Özel eğitim, özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin eğitsel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirilmiş bir eğitim anlayışıdır. Bu anlayışla Genel Müdürlüğümüz; ruh sağlığı desteğine ihtiyaç duyan, koruyucu bakım altında bulunan, ihmal ve istismar riski taşıyan, göçmen ya da sığınmacı olan, yoksul olma ya da sosyal dışlanma riski taşıyan ve özel eğitim ihtiyacı olan çocuklarımızın öğrenme kayıplarını gidermek amacıyla "temel okuryazarlık ve temel matematik alanında" eğitim programları ve içeriklerin hazırlanması kapsamında materyal geliştirme çalışmalarına başladı.
Genel Müdürlüğümüz koordinesinde UNICEF iş birliği ile gerçekleştirilen "Temel Eğitimde Özel Eğitim Hizmetlerinin Güçlendirilmesi" projesi kapsamında 22-26 Eylül 2025 tarihleri arasında Ankara'da yapılmakta olan çalıştayımıza akademisyenler ve farklı illerde görev yapan özel eğitim öğretmenleri, sınıf öğretmenleri, türkçe öğretmenleri ve matematik öğretmenleri katılım sağladı.
Çalıştayın açılış programında Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Sayın Doç. Dr. Mustafa OTRAR: "Yeni bir dil öğrenme ya da farklı bir kültürel ve sosyal ortama uyum sağlama süreci gibi durumlar çocuklarımız için bazı zorluklar oluşturmaktadır. Bu nedenle eğitimleri kesintiye uğrayan ve özel eğitime ihtiyacı olan çocuklarımızın öğrenme kayıplarını gidermek amacıyla akademisyenlerimiz ve meslektaşlarımız ile birlikte öğrencilerimize yönelik içerikler üreteceğiz." diyerek bu süreçte destek olacak tüm katılımcılara teşekkür etti.
Rehberlik Hizmetleri Daire Başkanı Sayın Serpil ALTUNCU VAROL; Türkiye'de, özel eğitim hizmetlerinin güçlendirilmesi, özellikle deprem ve savaş gibi travmalar yaşayan çocuklar ile risk altındaki gruplara yönelik hizmetlerin güçlendirilmesi, bu çocukların sosyal ve akademik gelişimleri için büyük önem taşımaktadır, dedi. Ayrıca, erken tanılama ve erken müdahale hizmetlerinin yaygınlaştırılması ile özel eğitim ihtiyacı olan çocukların potansiyellerini en üst düzeye çıkarabilmelerine ve karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelebilmelerine yardımcı olunabileceğini vurguladı. Bu noktada risk grubundaki öğrencilerin öğrenme kayıplarını gidermeye yönelik öğretmenler için nesnel bir kriter geliştirmenin öneminden bahsetti. Bu kapsamda öğrenme kaybı olan çocuklarımıza yönelik çıkarılacak olan içeriklerin oldukça kıymetli olduğuna değinerek sözlerini tamamladı.
Yürütülen bu çalışma aynı zamanda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin Köklerden Geleceğe şiarını benimseyerek; kültürel değerlerine bağlı, sorumluluk alabilen, empati kurabilen ve ahlaklı öğrenciler yetiştirme amacına katkı sunması da beklenmektedir.




