KOSTÜMÜNÜZ DEĞİŞSE DE GERÇEĞİNİZ DEĞİŞMEZ!
Mizah, bir seviye meselesidir ve herkes kendi bilgi, birikim ve duruşu ölçüsünde mizah üretebilir. Bu yüzden mizahın kalitesi onu yapanın dünyaya bakışıyla doğru orantılıdır. Karınca ve ağustos böceğinden başka bilgi ve birikimi olmayanların mizah seviyeleri, Nemrut’un ateşine “SAFIM BELLİ OLSUN!” diyerek su taşıyan karıncanın TESlimiyetini anlama seviyesine asla erişemeyecektir. Hakikati idrak etmek o yolda yürümeyi göze almakla mümkündür ve bizim TESlimiyetimiz irfan isterken bizi anlamak ise insan olmayı gerektirmektedir. “Nereye gidiyorsun?” diye sorulan karıncanın “Hacca gidiyorum!” cevabına “Sen bu hızla ölene kadar varamazsın ki” diyenlere, “Olsun, varamasam da yolunda ölürüm!” cevabı bizim TESlimiyetimizdeki azmin ve inancın en sade nişanesidir.
“Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız!” şiarımız bizim yol haritamızdır ve bu değerler uğruna ortaya koyduğumuz duruşa sonuna kadar TESlimiz! Sizin teslim olduklarınız bizim elimizin tersiyle ittiklerimizdir! Bu hafta birileri, kamu çalışanlarımıza izah edemedikleri acziyetlerini basit mizahlarının arkasına saklama çabasıyla kendilerince “Karınca” rolüne bürünmüşler.
Öyle ya, pek de haksız sayılmazlar! Zira kendilerini olduklarından farklı göstermeye, kameralar önünde ötüp masada susmaya pek bir alışkındırlar. İki yılda bir ortaya çıkıp cırcır böceği gibi ses çıkaran, ardından uzun süre sessizliğe gömülenlerin bugün karınca kostümü giymesi başlı başına bir mizah örneği olmuştur. Antenlerini ovuşturarak “Acaba ağustos böceği olduğumuzu unutturabilir miyiz?” çabası ise aslında bu ironinin en açık ve en gülünç göstergesidir. Mücadele anlayışları da ironileri kadar basit olan bu zihniyete karşı kamu çalışanlarının en temel beklentileri açıktır ve ötelenemez niteliktedir.
Aylık alınamayan enflasyon farkları, ağır bir yük haline gelen vergi dilimi, kuşa döne ek ders ücretleri konusunda susarlar! Seyyanen zamların emeklilere neden yansıtılmadığı, yıllarını bu ülkeye hizmetle geçiren emeklilerimizin neden mağdur edildiği sorsanız cevapsız bırakırlar! Ama bilinsin ki bu sorunlara kulak vermek yerine konuyu mizahla örtmeye çalışmak, aslında sorunun büyüklüğünü gizleyememekte aksine daha da görünür kılmaktadır. Yamalı bohçaya dönen sendikal seviyeleri gibi mizah seviyeleri de ilköğretim seviyesinde olanlar iyi bilsin ki mizah anlayışı ile gerçek değişmez, sadece kullanılan söylemler ve takılan kostümler değişir.
Ve sizin ne söylemleriniz ne de kostümleriniz bu hakikatlerin üzerini örtmeye yetmez. Kamu çalışanlarının beklentileri de sorunları da nettir ve görmezden gelinmeye devam edildikçe bu gerçek Türkiye’nin sendikası olan Türk Eğitim-Sen tarafından her fırsatta kendini daha güçlü bir şekilde hatırlatacaktır.
TESLİMİYETİMİZE gelince: TESlimiyetimiz, günü kurtarmaya, görüntüye ya da kostümlere değil, hakikate ve inandığımız değerlere adanmış bir duruştur.
Bu duruş, ne söylemlerle ne de değiştirilen kostümlerle şekillenir. TESlimiyetimiz, kökü sağlam bir inancın ve sarsılmaz bir irfanın tezahürüdür. Teslimiyetimiz, boyun eğmek değil hakikatin safında dimdik durmaktır. Ve biz, maddeye manadan daha çok önem veren sizlerin asla anlayamayacağı bu TESlimiyeti sonuna kadar taşıyacağız.
·
Görüntüleme






