez hâline gelecek. Bu kutlu yolculukta: “Yeşil Vatan, küçük ellerin emeğiyle yarınlara taşınacak.”

Emre UĞUR - Afyonkarahisar

  • YAŞAM BOYU ÖĞRENME SÜRECİNDE ÜSTBİLİŞ VE ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME BECERİSİ

YAŞAM BOYU ÖĞRENME SÜRECİNDE ÜSTBİLİŞ VE ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME BECERİSİ

YAŞAM BOYU ÖĞRENME SÜRECİNDE ÜSTBİLİŞ VE ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME BECERİSİ

Günümüzde yaşam koşulları son derece hızlı değişmekte, dünün bazı doğruları bugün geçerliliğini yitirmektedir. Aynı durum çok yakında yarın için de geçerli olacaktır. Bugünün doğruları, yarının ihtiyaçlarını karşılamada eksik kalabilir. Özellikle hızla gelişen teknolojiyle birlikte farklı uygulamalardan gelen yoğun bilgi akışıyla karşı karşıyayız. Eskiden aradığımız bilgiye saatlerce sözlük, ansiklopedi ve kitaplar arasında dolaşarak ulaşırken bugün bilgiye erişim yalnızca bir parmağımızın ucunda. Bu durum, bir yandan yaşamımızı kolaylaştırırken diğer yandan hangi bilginin güvenilir ve işe yarar olduğuna karar vermeyi güçleştiriyor. Aynı karmaşayı hem öğretmenler olarak bizler yaşıyoruz hem de öğrencilerimiz yaşıyor.

Hızlı bilgi akışı ve gelişen teknoloji, bilgileri doğru sentezleyebilmemizi, dikkatimizi koruyarak hedefimize yoğunlaşabilmemizi sağlayacak; bizleri yaşam boyu öğrenen bireyler hâline getirecek becerilere olan ihtiyacı arttırıyor. İşte tam bu noktada bir beceri yardımımıza koşuyor: öğrenmeyi öğrenmek.

Öğrenmeyi öğrenme becerisinin özünde bireyin kendisini ve öğrenme sürecini tanıması yatıyor. Bunu yapabilmek için de sahip olması gereken becerilerden biri üstbilişsel farkındalık. Üstbiliş, bireyin “Nasıl öğreniyorum?” sorusuna bilinçli yanıtlar verebilmesidir. Üstbiliş, biliş bilgisi ve biliş düzenleme bileşenlerinden oluşur. Biliş bilgisinde birey kendisini tanır; kullanacağı stratejileri, bunları nasıl, ne zaman ve neden kullanacağını bilir. Bloom taksonomisi çerçevesinde değerlendirildiğinde bu farkındalık, bireyin öğrenme sürecindeki bilişsel basamaklara eşlik eden bir öz değerlendirme ve öğrenmeyi yönlendirme alanı olarak ele alınmaktadır. Biliş düzenlemesi ise bireye öğrenme bakış açısını kontrol etme becerisi kazandıran şu alt süreçleri içerir: planlama, bilgi yönetim stratejileri, kendini izleme, hatalarını düzeltme ve değerlendirme.

Yeni Eğitim-Öğretim Yılı, “Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum” Temasıyla Başlatılsın!
Yeni Eğitim-Öğretim Yılı, “Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum” Temasıyla Başlatılsın!
İçeriği Görüntüle

Üstbilişsel farkındalık kazanan bir öğrenci ne öğreneceğine ve nasıl öğreneceğine karar verir, hedefini belirler, zorluklarla başa çıkma becerileri geliştirir, öğrenme sürecinin ilerleyişini gözlemler, kullandığı stratejilerin işe yarayıp yaramadığını kontrol eder, duygu durumunu dengelemeye çalışır, yaşadığı süreci, başarı ve hatalarını, öğrendiklerinin uygulanabilirliğini analiz eder ve öğrenme hedeflerine ne kadar ulaştığını değerlendirir.

