“Söz Hakkı” Gökhan Altunkaş’ın Sunumu ile Bengü Türk’te. -CANLI https://t.co/HumVbgB2O7
— Bengü Türk (@benguturktv) June 2, 2026
“Söz Hakkı” Gökhan Altunkaş’ın Sunumu ile Bengü Türk’te. -CANLI
Milli Eğitim Akademilerinde eğitimler 7 ilde bulunan 11 eğitim merkezinde yürütülüyor ve öğretmenlere aylık 32 bin TL ödeme yapılıyor. Ancak bu ücretle ulaşım, barınma, beslenme ve diğer temel ihtiyaçların karşılanması oldukça güç. Ankara gibi büyük şehirlerde en mütevazı semtlerde bile 10-15 bin TL’nin altında ev bulmak neredeyse imkânsız.
📌Milli Eğitim Akademilerinde eğitimler 7 ilde bulunan 11 eğitim merkezinde yürütülüyor ve öğretmenlere aylık 32 bin TL ödeme yapılıyor. Ancak bu ücretle ulaşım, barınma, beslenme ve diğer temel ihtiyaçların karşılanması oldukça güç. Ankara gibi büyük şehirlerde en mütevazı… pic.twitter.com/0sm0MO0kMi
— Türk Eğitim Sen (@turkegitimsen) June 3, 2026
Ek zam, refah payının kalıcı hale getirilmesi ve enflasyon farkının aylık olarak maaşlara yansıtılması temel taleplerimizdir.
Ek zam, refah payının kalıcı hale getirilmesi ve enflasyon farkının aylık olarak maaşlara yansıtılması temel taleplerimizdir. pic.twitter.com/EZNEf0wk7B
— Türk Eğitim Sen (@turkegitimsen) June 3, 2026
Öğretmen adaylarımızın sabır taşı çatladı. Kontenjanlar artırılacak mı, artırılmayacak mı? 2024 KPSS mağdurları için ek atama yapılacak mı, yapılmayacak mı? 2023 KPSS sürecinde mağduriyet yaşayan öğretmenlere yönelik herhangi bir düzenleme yapılacak mı, yapılmayacak mı? Temmuz ayında yapılacak AGS öncesi bu sorular cevap bulmalıdır.
📌 Öğretmen adaylarımızın sabır taşı çatladı. Kontenjanlar artırılacak mı, artırılmayacak mı? 2024 KPSS mağdurları için ek atama yapılacak mı, yapılmayacak mı? 2023 KPSS sürecinde mağduriyet yaşayan öğretmenlere yönelik herhangi bir düzenleme yapılacak mı, yapılmayacak mı? Temmuz… pic.twitter.com/CihLVMTn2Z
— Türk Eğitim Sen (@turkegitimsen) June 3, 2026
Öncelikle giderilmesi gereken ihtiyaç, öğretmen açığının kapatılmasıdır.
Türk Eğitim-Sen’in yaptığı ücretli öğretmen araştırmasının sonuçlarını paylaşan Geylan, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılında 62 ilde toplam71 bin 757 ücretli öğretmenin görev yaptığını belirtti. 81 il baz alındığında bu sayının belki de 100 bini aşacağını söyleyen Geylan, eğitim-öğretimin bu denli yüksek sayıda ücretli öğretmenle yürütülmeye çalışılmasının ciddi bir sorun olduğuna vurgu yaptı.Geylan, “Bugün eğitim-öğretim hizmetini 100 bine yakın ücretli öğretmenle yürütmeye çalışıyorsunuz. İşte temel problem budur.” dedi.
Öğretmen açığına ilişkin verileri de paylaşan Geylan, Türk Eğitim-Sen’in araştırmasına göre 55 ilde 80 bin 449 norm kadro açığı bulunduğunu söyledi. Geylan, şunları kaydetti: “Bir taraftan 100 bine yakın ücretli öğretmen çalıştırıyorsunuz, diğer taraftan 100 bine yaklaşan norm kadro açığınız bulunuyor. Öncelikle giderilmesi gereken ihtiyaç, öğretmen açığının kapatılmasıdır. Bu sorun çözülmeden eğitim sistemindeki diğer problemlerin kalıcı olarak çözüme kavuşturulması mümkün değildir.”
10 bin kontenjan sayısı artırılmalıdır.
