Türk Eğitim-Sen ve Uluslararası Avrasya Eğitim Sendikaları Birliği (UAESEB) öncülüğünde, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ve Türkmeneli Öğrenci ve Gençler Birliği’nin paydaşlığında düzenlenen “Türkmeneli Esas Okullarında Görev Yapan Öğretmenlere Yönelik Sosyo-Kültürel Aidiyet, Aile Katılımı ve Kapsayıcı Rehberlik Eğitimi Sertifika Programı”nın açılışı gerçekleştirildi.
Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi’nde 10 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen programa; Türk Eğitim-Sen ve UAESEB Genel Başkanı Talip Geylan, Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri Selahattin Dolgun, Genel Başkan Yardımcıları Orhan Kütük ve Hüsami Erten, UAESEB Genel Sekreteri Cengiz Kocakaplan katıldı. Genel Başkanımız Talip Geylan’ın açılış konuşmasını yaptığı programda, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu, Türkmeneli Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Mete Muratlı, ITC Türkiye Temsilcisi Mehmet Kutluhan Yayçılı, Türkmeneli Öğrenci ve Gençler Birliği Genel Başkanı Murat İmadeddin, Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Harun Şahin, TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Kutalmış Yalçın, Türkmen Öğretmenler Teşkilatı Başkanı Ali İzzet de birer konuşma yaptı.
Program kapsamında öğretmenler adına Merve İsa teşekkür konuşması yaptı.
100 ÖĞRETMEN BEŞ GÜN BOYUNCA EĞİTİM ALACAK
Program, 9–13 Ağustos 2026 tarihleri arasında beş gün süreyle gerçekleştirilecek. Türkmeneli Esas Okullarında görev yapan 100 öğretmenin katıldığı eğitim programında, öğretmenlerin mesleki yeterliliklerinin geliştirilmesinin yanı sıra öğrencilerin okuluna, kültürüne ve kimliğine yönelik aidiyetlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Eğitim programında; Türk Millî Kimliği ve Sosyo-Kültürel Aidiyet İnşası, Etkili İletişim, Lider Yöneticilik ve Müzakere Teknikleri, Okul-Aile İletişimi, Okul İklimi, Aidiyet Duygusu ve Kurumsal İmaj Yönetimi, Teknoloji Destekli Öğretim, Eğitimde Örtük Müfredat ve Değerler Eğitimi, Değişim Yönetimi, Öğrenci Motivasyonu ve Gelecek Vizyonu Oluşturma ile Türkmeneli Kültürel Mirası ve Kültürel Aidiyet Rehberliği gibi başlıklar ele alınacak.
Alanında uzman akademisyenler tarafından verilecek eğitimlerin ardından ölçme ve değerlendirme sınavı yapılacak. Programı başarıyla tamamlayan öğretmenlere mesleki gelişimlerini belgeleyen sertifika verilecek.
HEDEF: 100 ÖĞRETMENDEN BİNLERCE ÖĞRENCİYE ULAŞMAK
Türk Eğitim-Sen ve UAESEB, programın etkisinin yalnızca beş günlük eğitim süreciyle sınırlı kalmasını istemiyor.
Programın temel hedefi, 100 öğretmenden öğrencilerine, öğrencilerden ailelerine ve ailelerden bütün Türkmen toplumuna uzanan bir eğitim ve aidiyet zinciri oluşturmak.
Bu kapsamda öğretmenlerin, eğitim sürecinde edindikleri bilgi ve kazanımları görev yaptıkları okullarda öğrencileri, meslektaşları ve velileriyle paylaşmaları amaçlanıyor.
EĞİTİMİN ETKİSİNİ TOPLUMA YAYMAK İSTİYORUZ
Türk Eğitim-Sen ve UAESEB tarafından gerçekleştirilen programla, Türkmeneli Esas Okullarının eğitimdeki rolünün güçlendirilmesi ve okul-aile iş birliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.
Programla birlikte öğrencilerin yalnızca akademik açıdan değil; dil, kültür, tarih ve aidiyet açısından da desteklenmesi amaçlanıyor.
Türkmeneli Esas Okullarının, Türkmen çocuklarının kendi dili, kültürü ve tarihleriyle güçlü bir bağ kurmalarında önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekilirken, eğitim yoluyla Türkmen toplumunun geleceğine katkı sunulması hedefleniyor.
