Genel Başkan Yardımcımız İrfan Kılınçer, 11-14 Mayıs 2026 tarihlerinde Sinop’ta bir dizi istişare ve ziyaretlerde bulundu.

Kılınçer, Sinop Şube Başkanı Yusuf Haskılıç ve Şube Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte Sinop Valisi Dr. Mustafa Özarslan’ı ziyaret etti.

Program kapsamında ayrıca; Seydi Ali Reis Anadolu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Emir Gazi Tayboğa Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Sinop Anadolu Lisesi, Şehit Ömer Can Açıkgöz Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Sinop Fen Lisesi ziyaret edilerek eğitim çalışanlarıyla bir araya gelindi. Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şakir Taşdemir ve TÜRKAV Sinop Şube Başkanı Ersin Arslan da ziyaret edilen isimler arasında yer aldı. Kılınçer, Sinop Şubesi tarafından düzenlenen istişare toplantısına da katıldı. Toplantıda; şube yönetim kurulu üyeleri, denetleme ve disiplin kurulu üyeleri, il, ilçe ve üniversite temsilcileri ile şube kadın komisyonu üyeleri ve çok sayıda üye hazır bulundu.

İrfan Kılınçer’in Sinop’tan sonraki durağı Konya oldu. Kılınçer, Konya 4 No.lu Şube Başkanı Fatih Erkan ve Şube Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte; Gevher Nesibe Hatun İmam Hatip Ortaokulu, Şehit Azam Güdendede Anadolu Lisesi ve Prof. Dr. Fuat Sezgin Ortaokulu’nu ziyaret ederek eğitim çalışanlarıyla bir araya geldi.

Kılınçer daha sonra Karatay İlçe Milli Eğitim Müdürü Turan Kayacılar’ı, Karatay Kaymakamı Cengiz Ayhan’ı ve Karatay Hürriyet Ortaokulu’nu ziyaret etti. Kılınçer program kapsamında ayrıca Konya 4 No’lu Şube tarafından düzenlenen istişare toplantısına da katıldı. Toplantıda Konya 4 No.lu Şube Başkanı Fatih Erkan ve şube yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra, Konya 1 No’lu Şube Başkanı Ali Köç, Konya 2 No’lu Şube Başkanı Bayram Güneş, Konya 3 No’lu Şube Başkanı Bilgehan Kekeç ile Konya 4 No’lu Şube Yönetim, Denetim ve Disiplin Kurulu üyeleri, ilçe temsilcileri ve ilçe yönetimleri de yer aldı.

Ek zam talebimizin hayata geçirilmesi için daha ne bekleniyor?

İstişare toplantılarında bir konuşma yapan Genel Başkan Yardımcımız İrfan Kılınçer, TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı nisan ayı enflasyon verilerini değerlendirdi. Aylık enflasyonun %4,18, yıllık enflasyonun ise %32,37 olduğuna dikkat çeken Kılınçer, bu rakamların hayat pahalılığının devam ettiğini gösterdiğini söyledi. Gıda, kira, yakıt gibi temel ihtiyaçlardaki artışların memur ve emeklilerin bütçesine her geçen gün daha fazla olumsuz etki ettiğine dikkat çeken Kılınçer, yapılan maaş artışlarının kısa sürede eridiğini ve alım gücünün ciddi şekilde düştüğünü ifade etti. Kılınçer, yılın ilk dört ayında gerçekleşen %14,64’lük enflasyonun, ocak ayında yapılan maaş artışlarını büyük ölçüde erittiğini söyleyen Kılınçer, mevcut ekonomik politikaların dar gelirli kesimleri korumakta yetersiz kaldığını dile getirdi. Kılınçer;

  • “Memur ve emeklilere ivedilikle ek zam yapılarak, gelir kaybı telafi edilmeli,
  • Refah payı uygulaması kalıcı hale getirilmeli,
  • Enflasyonun maaşlara 6 aylık dönemler halinde değil, aylık olarak yansıtılması sağlanmalıdır. Aksi halde 2026 yılı kamu çalışanları ve emekliler açısından ciddi ekonomik kayıpların yaşanacağı bir dönem olacaktır.” diye konuşu.

Proje okullarına öğretmen ve yönetici atamaları MEB’e bağlı olmalıdır.

Mülakatın tamamen kaldırılmasını ve kamuya tüm alımlarda yalnızca yazılı sınavın esas alınması gerektiğini belirten Kılınçer, bunun liyakat ilkesini güçlendireceğini ifade etti. İlk atamalarda mülakatın kaldırıldığını, Akademi Giriş Sınavı’nın getirildiğini hatırlatan Kılınçer, yönetici atamalarında da mülakat uygulamasına son verildiğini ve Yönetici Yetiştirme Programı’nın uygulanacağını bildirdi. Bu noktada proje okullarında da öğretmen ve yönetici atama süreçlerinin keyfilikten arındırılması gerektiğini vurgulayan Kılınçer, sürecin daha şeffaf ve ölçülebilir kriterlere dayanması gerektiğini belirtti.

Bu noktada proje okullarında da öğretmen ve yönetici atama süreçlerinin keyfilikten arındırılması gerektiğini vurgulayan Kılınçer, atamaların objektif kriterlere dayandırılmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Kılınçer, Türkiye’nin en yüksek puanla öğrenci alan okullarında yapılan öğretmen ve yönetici atamalarındaki keyfi uygulamaların, birtakım yapıların, siyasi, ideolojik oluşumların bu okulların eğitim kalitesini, kurumsal düzenini ve akademik başarısını zedelediğini de söyledi. Kılınçer, “Proje okulları Uganda’nın okulları değildir, MEB’e bağlı okullardır. Bu nedenle burada öğretmen ve yönetici atamalarında da MEB’e bağlı olmalıdırlar. Bu konuda düzenlemenin ivedilikle hayata geçirilmesini istiyoruz” dedi.