2025 AGS kapsamında 10 bin kontenjan verildiğini hatırlatan Geylan, “Bu arkadaşlarımız Milli Eğitim Akademilerinde eğitimlerine devam ediyor ve eğitimleri 12 ay süreceği için 2027 yılında göreve başlayacaklar. Sadece 2025 yılında emekli olan öğretmen sayısı 9 bin 173’tür. Muhtemelen 2026 yılında da yaklaşık 10 bin öğretmen emekli olacaktır. Yani iki yılda yaklaşık 20 bin öğretmen emekli olurken, sadece 10 bin öğretmen ataması yapılmaktadır.Bu tablo, bırakın 100 binlere ulaşmış öğretmen ihtiyacını karşılamayı, emeklilikler nedeniyle oluşacak yeni boşlukları dahi doldurmaktan uzak olduğumuzu göstermektedir. Böyle bir atama rakamını kabul etmiyoruz. 10 bin kontenjanın artırılması gerekmektedir.” dedi.
Öğretmen adaylarımızın sabır taşı çatladı!
Kontenjanlar artırılacak mı, artırılmayacak mı? 2024 KPSS mağdurları için ek atama yapılacak mı, yapılmayacak mı?2023 KPSS sürecinde mağduriyet yaşayan öğretmenlere yönelik herhangi bir düzenleme yapılacak mı, yapılmayacak mı? Temmuz ayında yapılacak AGS öncesi bu sorular cevap bulmalıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda bir çalışma başlattığını açıkladığını, ancak aradan aylar geçmesine rağmen hala somut bir adım atılmadığını bildiren Geylan şunları kaydetti: “MHP Grup Başkanvekili Sayın Filiz Kılıç, hem 2023 KPSS sonuçlarına göre ilk 20 bine girmesine rağmen mülakat nedeniyle atama hakkı elinden alınan 1.611 öğretmenimizin mağduriyetinin giderilmesi hem 2024 KPSS sonuçlarına göre yüksek puan almış, hatta derece yapmış olmasına rağmen yetersiz kontenjanlar nedeniyle ataması gerçekleştirilemeyen öğretmenlerimiz için ek atama yapılması hem de 10 bin kontenjanın artırılması için bir kanun önergesi hazırlamıştı. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Bunun ardından Millî Eğitim Bakanlığı da bir çalışma başlattığını ifade etmişti. Ancak aylar geçmesine rağmen hala herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir. Hükümet bu konuda artık açık bir açıklama yapmak durumundadır.
Temmuz ayında yeniden yapılacak Akademi Giriş Sınavı öncesinde şu soruların netlik kazanması büyük önem taşımaktadır: Kontenjanlar artırılacak mı, artırılmayacak mı? 2024 KPSS mağdurları için ek atama yapılacak mı, yapılmayacak mı?2023 KPSS sürecinde mağduriyet yaşayan öğretmenlere yönelik herhangi bir düzenleme yapılacak mı, yapılmayacak mı? AGS gerçekleşmeden önce bu konularda açık ve kesin bir açıklama yapılması, adayların belirsizlik içinde bırakılmaması açısından gereklidir.Her gün genç kardeşlerimiz yanımıza geliyor, telefonla arıyor ve bu konuları soruyor. Belirsizlik, genç öğretmen adaylarımızı ciddi şekilde endişeye sevk etmektedir.”
Akademi eğitimi yeniden güncellenmelidir.
Akademide adaylık eğitimi alan genç öğretmenlerin yaşadığı sorunlara da değinen Geylan, şunları söyledi:“Adaylık eğitimi alan arkadaşlarımız 12 aylık bir eğitim sürecine tabi tutuldu. KPSS’de başarı göstererek atanmaya hak kazanmış öğretmenlerin 12 ay süreyle yeniden eğitime alınmasını doğru bulmuyoruz. Aday öğretmenler açısından yalnızca kısa süreli bir adaylık eğitimi yeterli olabilir; bunun da iki ayı geçmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Mayıs ve haziran aylarında atama süreci tamamlanır, temmuz ve ağustos aylarında adaylık eğitimi verilir, öğretmenler de 1 Eylül itibarıyla öğrencileriyle buluşur.