KOCAKAPLAN: OKULLARIMIZ YAŞARSA TÜRKÇEMİZ YAŞAR
Açılış oturumunun yönlendiriciliğini yapan UAESEB Genel Sekreteri Cengiz Kocakaplan, Türkmeneli Esas Okullarının yalnızca birer eğitim kurumu olmadığını vurgulayarak, bu okulların Türkmen kimliğinin ve kültürünün yaşatılmasındaki önemine dikkat çekti.
Kocakaplan, “İnanıyoruz ki okullarımız yaşarsa Türkçemiz yaşar; Türkçemiz yaşarsa kültürümüz yaşar; kültürümüz yaşarsa aidiyetimiz ve kimliğimiz yaşar” ifadelerini kullandı.
Türkmeneli Esas Okullarının Türkçenin yaşatıldığı, Türkmen kültürünün gelecek nesillere aktarıldığı ve ortak tarih şuurunun geliştirildiği eğitim yuvaları olduğunu belirten Kocakaplan, “Dolayısıyla bu okulların güçlü olması, Irak Türklüğünün geleceğinin güçlü olması anlamına gelmektedir” dedi.
GEYLAN: KERKÜK, TÜRKÇENİN IRAK’TAKİ ASIRLARDIR DİMDİK AYAKTA DURAN KALELERİNDEN BİRİDİR
Açılış oturumunda bir konuşma yapan Genel Başkanımız Talip Geylan, “Bugün Kerkük’teki bu eğitimin bizim için sıradan bir programın ötesinde çok derin bir anlamı vardır.Çünkü biz Kerkük’e geldiğimizde başka bir ülkenin herhangi bir şehrine gelmiş gibi hissetmiyoruz.Kerkük’e geldiğimizde; hoyratlarımızı dinliyoruz.Kerkük’e geldiğimizde; Türkçemizin asırlardır yaşayan sesini işitiyoruz.Kerkük’e geldiğimizde; ortak tarihimizin izlerini görüyoruz.Ve Kerkük’e geldiğimizde kendimizi kardeşlerimizin arasında, gönül coğrafyamızın kadim bir merkezinde hissediyoruz.Çünkü Kerkük bizim için yalnızca bir şehir adı değildir.Kerkük, Türk dünyasının hafızasıdır.Kerkük, Türkmeneli’nin kalbidir.
Kerkük, Türkçenin Irak’taki asırlardır dimdik ayakta duran kalelerinden biridir.
İşte bugün bu kadim şehirde, “Türkmeneli Esas Okullarında Görev Yapan Öğretmenlere Yönelik Sosyo-Kültürel Aidiyet, Aile Katılımı ve Kapsayıcı Rehberlik Eğitimi Sertifika Programı” vesilesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz.” dedi.
MİLLETLERİN GELECEĞİ SINIFLARDA İNŞA EDİLİR
Milletlerin geleceğinde öğretmenlerin önemli faktör olduğunu kaydeden Geylan; “Bizim eğitim anlayışımızın temelinde çok açık bir hakikat bulunmaktadır: Bir milletin geleceğini korumak istiyorsanız önce çocuklarının eğitimine sahip çıkacaksınız. Dilini yaşatmak istiyorsanız çocuklarına öğreteceksiniz. Kültürünü korumak istiyorsanız gençlerine aktaracaksınız. Kimliğini geleceğe taşımak istiyorsanız öğretmenlerinizi güçlü kılacaksınız. Çünkü milletlerin geleceği sınıflarda inşa edilir. Bugün bir öğretmenin sınıfta söylediği bir cümle, belki otuz yıl sonra bir ülkenin kaderine yön veren bir düşünceye dönüşecektir.
Bir çocuğa kazandırılan aidiyet duygusu, yıllar sonra bir milletin hafızasını ayakta tutacaktır.
Bir gence öğretilen güzel Türkçe, bin yıllık bir medeniyetin sesini gelecek yüzyıllara taşıyacaktır. İşte bu sebeple biz, Türk Eğitim-Sen olarak sendikacılığı ücret, özlük hakkı ve çalışma şartlarından ötesinde gördük. Tabi ki özlük haklarımızdan taviz vermeden mücadele ettik, ediyoruz ve edeceğiz.” diye konuştu.
TÜRK DÜNYASI, BİRLİKTE KURACAĞIMIZ BÜYÜK BİR GELECEĞİN ADIDIR
Geylan, “Elbette Türkiye’deki eğitim çalışanlarımızın haklarını korumak, mesleki itibarlarını yükseltmek ve çalışma şartlarını geliştirmek en temel görevlerimizdendir.