Yönetici yetiştirme programı uzaktan eğitimle uygulansın!

Yönetici görevlendirme süreci kapsamında Milli Eğitim Akademisi koordinasyonunda başlatılan yönetici yetiştirme programına ilişkin açıklamalarda bulunan Kılınçer, uygulamanın bazı katılımcılar açısından mağduriyet oluşturduğunu belirtti. Kılınçer, şu değerlendirmede bulundu: “Hac vazifesini yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan Ahmet Müdürümüz, hafta sonu şehir dışında kızının düğününe katılacak olan Ramazan Müdürümüz, Bakanlık onayıyla yürütülen proje kapsamında yurt dışında görev yapan Ayşe Müdirimiz ile evladının geçirdiği ciddi ameliyat nedeniyle hastanede refakat eden Ali Müdürümüz, yönetici yetiştirme programının uzaktan eğitim modeliyle gerçekleştirilmesini talep ediyor. İzah edilen mazeretler doğrultusunda katılımcılar için telafi eğitimi imkânı sağlanması bekleniyor.”

2026 Yılı Öğretmenlerin İller Arası İsteğe Bağlı Yer Değiştirme Başvurusu Başladı
2026 Yılı Öğretmenlerin İller Arası İsteğe Bağlı Yer Değiştirme Başvurusu Başladı
İçeriği Görüntüle

Norm kadro yönetmeliğinin güncellenmesini istiyoruz.

Kılınçer konuşmasında okullarda öğretmen ve yönetici norm kadrolarının belirlenmesinde kullanılan mevcut yönetmeliğin günümüz eğitim ihtiyaçlarını karşılamadığını belirterek, Milli Eğitim Bakanlığı’na düzenleme çağrısında bulundu. Kılınçer, 2014 yılından bu yana büyük ölçüde değişmeden uygulanan norm kadro sisteminin, öğrenci sayılarındaki düşüş ve eğitim yapısındaki değişimler nedeniyle çok sayıda norm kadro fazlası öğretmen oluşmasına yol açtığını ifade etti. Kılınçer, bu sorunun çözümü için normların 21 saat yerine 15 saat esas alınarak belirlenmesi, bölge normu uygulamasının kaldırılması, sınıf mevcutlarının düşürülerek şube sayılarının artırılması, öğrenci sayısından bağımsız rehber öğretmen görevlendirilmesi, müdür yardımcılığı normlarının yeniden düzenlenmesi ve norm güncellemelerinin yılda en az iki kez yapılması gibi önerilerde bulunuldu. Kılınçer, söz konusu düzenlemelerin eğitim sisteminin ihtiyaçlarına daha uygun bir yapı oluşturacağını vurguladı. Kılınçer, memur ve hizmetliler için de norm kadro uygulaması getirilmeli ve personel ihtiyacı bu doğrultuda giderilmesini talep etti.

Memur ve hizmetlilerin görev tanımları yapılmalıdır.

Kılınçer ayrıca, ilgili mevzuat hükümlerine göre görev tanımları henüz yapılmamış kamu görevlilerinin görev tanımları ivedilikle hazırlanmasını istedi. Kılınçer, “Memur ve hizmetli personelin görev alanlarının belirsizliğine yol açarak keyfi uygulamalara ve öznel değerlendirmelere imkân tanıyan ‘idarenin vereceği diğer görevleri de yapar’ ibaresi ile sınırları net olmayan düzenlemeler mevzuattan çıkarılmalıdır. Bunun yerine görev, yetki ve sorumlulukları açık, net ve şeffaf şekilde tanımlayan hükümler getirilmelidir.” dedi.

Akademik ve idari personele tayin hakkı tanınmalıdır.

Üniversiteler ile ilgili önemli açıklamalar yapan Kılınçer, Anayasanın 41. maddesinde yer alan aile bütünlüğü ilkesine vurgu yaparak, aile birliğinin korunmasının önemli bir ihtiyaç olduğunu vurguladı ve bu kapsamda üniversitelerde görev yapan akademik ve idari personele kurumlar arası tayin hakkı tanınmasının önemine dikkat çekti.

Kılınçer, “Mevcut durumda yükseköğretim kurumları arasında personel hareketliliğinin sınırlı olması, bazı üniversitelerde nitelikli insan kaynağının etkin kullanılamamasına neden olurken, diğer üniversitelerde ciddi personel ihtiyacının ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu çerçevede yapılacak bir düzenleme ile, görev yapmakta olduğu üniversiteden farklı bir yükseköğretim kurumuna geçmek isteyen akademik ve idari personelin, belirli kriterler ve ihtiyaç analizleri doğrultusunda tayin edilebilmesi sağlanmalıdır. Ayrıca, farklı şehirlerde görev yapan eşlerin aynı ilde istihdam edilebilmesine imkân tanınması, anayasanın koruma altına aldığı aile bütünlüğü ilkesinin güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.” diye konuştu.

Yüksek lisans eğitimini tamamlayanlara %20, doktora eğitimini tamamlayanlara ise %40 oranında ek özel hizmet tazminatı ödenmelidir.

Kılınçer ayrıca, YÖK ve bağlı kuruluşlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan idari personelden, görev alanlarıyla ilgili olmak üzere yüksek lisans eğitimini tamamlayanlara %20, doktora eğitimini tamamlayanlara ise %40 oranında ek özel hizmet tazminatı ödenmesi yönünde düzenleme yapılmasını da isteyerek, “Söz konusu düzenleme, maddi olarak gelir artışı sağlayacak, nitelikli insan gücünü teşvik edecek, çalışma verimliliğini artıracak ve mesleki ilerlemeyi teşvik edecektir” dedi.