Öğrencilerimizin bu becerileri kazanarak öğrenmeyi öğrenen bireyler olabilmeleri için biz öğretmenlere büyük sorumluluk düşüyor. Her öğrencimiz, parmak izlerimiz gibi benzersiz. Kimi görerek kimi işiterek kimiyse dokunarak daha iyi öğrenir. Kimi öğrencilerimizin sözel-dil zekâsı ön plandayken, kimilerinin mantıksal-matematiksel zekâsı baskın olabilir. Ayrıca aile ortamları ve yaşam koşulları da birbirinden farklıdır. Önemli olan öğrencilerin bu bireysel farklılıklarının farkına varmalarını sağlamak ve kendi öğrenme süreçlerinin kontrolünü sağlayabilmeleri için okul içinde ve okul dışında çeşitli öğrenme deneyimleriyle onları destekleyebilmektir.

Nasıl öğrendiğini keşfeden bir öğrenci tüm öğrenme süreçlerini buna göre düzenleyebilecektir. Bu beceri hangi okul kademesinde olursa olsun, hatta yaşam boyu öğrenme süreçlerinde dahi öğrencilerimize esneklik, uyum, öz güven ve öz yeterlik kazandıracaktır. Alvin Toffler’ın sözleriyle ifade edecek olursak:
“Geleceğin cahili, okumayan kişi olmayacaktır. Nasıl öğreneceğini bilmeyen kişi olacaktır.”

Yararlanılan Kaynaklar

Boydak, A. (2001). Öğrenme Stilleri. Beyaz Yayınlar.

Flavell, J. H. (1979). Metacognition and cognitive monitoring: A new area of cognitive–developmental inquiry. American Psychologist, 34(10), 906–911

Schraw, G. ve Dennison, R.S. (1994). Assessing metacognitive awareness, Contemporary Educational Psychology, 19,460-475.

Selçioğlu Demirsöz, E. (2014). Bilişüstü farkındalık ve geliştirilmesi. Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 4(2), 112-123.

Sevgi BEKTAŞ BEDİR-Tokat

ÖğretmenİZ

Hilalden doğan umut, kardeşlik ve medeniyet ufku... Her mısrasında Türk dünyasının ortak değerlerine seslenen güçlü bir şiir. Ceyda TÜRKKAŞ'ın "Dalgalara Tutunmak" adlı şiiri; Kaşgar'dan Saraybosna'ya uzanan gönül coğrafyasını, ortak kültürü ve aynı gökyüzü altında buluşan yürekleri etkileyici dizelerle okurla buluşturuyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim

Erdoğan Ergin'in “Denizli'de deniz yokmuş” adlı anı yazısı; Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim

Bazen tek bir kâğıt, uzun bir öğrenme yolculuğunun başlangıcı olur. Sabırla atılan küçük adımlar, çocukların gelişiminde kalıcı izlere dönüşebilir. Dr. Seda ALTAY’ın “Kâğıt Katlayan Küçük Ellerle Bir Gelişim Yolculuğu” adlı başarı hikâyesi; origaminin sınıf ortamında öğrenmeyi nasıl zenginleştirdiğini, çocukların bilişsel ve sosyal gelişimini nasıl desteklediğini ve küçük bir fikrin zamanla ilham veren bir eğitim deneyimine dönüşmesini anlatıyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim

Hayat, biraz da yolumuzun kesiştiği insanlarla anlam kazanır. Her karşılaşma, kalıcı bir iz bırakır. Didem ÖZKAN’ın “İnsan Biriktirmek Mi?” adlı denemesi; karşılaşmaların insan hayatındaki dönüştürücü etkisini, kalplerde bırakılan izleri ve insan biriktirmenin gerçek anlamını samimi bir anlatımla ele alıyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim

Aynı ideali paylaşan yedi kalem, yalnızca Türk edebiyatıyla birlikte öğretmenlik mesleğine de unutulmaz bir miras bıraktı. Mert Mevlüt GÖKÇE’nin “Yedi Güzel Adam ve Öğretmenliğin Fikrî Mirası” adlı köşe yazısı; Yedi Güzel Adam'ın eğitim anlayışını ve öğretmenlik tecrübelerini edebiyat ile medeniyet tasavvuru ekseninde ele alıyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim

Bazen bir fesleğen, çocukluğun kokusunu; bazen bir ağaç, bir şehrin hafızasını hatırlatır. İnsan, doğayla kurduğu bağı korudukça yaşadığı yere de aidiyet duyar. Gülsen AYAS ALTUNSOY’un “Bir Fesleğenin Hatırlattıkları” adlı denemesi; çocukluk, şehir hafızası ve doğayla kurulan bağın insanın yaşamına kattığı anlamı içten bir anlatımla ele alıyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim

Çocukluk bazen bir köprünün üzerinde, bazen de bir suyun sesinde yıllara meydan okuyan bir hatıraya dönüşür. Serpil AKKOL'un "Çocukluğuma Açılan Köprü" adlı öyküsü; çocukluğun izlerini, köy hayatının sıcaklığını ve hatıraların insanın içindeki yerini samimi bir anlatımla okurla buluşturuyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim

Şehirler, insanda bıraktıkları duygularla hafızada yaşamaya devam eder. İstanbul’un sokaklarında atılan her adım, insanı kendi iç dünyasına doğru da bir yolculuğa çıkarır. Rabia Betül TAŞKIN’ın “Omzuma Değen Rüzgâr” adlı anısı; İstanbul'un tarihî ve manevi atmosferi eşliğinde yalnızlığı, hatıraları ve insanın iç yolculuğunu zarif bir anlatımla buluşturuyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim

Bir zeytin ağacı, kuşaktan kuşağa aktarılan hatıraların, umudun ve yeniden kök salmanın simgesine dönüşebilir. Çiğdem ÇAKIR’ın “Kökleri Denizi Aşan Zeytin Ağacı” adlı anı yazısı; mübadeleyle şekillenen bir ailenin hafızasını, umudu ve yeniden kök salmanın anlamını yürekten bir anlatımla aktarıyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI

Resim

Bir insanın hatırası, yıllar geçse de birkaç kelimeyle yeniden canlanabilir. Kimi karşılaşmalar, ömrün en kıymetli derslerine dönüşür. Eda Gülsüm UKAY’ın “Ekinler Sararmıştır Şimdi” adlı anı yazısı; huzurevinde kurulan gönül bağını, kuşaklar arasında aktarılan hayat tecrübelerini ve sevginin zamanın ötesine uzanan izini içten bir anlatımla aktarıyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim

İnsan ömrü boyunca kendine doğru yürür. Her durak, her karşılaşma ve her imtihan bu yolculuğun anlamını derinleştirir. Dr. Fatma ALACA’nın “Hangi Bağın Bağbanısan, Gülüsen?” adlı denemesi; aidiyet, insanın iç yolculuğu ve kendini arayışını, öğretmenlik deneyimiyle harmanlayarak güçlü bir anlatımla ele alıyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI

Resim

Sisin, dağların ve gürül gürül akan suların buluştuğu Artvin; her vadisinde doğanın, tarihin ve kültürün izlerini bir arada yaşatıyor. Canan ÖZDOĞAN’ın “Çoruh’un Sabrından Kaçkarların Heyecanına” adlı seyahat yazısı; Artvin’in eşsiz doğal güzelliklerini, tarihî mirasını ve Karadeniz’in kendine özgü yaşam kültürünü akıcı bir anlatımla okurla buluşturuyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim

Bazen bir battaniye, sevginin, emeğin ve iyiliğin taşıyıcısına dönüşür. Hanife YENER'in "Bir Battaniyenin Hikâyesi" adlı öyküsü; bir annenin ilmek ilmek ördüğü battaniyenin izinde sevgiyi, paylaşmayı ve iyiliğin insanları buluşturan gücünü sıcak bir anlatımla okurla buluşturuyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI

Resim

Bir pencerenin önünde kalan sessizlik, bir annenin ardından hatıraya dönüşen küçük ayrıntılar ve hayata yeniden tutunmanın ince hikâyesi... İsmail BOYRAZ'ın "Pencere Önünde Unutulan Sabah" adlı öyküsü; yasın sessizliğini, hatıraların gündelik eşyalarda bıraktığı izleri ve yaşamın umutla yeniden filizlenişini yalın ve etkileyici bir anlatımla okurla buluşturuyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI

Resim

Hatıralar, renkler ve sembollerle örülen bir iç yolculuk… Her dize, insanın kendini ve ait olduğu değerleri yeniden keşfetmesine eşlik ediyor. Derya CURA'nın "Yol ve Nişane" adlı şiiri; toprağın bereketinden gökyüzünün sonsuzluğuna, geçmişin izlerinden gönül dünyasının derinliklerine uzanan duygu dolu dizeleriyle okurla buluşturuyor. Okumak için https://meb.ai/jGVr46 Sen de kaleminle iz bırak http://meb.ai/9giDiI #ÖğretmenİZ

Resim