Ancak Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda geri adım atmadı ve arkadaşlarımızı 12 aylık bir eğitim programına aldı. Eğitim içeriği açısından da tartışmalı olan bu süreçte öğretmenlerimiz ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Eğitimler 7 ilde bulunan 11 eğitim merkezinde yürütülüyor ve öğretmenlere aylık 32 bin TL ödeme yapılıyor. Ancak bu ücretle ulaşım, barınma, beslenme ve diğer temel ihtiyaçların karşılanması oldukça güç. Ankara gibi büyük şehirlerde en mütevazı semtlerde bile 10-15 bin TL’nin altında ev bulmak neredeyse imkânsız. Akademi merkezlerinde otobüs duraklarında bile uzun kuyruklar oluşuyor, yeme-içme konusunda da önemli sıkıntılar yaşanıyor.
Bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı, akademi eğitimini yeniden güncellemelidir. Türkiye’de öğretmen yetiştiren temel kurumlar eğitim fakülteleridir. Bu fakültelerden mezun olanlar öğretmen olarak mezun olmaktadır. Eğitim fakültelerinden mezuniyetin ardından öğretmen adaylarını 12 ay boyunca yeniden eğitime almak, dolaylı olarak eğitim fakültelerinin öğretmen yetiştiremediğini iddia etmek anlamına gelir ve bu durum eğitim fakültelerini itibarsızlaştırır.
Eğer Milli Eğitim Bakanlığının müfredatı ile eğitim fakültelerindeki öğretmen yetiştirme programları arasında bir uyumsuzluk olduğu iddia ediliyorsa, Bakanlık, YÖK ve üniversiteler bir araya gelerek bu sorunu çözmelidir. Varsa eksiklikler giderilir, programlar güncellenir. Ancak bir sorunu çözmeye çalışırken eğitim fakültelerinin değerini ve itibarını zedelemek doğru değildir.”
Ek zam, refah payının kalıcı hale getirilmesi ve enflasyon farkının aylık olarak maaşlara yansıtılması temel taleplerimizdir.
Ekonomik sorunlara da değinen Genel Başkanımız Talip Geylan, 2026 yıl sonu enflasyon hedefinin başlangıçta yüzde 16 olarak belirlendiğini, ancak yaklaşık iki hafta önce bu hedefin güncellenerek yüzde 26’ya yükseltildiğini belirtti. Yüzde 16’lık enflasyon hedefinin esas alınarak memurlara 2026 yılının ilk altı ayında yüzde 11, ikinci altı ayında ise yüzde 7 oranında zam verildiğini bildiren Geylan, “Ancak bugün enflasyon hedefi yüzde 26’ya çıkarılmış durumda. Hükümet yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 26 olarak güncelliyorsa, memur ve emeklilerin maaş artış oranlarının da yeniden gözden geçirilmesi gerekmez mi?” diye sordu.
Türkiye Kamu-Sen olarak toplu sözleşme görüşmeleri sırasında da memur ve emekli maaş artışlarının hedeflenen enflasyona göre belirlenmesinin doğru olmadığını ifade ettiklerini kaydeden Geylan, “Çünkü çalışanlarımızın ve emeklilerimizin ciddi kayıpları bulunmaktadır. Gerçekleşen enflasyonun ortaya çıkardığı alım gücü kaybının telafi edilmesi amacıyla ek zam talebimizi gündeme getirdik.” dedi.
Bunun yanında her toplu sözleşme döneminde olduğu gibi refah payı talebini de yinelediklerini kaydeden Geylan, “Enflasyon farkıyla yetinmek, yalnızca enflasyon kadar zam yapmak anlamına gelir. Bu da gerçekte sıfır zam demektir. Gerçek ücret artışı, büyüyen ekonomiden ve artan milli gelirden memur ve emeklilerin de pay almasıyla mümkündür. Bu ise ancak enflasyon farkına ilave olarak refah payı verilmesiyle sağlanabilir.
Hükümetin bu konuda daha önce uyguladığı olumlu örnekler de vardır. 2023 yılında enflasyon farkı ve toplu sözleşme zammına ilave olarak, ocak ayında memur ve tüm emeklilerin maaş artışlarına yüzde 13,52 oranında refah payı eklenmişti. O dönemde hükümet, “Kamu çalışanlarına yalnızca enflasyon farkı vermekle gerçek anlamda zam yapılmış olmuyor. Bunun farkındayız ve bu eksikliği gidermek amacıyla refah payı veriyoruz.” yaklaşımını ortaya koymuştu. Biz de bu adımı memnuniyetle karşılamıştık.
Artık refah payı uygulamasının istisnai değil, kalıcı ve düzenli bir uygulama haline getirilmesini istiyoruz” diye konuştu.