Ancak biz aynı zamanda büyük Türk dünyasının eğitim meselelerini de kendi meselemiz kabul ediyoruz.
Bu anlayışın kurumsal yapılarından biri de Uluslararası Avrasya Eğitim Sendikaları Birliği, yani UAESEB’dir.
UAESEB çatısı altında yıllardır Azerbaycan’dan Kazakistan’a, Kırgızistan’dan Özbekistan’a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Balkanlara, Suriye ve Türkmeneli’ne kadar uzanan geniş bir coğrafyada eğitim çalışanları arasında güçlü bağlar kurmaya çalışıyoruz. Çalıştaylar düzenliyoruz. Bilimsel toplantılar gerçekleştiriyoruz. Öğretmen eğitimleri yapıyoruz. Üniversitelerimizi, akademisyenlerimizi ve eğitim sendikalarımızı bir araya getiriyoruz. Gençlerimizin birbirlerini tanımalarına, ortak tarihlerini öğrenmelerine, ortak kültürlerini keşfetmelerine katkı sağlıyoruz. Çünkü bizim için Türk dünyası sadece geçmişte birlikte yaşadığımız büyük bir tarihin adı değildir. Türk dünyası, birlikte kuracağımız büyük bir geleceğin adıdır.” ifadelerini kullandı.
İNSANI YETİŞTİREN EĞİTİMDİR
Genel Başkan sözlerine şöyle devam etti: “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ortaya konulan Türkiye Yüzyılı ve Türk Asrı hedefini de bu açıdan önemsiyoruz. Biz Türk Yüzyılı’nı ekonomik büyüklüklerle, teknolojik gelişmelerle, savunma sanayisindeki başarılarla veya diplomatik güçle tarif ederken eğitimi bunun ön koşulu olarak görüyoruz. Bunların her biri elbette son derece önemlidir. Fakat Türk Yüzyılı’nın en güçlü temeli insandır. İnsanı yetiştiren ise eğitimdir. Bu nedenle inanıyoruz ki;
Türk Yüzyılı, aynı zamanda eğitimin yüzyılı olmak zorundadır. Türk Yüzyılı; Türkçesini güzel konuşan, tarihini bilen, kültürünü tanıyan, bilim üreten, teknoloji geliştiren, dünyayı okuyabilen fakat kendi medeniyet köklerinden kopmayan nesillerle kurulacaktır.
Ve bu nesiller yalnızca Türkiye’de yetişmeyecektir.
Bakü’de yetişecektir.
Bişkek’te yetişecektir.
Taşkent’te yetişecektir.
Lefkoşa’da yetişecektir.
Balkanlarda yetişecektir.
Ve elbette Kerkük’te, Musul’da Erbil’de, Telafer’de, Tuzhurmatu’da yetişecektir.
Bizim hayalimiz budur.
Bizim mücadelemiz budur.
Bizim Türk Yüzyılı anlayışımız; geçmişinden aldığı güçle geleceğe yürüyen ve dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın Türk çocuklarını eğitimle kucaklayan büyük bir medeniyet tasavvurudur.” şeklinde konuştu.
ÖĞRETMENLERİMİZ, YALNIZCA MATEMATİK, TÜRKÇE, TARİH, FEN VEYA BAŞKA BİR DERS ÖĞRETMİYORSUNUZ. SİZLER TÜRKMENELİ’NİN HAFIZASINI GELECEĞE TAŞIYORSUNUZ
Türk Eğitim-Sen’in paydaşlarıyla birlikte Kerkük’te Türkmen gençlere yönelik çalışmalarını hatırlatan Genel Başkan Talip Geylan, “Türkçe eğitim ve sertifika programları gerçekleştirdik. Bu çalışmalar neticesinde farklı dönemlerde yaklaşık 500 Türkmen kardeşimizin C1 düzeyinde Türkçe yeterlilik sertifikasına kavuşmasına katkı sağladık. Bu rakamı özellikle önemsiyorum. Çünkü burada sözünü ettiğimiz 500 kişi, yalnızca 500 sertifika değildir.
500 umut demektir.
500 genç demektir.
500 aile demektir.
Türkmeneli’nin geleceğine açılan 500 ayrı kapı demektir.
C1 Türkçe yeterliliğine ulaşan gençlerimiz açısından Türkiye’de yükseköğretime erişimin önündeki önemli engellerden biri ortadan kaldırılmış; özellikle YTB bursları başta olmak üzere Türkiye’de üniversite eğitimi alma yolunda gençlerimizin eli güçlenmiştir.
Belki bugün o gençlerimizin bir kısmı Türkiye’de üniversite sıralarında eğitim görüyor. Yarın içlerinden doktorlar çıkacak. Mühendisler çıkacak. Öğretmenler, akademisyenler, hukukçular, yöneticiler çıkacak. Ve inanıyorum ki onlar eğitimlerini tamamladıktan sonra nerede yaşarlarsa yaşasınlar Türkmeneli’ni unutmayacaklar; bilgi ve birikimleriyle kendi bölgesine hizmet edeceklerdir.
Türkmeneli Esas Okulları, Türkmenelinde Türkçe ve Türkmen Kültüründe eğitim veren okullar olması bakımından son derece önemlidir. Çünkü bu okullarda eğitim gören öğrenciler Türkmenelinin değerlerini geleceğe taşımaya namzettir. Bizler eğer herbir kardeşimizin çocuğunu burada okutmak istiyorsak bu okullara sahip çıkıp destekleyip okulların ve burada göre v yapan eğitim çalışanlarının itibarını artırmaya özen göstermeliyiz.
Bu konuda okulları desteklemek için hem bize hem siz değerli Türkmen öğretmenlerimize tarihî bir görev düşmektedir. Hazırlamış olduğumuz çocuklara yönelik boyama kitabı ile siz kıymetli öğretmenlerimize yönelik eğitim kitabı inanıyoruz ki bu yolda atılan adımların kalıcı hale gelmesi gayesi ile önemli hizmetler sunacaktır.
Öğretmenlerimiz, yalnızca matematik, Türkçe, tarih, fen veya başka bir ders öğretmiyorsunuz. Sizler Türkmeneli’nin hafızasını geleceğe taşıyorsunuz.
Bir çocuğun Türkçeyi doğru konuşmasına vesile olduğunuzda sadece dil öğretmiyorsunuz; atalarından kendisine ulaşan büyük bir kültür mirasını koruyorsunuz.
Bir öğrencinin kendisini bu medeniyetin parçası olarak hissetmesini sağladığınızda yalnızca eğitim vermiyorsunuz; onun kökleriyle bağ kurmasını sağlıyorsunuz.
Bu nedenle Türkmeneli öğretmenlerinin emeğini son derece kıymetli buluyoruz.
Sizlerin şartlarını, fedakârlıklarını ve verdiğiniz mücadeleyi biliyoruz.
Ve buradan çok açık ifade etmek istiyorum:
Bu mücadelede yalnız değilsiniz. Türkiye’deki meslektaşlarınız sizin yanınızdadır.
Türk Eğitim-Sen sizin yanınızdadır. Uluslararası Avrasya Eğitim Sendikaları Birliği sizin yanınızdadır. Türk dünyasının eğitimcileri sizin yanınızdadır. Çünkü biz aynı dilin, aynı tarihin, aynı kültürün ve aynı medeniyet idealinin mensuplarıyız.
Çünkü Kerkük yalnız değildir.
Türkmeneli yalnız değildir.
Türk dünyası büyük bir ailedir.
Bu ailenin ortak dili Türkçedir.
Ortak hafızası tarihimizdir.
Ortak gücü kardeşliğimizdir.
Ve ortak geleceğinin anahtarı eğitimdir.
Bizler eğitimle kimliğimizi güçlendireceğiz.
Eğitimle kardeşliğimizi büyüteceğiz.
Eğitimle gençlerimizi geleceğe hazırlayacağız.
Ve inşallah eğitimle, omuz omuza, gönül gönüle vererek Türk Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz.
Kerkük’ten yükselen Türkçenin sesi hiç susmasın.
Türkmeneli’nin çocuklarının umudu hiç eksilmesin.
Türkiye ile Türkmeneli arasındaki kardeşlik bağı ebediyen yaşasın.
Programımızın Türkmeneli’ne, öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve bütün Türk dünyasına hayırlı olmasını diliyorum.
Hepinizi saygıyla, muhabbetle ve kardeşlik duygularımla selamlıyorum.
Var olsun Türkmeneli!
Var olsun Türk dünyasının birlik ve kardeşliği!” dedi.