Bunun yanı sıra enflasyon farklarının altı ayda bir değil, aylık olarak maaşlara yansıtılmasını istediklerini ifade eden Genel Başkanımız Talip Geylan, şöyle konuştu:“Zaman zaman hükümet yetkilileri, ‘Memuru ve emekliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz’ diyor. Ancak enflasyon farkının altı ayın sonunda verilmesi nedeniyle çalışanlar ve emekliler bu süreçte enflasyon karşısında alım gücü kaybı yaşamaya devam ediyor.Bu nedenle eşel mobil sistemine geçilmesini talep ediyoruz. Enflasyon farkı, oluştuğu ayı takip eden dönemde maaşlara otomatik olarak yansıtılmalıdır.”
Ek zam, refah payı ve aylık enflasyon farkı uygulamaları hayata geçirilmediği sürece memur, emekli ve diğer sabit gelirli kesimlerin ekonomik sorunlarının çözülmesinin mümkün olmadığının altını çizen Geylan, “Türk-İş’in mayıs ayı verilerine göre dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi 114 bin 576 TL’ye ulaşmıştır. Bu rakam, kamu çalışanları ve emeklilerin büyük bölümünün asgari geçim seviyesinin altında bir gelirle yaşam mücadelesi verdiğini göstermektedir. Yine dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı, 35 bin 174 TL’ye yükselmiştir. Buna karşın asgari ücret 28 bin 075 TL’dir.
Bu rakamlar ortadayken vatandaşlarımızın yaşadığı ekonomik sıkıntıları görmezden gelemeyiz. Elbette ekonomik göstergelerin, özellikle son dönemde yaşanan bölgesel gelişmeler ve savaşların etkisiyle zorlaştığını biliyoruz. Ancak devletin temel görevlerinden biri de vatandaşlarının yaşam standartlarını korumak ve refahını artırmak için gerekli adımları atmaktır. Bu konuda daha fazla gayret ortaya konulmalıdır.” ifadelerine yer verdi.
Bayram ikramiyesi görevi başındaki memurlara da verilsin!
Bayram ikramiyesinin görev başındaki memurlara da verilmesini isteyen Geylan, “15 milyon vatandaşa bayram ikramiyesi verebilen devletimiz, görev başındaki 2,3 milyon memura da bayram ikramiyesi ödemesi yapabilir” dedi. Memurun, devletin vatandaşına uzanan eli olduğunu belirten Geylan,“Memurlarımızın da onore ve takdir edilmesi adına bayram ikramiyesinin sembolik bir anlamı vardır. Bu nedenle bu uygulamanın memurlara da verilmesini istiyoruz” diye konuştu.
Memur, vergi üzerinden cezalandırılmamalıdır.
Memurun, vergi üzerinden adeta cezalandırıldığını kaydeden Geylan, “Memur, vergi şampiyonudur. Maaşı daha cebine girmeden bordrosundan kesilmektedir ve memurumuz devlete karşı vatandaşlık görevini eksiksiz yerine getirmektedir. Memurun vergiden kaçınma şansı yoktur; vergisini peşin peşin öder. Ancak buna rağmen vergi dilimleri üzerinden ikinci kez adeta cezalandırılmaktadır.
Memurlar, vergi baskısı altında bırakılmaktadır. Bakınız;haziran ayına girdik. Devlet memurlarının önemli bir kısmı bir üst vergi dilimine çıktığı için mart, nisan ve mayıs aylarında aldığı maaşı alamaz hale gelmektedir. Bu nedenle memurların kayıp yaşamaması adına Türkiye Kamu-Sen olarak tüm kamu çalışanlarının %15’lik vergi dilimine sabitlenmesini istiyoruz” dedi.
Genel Başkan Talip Geylan, emekliliğin teşvik edilmesi ve gençlere istihdam yaratılması amacıyla emekli maaşları ve ikramiyelerine yönelik tedbirlerin de hayata geçirilmesini isteyerek şu ifadeleri kullandı:“8.077 TL olarak başlayan seyyanen artışlar emekliliğe yansıtılmalıdır. Ek ders ücretleri, uzman ve başöğretmenlik tazminatları gibi tüm ilave ek ödemeler emekliliğe esas kazanca dahil edilmelidir. Birinci dereceye gelmiş tüm kamu çalışanlarına ek gösterge verilmelidir. Bu şekilde dolaylı olarak emeklilik teşvik edileceği gibi, gençlerimize de istihdam imkânı sağlanmış olacaktır.”







